Ana Sayfa Kafkasya Kırım Hanları ve Çerkesler

Kırım Hanları ve Çerkesler

  • Ekrem Hayri PEKER

Altınordu’nun dağılma sürecinde Çerkesya bağımsızlığına kavuşmuştu. Kırım Hanlığı’nın kuruluş döneminde Taman Yarımadası ve Kırım’a yakın bölgelerde yaşayan Çerkesler ister istemez hanlığın etki alanına girdiler. 1380 yılında Altınordu Hanı Çerkes Bek’tir. Adı Cenevizlerle yapılan bir antlaşmada adı geçer.  Bu hanın hükümdarlığı kısa sürmüştür.

Kırım’ın Osmanlı hâkimiyetine girmesi ve Fatih’in Kefe’yi almasından sonra (1475) Çerkes kabileleri Osmanlı Devleti’ne bağlanmak istediler. Bu amaçla İstanbul’a heyet gönderdiler. Ancak Fatih Sultan Mehmet’in 1481 yılında ölümünden sonra tahta geçen oğlu II. Beyazıt, Çerkesya’yı Kırım Hanlığına bağladı.

Bu olayı Cevdet Paşa Tarih-i Cevdet’te şöyle yazar, “…Rusların Kabarda’yı işgali bu tarafta yaşayan kabileleri perişan etti. Onlar Devlet-i Aliyye’de sığınma ve himaye aramak zorundaydılar. O sırada Besleney kabilelerinin reisi Kızıl Bek namına Hacı İsmail, Timurkoy kabileleri Aslan Bek namına Hacı Muhammed adındaki kişiler Bab-ı Âli’ye gelerek şu beyanda bulundular: ‘Kabarda ve diğer Çerkes kabileleri Devlet-i Aliyye’nin kadim hizmetkârlarıdır. Onlar, Sultan Beyazit Veli zamanına kadar daimi olarak savaş ve barış zamanlarında süvari adıyla hizmette bulundular. Daha sonra Koca Hacı Giray Han, Beyazıt Han’dan adı geçen kabilelerin kendi hizmetine verilmesi talebinde bulunduğunda, o da bu talebi kabul etti ve o günden beri bu kabileler Kırım hanlarının hizmetindedirler.”

(Tarih-i Cevdet, III/156-157, Osmanlı Döneminde Kırım Hanlığı, V.D. Simirnov, s,168)

Kırım’a yerleşmiş Çerkeslerler hanlıkta önemli görevler aldılar.  Onun dışında Çerkesler Kırım Tatarları için köle ve haraç kaynağı idiler. Taman Yarımadası’na yakın Çerkes Jane Kabilesi en fazla saldırıya maruz kalan kabileydi. Hanların ilişki kurduğu diğer kabile ise Besleneylerdi.

Kırım hanları Çerkes kabileleriyle “atalık” ilişkilerinin yanı sıra siyasi ilişki kurdular. Taht mücadelesini kaybeden veya hayatını tehlikede gören hanzadeler Çerkeslere sığındılar.

Tarihi Peçevi’de Kafkas dağları için Çerkes dağları ifadesini kullanır, “Deşt denilen bölgenin Güney sınırlarında Astrahan Gölü ve Karadeniz yer alır. Eğer Çerkes dağları olmasa bu iki deniz birbiriyle bitişirdi.”(a.g.e.s, 64)

Altınordu Devletine son darbeyi Mengli Giray indirmiştir. Altınordu Devleti’ne karşı Ruslarla ittifak yapan Mengli Giray, Altınordu hanları Seyyid Ahmet ve Şeyh Ahmet’i bozguna uğratmış, 1502 yılında Altınordu başkenti Saray kentini yakıp yıkarak bu devlete son vermiştir.

Kırım’daki Kefe şehri şehzade sancağı haline getirildi. Önce Şehzade Mehmet, o ölünce Şehzade Selim’in oğlu Süleyman sancak beyi oldu.

