Ana Sayfa Genel Tarih Kültürel Tarih Bursa’da özel radyoculuğun öncülerinden Mehmet Önür-Cemal Elmas

Bursa’da özel radyoculuğun öncülerinden Mehmet Önür-Cemal Elmas

  • Ekrem Hayri PEKER

Bursa’da yetmişli yıllarda okul radyoları vardı. Ancak 12 Eylül’de kapatıldılar. O dönem de çıkarılan yasalarla Meterooloji gibi kamu kurumlarının da radyoları kapatıldı. Radyo ve televizyon tekeli TRT’ye verildi. Farklı radyo dinlemek isteyenler yabancı radyoları veya Budapeşte radyosunu dinleyebiliyordu.

Uzan ailesinin Özal’ın oğluyla kurduğu Star televizyonu ve süper FM radyosuyla bu zinciri kırdı. 1992’de Anadolu’da pıtrak gibi radyolar kurulup, yayına başladı. 1992 ve 1993 yıllarında çok sayıda radyo faaliyete geçti. Bursa’da kurulan ilk radyolar; Bursa FM (adı sonradan Radyoaktif oldu), Radyo Venüs, Radyo Jet ve 1993 yılının ağustos ayında faaliyete geçen Radyo Press idi. Arabesk FM, Radyo 2000, Vatan FM, Radyo Şok, Şafak FM, Genç FM gibi sayısız radyo açıldı. Günümüzde o yıllardan bugüne kalanlar Şampiyon FM, Radyoaktif, Hilal FM ve Uludağ FM gibi birkaç radyo.

Denizli’de Almanya’da beraber çalışmış iki ailenin birisi bir radyo kurar. Yetişkin çocukları da arkadaştır. Bu heves onlara da geçer. Yayın için uygun bir il ararlar. Bursa’yı tercih ederler.

1963 doğumlu Mehmet Önür’ün radyo serüveni böyle başlar. 1992 yılında Bursa’ya taşınır ve Radyo Venüs’ü kurar. Vericisinin gücü 30 wattır. Koruyucu Han’da faaliyete geçer. Daha sonra Uluyol’a taşınır.

Bursa’nın ilk radyolarından biri faaliyete geçer. Özel radyoculuk yeni bir alandır.  Radyoyu açan kişi dışarıdan gelmiştir. Emniyet “Bu nereden çıktı” diye tedirgindir. Ortada henüz yasal mevzuat yoktur. Kabadayılar haraç için gelir…

Radyo, ilk açıldığında kasetten arabesk ve fantezi türü şarkılar çalar. Sıkıntılar zamanla aşılır. Ulusal ve yerel reklam ajanslarıyla bağlantıya geçilir. Reklam toplamak için eleman alınır. Sonra spor, kültür, sağlık, hukuk konulu programlar yapılmaya başlanır.

Radyo Venüs’ün başarısı örnek olur ve kısa sürede Bursa’da 60’a yakın radyo açılır. Bu dönemde açılan radyolardan Şampiyon FM, Özlem FM, Barışcı Ajans’ın kurduğu Uludağ FM, Radyo 16 ve KHK kararnameyle kısa bir süre önce kapatılan Radyo Şimşek bu güne kadar ayakta kaldı. Mehmet Bey’i dinleyelim:

“Çok sayıda spiker ve programcı yetiştirdim. Bazıları hala radyoculuk alanlarında faaliyet gösteriyorlar. Çalışanlarıma eğitim verdim. Radyoda çok sayıda sanatçı ile söyleşi yaptığım. İzzet Yıldızhan, altı-yedi programa katıldı. Gülben Ergen ve Hakan Peker’de programlarımıza katıldılar. Unutamadığım bir olay da Safiye Ayla’nın davetimizi kırmayıp, radyoma konuk olmasıdır. Ünlü Antrenör Piontek, Bursaspor’u çalıştırırken spor programımıza katılmıştı.

Şafak Dershanesi sahibi Gıyasettin Bingöl’e radyo kurması için yardımcı olduk. Başka radyo kurmak isteyenlere de yardımcı olduk.

