İnegöl Halk Evi
Halk Evlerinin Kuruluşu ve sonrası
Cumhuriyetimizin kuruluşundan sonra gelişen aydınlanma sürecinde Ankara’da başlayan, yükselen ve yayılan kültür sanat hareketleri tüm Anadolu’da sadece kültür sanat okullarının açılması ile değil halk evlerinin kurulması ile de halk üzerinde kültür ve sanata ilişkin bütün alanlarda kendini ifade edebilme zemini geliştirmiştir. Kültür, sanat, edebiyat, felsefe alanlarında ses getiren sanat çalışmaları ve sanatçıların kendilerini geliştirdileri bir zemin olan halk evleri Demokrat partinin iktidar olma sürecinden bir yıl sonra 1951 yılında alınan karar ile yurt genelinde kapatılmıştır. Kapatılan halk evleri döneminde gelişen kültürel, sanatsal faliyetler, kapatılmasından sonraki yıllardada varlığını sürmüştür.


İnegöl Halk Evinde yapılan sinema makinası
Bursa’nın İnegöl ilçesinde Bursa Halk Evi şubesi olarak 1935 yılında açılan ve tüm diğer halk evleri gibi İnegöl’de de kapatılan Halk evlerinin ardından İnegöl ve diğer ilçelerde de müzik dernekleri, musiki cemiyetleri korolar ile sürdürülen sanat çalışmaları 1970’ler den sonra daha da gelişmiş Tiyatro, müzik ve resim alanlarında usta çırak ilişkisi içersinde sanat okulları ve üniversitelere birçok öğrenci kazandırmıştır.İnegöl ilçesinde gelişen sanatsal çalışmalar üzerine canlı kaynakların aktardığı bilgiler ışığında, kendi yerel bilgi birikim ve gözlemlerimden de yola çıkarak 1970’ler ve sonrasında kültürel ve sanatsal alanlarda yapılan çalışmaların dönemsel olarak İnegöl’de sosyal ve kültürel yaşama etkisi ve bu alanlarda önemli gelişmelere katkı sunmuş figürler yer almaktadır.
İnegöl’ün kültürel yapısı içinde müzik, uzun yıllardır hem geleneksel hem de çağdaş yönleriyle önemli bir yer tutmaktadır. Bu bağlamda, yerel müzik topluluklarının hem bireysel müzisyenlerin yetişmesinde hem de toplumsal belleğin oluşumunda oynadığı rol göz ardı edilemez. Tutucu ve muhafazakar yapısı ile bilinen İnegöl halkı kültür sanat faaliyetlerine her zaman ilgili olmuş ve bizzat içersinde yer almıştır. İnegöl’lü sanatçılar ve sanat destekçileri ile yapılan görüşmelerden de anlaşıldı gibi Kültür Sanat ve spor alanlarında varolmuş, kozmopolit yapıya sahip olmasına rağmen, kültür sanat geçmişine bakıldığında, etnik köken ve görüş farklılıkları gözetmeksizin bir bütün olarak yapılan çalışmalar ile insan yaşamını önemli kılan bu eşsiz alanlarda başarı göstermiş ve önemli bir yer kazanmıştır.
1970’ler ve sonrasında hem yerel halkın yaşam tarzı, hem de ülke genelindeki toplumsal değişimlerle paralel olarak, İnegöl’de kültür ve sanat etkinlikleri daha görünür hale gelmiştir. İnegöl’ün o yıllardaki sanat ve kültür yaşamı hakkında bazı ana hatlarıyla özetlemek gerekirse 1970’li yıllar İnegöl’de müzik ve sahne sanatları açısından önemli bir dönüm noktası idi. Yerel müzik grupları ve orkestralar, özelikle düğünlerde ve halk etkinliklerinde aktif olarak sahnelenmeye başladığı yıllardır. Bu dönemde İnegöl’deki müzik toplulukları ve müzisyenler Türk Halk Müziği, Türk Sanat Müziği, Arabesk Müzik, dönemin popüler yerli, yabancı şarkılar, özgün ve protest müzik alanlarında müzik çalışmalarını sürdürüyorlardı. Samanyolu ve İnegöl gelişim orkestraları dönemin müziğine katkı sağlamış ve toplum ile iç içe olmuş bir müzik grubu olarak örnek teşkil etmektedir.
1970’ li yıllarda, dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de gençlik hareketleri aktifti. İnegöl’deki gençler bu sosyal hareketlerden etkilenerek, kültürel ve sosyal anlamda aktif bir şekilde yer aldılar. Özellikle toplumsal değişimler ve siyasi hareketler, gençlerin daha özgür düşünce yapıları geliştirmelerine olanak sağladı. Bu dönemde gençler tarafından sanatsal faaliyetlere katılım gösterilirken, tiyatro ve edebiyat gibi alanlarda da etkinlikler düzenlemeye başlandı. Bu gelişmeler İnegöl’ün sosyal yaşamına farklı bir boyut katmış ve ilçedeki kültürel hareketliliği artırmıştır. Kültürel etkinliklerin artması nedeni ile düzenlenen organizasyonlar halkın sanatsal faaliyetlere ilgisini artırmış ilçeyi canlı ve kültürel bir yer haline getirmiştir. 1970’lerin sonuna doğru en önemli etkinliklerden biri olan yerel festivaller, halkın bir araya gelmesini sağlarken, aynı zamanda geleneksel Türk sanatlarını yaşatma adına da katkı sağlamıştır. Halkın büyük bir ilgi ile katılım sağladığı yazlık kışlık sinemalar, kadınlar matineleri sinema filmi gösterim günleri, mesire alanı olarak kullanılsın diye dikilen kavakların gölgesindeki İnegöl Kavaklaraltı parkı, Havuzlu Park, yaz akşamları yazlık sinema olarak bazı gecelerde konserlerin yapıldığı bazen sihirbazların gösteri alanı olarak kullanılan Çay Bahçesi, yaz aylarında sanayi bölgesinde kurulan panayır, her kutsal bayramlarda öncesinde belediye meydanına daha sonra eski hastanenin yanına kurulan minik lunaparklar çocukların ve gençlerin eğlenme alanı ve İnegöl halkının sosyal yaşamı açısından çok önemli yer tutmaktadır. Her yıl İnegöl Cerrah Köyünde tertiplenen çoğunlukla Öğretmenler ve Öğretmen aileleri ve yakınlarının buluştuğu, öğretmenlerin zeybek oynadığı, halay çektiği, kazanlarla pişirilen ve ücretsiz dağıtılan irmik helvası Cerrah Helva bayramı olarak hafızalarda unutulmaz anılar bırakmıştır.
Kavaklaraltı Parkı
Cerrah Mesire yeri
Edebiyat ve tiyatro alanındaki gelişmeler, özelikle tiyatro oyunları halkın eğlencesi ve kültürel gelişimine olanak sağlar. Yerel tiyatro grupları sadece İnegöl’de değil çevre il ve ilçelerde de sahne almaya başlamışlardır. Edebiyat alanında yerel şairler ve yazarlar, halkın günlük yaşamını ve toplumsal meselelerini işledikleri eserleri kalem almışlardır. Bu eserler toplumsal değişimleri ve yerel yaşamı anlamada önemli kaynaklar olmuştur. Kadınların iş gücüne katılımı gibi sosyal değişimler, yerel kültürün şekillenmesi ve sosyal dokunun gelişmesini sağlamıştır. 1970’li yıllar ve sonrasında İnegöl’ de kültürel gelişim ve değişimler hakkında halktan gelen bilgiler, yaşayan canlı kaynaklardan aktarılan bilgiler ve bu dönemin öncülerinin bıraktığı miras İnegöl hakkında önemli bir bilgi birikimi oluşmasını sağlamaktadır.
Milli Bayramlar Öğretmenlerin ve tüm öğrencilerin resmi geçitlerinin ardından özellikle gençlerin sosyal aktivite sayılan tiyatral ve akrobatik gösterileri ile kutlanır, yurt genelinde olduğu gibi heryerde halkımızın milli gurur taşıyan en önemli aktivitesi olurdu.
İnegöl’ de Halk Müziği Batı Orkestaları Müzisyenler