Rus kaynakları 1500’lü yılı nisan ayında Mengli Giray’ın adamlarıyla Kiev’deki Çerkeslerin çarpıştığı yazılıdır. Kırım Hanlığı Çerkesya’ya giden yolu kontrol etmek için bir hisar kurmuşlardır. Mengli Giray’ın Altınordu ile savaşırken ordusunda Çerkesler de bulunuyordu.

Giray hanedanıyla Çerkesler’in Besleney kabilesi arasınbir atalık ilişkisi bulunuyordu. Hazarfen Hüseyin Efendi, “Telhisû’l Beyan fi Kavanin Âl-i Osman” adlı eserinde “…Taman kazasında sakin olan Çerkes taifesinin ki nihayeti Jane Çerkesi’ne müntehidir. Bunlarda ahkâm-ı şeriyye fi’l-cümle icra olunur. Bunlardan istikâh olunmaz (köle alınmaz). Jane’den Kabartayi Çerakise’ne varınca harbi lerdir. İstirkâhları sahihtir (köle edinilmesi caizdir). Böyle olmaları ile yine hanlara havfen mütidirler (handan korktukları için itaat ederler). Hatta ‘üzerimize sefer etmesin deyü, beher sene han hazretlerine ve kalgay, Nurettin sultanlara pişkeş namına Çerkes esirleri ihda (hediye) iderler. Silahdar Ağa, han tahtına varis olarak doğan her çocuk için üçyüz Çerkes çocuğu verildiğini yazar.(a.g.e.s,222)Besleney prensesleri de Kırım hanzadeleriyle evleniyorlardı. Han Canıbek’in annesi Çerkesti.

Kırım hanlarının Çerkes kabilelerine köle için saldırmalarının sebeplerinin başında kendini tahta oturtan, kollayan Osmanlı vezir ve beylerinin Çerkes Cariye ve kölelere olan düşkünlüğüydü. Oysa hanlıktaki taht kavgaları sırasında giraylar Çerkes kabilelerine sığınıyorlardı. II. Gazi Giray Kırım tahtına çıktığında kardeşi Mübarek Giray Çerkesya’ya kaçtı ve ölene kadar orada yaşadı.  Kırım hanlarının Çerkeslerin üzerine yaptığı seferlere Kefe’deki Çerkesler de katılıyorlardı. (a.g.e. s,230) Babasına isyan eden Şehzade Selim, yenilince Kefe’ye, oğlunun yanına kaçtı. Tarihçi Remmal Hoca, Şehzade Selim’in köle ele geçirmek için Jane Çerkeslerine saldırdığını yazar.

Hanlardan Sahip Giray, Osmanlı’da olduğu gibi kapıkulu oluşturdu. Bu kapıkulları içinde Çerkesler de vardı. Devlet Giray döneminde Kefe Sancakbeyi Kasım Bey’in önderliğinde Don ve İtil’i birleştirmek için yapılan seferde Çerkesler Devler Giray’ın ordusunda görev aldılar.

Kırım tahtına Gazi Giray’ı geçirmek isteyen Osmanlı yöneticileri Kırım’ı i,yi bilen Çerkes Handan ağa’yı görevlendirdiler. İslam Giray’ın döneminde Devlet Giray’ın çocuklarından Şahin Giray Çerkesya’ya kaçtı. Daha sonra Anadolu’ya geçerek Celali isyancılarına katıldı.  Tarihçi Peçevi’nin yazdığına Gazi Gazi giray döneminde Çerkesya’yı kontrol etmek, çıkan isyanları bastırmak için bir kale kurmuştur. İslam Giray’ın hanlığı döneminde Kefe Beylerbeyi İslampaşazade, Çerkesya’da halka zülüm ettiği için idam edilmiştir.

Bahadır Giray zamanında 1637-1641) Jane Çerkesleri ikiye bölünür. Bahadır Giray’ın küçük oğluna Antonak adında bir bey atalık olur. Kabile yönetiminin kardeşine verileceğini düşünen abisi Hakşumak, kardeşinin üzerine yürür ve onu mağlup eder. Bunun üzerine Kırım hanı üzerine yürür ve Hakumak Azak beyine sığınır. Han, Hakumak’ın topraklarını işgal eder ve ona tabi Çerkeslerden çok sayıda esir alır.