Radyolar halk tarafından kısa sürede tutuldu. TRT’nin koyduğu yasaklar dinleyicileri bezdirmişti. Bir telefonla istedikleri parçayı dinleyebiliyorlardı. Biz de dinleyicilere en yeni şarkıları dinletebilmek için deyim yerindeyse Bursa’daki 5-6 kasetçinin önüne deyim yerindeyse çadır kurardık.  Kasetçilere telefonlarımızı bırakmıştık. Yeni kaset geldiklerinde bizi aralardı. Yeni kaset dolduran şarkıcılar, bu alana yeni girenler çalmamız için bize kasetlerini getirirlerdi. Sonra CD çıktı, aynı usul devam etti.

Programcılar, şarkıları ayarlamak için yarım saat uğraşırlardı. Bilgisayar çıkınca programcılara iş kalmadı. Çalınacak şarkıları birkaç dakika içinde arka arkaya diziyorsunuz.

Bir dönem radyolar kapatıldı. Tansu Çiller, “Radyoları özgür bırakacağım” vaadiyle başbakan oldu. Radyolar kapatıldığında araba antenlerine siyah kurdele takması için çağrıda bulunduk.  Deyim yerindeyse tuhafiyecilere çalıştık. Dinleyicilerimiz evlerindeki siyah kurdeleleri dağıtmamız için bize getiriyorlardı.

Piyasa oluştuktan sonra yayıncılık için ağır şartlar getirildi. Anonim şirket olmak, hissedarların yüzde yirmiden fazla hisse sahibi olamaması gibi şartlar vardı. Bu kısıtlamalar 2012 yılında kalktı.

1995 yılında Afyon’un Dinar ilçesinde deprem oldu. Depremzedelere yardım için valilikten izin alarak bir yardım kampanyası düzenledik. Esnaftan topladığımız hiç giyilmemiş giysilerden oluşan 60-70 koliyi valiliğe teslim ettik. Burada edindiğimiz tecrübeyle 1999 Yalova-Gölcük depremi için başarılı kampanyalar yürüttük. Topladığımız yardımları iletilmesi için Valiliğe teslim etti. Radyoculuğa en ağır darbeyi Erkan Mumcu’nun kültür bakanı olduğu dönemde çıkardığı “Telif Hakları Yasası” vurdu. Kurulan dört müzik kuruluşu bize göre ağır telif ücretleri istemeye başladılar. Radyocular olarak ulusal bir dernek kurduk, çalışmamızla istenen telif ücretlerinde indirim yapılmasını sağladık.

Bursa’da kurduğumuz Marmara Radyocular Derneği verimli bir çalışma sergileyemedi.

Masraflar iyice ağırlaştı. İlk yıllarda 30 Watlık vericiyle radyom çevre illerde dinleniyordu. Sonra frekans kirliliği çıktı. 2000 Wata kadar çıktık. Elektrik giderimiz çok arttı. Reklam gelirimiz ise çok düştü.

Kamu ve belediye haberlerini çok verdik ama onlardan reklam desteği alamadık. Oysa kamu ve belediye haberlerini duyuruyorduk. Yerel sorunları dile getiriyorduk.

24 yıl sonra radyomu bu yılın altıncı ayında ulusal yayın yapan Virgin radyo’ya kiraladım.

Elimde 1500-2000 kaset, binden fazla CD hatıra kaldı.”

*

Gelelim en ilginç öyküye. 1954 yılında Mustafa Kemal Paşa’nın “Soğucak” adında bir orman köyünde doğan Cemal Elmas’ın babası inşaat ustasıydı. 1960 yılında Susurluk’a taşınırlar. Türkçeyi ilkokulda öğrenir. Sonra babası Mustafakemalpaşa’ya yerleşti. İlkokulu Mustafakemalpaşa’da bitirdi. Okulu bitirir bitirmez meslek sahibi olmak için terzi Kamil Işık’ın yanına çırak verilir. Babası ortaokula yazdırmaz. Cemal Elmas bunun üzerine usta bir terzi olmayı hedefler ve ilk 12 yaşında pantolon diker.

Radyoya olan merakı Mustafa Kemal Paşa’da başlar. Bir arkadaşı radyo tamircisinde çalışmaktaydı. Çalıştığı terzinin yanından çıktıktan sonra radyocuda ücretsiz çıraklık yapmaya başlar. Televizyon yoktu. Cemal Elmas, buradan da haftalık almaya başlar. Terzilikten bir ayda kazandığını burada bir haftada almaya başlar.

