Ana Sayfa Manşet Leon Cahun’a göre Avrupa’da Ön-Türk izleri

Leon Cahun’a göre Avrupa’da Ön-Türk izleri

Ekrem Hayri PEKER

Ekrem Hayri PEKER

Kimya mühendisi, araştırmacı, yazar, STK yöneticisi. BursaMustafa Kemal Paşa’da (1954) doğdu. Anadolu Üniversitesi Kimya Mühendisliği bölümü mezunu. TUBİTAK veri tabanına kayıtlı “Teknoloji tabanlı Başlangıç Firmalarına Özel İş Geliştirme” mentörü, C Grubu iş Güvenliği uzmanı olarak Nano kimyasalların tekstil materyallerine uygulamalar konusunda üniversitelerde konferanslar verdi. Yayınlanmış kitaplarından bazıları: "Kuşçubaşı Hacı Sami Bey", "Özbek Mektupları", "Yeşim Taşı - Ön Türkler ve Türk Tarihinden Kesitler", "Kafkasya'dan Anadolu'ya - Zekeriya Efendi".
Belgeseltarih.com kurucu ortağı ve yazarıdır.
Ekrem Hayri PEKER

(1841-1900) Yılları arasında yaşamış olan 1841 yılında Alsace’da dünyaya geldi, Kendisini coğrafi ve tarihi araştırmalara adadı. Revue Française’de coğrafyaya ilişkin makalelerini ve Mısır ve çevre ülkelerde yaptığı gezilere ilişkin yazılarını yayımlamaya başladı. 1864’te Mısır, Nubya, Kızıl Deniz’in batı kıyıları ve Anadolu topraklarını keşfe başladı.

1870-71 Fransız- Alman Savaşı’nın sonunda yeniden şarkiyat çalışmalarına döndü ve kendini özellikle Türk ve Tatar tarihini araştırmaya adadı. 1875’te Fransız Millî Kütüphanesi’nde görev yapmaya başladı. Bu sıralarda bir tarihi roman serisi yayımlamaya başladı. Yaygın olarak bilinmeyen tarihi gerçekleri sunmak niyeti ile kaleme alınmış bu kitaplar yoluyla genel tarih ve coğrafyaya katkıda bulunmayı amaçlıyordu. Fenike keşiflerini anlatan “Kaptan Magon’un Sergüzeştleri (1875), Haçlı Savaşları ve Moğol istilaları sırasında bir Müslüman, bir Hristiyan ve bir paganın maceralarını anlatan “Gök Bayrak” (1876), 16. yüzyılda Türk ordu yaşamını anlatan “Yeniçeri Hasan” bu kitaplardan bazılarıdır.

Leon Cahun

1878’de eşi ile beraber seyahatlere çıktı. Suriye’den İzlanda’ya kadar pek çok yere gittiler. Bu seyahatleri ile ilgili yazılar ve makaleler yayımladı. 1890’da Sorbonne’da  Asya tarihi ve coğrafyasına ilişkin ders verdi. Seyahatlerden topladığı materyale dayanarak “Asya’nın Genel Tarihine Giriş” (1896) adlı eseri yazdı. Eser, 3 yıl sonra Necip Asım tarafından Türkçeye çevrildi. Türkçülüğün kuruluşunda rol oynayan ana kitaplardan birisi oldu. Leon Cahun, 30 Mart 1900’de Paris’te hayatını kaybetti. Leon Cahun, 1873’de toplanan Beynelminel Müşteşrikler (Doğu bilimciler) Kongresi (Congrés International des Orientalist)’ ne katılan Kongreye sunduğu bildiride tarih açısından son derede önemli bir tezi açıklar;” Fransa’da Ari Dillere Tekaddüm Etmiş Olan Lehçenin Turani Menşei”

Cahun’a göre, “… Kabletarih (tarih öncesi) bir lehçenin Avrupa’da bıraktığı izi ilk ortaya koyann 1872’de bütün memleketlerdeki taş abideler hakkında yazdığı bir eserde (Rude Mauments in all Countries theire Age and Uses) meşhur İngiliz arkeologu Fergusson, işlenmemiş taş abidelerin mevcudiyeti ile yer isimlerinin fârik (tefrik eden, fark eden) e mümeyyiz (iyiyi kötüyü, doğruyu yanlışı ayıracak durumda olan) şekli arasındaki mütemadi intibaktan dolayı daha o zamanlarda hayretlere düşmüş görünüyordu. Her nerede işlenmemiş taş abideler müterakim  (birikmiş, yığılmış) iseler, oralarda en sık tesadüf edilen yer isimleri “Ak / Ac” ile nihayet bulur. Her nerede aklı yer isimlerine tesadüf edilmezse, oralarda işlenmemiş taş abideler hiç bulunmuyor.

Bu kongreye bildiri sunan M.Leon Rosny, Finno-Japonaise diller grubu olduğunu ileri sunmuş ve bu tezi kongrede kabul görmüştür. Cahun’a göre, “Bu gurup ki Himalâya’nın, Kafkas’ın, Balkan’ların ve Alp’lerin şimalinde-Japonya’dan Bohemya’ya kadar- vasi bir mıntıkaya şamildir.”

İngiliz Âlim M. Ferguson’a göre Kelter (Celte / Keltler), Goller (Gaulois), kimriler (Kymris) diye yadedilmek istenen kavimler gelmezden önce bir insan ırkı vardı ki onların yer isimleri “AK (AC)”la nihayet bulurdu.

