Ana Sayfa Balkanlar Adriyatik Yolunda Son Osmanlı Kalesi: Poçiteli

Adriyatik Yolunda Son Osmanlı Kalesi: Poçiteli

  • Salih EROL

Bu yılın yaz tatilini ailecek Balkanlar’da geçirdik. Balkan seyahatimizin en güzel duraklarından birisi olan Poçiteli’den (Poçitelj) bahsetmek istiyorum biraz.

Saray Bosna’dan Adriyatik Denizi’ne doğru, Güneybatı yönünden yaklaşık 160 km ilerlediğimiz vakit Poçiteli’ye varmış oluyoruz. Bu güzergâhta en fazla bilinen ve ziyaretçi akınına uğrayan yer Mostar’dır. Ancak dikkatle inceleyecek olursak, güzelliği ile Mostar’ı dahi gölgede bırakan iki şehir göreceğiz:

Bunlardan birincisi Saraybosna ile Mostar arasında bulunan ve başkente sadece altmış kilometre uzaklıkta bulunan Konyiç (Konjic) Şehridir. Mostar’ınkinden daha muhteşem bir köprüye sahiptir Konyiç. Bu köprü Adriyatik’e doğru gaza ruhuyla akan askerlerimize bir namazgâh vazifesi görmüştür.

Tıpkı Mostar ve Poçiteli gibi muhteşem Neretva Nehri manzarasına kurulmuş Konyiç şehrini ve köprüsünü doyasıya seyrederken bizim Konya ile ilgili o bilindik deyişi Konyiç’e uyarlamak zor olmadı: “Gez dünyayı; gör Konyiç’i”!

Konyiç’ten itibaren hep Neretva Nehrinin güzelliğiyle adeta dans ederek ilerlersiniz ve Mostar’a ulaşırsınız. Mostar’dan sonra Neretva’yı yaklaşık otuz kilometre kadar takip ettiğinizde tabiat karşınıza muhteşem bir kale – şehir daha çıkarır ki, bunun adı Poçiteli’dir.

Doğal ve sarp bir büyük kaya kütlesi üzerine kurulmuş muhteşem bir kaledir Poçiteli. Konyiç’ten ve Mostar’dan daha küçük bir yerleşimdir Poçiteli. Buraya köy demek daha münasiptir. Poçiteli Kalesi, Neretva Nehri’ne ve bu nehrin oluşturduğu vadiye kuş bakışı bir yükseklikten bakar. Osmanlı Devleti, asırlar boyunca Adriyatik’ten gelen tehlikeleri Poçiteli’de yok etmiştir.

(Şişman İbrahim Paşa) Medresesi, (Hacı Aliya) Camileri, Hanları, Hamamları, Saat Kulesi ve muhteşem taş evleriyle tekmîli birden bir Osmanlı yerleşimini Adriyatik Deniz’i civarında görmek isterseniz bu yer Poçiteli’den başkası olamaz.

Günümüzde Gavran Kopetanoviç Konağı olarak adlandırılan muhteşem sivil mimari eseri de 16. Yüzyıla uzanan geçmişiyle bir Osmanlı evidir aslında. Yugoslavya döneminde burası yazarlara, sanatçılara tahsis edilmiş bir fikir ve yazı evi işlevi görüyormuş. Zaten, Poçiteli, insana ilham veren bir özelliğe sahip.

Fatih Sultan Mehmed, İstanbul’un fethinden on yıl önce, 1463’te Bosna’yı fethetmişti. Bu şanlı fethin Saraybosna’dan Adriyatik’e doğru uzaması için Osmanlı Ordusu senelerce mücadele etti ve 1471’de Poçiteli Kalesi zapt edildi. Osmanlı ilerleyişinin karşısında Papa’nın ve Macar Krallığı’nın desteğiyle set çekmeye çalışan Hırvat kuvvetleri Poçiteli’den çıkmak zorunda kaldılar.

Bu güzel ama o zamana kadar bakımsız şehrin Osmanlı hakimiyetinde en görkemli dönemini yaşadığını yabancı kaynaklar dahi tasdik eder.

Evliya Çelebi, 1664’te ziyaret ettiği Poçiteli’ye hayran kalmış ve seyahatnamesinde bu sevimli küçük kale şehrinin ayrıntılı bir tasvirini sunmuştur. Köprülü Fazıl Ahmet Paşa’nın kethüdası Şişman İbrahim Paşa, çok sevdiği Poçiteli’yi her biri Neretva’nın boynuna asılmış birer inci tanesi gibi duran medrese, han, hamam ve konaklar yaptırmıştır ve ünlü seyyah Evliya Çelebi’yi bu muhteşem şehirde ağırlamıştır. Seyyahların Evliyası, 1664’te ziyaret ettiği Poçiteli’ye hayran kalmış ve seyahatnamesinde bu sevimli küçük kale şehrinin ayrıntılı bir tasvirini sunmuştur.