1968 yılında ailesi Bursa’ya taşınır. Değişik terzilerin yanında kalfalık yapar. 1974 yılında Barış Harekâtı sürerken askere alınır. Askerden geldikten sonra terziliğe devam eder. 1977 yılında Münevver Hanım’la evlenir. 1992 yılına kadar terzi kalfalığını sürdürür. Ustası ölünce Gümüşçeken Çeşmeli Han’da ki dükkanı devralır ve kendi hesabına çalışmaya başlar.

Bu yıllarda devletin radyo ve telsiz üzerindeki yasaklar kalkmıştır. FM kanalları açılmıştır. Deyim yerindeyse pıtrak gibi özel radyo yayınları başlamıştır. En çok Radyo Tek’i dinlemektedir. Radyo Jet, Arabesk FM, Şampiyon FM, Venüs FM, Olay FM, Radyo S, Radyo Sempati, Genç FM, İmaj FM, Genç FM, Uludağ FM, Radyo Aktif, Radyo Ajans, Tempo FM, Şafak FM, Üç Ay FM…

Bu dönemde İstanbul’da Süper FM’de Kadir Çöpdemir çok meşhur olmuştu. Setbaşı Mavi Köşe’de yeni açılan Bursa Alem FM’e gidip gelmeye başladı. Akşamları buraya gidip program yapmaya başlar. Dinleyicilere ufak tefek hediyeler vermesi programa ilgiyi arttırır. Diğer radyolar da bu tür hediyeler vermeye başlar.

Radyoculuk, programcılık rüyalarına girmektedir. Bu arada Mega Aşk radyosunu Ömer Altın satın almış ve spiker aramaktadır. Cemal Elmas akşamları radyoda çalışmaya başlar ve kısa sürede dinleyici sayısı artar. İsmini kullanmaz, “Kafkas Kartalı” takma adını kullanır. Bir süre sonra patronuyla ters düşer ve ayrılır.

Ayrılık Cemal Elmas’a çok koyar. Bu arada Çarşamba Pazarı’nda bir emlakçının radyo vericisi sattığını öğrenir ve satın alır. Ali İhsan diye bir arkadaşı frekansı ayarlar ve Elmas FM 101.1 den 18 Şubat 1994 tarihinde test yayına başlar. Radyo evi terzi dükkânının bir köşesidir. Önce kasetten yayın yapar. Arabesk kasetleri çalınır. 1 Nisan 1994’te bir arkadaşı ona güzel bir mikrofon hediye eder. Bu tarihten sonra canlı yayına başlar.  Farklı bir yöntem uygular ve dinleyicilerden beğendiklerini kasetlerini çalmak için ister. Dinleyicilerden kaset yağar. Radyonun vericisi diğerlerine göre zayıftır (15 Watt) ama dinleyicisi çoktur. İzleyici artınca terziliğe ara verir. Sabaha kadar yayın yapar. Yayın sırasında bayılınca yanına birisini alır. Sonunda deneyimli bir spiker alarak rahatlar.

Terzi dükkânındaki radyo herkesin ilgisini çeker. Gelenlerden dükkânda oturacak yer kalmaz. Yetişmek için elaman alır. Kısa sürede 12 kişiyi yetiştirir ve hepsine yayın saati verir. Elmas FM sabah 8 de yayına başlayıp gece 12’de Süper FM’e bağlayıp eve gidiyormuş. Radyonun adını Süper Elmas FM olarak değişir. Radyoda şiir okunur ve tanınmış kişilerle röportaj yapılır. Diğer radyolarda onu taklit ederler. İstekte bulunanları o kadar hızlı olur ki “Bursa’nın en hızlı istek okuyanı” lakabı takılır.

Radyosu Mega Aşk radyosunun yayınına bağlayarak destek verir. Ünü yayılan Elmas’a İstanbul’da yayın yapan Süper FM ve Jest FM’den programcı olması için teklif gelir. Fakat Bursa’dan ayrılmayı düşünmez. Amatörlerin çabalarıyla radyo piyasası oluşmuş, izleyici sayısı artmıştı. Radyolar reklam pazarından pay almaya başlamıştır. Devler piyasaya girmeye karar vermişler, bunun için gerekli yasaları çıkartmışlar.