İnegöl’ de müzik, hem geleneksel hem de çağdaş boyutlarıyla uzun yıllar güçlü bir kültürel unsur olarak varlığını sürdürmekteydi. Yerel topluluklar, hem bireysel müzisyenlerin yetişmesinde hem de toplumsal belleğin oluşmasında önemli roller üstlenmişlerdi. İnegöl’ lü müzisyenlerin her biri hem sürece tanıklıkları hem de katkılarıyla bu sürecin en önemli aktörlerindendirler…
İnegöl Müzisyenleri yalnızca müzikle uğraşan, yaşamını böyle devam ettiren bireyler olmaktan çok her biri de aynı zamanda müzikal kimliğin ve yerel belleğin taşıyıcılarından olmuşlardır. Bugün hâlâ Bursa, Antalya, İstanbul ve ülkenin çeşitli kentlerinde, hatta yurt dışında müzik hayatını sürdüren müzisyenler, İnegöl’ün kültürel tarihinde hem bireysel hem de toplumsal düzeyde önemli bir iz bırakmışlardır.İnegöl ilçesinden yetişen müzisyenlerinin müzik aleti olarak yönelimleri çoğunlukla batı müziği enstrumanları gitar, davul, müzik tercihleride dönemin yerli yabancı en popular pop, blues, rock müzikleri siyasi gençlik hareketlerinin etkisi ile de protest müzik ve Anadolu Rock olduğu gözlemlenmiştir. Düğün salonlarında pratiğe dökülen müzik serüvenlerinde ise sahnede yerli yabancı eserlerden, çiftettellilere kadar her türlü müzik icra edilmiştir. İlçede Türk Sanat musikisi icrası da gelişkindir ancak halk müziği olarakyükselen isimlerin başında TRT Türk Halk Müziği ses ve saz sanatçısı Rüstem Avcı gelmektedir. Bu makalede İnegöl’ ün sosyal kültürel hareketleri ve İnegöl müzisyenleri yer almaktadır.
Belmondo Ertan ve Emin Akıncı & Dr. Emin Saim Akıncı
İnegöl Müzisyenleri ile ilgili bilgiler içersinde sık sık Belmondo Ertan ve Dr.Emin Saim Akıncı isimleri geçmektedir. Özellikle kendinden daha genç müzisyenlere varlığı ve duruşu ile örnek teşkil eden Dr.Emin Saim Akıncı aynı zamanda yine İnegöl’ lü fotoğraf sanatçısı İlknur Ulusoy Akıncı’ nın eşidir. Emin Akıncı kendi mesleği ile yaşamına devam ederken aynı zamanda müziğe olan tutkukusundan dolayı hobi olarak südürmüştür. İlknur Ulusoy Akıncı’dan ve birlikte müzik icra ettikleri müzisyenlerden edinilen bilgilere gore İnegöl’e klasik gitarı getiren ilk kişidir. Klavye, bateri çalan Akıncı’ nın asıl branşı elektro gitar ve bas gitardır. 28 Ocak 2024 de hayata gözlerini yuman akıncı Uzun sokakta Arya Müzik evinde gördüğü beyaz bir piyanoyu çok beğenmiştir. İlknur hanım piyanoyu eşine almak niyetindedir ancak Emin Akıncı hayata veda eder.
Solda Emin Saim Akıncı, aramızdan erken ayrılan Belmando lakaplı Salih Ertan Sözügüzel ve bateride İlhami Yurt, Aleko Alaaddin Aydemir ve arka planda se slendirme sistemleri düzenleyen Ahmet şensoy yer almaktadır
“Bizim gençlik yıllarımızda İnegöl sosyal hayatı çok hareketliydi. Türk hafif müziği ve Türk Halk müziği yapan orkestralar vardı. Düğünlerde Kavaklar altı ve hastane parklarında sahne alırlardı.”
Mehmet Çuhadar / 10 Haziran 2022
Çok yorgunum, beni bekleme kaptan,
Seyir defterini başkası yazsın. / N. Hikmet Ran
Salih Ertan Sözügüzel (Belmondo Ertan) 1948’de İnegöl’de dünyaya geldi. Üniversite yıllarında siyasi gençlik hareketlerinde yer almasından ötürü kendisine ‘’Sevimli anarşik’’ lakabı taktılar. İnegöl’ de başlayan müzik tutkusu Üniversite hayatında da devam etsede bir çok şey yolunda gitmiyordu. Sahil şeritlerinde ve birçok şehirde kendini duyurmaya çalıştı. Yaptığı birçok işte hayal kırıklığı yaşayan Belmondo Ertan’ nın en büyük terapisi deniz ve balık tutmak olmuştur. Evlenip çocuk sahibi olduğunda bu defa lakabı ‘’baba Ertan ‘’ oldu. Bas gitarist Bahtiyar Taş Belmondo Ertan Hakkında sıra dışı bir solist olduğunu söylemektedir.
1992’de çalışmaya başladığı Arkas şirketinden 2012 de ayrıldı. Ekim 2014 te hayata veda etti.
Rüstem Avcı
1956 Inegöl doğumlu Balkan kökenli TRT ses ve saz sanatçısı. TRT repertuarına kendi derlediği ve notaya aldığı ve seslendirdiği bir çok Rumeli eseri kazandırmıştır halen çeşitli kurumlarda bağlama eğitmenliği yapmaktadır.