Mehmet Giray Han, Bab-ı Âli tarafından azledilince Çerkesya’ya kaçtı. Oradan da Dağıstan’a geçti ve ölünceye kadar orada yaşadı.

I.Selim Giray zamanında Ruslar’ın elindeki Çihrin kalesini kuşatan Osmanlı ordusunda Abaza Kör Hüseyin Paşa adında bir komutan da vardır.

Mirzalar hanlık tahtındaki II. Hacı Giray’a (1683-1684) isyan ederler. Han, birkaç Çerkes kölesiyle Mankup’a kaçtı.

I.Selim Giray’ın ikinci saltanatı sınıra dayanan Rus ordusunu, hanın Tatar, Çerkes ve Kumuklardan oluşan ordusuna yenildi.

  1. Safa Giray’a (1691-1692) ordusuyla Osmanlı ordusuna katılması için Kapıcılar Kethüdası Çerkes Yusuf Ağa gönderilir. Selim Giray’ın üçüncü hanlığında (1692-1699)Kırım Rus tehditi altındadır. Savaşa katılamayan han, kendisine karşı oluşacak tepkiyi hafifletmek için Bab-ı Âli’ye Çerkes kız ve gulamlarından oluşan hediye gönderir.
  2. Devlet Giray’ın (1699-1702) hanlığı sırasında hayatını tehlikede gören Selşm Giray’ın oğlu Şahbaz Giray, Besleney beyi Timur Pulat’ın evine sığınır. Burada yaşarken Saadet Giray’ın gönderdiği Çerkesler tarafından öldürülür. İsyan eden hanzade Gazi Giray’ın ordusunda Çerkesler de vardı.

O dönemde İstanbul’da silahtarlık ve kaymakamlık görevinde bulunan Osman Paşa, vaktiyle Selim Giray’ın Bab-ı Âli’ye hediye ettiği Çerkeslerdendi. II. Selim Giray’ın dördüncü saltanatı sırasında Özi beylerbeyi Çerkes Yusuf Paşa’ydı.

Selim Giray’ın hanlığında Devlet Giray, Nogayların desteği ile isyan edince hanın kalgayı Saadet Giray Çerkesya’ya kaçmıştı.

III. Gazi Giray (1703-1709), Rus tehditine karşı Nogaylar ve Çerkeslerle birlik olması gerekirken tersine bir tutum sergiledi.  Karlofça Antlaşması ile Ruslardan ve Lehlerden alınan haraç gelirlerinden mahrum kalan hanlar ve Kırım beyleri gözlerini Çerkesler dikmişti.

Kaplan Giray’ın hanlığında (1707-1708) Kırım baskısından bunalan Kaberdeyler, Beştav’dan kaçıp Necan Dağı’nın olduğu bölgeye göç etmişlerdi. Han, kalgay görevini yürüten kardeşi Mengli Giray’ı göndererek Çerkesleri eski topraklarına dönmeye çağırdı. Çerkes aullarını dolaşan Mengli Giray Çerkesleri ikna edemedi. Han bunun üzerine bir ordu topladı. Bab-ı Âli, Kefe beylerbeyine bir ferman göndererek hanın seferine katılmasını emretti.