Burada İbrahim Ağa Efendimizin sarayında kaldık. Valideleri kadın efendi hazretleri hakire (Evliya kendini kast ediyor burada) bir oda döşeyip, bütün yiyecek ve içeceklerimizi verdi. Oğlunun mektuplarını validesine tapşırınca keyfinden o anda hakire bir kat elbise, bir bohça çamaşır, on bin akçe ihsan edip kalenin temaşasına gönderdi. Kaleyi Fatih devri vezirlerinden Üsküplü Koca Mustafa Paşa Venedik’ten almıştır. Hersek Sancağı toprağında Polgay Kazası naipliğine bağlıdır. Kalede bir dizdar ve elli adet hisar eri mevcuttur. Kale çok sağlamdır. Bir demir kapısı güneye açılır. Hendeği yoktur. Nehir tarafı gayya gibi bir uçurumdur. Kale içinde dizdar ev, anbar ve bir küçük mescid vardır. Nehre inen bir su kulesi vardır; iki yüz basamakla inilir. Kale ancak beş yüz kadar adam alır. Hurda şahî topları vardır. Kale kapısı daima kapalı durur. Elli nefer gece nöbet bekler. Düşman nehirden yüzüp, tulumlarla bu tarafa geçecek olursa derhal işini bitirirler. Kalenin hemen dışında yüz elli kadar hâneli bir varoş bulunur. Burada bir cami vardır. Kapısı üzerinde şöyle yazar: Kad buniye hazel cami-i şerif sahib ül hayrat vel hasenat el-hacc Ali bin Musa Ağa. Sene: 971 (1563 yılı).  

Bu camiyi Kethüda İbrahim Ağa’nın ataları yaptırmıştır. Biraderi el-hacc Ömer Ağa nehir kenarında bir imaret yaptırmıştır; gece – gündüz ekmek ve çorbası boldur. Cuma gecesi yahni, pilav ve zerde verirler. Kasabanın bir mektebi, medresesi, han ve hamamı vardır. Havası çok güzel olduğundan meyvesi boldur…”

İşte böyle uzayıp gider Evliya’nın Poçiteli hakkında yazdıkları.

 Poçiteli, yakın zamanlarda (1993’te) Hırvatların barbarca yıkımına maruz kalmasına rağmen Osmanlı kimliğini bırakmamıştır.

Tarihi dokusu ve doğal güzelliğiyle Poçiteli, günümüzde UNESCO’nun dünya mirası listesinde bulunan bir yerdir.

Neretva’nın kenarında güzel dinlenme mekânları olan kahveler ve restoranlarda huzurla vakit geçirebilir; taş evlerin arasından yükselen basamaklı yoldan yukarılara çıkıp doyumsuz manzaralar yakalayabilirsiniz.

Poçiteli ahalisinin büyük çoğunluğunu misafir-perver Boşnak kardeşlerimiz teşkil etmektedir. Onlardan güvenle Poçiteli hatırası olarak özgün hediyelik eşyalar alabilirsiniz.

Unutmayınız ki, burası Bosna – Hersek’ten Adriyatik’e uzanan yolda kendinizi evinizde hissedebileceğiniz son menzildir. O yüzden başlıkta da belirttiğimiz gibi “Adriyatik’e doğru son Osmanlı kalesi” diye nitelendirilmeyi hak etmektedir.

Siz Poçiteli’yi mutlaka görün.

Biz Karadağ’a doğru gitmek üzere yolumuza devam edelim.

Seyahat yâ Resulullah!

391 Toplam Okuma, 1 Bugün

Salih EROL

Salih EROL

Eğitimci ve Tarih araştırmacısı – yazar. Lisans öğrenimini Balıkesir Necatibey Eğitim Fakültesi Tarih Öğretmenliğinde tamamladı. Anadolu Üniversitesinde Tarih bölümünde yüksek lisans ve doktora yaptı. 1998’den beri Bursa’da öğretmenlik yapmaktadır. Birisi Türk Tarih Kurumu’ndan olmak üzere iki kitabı ve çok sayıda makalesi yayınlandı.

Comments

Comments