TRT ses ve saz Sanatçısı Rüstem Avcı 1976 yılında İnegöl Halk Eğitim merkezi bağlama kursusiyerleri ve dönemin Halk eğitim merkezi müdürü Nihat Siper ile
Bahtiyar Taş ve Naci Memiş aynı sahnede
Bahtiyar Taş
Müzik, geçmişle bugünü birbirine bağlayan en güçlü köprülerden biridir.
Sosyal medyada “Ölümsüz Türk Orkestraları ve Müzisyenleri Paylaşım Platformu” adlı sayfada, iki müzisyen arasında geçen bir diyalogla karşılaştım. İnegöllü müzisyenler Bahtiyar Taş ve Naci Memiş’in sohbetinde, İnegöl’den yüzlerine aşina olduğum, henüz küçük bir çocukken ilgi ile izlediğim ve müzikte örnek aldığım, isimlerini duyduğum, hatta bir dönem İnegöl’ de birlikte sahnede olduğum müzisyenlerin adı geçiyordu. Benim için anlam taşıyan bu yazışmayı buraya aktarmayı uygun buldum
Bu yazışmayı okurken, bir zamanlar aynı sahneyi paylaştığımız o günlere, dostluklara ve unutulmaz ezgilere geri döndüm. Bu tür paylaşımlar, sadece kişisel anılar değil, aynı zamanda yerel müzik tarihimizin sessiz tanıklarıdır. Bu nedenle, bu yazışmayı kayıt altına almayı değerli buldum. Bu satırları okurken hem eski dostları hem de müziğe adanmış bir dönemi hatırladım. Her bir isim, geçmişten gelen bir ses gibi yeniden kulağımda çınladı.
Bahtiyar Taş Naci Memiş’in doğum gününde alttaki satırları yazıyor ve Naci Memiş de yorum olarak ona yanıt veriyordu.
Bahtiyar Taş: ‘’O benim gözümü açtığımdan beri “Yaşam Ödülüm”, Dostum, Pirim, Şefim,
O, 50 seneye yakın, benim de 8 sene Bas çaldığım öğünelecek başarılı Müzik mazisine sahip olan efsane GRUP DİALOG’un kurucusu, babası, Şefi, Solisti, Gitaristi.
O güzel gönlüne göre olan nice mutlu, sağlıklı (kafasına göre) Yıllar, yeni yesyeni yaşlar diliyorum.
Yaşamın 72.Durağına hoş geldin Şefim Naci Memiş.
Gelin onun kaleminden Grup Dialog’un tarihcesini okuyup öğrenelim:
Grup DİALOG hikayesi…
Grup isminin nasıl alındığı ile başlayalım…
‘’Arkadaşım Bahtiyar İstanbul’da Beyaz Kelebekler’de çalışırken onu ziyarete gitmiştim. Sene 1974 olmalı. Çalıştıkları gazinoda rahmetli Önder Bali o zamanın dev grubu Chicago dan “Dialog” adlı şarkının provasını yaptırıyordu. O an bu isim kafama yazıldı. Yıllar sonra 1983 yılında Bursa Çelik Palas otelinde işe başladığımda kadroda Basta Engin, klavyede Merih, Saksafon da Sacit, Davulda TC Budak Meral, Gitar ve solist Naci Grup Çağdaş günleri başladı. Üç sene sonra Engin, Merih ve Sacit gruptan ayrıldı. Yeni gelenler, Klv. Günay, Bas gitar Erhan, Keman Fikret katılımıyla ilk kez GRUP DİALOG adı start alıyor ve sahnelere “merhaba” diyor.
1989 yılı başlarında Bas Sarı Hakan, Klavye Cem yeni eleman olarak katılıyor bize. Aynı yılın Nisan ayında bu kadro Antalya’da Sol Kamelya Hotellerinde işe başlıyor. Yaz ortası Hakan ayrılıyor Bahti Bass başlıyor. İkinci sezonun sonunda Antalya Sheraton hotel açılıyor ve biz aynı kadroya Amerika’lı şarkıcı Ramona’yı da ekleyerek devamlı yaz, kış çalışıyoruz. Üç yıl sonra Cem ayrılıyor, klavyeye Haluk Dayıoğlu geliyor ve beş senelik Sheraton çalışmasından sonra Falez, Kiriş World ve Gloria golf Hotellerinde 1998 yaz sezonu sonuna kadar çalışıyoruz.
Bu ara Ankara Sheraton Otelden konaklama, yeme, içme dahil teklif alıyoruz. Bas gitar Ömer Çayırlı, klavye Namık, Solist Ramona, Budak ve Naci olarak Ankara’da altı yıl, yani 2004 nisan sonuna kadar çalışıyoruz. Sonra işi bitirip Antalya’ya kesin dönüş yapıyoruz. Yeni kadro basta Tunca Ötener, klavyede Savaş Aslan. Davulda Galip Suduran ile Cornelia de lüx ve Gloria Hotellerinde sürdürüyoruz çalışmalarımızı.
2015 Yılında Bas gitar Halil, klavye Hasan, solist Eda katılıyor yeni Antalya kadrosuna. Dört yıl sonra Basa Oğuzhan geçiyor.
2020 yılında ise Klavye Ender Töktökü bas gitar Koray, davul Budak ve ben Naci
2023 sezon sonuna kadar farklı Otellerde çalışıp, kırk yıllık GRUP DİALOG hikayesini iyi izler ve güzel anılarla noktalıyoruz.”
Naci Memiş
Bahtiyar Taş (Bahti Bass)

