Ana Sayfa Osmanlı Tarihi İngilizlerle ayrı bir barış antlaşması yapmak istiyordu, ölü bulundu

İngilizlerle ayrı bir barış antlaşması yapmak istiyordu, ölü bulundu

  • Ekrem Hayri PEKER /

Osmanlı padişahı Abdülaziz’in henüz şehzade iken doğan oğludur. Beklenmedik bir şekilde öldüğünde Osmanlı Hanedanı’nın en büyük erkek çocuğu olarak veliaht sıfatını taşıyordu.

VELİAHT YUSUF İZZETTİN EFENDİ (10 Ekim 1857 – 1 Şubat 1916)

10 Ekim 1857 tarihinde Dolmabahçe Sarayı’nda doğdu. Babası Abdülaziz, annesi ise Dürrinev Başkadınefendi’ydi. Doğduğunda amcası Abdülmecit padişah olarak hüküm sürmekteydi.  O yıllarda babası Abdülaziz gibi şehzadelerin tahta çıkana kadar çocuk sahibi olmamaları kuralı geçerliydi. Yusuf İzzettin Efendi bu kurala aykırı olarak doğmuştu. Bu nedenle babasının tahta çıktığı 1861 yılına kadar dört yıl boyunca varlığı gizlendi. 10 yaşındayken babasıyla birlikte Avrupa gezisine katıldı. 14 yaşındayken 1 Eylül 1871 tarihinde babası Sultan Abdülaziz tarafından Müşir rütbesiyle Hassa Ordusu komutanlığına atandı ve bu görevini Ocak 1873’e kadar sürdürdü. 19 yaşındayken babası Abdülaziz tahttan indirildi ve kısa bir süre sonra makasla bilekleri kesilmiş olarak ölü bulundu. Şehzade, genç yaşta babasız kaldı.

Babasının ölümünden sonra, o dönemde geçerli olan hanedanın en yaşlı erkeğinin tahta çıkması kuralına geçerliydi. Abdülaziz’in ölümünden sonra, önce amcasının, Abdülmecit’in oğulları V.  Murat  ve II. Abdülhamit sırasıyla tahta çıktılar. Daha sonra da V. Mehmet  Vahdettin, 27 Nisan 1909 tarihinde tahta çıktığı zaman hanedanın padişahtan sonraki en yaşlı erkeği olarak veliaht durumuna yükseldi. Osmanlı Devleti’ni yurt dışında çeşitli törenlerde veliaht sıfatıyla temsil etti. 1910 yılında Birleşik Krallık kralı VII. Edward’ın cenaze, 1911 yılında da V. George’un taç giyme törenlerinde bulundu.

Veliaht İzzettin Efendi, Çanakkale Cephesi’ne ziyarette…

1.Dünya Savaşı yılları sırasında Enver Paşa’nın izlediği siyasete ayrı düştü ve onu sertçe eleştirdi. Hükümet işleriyle yakından ilgilendi. Çanakkale Savaşları sırasında bizzat cepheyi ziyaret etti. Bu ziyaretler sırasında Enver Paşa ile herkesin içinde münakaşa etti. Hükümetten ayrı olarak barış görüşmeleri yaptı.

1916 yılı Şubat ayında İngilizler ve Fransızlar Çanakkale’den çekildiler. Sarıkamış faciasından sonra Almanlar Osmanlı askerinin savaş gücünü görmüşlerdi.  Ancak Osmanlı Devleti,  Almanlardan istediği yardımı alamamıştı. Bu durum devlet kademelerindeki bazı yetkililerini arayışlara itiyordu. Bunların başında Veliaht Yusuf İzzettin Efendi geliyordu. Veliaht ve ona bağlı üst düzey bürokratlar İngiltere ile ayrı bir barış yapılmasının imparatorluk için doğru olacağını ileri sürerek harekete geçtiler. Veliaht ve ekibine göre, Çanakkale Zaferi’nin ülkenin itibarını kurtarmıştı.   İki taraf onurlu bir barış yapabilirdi.