Bir sabah radyonun kapısından televizyoncular, gazeteciler içeri dalarlar.  Flaşlar art arda patlamaktadır. Cemal Bey önce olayı anlayamaz, radyosu kapatılacaktır. Cemal Bey şirketleşmemiştir. Test yayını adı altında yayın yapmaktadır. Cemal Elmas radyo dinleyicileriyle bir veda konuşması yapar. Dinleyicilerine “TRT’yi protesto etmek için antenlerinize siyah kurdeleler takın, belki bir gün görüşürüz” der. Ertesi gün Hürriyet Gazetesinde “Bursa’nın en büyük radyosu Elmas FM kapatıldı” diye manşet oldu. İlerleyen günlerde arabaların antenlerinde siyah kurdeleler görünce sevildiğimi anladım. Radyoyu kapatıp, terziliğe döndüm. İş yerini Okçular’a taşıdım. Terzi dükkânının bir köşesine kurduğum radyo vericisiyle kaçak olarak müzik yayını yaptım. Kimse bir şey demedi.

Radyoda canlı yayın yapıyordum. Konuklarıma bir saat zaman ayırıyordum.  Güncel sorunlarımızı işlediğimiz bu programda konuğumuz bazen esnaf, bazen bir doktor oluyordu. Güllü diye meşhur olan bir arabesk şarkıcıya besteler yapan bestekâr Kemal Taşçeşme’yi programa çıkardım. O zaman meşhur değildi. Bir saat program yaptı. Programda saz çaldı.  O dönemde radyoculuk yapan çok farklı insanlar vardı. Bursasporlu Hacı Murat’da bir radyo açmıştı. Kurduğu Radyo Venüs, Çarşamba pazarındaki Akarsu Pasajı’nda idi. Halk Bilimleri konusunda araştırma yapan Turan Çalay, bu radyoda yağlı güreşler konusunda bir program yapmıştı. Koca Mestan lakaplı Cazgır Recep Karabıçak ile beraber yağlı güreş konulu bir programda İki Romen de davul zurna çalıyordu. Yağlı güreşi çok seven Cazgır Koca Mestan, yağlı güreşlerin yapıldığı Çalı’ya gömülmeyi vasiyet etmiş ve Çalı’ya defnedilmiş.

Üç ay sonra TRT yetkilileri ziyaret etti. Yıl sonuna kadar bir firma kurarsam yayın yapabileceğimi söylediler ama ekibim dağılmış, dinleyicilerimden kopmuştum.

Kapısını Bursa Alem FM’in sahibi çalar. Onunda radyosu kapanmıştır. Onun vericisi daha güçlüdür (25 Watt). Cemal Beyi ortak yayına ikna eder. Vergi dairesine yakın bir yerde tekrar faaliyete başlar. Radyonun adı Elmas Alem FM’dir.  Cemal Elmas radyoyu yönetir. Ortağı reklam işlerine bakar. Ancak reklam gelirlerinden Cemal Elmas’a pay düşmez. Üç ay sonra bir gece yayına son verir. Terziliğe döner. 23 yıl terzilik yapar ve 60 yaşında terziliği bırakır.

Son radyosunda gece programlarında takma isim kullanır. “Gece Kuşu” ismiyle program yapmaya başlar. Yıllar sonra televizyonda aynı adla bir başkası da program yapmaktadır; Okan Bayülgen, kendisine “Bu isim nereden aklınıza geldi” diye sorulduğunda şunları söyler; “Bursa’da Santral Garaj’da lokantaların birinde yemek yerken radyodaki sunucu ‘Gece Kuşu’ diye yayın yapıyordu. İsim çok hoşuma gitti. Bende o isimden etkilendim.

Radyonun yayın gücü zayıftı. Güçlü vericisi olanlar yayınımı bastırıyordu. Bende mecburen yer değiştirdim. 6-7 kez frekans değiştirmek zorunda kaldım.

*

İsmini vermek istemeyen ve bu alana sonradan giren bir başka radyocudan o yılları dinleyelim. “Uludağ Üniversitesi meslek yüksek okulunu bitirdim. Teknik eleman olarak radyo dünyasına girdim. Uludağ Üniversitesi son sınıfta okuyan doktor adayı Yılmaz beni Radyo Tempo’da teknik eleman olarak soktu. Radyo’nun sahibi Ahmet Bey’di. Cihazları bir alacağına karşı Eskişehir’den almış.