Bahtiyar Taş (Bahti Bass) Müzisyen 25.04.1954 Akşehir doğumludur. Ortaokul ve liseyi İnegöl’de okudu. 1971-72 İnegöl Lisesi mezunudur. Yükseköğrenimini 1975-79 yılları arası Gazetecilik Yüksek Okulunda yapıp müzikle iç içe bir yaşam sürmüştür. Her türlü Türk telli müzik aletini çalabilen bir baba ve müziği seven güzel sesli bir annenin çocuğu olmak, onun için ilk Koservatuar eğitimi oldu. İnegöl Lisesi’nde ise müziğe ilgisi ve yeteneği olan öğrencileri destekleyen değerli öğretmenlerin varlığı sayesinde Ortaokulda müzik adamı olma yolu açılmıştı. İnegöl’de olduğu süre içinde Altıeylül ve Bizim İnegöl Gazeteleri’nde de “Sanat Sayfası”nı hazırladı ve yazdı. 1972 yılında İnegöl’e konser vermek üzere gelen Selçuk Ural’ın orkestrasındaki basgitarcı’nın gruptan ayrılması üzerine o gün ilk kez Profesyonelliğe adım atarak o Orkestrada çaldı. Liseyi o yıl bitirip Müzisyen olmak üzere İstanbul’a gitti. İlk yıllar hayal kırıklığına uğrasa da sonrasında Vehbi Turan Ork., Yıldırım Gürses, Beyaz Kelebekler, Mine Koşan, Biricik, Hayri Şahin, Huri Sapan, Füsun Önal, Nuri Sesigüzel, Şakir Öner Günhan, Yeşim Salkım, Aydın Tansel, Yeliz, Tanju Okan, Yeşim gibi ülkenin tanınmış Solist ve Sanatçıları ile çalıştı. Onlarla birlikte yurtiçi ve yurtdışı birçok Konserlerine katıldı ve Bas çaldı. O dönem, ülkenin en önemli Müzik Kayıt Merkezi; İstanbul Şençalar Stüdyo’da Adnan Varveren idaresinde çeşitli Solistlerin sayısız kayıtlarına girdi. Bu arada Gazetecilik Okulunda geliştirdiği Fotoğrafcılık ile çeşitli ödüller kazandı. 1980de Yüksek Okulu bitirip 1.tur Almanya’ya gitti.1988 yılına kadar orada Efes Gelişim Orkestrası, Grup Un, Ufuk Adalı Band gibi Orkestra ve çeşitli
Sanatçılarla müzik yaptı. 1989 yılında yurda döndüğünde Antalya’ya yerleşti. 1989-97 yılları arasında Grup Dialog, 2000-2012 yılları arasında Grup Dinamik ve Grup Frekans gibi kendi orkestralarını kurdu, Sheraton, Falez, Dedeman, Riva Oteller, Kiriş World, Gloria, Xanadu,Otellerinde çalıştı. Sera Otel, The Marmara Otel, Seraser Jazz Center gibi Antalya’nın tanınmış Jazz lokallerinde Kontrabası ile çeşitli Gruplarla Jazz Müziği çaldı. Hamburg’a 2012 yılında geldi, 3 yıl JazzCafe işletti. 2015den beri Murat İnce&Nalband ve çeşitli Jazz Projelerininin Sahne-Stüdyo çalışmalarında yer alarak, yaşamını ve müziği sürdürüyor. Müzik hayatı boyunca elli civarı şarkı besteledi (Bkz Youtube; Bahtiyar Taş). Evli ve kendisi gibi Bassist bir oğul sahibidir. Kaynakça: 26.08.2016 Bahtiyar Taş’ın kendisi ile görüşüldü. (Turhan Şahin_Gazeteci)