Veliaht, bu süreçte Almanya’ya bir seyahat düzenledi, daha sonra Viyana’ya geçti. Veliaht, Viyana’dayken adamlarını İsviçre’ye gönderdi. Burada İngilizlerle bağlantılı olan çevrelerle temasa geçtiler. Ayrıca ABD’nin İstanbul Elçisi Henry Morgentau bu görüşmelere aracılık yapıyordu.  Ancak, Morgentau, ikili oynuyor; bir yandan da Paris ve Londra’daki Siyonist çevrelerle temasını sürdürüyordu.  Büyükelçi, faaliyetlerini yönetimde kargaşa çıkması için Almanlara da sızdırıyordu. İttihatçılar, böylece bu durumdan haberdar oluyordu.

Bu faaliyetler sürerken Sırbistan Almanlar tarafından tamamen işgal edildi ve böylece Almanya Osmanlı Devleti arasında bağlantı sağlanmış oldu. Bulgaristan daha önce Teşkilat-ı Mahsusa’nın faaliyetleri sonucu Almanya ve Osmanlı Devleti safında savaşa girmişti.

Ancak Padişah Mehmet Reşat, yaşlı ve sağlık problemleri vardı. Her an vefat edebilirdi ve yeri veliaht Yusuf İzzettin Efendi’nin geçmesi tüm dengeleri değiştirebilirdi.

Ancak 1 Şubat 1916 tarihinde beklenmedik biçimde Zincirlikuyu’daki köşkünde ölü olarak bulundu. Ölüm nedeni intihara bağlı kan kaybı olarak kabul edilse de, İttihatçıların onu öldürttüğü de iddialar arasındadır. Yusuf İzzettin Efendinin ölümünden sonra  Mehmet Vahdettin veliaht oldu,

Beklenildiği gibi Temmuz 1918 tarihinde Padişah Mehmet Reşat vefat etti. Mehmet Vahdettin İttihatçılarla hiç sevmiyordu. Hemen padişahlığı kabul etmedi. Padişah olunca ilk icraatı başkomutanlığı Enver Paşa’dan kendi üzerine almak oldu

Tarihçi İlber Ortaylı,  müttefik Almanya’nın da bu olaydaki şüpheliler arasında olduğunu iddia eder. Çünkü veliaht savaştan çekilmek ve İtilaf Devletleri ile müstakil bir anlaşma yapmaktan bahsetmekteydi. Ortaylı, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun son imparatoru VI. Karl’ın bu gibi bir talebi sonrasında Almanya tarafından özür dilemek zorunda bırakılmasını buna örnek gösterir.

Veliaht Yusuf İzzettin Efendi, II. Mahmut Türbesi’ne, babası Abdülaziz’in yanına defnedildi.

*

Ayrı bir barış anlaşması isteyen kişi de Yakup Cemildi. Yakup Cemil, barış için Enver Paşa’yı devirmek istiyordu. Yakup Cemil, Enver Bey’in Harbiye Nazırı olması için Talat Paşa ’ya baskı yapmış, bu konuda bir grup subayla padişahla görüşmüştü.

Bir yandan savaşın uzaması, diğer yandan Enver Paşa’nın rütbesini yükseltmemesi Yakup Cemil’de bir kırıklık yaratmıştı.

Yakup Cemil, İttihat ve Terakki’nin fedailerindendir. Yakup Cemil,   Çerkes ve Lezgi kökenli bir Osmanlı subayıdır. İstanbul’da doğdu. 1903’de Teğmen rütbesiyle Harp Okulu’ndan mezun olmuştu. İlk görev yeri Manastır’da konuşlanan 6. Nizamiye Piyade Tümeni idi. Burada Enver Paşa’nın emrinde bulunmuş ve hayatı boyunca da Enver Paşa’nın en yakınındaki adamlarından biri olmuştur. II. Meşrutiyet dönemine kadar Makedonya bu bölgede görev yapmıştı. Bulgar, Sırp, Yunan, Arnavut çetelerine karşı mücadele etti. Gayri Nizami Harp tecrübesini bu dönemde kazandı. İttihat ve Terakki’ye katılması da yakın arkadaşlarının etkisiyle aynı dönemdedir.

