Ana Sayfa Genel Tarih Antik Çağ Anadolulu Tanrıça Kybele’nin Roma Pantheonuna Girişi

Anadolulu Tanrıça Kybele’nin Roma Pantheonuna Girişi

  • Alper Can

Giriş

İnsanoğlunun yerleşik hayata geçtikten sonra kurduğu ilk kentler “Bereketli Hilal” denilen bölgede yer alır. Anadolu Yarımadası bu bölgeye olan komşuluğu nedeniyle kentlerin ve kültlerin doğuşuna, gelişimine ve değişimine sahne olmuştur. En erken dönemlerde başlayan ana tanrıça kültü zamanla çeşitli toplumlarda değişik biçimlere bürünmüştür ve etkilerini günümüze değin sürdürmüştür. Bu inancın görünümlerinden biri de Kybele kültüdür. Antik çağda Yunan ve Roma dünyasında “Anadolulu Tanrıça” olarak tanınan Kybele M.Ö. 1. binde Anadolu’da ortaya çıkmış, değişik toplumlara etki etmiş, onların ilahları arasına girmiştir. Bu çalışmada Kybele kültünün Roma inanç sistemine girişi incelenecektir.

Kybele Kültünün Gelişimi

Kybele tarih boyunca pek çok toplulukta gözlemlenmiş olan Ana Tanrıça inancının bir yansımasıdır. Yunan tanrıçalarından Gaia ile, Minos tanrıçalarından Rhea ile özdeştir. Strabon Kybele kültünün Thrak kavimleri arasında yaygın olan Kotyto ve Bendis kültleri ile Kybele kültü arasındaki benzerliklere dikkat çeker[1]. En önemli özelliği evrensel analığı ve bereketi simgelemesidir. Aynı zamanda vahşi doğanın da hakimidir. Bu özelliği yüzünden tasvirlerinde sıkça yanında iki aslan ile betimlenir. Ana tanrıça kültünü M.Ö.  8. yüzyılda benimseyen Frigler Geç Hitit döneminde Anadolu’daki krallıkların ana tanrıçası olan Kubaba’dan esinlenerek kendi tanrıçalarına Kybele dediler. Tanrıçanın en önemli kült merkezi Gordion yakınlarındaki Pessinus’ta bulunuyordu. Burada bulunan bir siyah gök taşı parçası tanrıçanın simgesiydi. Pesinus’taki tapınak hadım rahipler tarafından yönetilir ve bölgeye hakim olan devletin sağladığı ayrıcalık ile varlığını sürdürürdü. Friglerin Kimmerler tarafından yıkılmasından sonra Kybele kültü Batı Anadolu’da, Lidya krallığı sınırlarında yayıldı. Bu krallığın yıkılmasından sonra ise Kybele kültü dilenci rahipler aracılığıyla tüm Akdeniz dünyasına yayıldı. Her yıl bahar başlangıcında (15 mart),efsanedeki sevgilisi Attis ile buluşmasını kutlamak için Kybele onuruna Megalesia Festivali düzenlenirdi. Roma dininde Kybele adına düzenlenen en dikkat çekici tören Taurobolium adını alırdı. Bu törende bir boğa tanrıça adına kesilir, boğanın kesildiği bölümün altına ise akan kanların sızabileceği şekilde bir çukur kazılırdı. Günahlarından arınmak isteyen bir gönüllü çukura girer, boğanın akan kanları ile tüm vücudunu yıkardı (Bkz. Şekil 1-2). Bilinen en eski taurobolium töreni M.S. 134’te Puteoli’de yapılmıştır.

Kybele’den bahseden pek çok antik kaynak vardır. Bunların bir kısmında sadece adı geçerken bir kısmında da Phrygia’lı olduğuna vurgu yapılmaktadır. Tanınmış yazarların Phrygia’lı Kybele’den bahsettikleri satırlardan bazıları aşağıda verilmiştir:

-Pseudo-Apollodorus :Yunan destan yazarı, y. M.S. 2. yy, eseri: Bibliotheca 3. 33

-Apollonios: Rodoslu şair, M.Ö. 3. yy, Argonotlar Destanı yazarı

-Diodoros Scilus: Sicilyalı tarihçi, M.Ö. 1. yy, Bibliotheke Historike (Tarih Kitaplığı)5.49.1-6

-Strabon: Amaseia’lı coğrafyacı, M.Ö.1- M.S.1. yy, Geographika Kitap 10 Kısım 3 Bölümler:7-9-10-12-13-15-18-21-22, Kitap 12 Kısım 5 Bölüm 33

-Ovidius, Latin şair, M.Ö. 1-M.S. 1.yy, Fasti 4.181

-Plinius(yaşlı) Romalı bilgin, M.S.1. yy, Naturalis Historia (Doğa Tarihi) 5.147

-Statius: Romalı şair, M.S. 1. yy, Thebaid, 10.170 ve 12.144

Kybele Kültünün Roma’ya Geçişi

Kybele kültünün Roma’ya geçmesinden ilk bahseden kaynak Titus Livius’tur. Roma Tarihi adlı eserinde şöyle anlatır[2] : II. Pön Savaşı’nın sürdüğü günlerde Sibyl kehanet kitaplarında yer alan bir bölüm yeninde keşfedilir. Buna göre bir yabancı düşman eğer İtalya içlerine kadar ilerlerse onu ülkeden çıkarmanın yolu Pessinus’taki Magna Mater’i Roma’ya getirmek olacaktır. Romalılar Dephi’deki kahine danışıp ondan da aynı kehaneti dinleyince yola çıkarlar. MÖ 204’te Pergamon yakınlarında karaya çıkan Romalılara Pergamon kralı Attalos I yardımcı olur. Pessinus’ta bulunan ve tanrıçayı simgeleyen siyah taş aynı yol ile Roma’ya götürülür. 4 Nisan 204’te Roma’ya büyük törenler eşliğinde giren Kybele Palatinus Tepesi’nde inşa edilen tapınağa yerleştirilir. Olayın gerçekleştiği tarihte her sene tanrıça adına festival düzenlenir. Tanrıçanın Roma’ya getirilmesinin yarattığı coşku ile olsa gerek, Romalılar II. Pön Savaşını kazanırlar. Aynı olayları İskenderiyeli tarihçi Appianus da aktarır[3].