Samanyolu Orkestrası

İnegöl Müzisyenleri
Samanyolu Orkestrası ve İnegöl Gelişim Orkestrası’ nın Doğuşu ve Önemi
Naci Memiş Türkiye’de 1970’li ve 1980’li yıllarda yaşanan müzikal dönüşüm süreci, yerel düzeyde de farklı toplulukların ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Bu süreçte öne çıkan nadir örneklerden biri de Samanyolu ve İnegöl Gelişim Orkestralarıdır. Dönemin ekonomik ve teknolojik sınırlılıklarına rağmen Batı enstrümanlarıyla donatılmış beşer kişilik kadroları sayesinde sahne performanslarıyla dikkat çeken gruplar, hem repertuvar hem de icra biçimi açısından döneminin çok ötesinde bir anlayış geliştirmiştir. Özellikle İnegöl ve çevresinde gerçekleşen salon düğünlerinde vazgeçilmez hâle gelen topluluklar, sunduğu müzikle yalnızca eğlence ihtiyacını karşılamakla kalmamış, aynı zamanda bir kültürel buluşma zemini oluşturmuştur. Trompet, gitar, davul, bas ve klavyeden oluşan kadrosuyla tipik bir düğün müzik grubunun ötesine geçerek, sahne düzeni ve konser tadında icra kalitesiyle isimlerinden söz ettirmiştir.
Naci Memiş arşivinden İnegöl Müzisyenleri
İnegöl’ de müzik, hem geleneksel hem de çağdaş boyutlarıyla uzun yıllardır güçlü bir kültürel unsur olarak varlığını sürdürmekteydi. Yerel topluluklar, hem bireysel müzisyenlerin yetişmesinde hem de toplumsal belleğin oluşmasında önemli roller üstlenmişlerdi. 1954 İnegöl doğumlu Naci Memiş, hem tanıklıkları hem de katkılarıyla, yazıda ismi geçen tüm müzisyenler gibi bu sürecin önemli ve önde gelen isimlerinden biridir.

İnegöl Gelişim Orkestrası

Türkiye’de 1970’li ve 1980’li yıllarda yaşanan müzikal dönüşüm süreci, yerel düzeyde de farklı toplulukların ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Bu süreçte öne çıkan nadir örneklerden biri de Samanyolu ve İnegöl Gelişim Orkestralarıdır. Dönemin ekonomik ve teknolojik sınırlılıklarına rağmen Batı enstrümanlarıyla donatılmış beşer kişilik kadroları sayesinde sahne performanslarıyla dikkat çeken gruplar, hem repertuvar hem de icra biçimi açısından döneminin çok ötesinde bir anlayış geliştirmiştir.
Özellikle İnegöl ve çevresinde gerçekleşen salon düğünlerinde vazgeçilmez hâle gelen topluluk, sunduğu müzikle yalnızca eğlence ihtiyacını karşılamakla kalmamış, aynı zamanda bir kültürel buluşma zemini oluşturmuştur. Trompet, gitar, davul, bas ve klavyeden oluşan kadrosuyla tipik bir düğün müzik grubunun ötesine geçerek, sahne düzeni ve konser tadında icra kalitesiyle isimlerinden söz ettirmiştir.
Naci Memiş
1954 doğumlu Naci Memiş, çocukluk yıllarında mahalle arkadaşının mandolin çalmasına özenmiştir, ilk enstrüman deneyimini de mandolinle yaşamıştır. Kısa sürede yeteneğini geliştirmiş ve 13 yaşında İspanyol gitar edinmiştir. Bir radyoyu anfili sisteme dönüştürerek gitarına bağlamış, yerli ve yabancı eserleri evde çalmaya başlamıştır. Daha sonra Bursa’daki Maça Müzik Evi’nden aldığı elektro gitarıyla çalışmalarını derinleştiren Memiş, İnegöl’de elektro gitar dersi verecek kimse olmadığından tamamen kendi çabasıyla kendini geliştirmiştir. Gençlik yıllarında ilçedeki okul bahçeleri, parklar ve düğün salonlarında sayısız sahne deneyimi yaşamıştır. Askerlik döneminde Orduevi’nde dönemin önemli sanatçılarına eşlik eden orkestralarla tanışmış; özellikle Erdal Kızılçay ve Yusuf Bütünley gibi isimlerle kurduğu bağ, müziğe bakış açısını daha da zenginleştirmiştir. Müzik yaşamında Ankara Shreteon otelinde çalıştığı dönemi hayatının en büyük ödülü olarak görmektedir. Ankara bürokrat kesimin yerleşimi olan bir kent olmasından dolayı sanatı çok iyi bilen bilinçli bir izleyiciye tarzı olan repertuvarı severek çalmaktan birde çalıştıkları sürece aynı otelde konaklamaktan dolayı müzikle ilgili hayatı o dönem çok daha anlamlı zamanlar olarak adlandırmaktadır.
İnegöl Gelişim Orkestrası’ nın Kuruluşu
Askerden dönüşünde, farklı kuşaklardan müzisyenlerle yolları kesişen Memiş, davulcu Mehmet Ardıc, klavye Mehmet Dülger (Bulgar Mehmet) trompet Metin aras, bas gitarda Nuri Şekerciler ile birlikte İnegöl Gelişim Orkestrası’nı kurmuştur. Bu isim gruba da Naci Memiş tarafından verilmiştir. Trompetin de yer aldığı bu kadro, dönemin en gözde düğün ve eğlence grubu hâline gelmiştir.
İnegöl Elektrik işletmesinde yapılan bir düğünde bir görüşte aşık olur ve aşık olduğu genç kız ile evlenir bir erkek çocukları dünyaya gelir.
Bursa ve Antalya Yılları
Memiş, yalnızca düğün salonlarıyla sınırlı kalmamak için Bursa’da da sahne almaya başlamıştır. 1983 yılında Aroma Taverna, Taylan Gazinosu ve Çelik Palas Oteli gibi dönemin prestijli mekânlarında 6 yıl çalışmış; burada davulcu Budak Meral ile yolları kesişmiştir. Sonrasında birlikte Grup Diaalog’u kurmuş ve Antalya’daki otellerde sahne almıştır. Grup Dialog, 41 yıl boyunca dağılmadan çalışır, sadece bazı üyelerin sağlık sorunu yaşaması nedeni ile gruptan eksilirler.