Ferguson’un Eskimolara, Samoyedlere ve Alaska kavimlerine kıyas ettiği bu iptidai ırk imha edilmiş veyahut ki şarktan garve Fransa ve İngiltere’nin en sefil ve en az müsait kısımlarına doğru (Bretagne), Britanya’nın kayaları içine (galle), Gal memleketinin dağları içine (Lozéere), Lozer’in kuru yaylalarına üstüne (Dordogne), Dardonya’nın en kısır kısımları içine püskürtülmüş olacak. Bu ırk oralarda devamlı ihtilâtlarla (karışma) massedilerek ve şiddetle imha edilerek en sonunda ortadan kayboldu. (s, 9-10)

Cahun, Fransızca iki yer ismini incelemeye alır; Agonac ve Baillac. Ari dillerde bu iki kökün birşey ifade etmediğini yazan Cahun, Fino-Japon dillerinde bu kökü arar ve sonra şunları yazar.

“… Çağatay Türkçesindeki “akmak” fiili, Uygurca’daki “akmak” ve Yakutça’daki ak, ago kökleri “çıkmak, yüksekte olmak” manasında bulunuyor ve bu dillerde “bai” kelimesi kâh hakiki manasında, kâh mecazi manasında “alt, aşağı, hakir” fikrine bağlı bulunuyor. Şu halde, Fino-Japone dillerine güvenerek ben Agoranac (Agonak) için yüksek yer, akıntı yukarısı yer manasını, baillac içinde aşağı yer, akıntı aşağısı yer manasını kabul edeceğim. Şu halde erkânı harbiye haritasını alıyorum, bu iki köyümü de arıyorum. Araziyi tetkik ediyorum ve FinJapone tefsirin bana dediği vechile buluyorumki Agonac yalçın bir tepenin üstünde, Baillac da bir huninin dibindedir. (age.s,18)

Zannediyorumki bu defa artık şüpheye müsaade yoktur ve binlerce yıl evvel Fransa’da yaşamış olan o mağara insanları da tıpkı yüksek Asya’nın ilk Turanlıları gibi yukaı için “ako”, aşağı için “bai” derlerdi.

… İmdi,ben yeniden teşkil ve terkip ettiğim bu dilin bütün kelimelerinin Fino-Japone kelimeler olduğunu; Avrupa’nın Ari’den evvel dilinin veya dillerinin anahtarı Orta Asya’da olduğunu; ve bizim ırkımızın terkibine kadar bu kuvvetli bir nisbette giriş ve XIII.’üncü yüzyıla kadar ayrı bir mimari tipi teşkil edebilmiş olup gerek maddi, gerekse manevi tiplerine bugün dahi her memlekette her gün gözünüzün önünde tesadüf ettiğiniz bu ırkların menşelerini orada aramak lazım geldiğini daha şimdiden ikrar ve iddia edecek vaziyetteyim. . (age.s,20)

Cahun’a farklı bir yazar da dewstek verir. Jacques  de Morgan, “L’humanité Préhistorique”, adlı eserin 316. Sayfasında şunları yazar; “… Merkezi ve Garbi Avrupa’da mesele büsbütün başka türlü olsa gerek. Rus sahralarından doğru Asyadan gelmiş olan dalgalardan biri, cilalı taşın ve bakırın ve tuncun istismalini Atlas denizi kumsallarına kadar getirmiş olacak.  Bu dalga,uzun asırlar zarfında Gauke’de  mesken olmuş Ligure kabilelerine aftolunur. Bundan sonra Hallstatien kültürleri ve demir sanatlari ile Seltler (Keltler) geçişlerinden tuna vadisinde, Ukranya’da, Merkezi Kafkas’ta (Ossethie), Maverayi Kafkas’ta ve Hazer denizinekomşu garp İran memleketlerinde izler bırakmış olup,daha hâlâ meçhul mehtleri ihtimalki şarka doğru çok uzak yerde bulunan o insanlardan gelmiş olacaklar.” (age.22) Fransa’da Ari Dillere Tekaddüm Etmiş Olan Lehçenin Turani Menşei, Leon Cahun, Tercüme Ruşen Eşref, İstanbul-1930, Cumhuriyet Matbaası

527 total views, 12 views today

Ekrem Hayri PEKER

Ekrem Hayri PEKER

Kimya mühendisi, araştırmacı, yazar, STK yöneticisi. Bursa Mustafa Kemal Paşa’da (1954) doğdu. Anadolu Üniversitesi Kimya Mühendisliği bölümü mezunu. TUBİTAK veri tabanına kayıtlı “Teknoloji tabanlı Başlangıç Firmalarına Özel İş Geliştirme” mentörü, C Grubu iş Güvenliği uzmanı olarak Nano kimyasalların tekstil materyallerine uygulamalar konusunda üniversitelerde konferanslar verdi. Yayınlanmış kitaplarından bazıları: "Kuşçubaşı Hacı Sami Bey", "Özbek Mektupları", "Yeşim Taşı - Ön Türkler ve Türk Tarihinden Kesitler", "Kafkasya'dan Anadolu'ya - Zekeriya Efendi". Belgeseltarih.com kurucu ortağı ve yazarıdır.

Comments

Comments