Ana Sayfa Genel Tarih Kültürel Tarih Hemşinlilerin Kökeni… Doğu Ülkeleri Tarihinin Altın Çağı

Hemşinlilerin Kökeni… Doğu Ülkeleri Tarihinin Altın Çağı

  • Ekrem Hayri Peker

Korykoslu Hayton’dan HEMŞİNLİLERİN KÖKENİ ÜZERİNE

Flos Historiarum Terre Orientis (Doğu Tarihinin Altın Çağı)’in yazarı Kilikya Ermeni kralı I. Hetum’un kardeşi Oşin’in oğludur. 1280’de ağabeyi Toros ölümünün ardından bugün Mersin ilinin Kızkulesi ilçesine tekabül eden Korykos kentinin idareciliğini üstlenen Hayton, 1290’larda Kilikya Ermeni Krallığı’nın önemli şahsiyetlerinden birisi haline gelmiştir.

1305’te tahta geçen Levon’un iktidarının hemen başlarında Kilikya’ya yönelen Memlük ordusuna karşı verilen mücadelede Hayton da yer almıştır. Premonstratensian tarikatına katılmasının ardından Korykoslu Hayton 1306’da Papa tarafından, yazarın Epiphane adıyla andığı, S. Maria de Episcopia manastırının canon regularlığına getirildi. Aynı yıl Kıbrıs’tan ayrılan Hayton, Fransa’daki Poitiers’ye geldi ve Papa V. Clement’in huzuruna çıktı. Bunu Ağustos 1307’de papaya bizzat kendi emri üzerine hazırladığı eserini takdim etmesi izledi.

Siyasetle yakından alâkadar olan Korykos hâkimi Hayton’un hayatındaki bir diğer önemli siyaset alanı Moğollarla temaslarıdır. Hayton, Hülagu’dan başlamak üzere İlhanlıların Ortadoğu’daki faaliyetlerinde yer almıştır.

Hayton, Moğolların Suriye’ye düzenledikleri seferlere katılmasının yanında İlhanlı sarayıyla da temas halindeydi. Eserinde, Moğolların tahta çıkış töreninden bahsettikten sonra “Bu tarih kitabının yazarı olan ben, kardeş Hayton, efendilerini eski kaidelere uygun olarak İmparatorluk tahtına yerleştirmelerinde iki kez bulundum” der.

Hayton, Doğu Tarihinin Altın Çağı adlı eserinde Hemşinlilerin yaşadığı bölgeyle ilgili ilginç bir bilgiyi kitabına almıştır.

Gürcistan Elbruz olarak anılan yüksek bir dağdan itibaren başlar. Ülkede bir birinden farklı pek çok halk yaşamaktadır. Bundan ötürü ülke Alania olarak anılır. Gürcistan batıda Türkiye’nin bazı bölgelerine kadar uzanır. Kuzeyinde Karadeniz, güney sınırlarında Büyük Ermenistan yer alır.

Gürcistan iki kısma ayrılır. Bunlardan birisi Gürcistan, diğeri ise Abhazya’dır. Buralarda iki farklı kral bulunur ki, bunlardan birisi (Gürcistan) Asya hükümdarına tâbidir. Abhaz ülkesinin efendisi ise güçlü ve zaptı imkânsız kalelere sahip olması sebebiyle ne Asya ne de Tatar imparatorları onu hâkimiyet altına alabilmiştir.

Gürcistan Krallığı’nda, söylemeye cesaretim yok ama insanı hayretler içinde bırakan mucizeyi ve tuhaf bir şey ortaya çıkmıştır. Kendi gözlerimle görmedikçe birilerinin anlatmasına inanmam. Ancak kişisel olarak burada bulunmam ve bizzat kendi gözlerimle görmemden ötürü anlatıyorum. Bu ülkede üç günlük yolda bulunan Hanisem denilen bir yer vardır. Burası karanlık ve sisli bir yerdir; hiç kimse birbirini tanıyamaz, dolaşmaya teşebbüs edemez ve patikalarını bilemez. Ahalisi daimi surette yüksek sesli bir inilti ile at kişnemesini ve buradan akan bir ırmağın sesini duyduklarını söyler. Bu efsanenin doğruluğuna Savoreus olarak anılan çok zalim bir Pers kralıyla ilgili Ermeni ve Gürcü krallığındaki hikâyelerden bulabilmek mümkündür. Bu kimse putlara tapar ve Hıristiyanlara acımasızca saldırırmış. Günlerden bir gün Asya sakinlerinin tamamının (huzuruna) gelmesini, putlara tapınmalarını ve bu emre uymayanların yakılarak cezalandırılmalarını emretmiş. Bu durum üzerine bazı dindar Hıristiyanlar putlara tapınacaklarına şehit olmayı seçmişler. Bazıları ise korkularından putlara tapınmışlar ve dünyevi saadetlerini kaybetmemişler. Daha başkaları ise dağlara ve mağaralara kaçmış ve böylelikle takibattan kurtulmuşlar. Mugan olarak anılan yerde sakin olan iyi bir Hıristiyan halk ise putlara tapınmak istemeyerek dünyevi her şeyi arkalarında bırakarak kaçmayı düşünmüşler. Hıristiyanlar, Grek topraklarına ulaştıklarına inandıkları anda imparatorun zalim oğlu ordusuyla birlikte, tam da kaçarlarken yukarıda bahsedilen Hemsem’de onlara yetişmiş. İmparatorun emri üzerine kellelerini uzatmak mecburiyetinde kalmışlar, (ancak tam öldürülecekleri sıra) İsa efendimize yakarmışlar ve sonrasında bu hüzün inançsızların gözlerini karartmış. Hıristiyanlar doğru patikadan ilerleyerek kaçmayı başarmışlar. Lanetli olanlar ise bu karanlık vadide yerleşmek mecburiyetinde kalarak kıyamete kadar buranın sakini olmuşlar. Herkesçe bu şekilde anlatılır ve inanılır.

316 Toplam Okuma, 13 Bugün

Ekrem Hayri PEKER

Ekrem Hayri PEKER

Kimya mühendisi, araştırmacı, yazar, STK yöneticisi. Bursa Mustafa Kemal Paşa’da (1954) doğdu. Anadolu Üniversitesi Kimya Mühendisliği bölümü mezunu. TUBİTAK veri tabanına kayıtlı “Teknoloji tabanlı Başlangıç Firmalarına Özel İş Geliştirme” mentörü, C Grubu iş Güvenliği uzmanı olarak Nano kimyasalların tekstil materyallerine uygulamalar konusunda üniversitelerde konferanslar verdi. Yayınlanmış kitaplarından bazıları: "Kuşçubaşı Hacı Sami Bey", "Özbek Mektupları", "Yeşim Taşı - Ön Türkler ve Türk Tarihinden Kesitler", "Kafkasya'dan Anadolu'ya - Zekeriya Efendi". Belgeseltarih.com kurucu ortağı, yazarı ve yayın yönetmenidir.

Comments

Comments