Ana Sayfa Genel Tarih Kültürel Tarih Yarhisar’a Yâr Olmak Gerek

Yarhisar’a Yâr Olmak Gerek

Salih EROL

Salih EROL

Eğitimci ve Tarih araştırmacısı – yazar. Lisans öğrenimini Balıkesir Necatibey Eğitim Fakültesi Tarih Öğretmenliğinde tamamladı. Anadolu Üniversitesinde Tarih bölümünde yüksek lisans ve doktora yaptı. 1998’den beri Bursa’da öğretmenlik yapmaktadır. Birisi Türk Tarih Kurumu’ndan olmak üzere iki kitabı ve çok sayıda makalesi yayınlandı.
Salih EROL

 Yârin yurdudur Yarhisar.

Tabiat cennetinden küçük bir numune; tarih hazinesinden kıymetli bir köşedir.

Memleketin dört bir yanını dolaşmış biri olarak ben bu kadar güzel olduğu halde bu kadar sessiz ve sakin bir başka köşe tanımıyorum.

Burada insan seslerinden uzakta olursunuz.       Devâsa bir uçurumu ikiye yararak aşağıya dökülen şelalenin muhteşem sesini duymak; doğal manzarayı seyretmek; göze alabilenler için şelalenin soğuk suyuna girmek ve tertemiz havada bir piknik keyfi yapmak için ideal bir yerdir Yarhisar.

Yöremin insanlarından bilen bilir nerde olduğunu ama bilmeyenler için şöyle tarif edelim:

Yarhisar’a, Bursa – Yenişehir’in güney doğusundan tek şeritli dar iki yoldan istediğiniz birini şöyle bir on beş-on altı kilometre gittiğinizde ulaşırsınız. Subaşı – Yazılı – Karaamca yolunu kullanabileceğiniz gibi; Şişecam Fabrikalarının yanından geçen Mahmudiye yolunu kullanarak da yine Karamca üzerinden Yarhisar’a inebilirsiniz.

Normalde güzellerin yâri çok olur ancak Yarhisar elini uzatacak bir yâre hasret bulunuyor. Bu sessizliğin mühim bir sebebi şehirlerarası yolların üzerinde veya yakınında bulunmayışıdır bana göre. Neticede bir vakitler çok daha kalabalık ve canlı bir yer olan Yarhisar, küçüle küçüle Yenişehir’in en küçük köylerinden biri haline gelmiştir.

Şimdi Yarhisar’ın tabii ve turistik yönünü bir tarafa bırakıp asıl mevzuumuz olan tarihi yönüne bir tarihçi gözüyle bakalım!

Bendenizi Yarhisar’a çeken asıl birinci özellik buranın sahip olduğu tarihi değerlerdir. Birinci dereceden tarihi bir bölge olan bu yerin geçmişi Osmanlı Devleti’nden çok öncesine dayanır. Doğu Roma İmparatorluğunun, yani Bizans’ın son devirlerinde dikkat çekici bir tekfurluk merkezidir Yarhisar. Bilecik ve İnegöl tekfurluklarının arasında kalan bir yerdir.

Bir tür vali – derebeyi karışımı bir yönetici olarak tanımlanabilecek tekfurun tercih ettiği büyük ölçüde doğal bir hisardır Yarhisar. Kale, yâni hisar, şelalenin üst tarafında bulunmakta idi. Günümüzde bu hisarın birkaç temel kalıntısı dışındaki bölümleri yok olmuş vaziyettedir.

Arkeologların saha çalışması ve dahası kazılar yapmasını gerektiren bir alan olduğunu önemle vurgulamak gerekiyor. Yitik Yarhisar Kalesi’ndeki eski yaşamlar hakkında kim bilir neler çıkacak bilimsel-arkeolojik kazılar sonucunda?

Ertuğrul ve peşi sıra oğlu Osman birer uç beyi olarak Rum tekfurlara karşı yaptıkları gazalarla bu yörede ilerlediklerinde Yarhisar Tekfurluğu da önlerinde duran bir rakip idi. Beyliğinin başlangıcında bilhassa Bilecik (Belekoma) Tekfuru ile iyi geçinen Osman Gazi, 1290’ların sonlarına doğru daha atak bir genişleme siyaseti izledi.

Yarhisar Tekfuru Nikefor da tıpkı İnegöl Tekfuru Nikola gibi Osman’a yönelik düşmanca bir tutum içerisinde idi. Bu ikiliye Karaca ve Kulaca Hisarları fetheden Osman’ın genişlemesinden rahatsız “eski dost” Bilecik Tekfuru da katıldı.

Sonunda, Osmanlı tarihinin en eski  eserlerinden olan Aşıkpaşazade Tarihinde anlatılan o meşhur düğün olayı ve Osmangazi’nin adamları ile birlikte düğünü basması hadisesi vuku buldu.

Bu ani ve hileli baskın (baskın basanındır) Yarhisar ve Bilecik tekfurlarının sonunu getirdiği gibi Bilecik’e gelin gidecek olan Yarhisar Tekfuru’nun kızı Nilüfer’in kısmetini Orhan Bey’e doğru çevirdi.

Böylece 1200’lü seneler Osmanlı Beyliği için çok kazançlı ve hayırlı noktalanmış oldu. Bilecik – Yarhisar ve İnegöl tekfurlukları beyliğin topraklarına katılmış oldu ve beylikten devlete geçiş böylece başladı.

Yarhisar Tekfurunun kızını oğlu Orhan Bey’e veren Osman Gazi, Yarhisar’ın idaresini de Alplerinden biri olan Hasan’a emanet etti. Bilecik’te Şeyh Edebalı; İnegöl’de Turgut Alp; Yarhisar’da Hasan Alp’ı bırakan Osman Gazi’nin kendisi de Yenişehir Ovası’na girerek burada kendisine Yenişehir kurdu. Askerlerini buradan İznik ve Bursa üzerine sevk etti.