İhtilalin ardından İttihat ve Terakki cemiyetince 1909 yılında İran’a gönderildi. Görevi, daha önceden kaldırılmış olan meşrutiyeti yeniden ilan ettirmek üzere yeraltı faaliyetlerinde bulunmaktı. Yol boyunca, bölgedeki Kürt aşiretlerinin desteğini toplayarak ilerledi. İranlı meşrutiyet yanlıları ile işbirliği yaptı. 31 Mart olaylarının patlak vermesiyle İstanbul’a çağrılınca görevini bırakmak zorunda kaldı. İsyan bastırıldıktan sonra Ermeni ayaklanmaları sebebiyle müfettiş-i umumi olarak Adana’ya gönderildi. 1910 da gazeteci Ahmet Samim Bey’e düzenlenen suikastın faili olduğu iddia edildi ancak bu iddia ispatlanamadı.

1911’de İtalyan işgaline maruz kalan Kuzey Afrika’daki son Osmanlı toprağı Trablusgarp’ı (Libya) kurtarmak amacıyla başlatılan mücadeleye katıldı. Trablusgarp yoluna Kurmay Binbaşı Mustafa Kemal Bey (Atatürk) ile çıktı. Başta Kurmay Binbaşı Enver Bey olmak üzere İttihat ve Terakki’nin en önemli komutanları Trablusgarp-Bingazi eksenine gelmişti. Yakup Cemil yine Enver Bey’in emrindeydi. Yerel halkı örgütleyerek gerilla savaşını başlattılar. Bu esnada düşmana bilgi sattığından şüphelendiği Teğmen Şükrü’yü bir gece çadırına gelerek uykusundan kaldırıp kafasına bir kurşun sıkarak öldürmüştür. O gece karargâh karışmış ve Yakup Cemil bir çılgınlık daha yapmaması için İstanbul’a gönderilmiştir.

1912’de başlayan Balkan Savaşları’na 4000 cezaevi mahkûmundan oluşan gerilla ordusuna katıldı. Bu ordu ile beklenenin üzerinde yarar sağladılar. Yakup Cemil, Bab-ı Ali binasına ilk giren baskıncılar arasındaydı. Baskın esnasında karşılarına çıkan ve “Siyasete karışmayacağınıza söz vermiştiniz sözünüz bu muydu?” diyen Harbiye Nazırı Müşir Nazım Paşa’yı “bu herife laf anlatılır mı” deyip şakağından vurmuştur. Bu olayın etkisiyle kısa bir süre sonra, yüzbaşı rütbesinde iken ordudan atıldı. Yine de aynı yıl Garbi Trakya Muvakkat Hükümeti’nin kurulmasıyla sonuçlanan muharebe döneminde Enver Bey’in emrinde orduda gönüllü olarak yer aldı.

1914 de Teşkilat-ı Mahsusa’nın resmen kurulmasıyla bu kuruma alındı ve ilk görev yeri olarak da Doğu Anadolu belirlendi. 2000 kişilik mahkûm ordusuyla yola çıktı.  Bölgedeki diğer ordu birlikleriyle çeşitli zaferler kazandı ancak Ardahan’da ciddi bir yenilgiye uğradı ve geri çekilmek zorunda kaldı. Yenilginin sebebi ise, Rus askerlerine karşı gerilla mücadelesi yerine, cephe savaşını seçmeleriydi. Bunun üzerine Ermeni çetelere karşı mücadele etmekle görevlendirildi. 1915 de alınan kararla Erzurum ve çevresindeki Ermenilerin tehcir edilmesini organize etti. Tehcir süresinde emrini verdiği bazı komitacıların yargısız infazları nedeniyle bu görevinden de alındı. Yeni görev yeri olan Bitlis’te, emirleri ihlal edip çıkan isyanlara karşı aşırı sert davrandığından dolayı, bu sefer de Bağdat’a gönderildi. Bağdat cephesinde de emirleri ihlal etti ve fevri olarak emrettiği bir taarruzda bölüğünün büyük kısmını kaybetti. Bu olay cephe günlerinin de sonu oldu