İmparatorluk döneminde Kybele kültü Roma’da daha da önem kazanır. Augustus kendi ağzından Palatinus tepesinde tanrıçaya yeni bir tapınak yaptırdığını söyler[4]. İmparator Claudius  ise Kybele kültünün hamiliğini üstlenir, tanrıça adına yeni bir festival başlatır[5]. Roma’daki Kybele tapınağının baş rahibine Roma vatandaşı olma hakkı tanınır. Geç imparatorluk döneminde Kybele kültü Galya’ya, Kuzey Afrika’da Mauretania’ya kadar yayılmış, önemini M.S. 4. Yüzyıla değin korumuştur. Kybele kültünün özellikle tarımla uğraşan yerleşik toplumlarda ve kadınlar arasında yaygın olduğu görülmektedir.

Sonuç

Heredotos Etrüsklerin İtalya Yarımadası’na Anadolu’dan göç ettiklerini yazar[6]. II. Pön Savaşı sırasında Kartaca baskısından bunalan Romalılar çareyi Sibyl kitaplarına başvurmakta bulurlar. Bu kitaplar, Aeneas’ın Troia’dan gelirken yanında getirdiğine inanılan kitaplardır. Kybele kütünün Anadolu’dan Roma’ya ithali bu iki olgunun ışığında değerlendirilince ortaya bir sonuç çıkmaktadır. Bir toplumun kendisinden daha yüksek kültüre sahip bir toplumdan kültürel unsurları alması ve içselleştirmesi uygarlık tarihinde sık görülen bir durumdur. Roma uygarlığı da Anadolu ve Yunanistan uygarlıklarını ışığından yararlanabileceği bir lamba gibi görmekte, sıkıştığında, ihtiyaç duyduğunda çeşitli kültür ögelerini almaktan çekinmemektedir. Antik çağ dünyasında toplumlar arasındaki kültürel etkileşimin bu denli yoğun ve yakın iken hangi uygarlığın daha üstün olduğu ya da medeniyetin hangi topraklarda doğduğu şeklindeki kısır tartışmalar olsa olsa ideolojik sebepler ile yapılabilir.

KAYNAKÇA:

-Ando C., “Exporting Roman Religion”, A Companion to Roman Religion, Rüpke J. (ed.), Blackwell Publishing, 1. bs., 2007

-Beard M., “The Roman and the Foreign: The Cult of the Great Mother in Imperial Rome”, Shamanism, History and the State, Thomas N ve C. Humphrey (ed.), University of Michigan State Press, 4. bs. 1999

-Bruce F. F., “Babylon and Rome”, The Evangelical Quarterly 13(1941): 241-261

-Hançerlioğlu O., Dünya İnançları Sözlüğü, Remzi Kitabevi, İstanbul, 2000

-Hornblower S. Ve A. Spawforth (ed.), The Oxford Classical Dictionary, Oxford University Press, Gözden geçirilmiş 3. baskı, New York,  2003

– Shipley G. vd.(ed.), Cambridge Dictionary of Classical Civilazation, Cambridge University Press, 2006, Cambridge

-Smith W.LL.D.(ed.), Dictionary of Greek and Roman Biography and Mythology,  Brown and Company, Boston, 1867

[1] Strabon, Geographika, X.3.15-16

[2] Livius, Roma Tarihi, XXIX.10-11

[3] Appianus, Roma Tarihi, VII.9

[4] Res Gestae Divi Augusti, iv. 8

[5] Bruce F. F., “Babylon and Rome”, The Evangelical Quarterly 13, s.251

[6] Herodotos, Historiai I.94

EKLER

Resim 1: İznik’te bulunmuş Kybele heykeli- İstanbul Arkeoloji Müzesi

Şekil 1 ve 2: Taurobolium: Tanrıça için kesilen boğanın akan kanı platformun altında duran gönüllülerin günahlarını yıkıyor.(altta:Bernhard Rode tarafından yapılmış gravür – y. 1780)

Madrid – Kibele Meydanındaki çeşme

Kybele Roma yolunda- M.S. 1. yy – ayna süslemesi – Neapolis

287 Toplam Okuma, 1 Bugün

Alper CAN

Alper CAN

1971 yılında Erzurum’da doğdu. 42 yıldır Bursa’da yaşıyor. 1996’da Hacettepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nden mezun oldu, serbest diş hekimi olarak çalışıyor. 2009’da Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Arkeoloji Bölümü yüksek lisans programından mezun oldu. Aynı yıl Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih bölümünde başladığı doktora eğitimini yarıda bıraktı. 2003’te Nilüfer Kent Konseyi gönüllüsü oldu. Bu kurumda tarih, felsefe, edebiyat alanındaki çalışmaları grupla birlikte sürdürüyor. Bursa’nın kültür sanat alanlarını kapsayan internet sitesinin (www.bursadakultur.org) 12 senedir yayıncısı. “Antik Çağ Sözlüğü” ve “Kadim Bursa” adında iki kitap yayınladı.

Comments

Comments