Bursa Çelikpalas dönemi 80 li yılların ortasında eşlik ettikleri sanatçılar; Sezen Aksu, Nilüfer, Tanju Okan, Arzu Ece, Saadet Sun, Ersan Erdura, Çoşkun Demir, Çetin Alp, Nil Burak, Sibel Egemen, Hayko
Yeniden Buluşmalar
İnegöl Gelişim Orkestrası’nın dağılmasının ardından, 2010 ve sonrasında 2020’li yılların başlarında İnegöl’de üç özel konser düzenlenmiştir. Bu konserler, Gelişim orkestrası ve İnegöllü müzisyenlerin yeniden bir araya geldiği, yerel müzik tarihine yazılmış unutulmaz buluşmalar olmuştur. Bu buluşmaların sonrasındaki yıllarda orkestra çalışanlarının bir bir hayata veda etmesi sonucu orkestradan arda kalan yaşayan insan kaynağı olarak gitarist Naci Memiş ve okul etkinliklerinde zaman zaman grubun solistliğini üstlenen Emel Örgün’ dür.
Aile çay bahçesinde gerçekleşen İnegöl Lisesinin düzenlediği Anneler günü konserinde soldan sağa Gazanfer Gürsucu, Nuri Şekerciler, küçük erkek solist bilinmiyor, Emin Akıncı, Bahtiyar Taş., solist Handan.

Önder Keskinkılıç (1958 – 2005)

Küçük Fotoğraf: Eşlik Orkestrası; 1979 Bursa Taylan Gazinosu Şadi Gümüştekin, Bülent Ersoy, Saksafoncu Ufuk, arka sıra soldan itibaren Önder Keskinkılıç, Bashtiyar Taş, Coşkun Barut / Büyük Fotoğraf: Soldan en başta Önder Keskinkılıç arkadaşları ile.
Babalarının asker olması nedeniyle sık sık Orduevi’ne giden ailenin büyük çocuğu Önder, henüz çocuk yaşta Orduevi Orkestrası’nın sahnesi önünden ayrılmadan bütün geceyi orkestrayı izleyerek geçirirdi. Müzik tutkusu, küçük yaşta hayatının merkezine yerleşmişti. Bir gün babasından gitar isteyen Önder, isteği karşılanınca kısa sürede gelişim göstererek enstrümanı ustalıkla çalmayı öğrenir.
Sanatsal Gelişim ve Kariyer İnegöl’de konserler, düğünler ve çeşitli müzik etkinliklerinde sahneye çıkan Önder, yalnızca gitar değil, klarnetle de müziğe hayat veriyordu. İstanbul Teknik Üniversitesi Konservatuvarı’nı kazanıp üstün başarıyla tamamlayan sanatçı, mezuniyetinin ardından kendi müzik yapım şirketini kurar ve aralarında Alpay’ın da bulunduğu birçok ünlü sanatçının albüm yapımcılığını üstlenir.
Kişisel Hayat ve ardakalan Rıfat Ilgaz’ın kızı Defne ile evli olan Önder Keskinkılıç, 2005 yılında genç yaşta aramızdan ayrılmış olsa da ardında müzikle dolu bir yaşam ve ilham veren bir miras bırakmıştır. Sanatı, yalnızca notalarda değil, hayatın her anına dokunan bir tutkuyla yaşamış ve pek çok müzikseverin hafızasında ölümsüzleşmiştir.
Hakkındaki bilgiler ve fotoraflar çalışma arkadaşlarından ve kardeşi Özden Öner’ den alınmıştır.
Bir döneme siyasal ve kültürel damgasını vuran oluşumlar ve İhsan Zafer