Üzerine gelen ordudan çekinen Kaberdeylerin beyi Kurguk Bey, hana bir elçi göndererek kendilerine dokunulmaması şartıyla büyük miktarda esir ve değerli eşyalardan oluşan vergi ödemeyi teklif etti. Ordusuna güvenen han, bu teklifi reddetti. Bu Çerkesleri çok öfkelendirdi. Gerisini Tarihçi Raşid Efendi’nin Muhtasar Tarihi ve Silahtarağa Tarihi’nden okuyalım; “Kırım’a her yeni han atanışında Çerkes beyleri geleneğe uygun olarak hediye adı altında 300 köle sunarlardı. Fakat Kaplan Giray, bu miktarı az bularak ‘Üç binden azını kabul etmem’ dedi. Bunun üzerine Çerkes beyleri kendi aralarında iştişare ettikten sonra şöyle dediler. ‘Bu miktarda köle hediye etmek adet haline geldiğinde her 15-20 yılda bir han değişirdi. Şimdi ise her yıl bir han değişiyor. Biz kimin çocuklarını vereceğiz? Şimdi Çerkeslerin önemli bir kısmı Müslüman olmuştur. Her köyde, her aulda mescitler ve medreseler kuruluyor. Ve gençler beş vakit namaz kılıyorlar ve medrese eğitimi alıyorlar. Şeriatın emrine uyarak gavurlarla cihat etmeye giden bu gençleri sıkıştırmaya rızası olur mu? Lütfen bizi anlayışla karşılayın, öbür türlü elimizden gelmez’. Sonra bu kararlarını cevap olarak hana gönderdiler.

Kaplan Giray, ordusuyla Taman’a geçti ve Kabardey topraklarına geldi. Çerkes beyleri kurnazlık yoluna saparak ‘Size istediğiniz miktarda esir vereceğiz, siz de Tatarları dizginletin ve bize üç gün süre verme lütfunda bulunun’. Onların bu etkinliğini kabul eden han, bir vadiye yerleşerek işretle vakit geçirmeye başladılar. Bir gece Çerkesler baskın yaptı ve kesebildikleri kadar Tatarı kesip ortadan kayboldular. Kırım’ın eli silah tutan becerikli çoğu hayatını kaybetti. Canını güçlükle kurtaran han birkaç adamıyla Nogaylar’a sığındı.

Bu yenilgi üzerine kırımlılar, olup biteni Bab-ı Âli’ye bildirerek yeni bir han istediler.  Bab-ı Âli, bunun üzerine II. Devlet Giray’ı ikinci kez han olarak tahta atadı. (a.g.e.s, 449-450) Kaplan Giray’ın ikinci kez tahta çıkması üzerine (1713-1716) Devlet Giray’ın oğullarından Bahadır Giray, Çerkesya’da isyan başlattı. İsyan fazla büyümeden bastırıldı.

III: Saadet Giray zamanında Kırım Hanlığı’nın zayıfladığını gören Çerkesler, köle ve vergi ödemeyi kestiler. Bunun üzerine Saadet Giray, Çerkesler üzerine sefer düzenlemek için Bab-ı Âli’den izin istedi. Bab-ı Âli, izin verdiği gibi Kırım’daki Osmanlı birliklerinin  de bu sefere katılması için ferman gönderdi. Han, kalabalık bir orduyla Kabardey’e girdi ve iki yıl orada kaldı. Kaytuk Bey’in oğulları Kabardey halkıyla Canbulatoğlu’na sığınmak için Kaşka Dağ denen yere kaçtılar. Han, bu seferden bir netice elde edemedi. Çerkesler, bir miktar köle vererek hanın dönmesini sağladılar. Bazı kaynaklarda Saadet Giray’ın Çerkeslere esir düştüğü yazılsa da kesin değildir.

Saadet Giray’ın getirdiği esirlerin dağıtmasını beğenmeyen mirzalar, hanı Bab-ı Âli’ye şikâyet ettiler. Saadet Giray’ın yerine II. Mengli Giray han oldu. Bunun üzerine Mengli Giray karşıtları Çerkesya2ya kaçtı.

Devlet Giray’ın oğlu Bahtı Giray, babasının tahtına oturabilmek için kuvvet toplamak amacıyla Çerkesya’ya gitti. Oradan da Kalmuklara sığındı. Dostu Can Timur üç yıl kadar Şapsuğlar arasında yaşadı. Daha sonra Kırım’a döndü. Bahtı Giray, Çerkesler tarafından öldürüldü.