“Bir gün radyo yayındayken, yayın odasına girmek istedim. İçeride yayıncılar reklam okuyorlarmış. Reklamlar radyoların tek geliriydi. En iyi şekilde yapılmaya çalışılırdı. Kapıya birkaç kez vurdum. Birkaç dakika sonra kapı açıldı. Radyo sahibi öfkeyle “Kapıya ısrarla vurdun,  canlı yayındayız. Gürültü reklam spotlarını bastırıyordu”. Gayri ihtiyari. “Niye kasetten okumuyorsunuz” dedim. Daha sonra reklamları kasete aldık. Reklamları kasetten vermeye başladık. Sesin güzel dediler, zorladılar ben de program yapmaya başladım.

O yıllarda radyolar kaset doluydu. Dinleyici isteklerini bu kasetlerden bulup çalıyorduk. En usta programcı bile kasetten istenen şarkıyı iki dakikada bulurdu. Daha sonra kasetteki şarkıları bulan kasetçalarlar çıktı. Daha sonra CD’ler çıktı. Şarkıcılar önce kasetlerini, sonra CD’lerini çalmamız için gönderiyorlardı. Daha sonra Bakan Erkan Mumcu, Avrupa’nın baskısıyla telif yasasını çıkardı. Ardından kurulan birlikler yüksek telif ücretleri istemeye başladılar. Bu da radyoların sonunu getirdi. Bu yüzden radyolar kapanmaya başladı. En son 56 ilde ayın yapan Selim Demirören’in sahibi olduğu İstiklal FM, bir yıl sonra kapandı. Şimdi genç şarkıcılar şarkılarının çalınması için yüksek meblağlar ödüyorlar. Üstelik şarkılar Youtube ve internette serbestçe çalınıyor ve dinleniyor.

Radyo Karadeniz’i kitlelere duyuran Selim Bey, Yıldırım Belediye Başkanı Ramazan. Altınöz’ün canlı yayında Karadenizlilerle ilgili gafına seyirci tepkisini zor yatıştırdık dedi. O yıllarda tanınan programcılar Şoför Nalan ve Nevin vardı.

O yıllardan aklımda kalan en güzel şey “Radyoma dokunma” kampanyasıydı. Radyolar kapanınca tüm dolmuşlar siyah kurdele takmışlardı.  Radyocu Salih Bey, yayın aracını minibüse yüklemiş, oradan yayın yapmaya başlamış. Polislerde yayını izleyerek kendisini bulmuşlar.”

Her alanda olduğu gibi bu alanda da tekelleşme başlar. Amatörler bu alandan çekilir, güçlüler ayakta kalır. Büyükler reklam pastasına göz dikerler. Orta büyüklükteki radyolar genel giderlerin artmasına dayanamazlar. Kimisi çekilir, kimisi frekanslarını büyüklere kiralamaya başlarlar.

Öykümüz şimdilik burada sona erer.

* * *

Yılmaz Akkılıç – Bursa Ansiklopedisi (2001), Cilt-4, sayfa 1444
Madde yazarı: Tayfun Çavuşoğlu

Bursa’da özel radyoculuğun ilk günleri şöyle anlatılıyor.

331 Toplam Okuma, 1 Bugün

Ekrem Hayri PEKER

Ekrem Hayri PEKER

Kimya mühendisi, araştırmacı, yazar, STK yöneticisi. Bursa Mustafa Kemal Paşa’da (1954) doğdu. Anadolu Üniversitesi Kimya Mühendisliği bölümü mezunu. TUBİTAK veri tabanına kayıtlı “Teknoloji tabanlı Başlangıç Firmalarına Özel İş Geliştirme” mentörü, C Grubu iş Güvenliği uzmanı olarak Nano kimyasalların tekstil materyallerine uygulamalar konusunda üniversitelerde konferanslar verdi. Yayınlanmış kitaplarından bazıları: "Kuşçubaşı Hacı Sami Bey", "Özbek Mektupları", "Yeşim Taşı - Ön Türkler ve Türk Tarihinden Kesitler", "Kafkasya'dan Anadolu'ya - Zekeriya Efendi". Belgeseltarih.com kurucu ortağı, yazarı ve yayın yönetmenidir.

Comments

Comments