İnegöl 1952 Karalar köyü doğumlu İhsan Zafer’in ‘’Lütfen ellerinizi kaldırır mısınız’’ isimli kitabı, küçük bir taşra kasabasında Kurtuluş hareketleri içersinde başlayan siyasi yolculuğunu anlattığı gerçek yaşam öyküsünü içermektedir. Uzun yıllar cezaevi süreci yaşayan Zafer şartlı tahliye ile salınır. Kitabında İnegöl’de başladığı profesyonel Devrimcilik hayatını, ait olduğu içinde yaşadığı Çerkez geleneklerini, ailesini ve uzun süren tutukluluk sürecini trajikomik bir dille anlatmıştır. Kendisi ile Kasım 2024’te bizatihi yapılan canlı görüşmelerimde Zafer’in anlatısı taşra gençliğinin sanatsal arayışlarını dayanışma biçimlerini gözler önüne sererek Türkiye’de 1970’li yılların yerel kültür hareketlerine ışık tutan bir kaynak niteliğindedir. (Kitap Arka Kapak Özetinden alınmıştır)
İhsan Zafer, İnegöl ve sosyal siyasal örgütlülük
İnegöl gibi muhafazakar bir ilçede tiyatrodan, müziğe, halk müziğine, kitap kulüpleri ve şiir etkinliklerine uzanan çeşitli kültürel etkinliklerde yer alarak, İnegöl gençliğinin sanatsal ve entelektüel gelişimine sağladığı katkılar yer almaktadır. 1974’de İnegöl siyasi gençlik hareketleri içersinde şekillenen toplumsal konuları içeren şiir dinletileri ile tiyatro sahnelerini tasarlayan İhsan Zafer ve kendi aralarında oluşturdukları tiyatro ekibi ile sergilediği tiyatro oyunlarını şiir ve müzik ile besleyen çalışmalar yaparlar.
Tiyatro ekibi ile bir de müzik korosu kurmuşlardır, oluşturulan koro Naci Memiş’ in çaldığı bağlama eşliğinde, kimi zamanda bir müzik çalardan yararlanarak sahnede tiyatro oyunlarının arasına müzik serpiştirirler. Endüstri Meslek Lisesi salonunu tiyatro oyunları için kullanmaktadırlar. Zengin Mutfağı, Tahsildar, Sakıncalı Piyade oyunlarını sergilerler. 1973 yılında Zülfü Livaneli’nin Belçika’da piyasaya çıkan Türk Devrim Şarkıları (Chants Revolutionnaires Turcs) albümündeki eserlerinden çok etkilenir ve oyunlarını bu şarkılardan örnekler ile sahne daha da etkileyici boyutlara gelmiştir. CHP Gençlik kolları ve Tütün Der önderliğinde Barış Manço konseri düzenlerler, sadece İnegöl’de değil Bursa civarı başka il ve ilçelere turnelere giderler. İhsan Zafer bir süre sonra İnegöl’den Ankara’ya gider ve Ankara süreci başlar. Siyasi hareket çalışmaları ve kamulaştırma eylemleri nedeni ile tutuklanır.
Şadi Gümüştekin
1957 doğumlu Şadi Gümüştekin de 16 yaşlarında iken kendinden daha büyük müzisyenlerden ( Emin Akıncı ) etkilenir. Davul çalmaya heves eder. Düğünlerin olmadığı saatlerde düğün salonu boş iken uzun saatler davul çalışır ve prova yapar. İnegöl de devam eden Müzikal serüveni İnegöl’ ün dışına taşarak büyük kentlere akar. Serüven aşağı yukarı aynıdır, ortak çalışma alanlarında yazıda ismi geçen tüm müzisyenler ile çeşitli kentlerde yolları kesişmiş ve birlikte Türkiye’nin en popüler sanatçıları ile sahnede olmuşlardır
Hilmi Soral

1952 doğumlu bas gitarist ve solist Hilmi Soral müziğe heves edip enstruman seçmekte zorlansa da bas gitarda karar kılar ve kendini geliştirir. İnegölde düğün salonlarında çalışmaya başlar, 1970 li yılların en populer eserleri arasında olan ‘’Sugar’’ şarkısını sahnelerde seslendirdiği için kendisine ‘’Sugar Hilmi’’ denmektedir. Sahnede hem bas gitar çalmakta hem de yerli yabancı bir çok şarkıyı seslendirmektedir. Bursa da Kervansaray, Almira, gibi oteller ve Türkiye nin çeşitli yerlerinde konserler ile devam eder. Son zamanlarda kendisine Sugar lakabının yanısıra bir de ‘’Riva Hilmi ‘’ denmektedir. Şimdilerde Bursa Podyum Parkta çeşitli mekanlarda çalışmaktadır. 45 yıldır müziğin içersindedir.
Nuri Şekerciler


Yakın bir tarihte hayata gözlerini yuman Gelişim Orkestrası Müzisyeni İnegöl’ lü Nuri Şekerciler hakkında Turhan Şahin’nin kısa bir yazısından aktarma.
‘’Müzisyen, 1952 İnegöl doğumludur. İlk ve orta eğitimini İnegöl’de aldı. 1971-72 İnegöl Lisesi mezunudur. Askerlik sonrası İnegöl’de ticaretle uğraştı. Fakat küçük yaşlarda tanıştığı müzikten hiç kopmadı. İlerleyen yıllarda kendi ifadesi ile “insanlar hem okuyacak hem izleyecek hem dinleyecek” şeklinde dile getirdiği müzik, şiir ve tiyatronun da iç içe olduğu başka sanatsal etkinliklere de imza attı. Sanat hayatını İstanbul’da sürdürüyor olmasına rağmen İnegöl ile ilişiğini hiç kesmedi. “Aşkın 21 Hali”, “Nostalji Konserleri”, “Bir Dün Var Aklımda” adlı kitap-kaset, “En Güzel Aşk Şarkılarını Erkekler Yazar” adlı tiyatro oyunu, Renkli-Türkçe adlı hayata dair düşüncelerini dile getirdiği kitap gibi etkinlikleri İnegöl halkı ile buluşturdu.’’
1954 doğumlu İlhami Yurt ile sağlık sorunları ve hastane süreçleri nedeni ile uzun soluklu bir görüşme yapılamasada kendisinden edinilen bilgilere gore kendiside çocuk yaşta müziğe olan tutkusundan bateri çalmaya başlar. İnegöl’ ün hatrı sayılan bateristerindendir. Bir çok enstarumanı başarı ile icra eden Emin Akıncı’ dan çok etkilenen ve övgü ile söz eden İlhami Yurt bir çok müzik grubuna baterisi ile eşlik etmiş olsada kendi orkestrası Truva 4 tür. Alttaki fotoğrafta solda İlhami Yurt Emin Akıncı ile