Ne de güzel söylemiş şair:

Aldı Osman Bilecik’i hey yâr / Yarhisar içinde her ne kim var

Osmanlı devletinin gerçek kurucusu Orhan Bey, karısı Nilüfer Hatun’un ata memleketi olan Yarhisar’ı baştan başa mamur etti. Kendisi adına hisarın heme eteğinde büyük bir cami inşa ederken; aynı zamanda şelalenin alt kısmın devam eden akarsuyun kenarına güzel bir hamam yaptırdı. Ayrıca değirmenler, çeşmeler ve evlerle de yeniden şenlendirdi Yarhisar’ı.

Vakıf kayıtlarına dayanarak Yarhisar’daki cami ve hamam yapılarını titizlikle incelemiş; ayrıca detaylı mimari planlarını çıkarmış mimarlık tarihçimiz rahmetli Ekrem Hakkı Ayverdi, orijinal özellikler gösteren bu yapılara hayran kalmıştır.

Ayverdi’den önce Sultan II. Abdülhamid’in Yarhisar’daki ata yadigarı olan bu eserleri kendi özel hazinesinden destekleyerek tamir ettirdiğine dair 1890’lara ait arşiv belgeleri vardır. Bir örneğini fotoğraflarımızda gösterdiğimiz 18 Ağustos 1896 tarihli belgede “Yarhisar Kâryesinde kâin cennet-mekân Sultan Orhan Gazi Hazretlerinin camii şerifi” diye tarif ediliyor Yarhisar Camisi.

Bütün bu tarihi kayıtlar ve uzman görüşleri gösteriyor ki; Yenişehir’in Yarhisar Köyü tarihi bakımdan da eşsiz bir hazinedir; sahip çıkmamızı bekleyen..

Şimdi efendim, durum böyle iken, günümüzde ciddi bir tarih bilgisi olmayan; ana kaynaklar ve belgelerden pek bir haberi bulunmayan bazı kişilerin Yarhisar’la İlyasbey Köyü’nü karıştırdıklarını görüyorum. Bunlar sağda-solda asıl tarihi Yarhisar’ın bugünkü Bilecik köylerinden olan İlyas Bey olduğunu iddia ediyorlar.

Bu temelsiz iddiayı çürütmek çok kolaydır.

Gerçek Yarhisar’ın bizim Yenişehir’in bir köyü olan Yarhisar olduğunun bir kere sarsılmaz iki temel kanıtı vardır.

Nedir onlar?

Tabi ki de Yarhisar’daki yedi yüz yıllık Orhan Bey Camisi ve Hamamı.

Şimdi şöyle sormak lazım:

Bu iki tarihi yapı acaba neden İlyasbey’de değil de; Yarhisar’dadır?.

Kaldı ki, iddia sahipleri İlyasbey’i de tanımıyorlar! Sahi kimdir İlyasbey ve onun adıyla anılan o belde ne zaman kurulmuştur??

İlyas Bey, Fatih Sultan Mehmed’in kapıcıbaşlarındandır. Gösterdiği hizmetlerden dolayı padişah tarafından kendisine özel bir mülk olarak bugünkü İlyasbey Köyü arazisi bağışlanmıştır da rahmetli oraya bir köy kurmuştur.

İlyasbey köyü 1450’lerden sonra kurulmuştur. Bunun arşiv belgeleri vardır. O halde nasıl oluyor da İlyasbey Köyü, tarihi Yarhisar olarak zannediliyor?

Hiçbir zan sebepsiz değildir. İlyasbey’i Yarhisar zannedenleri yanıltan husus ise şudur: İlyasbey Köyü, 1871 İdare-i Umumiye Kanunu ile kurulan nahiye teşkilatı çerçevesinde oluşturulan Yarhisar Nahiyesi’nin merkezi olmuştur o kadar. Bizim Yenişehir’in asıl ve tarihi köyü olan gerçek Yarhisar zamanla küçüldüğü için onun yerine önce Akbıyık – Tekke; sonra da İlyas Bey Köyü nahiye merkezi olmuştur.

Nahiyedeki “Yarhisar” ismine aldanıp, yanlış tarihi hükümler çıkarmak doğru değildir. Nahiye teşkilatı daha dünkü çocuktur. İlyasbey, sonra kurulmuş bir köy ve nahiyenin merkezidir.

Dileyen, benim Hüdavendigar Vilayet Salnamelerinde Yenişehir kitabımdan Yarhisar Nahiyesi’nin istatistiklerini yıl yıl takip edebilirler.

Hakikat şudur ki; Yarhisar, hisar kalıntıları ile Orhan Camisi ve Orhan Hamamı ile bin yıla yakın bir tarihi mekandır. Ayrıca bir tabiat harikasıdır.

Yapılması gereken tek şey bu tarihi ve tabii yere gereken bakımı göstermek; yollarını düzeltmek; eserlerini tam bir koruma altına almaktır.

Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi: Yarhisar’a Yâr Olmak gerek!

304 total views, 1 views today

Salih EROL

Salih EROL

Eğitimci ve Tarih araştırmacısı – yazar. Lisans öğrenimini Balıkesir Necatibey Eğitim Fakültesi Tarih Öğretmenliğinde tamamladı. Anadolu Üniversitesinde Tarih bölümünde yüksek lisans ve doktora yaptı. 1998’den beri Bursa’da öğretmenlik yapmaktadır. Birisi Türk Tarih Kurumu’ndan olmak üzere iki kitabı ve çok sayıda makalesi yayınlandı.

Comments

Comments