Kaplan Girayîn üçüncü hanlık döneminde (1730-31)  Osmanlı Devleti İran’a savaş açtı. Savaşa 80 bin kişilik orduyla katılan han, yolda Osmanlı Sultanı adına Çerkes beylerine Sancak, davul, kürk ve para dağıttı. Han, kışı Kaberdey’de geçirdi.

  1. Selim Giray (1743-1745) saltanatında Kalgay Şahin Giray,  Çerkesya’ya sefer yaptı ve 700 esirle döndü. Han, bu esirleri cariye ve gulam olarak Bab-ı Âli’deki önemli zevata gönderdi.
  2. Aslan Giray (1748-1756)zamanında bazı hanzadeler Çerkesya’ya kaçtılar.

Kırım Hanlarından Giray Han, Bab-ı Âli’ye bir rapor göndererek  “Rusların Kaberdey topraklarını ele geçirip Gürcistan’a yol açmak için Kaberdey sınır boylarındaki kale ve mevzileri silahlandırdığını”yazdı.

Kırım Giray’ın azledilme yol açan süreç Çerkesler’e karşı düzenlediği başarız sefer oldu.

Osmanlı Devleti’nin 1768-1774 yılları arasında Ruslarla yaptığı savaşta Kırım Ruslar tarafından işgal edildi. Rus ordusunun ateş gücü karşısında hafif süvari olan Kırım güçleri dağıldı. Kefe’deki Osmanlı kuvvetleri komutanlarının kaçması üzerine Rus ordusuna teslim oldular.

Küçük Kaynarca Antlaşmasıyla Kırım bağımsızlığına kavuştu ve Rus desteği ile Şahin Giray Han ilan edildi. Ancak Ruslar işgal ettikleri şehirlerde garnizon bulundurmaya devam ettiler. Şahin Giray, Rus kuvvetlerinin çekilmesini istediyse de teklifi reddedildi.

Şahin Giray, İstanbul’a bir heyet göndererek antlaşmayla Osmanlı Devleti’ne bırakılan Bucak Tatarları, Çerkesler ve Abazalar’ın Kırım’a bırakılmasını istediyse de bu teklifi reddedildi. Çerkeslerin üzerine düzenlediği sefer de başarısız oldu.

Çerkesler. Osmanlı Devleti’ne bağlandı. Çerkesya’ya gönderilen Ferah Ali Paşa, Anapa kalesini güçlendirdi ve Kırım’dan bölgeye gelen Nogaylar’ı dörde bölüp, Çerkes topyaklarına yerleştirdi.

Şahin Giray’ın yapmak istediği reformlara, ayrıcalıklarının kaldırılmasına isyan eden şirinler ve mirzalar ayaklandılar. Bunun üzerine Ruslar Kırım’ı 1783 yılında ilhak etti.

Kırım tahtından indirilenlerin bir kısmı Rodos Adası’na sürülürken, çoğunluğu Yanbolu, Burgaz, Silivri, Çatalca, Vize, Pınarhisar, Filibe ve Fındıklı’ya sürgün edilmişlerdir.

1,202 total views, 1 views today

Ekrem Hayri PEKER

Ekrem Hayri PEKER

Kimya mühendisi, araştırmacı, yazar, STK yöneticisi. Bursa Mustafa Kemal Paşa’da (1954) doğdu. Anadolu Üniversitesi Kimya Mühendisliği bölümü mezunu. TUBİTAK veri tabanına kayıtlı “Teknoloji tabanlı Başlangıç Firmalarına Özel İş Geliştirme” mentörü, C Grubu iş Güvenliği uzmanı olarak Nano kimyasalların tekstil materyallerine uygulamalar konusunda üniversitelerde konferanslar verdi. Yayınlanmış kitaplarından bazıları: "Kuşçubaşı Hacı Sami Bey", "Özbek Mektupları", "Yeşim Taşı - Ön Türkler ve Türk Tarihinden Kesitler", "Kafkasya'dan Anadolu'ya - Zekeriya Efendi". Belgeseltarih.com kurucu ortağı, yazarı ve yayın yönetmenidir.

Comments

Comments