İstanbul günlerinde İttihat ve Terakki yönetimi ile ters düştü ve İtilaf devletleri ile barış için İttihat ve Terakki hükümetini ikna, bu mümkün olmazsa darbe ile devirme planları yaptı. İttihat ve Terakki hükümetini dağıtmak, İtilaf devletleri ile barış yapacak bir hükümeti yıkmak istiyordu. Başkomutan ve Harbiye Nazırı adayı ise Mustafa Kemal’di. İttihat ve Terakki içindeki entrikaların sonucunda Talat Bey grubunun Enver Paşa’yı kandırması sonucunda hükümeti devirmeye teşebbüs ve Harbiye Nazırı Enver Paşa’ya suikast suçlamasıyla tutuklandı. Enver Paşa Yakup Cemil’in idam edilmesinden yana değildi. Ancak Enver Paşa’nın yurtdışında bulunmasını fırsat bilen Talat Paşa, Yakup Cemil’in idamına karar verdi. 11 Eylül 1916 günü kurşuna dizilerek idam edildi.

 

KAYNAKÇA

-Ahmad, Feroz İttihat ve Terakki, İstanbul-2000,
-Alpay, Kabacalı, Talat Paşa’nın Anıları, İstanbul-2011
-Aydemir, Şevket Süreyya, Enver Paşa, İstanbul-1975
-Bardakçı, Murat, son Osmanlılar, İstanbul-2006
-Bardakçı, Murat, Talat Paşa’nın Evrak-ı Metrukesi, İstanbul-2013
-Boğuşoğlu, Mahmut, Birinci Dünya Savaşı’nda Türk Savaşları, İstanbul-1990
-Çavuşoğlu, Tayfun, Çanakkale 1915 Yalanlar İftiralar Polemikler, İstanbul-2014
-Çiçek, Hikmet. Dr. Bahattin Şakir, İstanbul-2007
-Enver Paşa’nın Anıları (19-1908) , Hazırlayan: Halil Erdoğan Cengiz, İstanbul
-Ertem, Şefik Birinci Dünya Savaşı’nda Avrupa’da Yüz Bin Türk Askeri İstanbul, 1992
-Ortaylı, ilber, Atlas Tarih, sayı:6, s, 57, İstanbul-2011
– Peker, Ekrem Hayri, Teşkilat-ı Mahsusa’dan Kuşçubaşı Hacı Sami, İstanbul-2011
– Sorgun, Taylan, Halil Paşa, İttihat ve Terakki’den Cumhuriyete Bitmeyen Savaş, İstanbul-2004
– Stoddard, P,Teşkilat-ı Mahsusa, İstanbul-1993
-Tansu, Semih Nafiz, İki Devrin Perde Arkası, İstanbul-2011

650 Toplam Okuma, 7 Bugün

Ekrem Hayri PEKER

Ekrem Hayri PEKER

Kimya mühendisi, araştırmacı, yazar, STK yöneticisi. Bursa Mustafa Kemal Paşa’da (1954) doğdu. Anadolu Üniversitesi Kimya Mühendisliği bölümü mezunu. TUBİTAK veri tabanına kayıtlı “Teknoloji tabanlı Başlangıç Firmalarına Özel İş Geliştirme” mentörü, C Grubu iş Güvenliği uzmanı olarak Nano kimyasalların tekstil materyallerine uygulamalar konusunda üniversitelerde konferanslar verdi. Yayınlanmış kitaplarından bazıları: "Kuşçubaşı Hacı Sami Bey", "Özbek Mektupları", "Yeşim Taşı - Ön Türkler ve Türk Tarihinden Kesitler", "Kafkasya'dan Anadolu'ya - Zekeriya Efendi". Belgeseltarih.com kurucu ortağı, yazarı ve yayın yönetmenidir.

Comments

Comments