Emel Örgün ve İsmail Kemal Örgün
İ. Kemal Örgün henüz beş yaşındayken, evde bulduğu bir tahta parçası, bir şerit lastik ve bir avuç çiviyle komşularının kapısını çalar. Evin delikanlısı Muammer Duman’a, “Bana bunlardan dım dım yapar mısın?” der.
Muammer, bu küçük kara yağız çocuğun isteğini gülümseyerek kabul eder. Dar ve uzun tahta parçasına karşılıklı ikişer çivi çakar, lastikleri de bir enstrüman teli gibi bu çivilere gerer. Küçük çocuk sevinçle eve döner ve babasına,
“Baba bak, bana Muammer abi dım dım yaptı!” der.
Baba çok duygulanır; ceketini alıp evden çıkar. Döndüğünde elinde bir **mandolin** vardır.
İsmail Kemal’in sevinci tarifsizdir. Daha ilk haftalarda kulaktan birçok eser çalmaya başlar.
Yedi yaşına geldiğinde bu kez babası eve bir **bağlama** getirir.
İsmail Kemal kısa sürede bağlamayı da ilerletir ve ablası **Emel** ile evde küçük konserler vermeye başlarlar.
Ev artık müziksever komşular ve arkadaşlarla dolar taşar. Anne ve baba, çocuklarının çalışmalarına büyük bir anlayışla yaklaşır.
On iki yıllık evlilikten sonra dünyaya gelen bu kıymetli çocukları için annenin tek dileği şudur:
“Yeter ki gözümün önünde olsunlar…”
Evdeki bu müzik çalışmaları zamanla düğünlere, konserlere taşar.
İki kardeşin müzik serüveni işte böyle başlar. Bir de kuaför çırağı ablaları Hayriye Örgün vardır. Hayriye büyüyüp mesleğini gelişitirdiğinde ona da Gazi Paşa İlköğretimin hemen yanında bir kuaför salonu açılır.
( Emel Örgün )
İnegöl halkı gibi benim ailemde sanata karşı çok duyarlı bir aile idi. İlçemize dışardan gelen sanat ekipleri, tiyatro ve illizyon gösterilerini, ilçemizde yapılan tüm sanatsal etkinliklere ailece katılım sağlanır, İnegöl halkıda bu etkinkliklere akın ederdi. 1970’li ve 1980’li yıllarda İnegöl’de sosyal hayatın en önemli unsurları arasında yazlık–kışlık sinemalar, yılın belli yaz aylarında yılda bir defa kurulan panayırlarda yapılan akrobatik motosiklet gösterileri, ip cambazları, deniz kızı mizanseni, halka atma, atış poligonu vs gibi etkinlikler yer alırdı. Yıl sonu okul müsamereleri ve çeşitli konser etkinlikleri yapılmaktaydı. Ayrıca Bayram yeri denen panayır dini bayramların vaz geçilmezi olarak bayram sürecinde gençler ve çocuklar için eski hastanenin yanıbaşına kurulurdu. Dönme dolap, tahtarevalli, salıncak gibi oyun unsurları; ergenlik çağında kiralanabilen bisiklet, “mobilet” motosikletler ise dönemin gençlik eğlence kültürünün bir parçası idi.
Popüler Kültürün Araçları: Plakçılık ve Radyo
İnegöl’de müzik kültürünün gelişiminde plak dükkânları önemli bir rol oynamıştır. 1974’Te uzun sokakta açılan Taç Plak (Metin Kınabaş) bu alandaki ilk örneklerden biridir. Sonrasında Tankut Plak (Oktay Demir), Flaş Video (Kadir–Erhan Toptan kardeşler), Lalezar Plakçılık (Yusuf–Metin Bayram), Damla Plakçılık (Yusuf Kurtuluş), Eda Plakçılık (Hüseyin Orhan, Mücella Örsyapan), Stüdyo Fiesta (Mustafa Başak) ve Stüdyo Bambi (İlhan Ercağlı) gibi girişimler kasetçilik kültürünün yerleşmesinde belirleyici olmuşlardır. Bu dükkânlar, yalnızca müzik ürünlerinin temin edildiği yerler değil, aynı zamanda gençlerin sosyalleştiği kültürel mekânlar olarak da işlev görmüştür. (Turan Şahin Yazısından alınmıştır)
Radyo ise ailece sosyalleşmenin en önemli aracıdır. Özellikle “Yurttan Sesler” programları ve müzik–tiyatro yayınları, aile bireylerini bir araya getiren başlıca etkinliklerden olmuştur. Evimizde henüz bir televizyon sahibi olmadan once radyo, plak çalar ve babamızın pilakçılardan edindiği bir çok 45 lik ve 33 lük plaklar ile oldukça geniş bir müzik arşivi oluşmuştu. 1970’lerin ortalarında televizyonun evlere girmesi, yalnızca bireysel bir yenilik değil, toplumsal paylaşımı doğurmuştur. Televizyon sahibi haneler, mahalle sakinlerinin buluşma noktası hâline gelmiş; dizi ve filmler toplu bir izleme alanına dönüşmüştür, televizyon kişisel bir araç olmaktan çıkmış, ortak bir paylaşım alanı oluşturmuştur.

İnegöl’ lü Sinema Yöntemeni, Sanatçı Ezel Akay’ın Bursa Orhaneli’de çektiği benim de müziklerine katkıda bulunduğum Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü filminin afişi ve müzik albümünün kapağı
Ezel Akay & Ender Akay & Eren Akay
İnegöl doğumlu ve İnegöl’ ün Türkiye ve dünya çapında en tanınmış sinema yönetmeni ve sanatçı Ezel Akay, yalnızca sinema alanında değil, müzikle kurduğu bağ ile de dikkat çeken bir isimdir. Özellikle Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü filmiyle kültürel ve tarihsel anlatıyı sanatsal bir dille aktarmış; Müzisyen ve ses mühendisi kardeşi Ender Akay ile bu projede müzik, anlatının önemli bir parçası hâline gelmiştir. Eren Akay ismindeki en küçük kardeşi de müzisyendir. Yerel değerleri evrensel bir anlatımla sunan Akay, İnegöl’ün sanat dünyasına kazandırdığı en önemli isimlerden biridir. Yönetmen, yapımcı, anlatıcı ve reklam filmi üreticisi Ezel Akay Neredesin Firuze, Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak, Tabutta Rövaşata , Osman 8 filmleri ile anılmaktadır.
Emel Örgün
Babamızın Öğretmen olması, anne ve büyükannemizin hafız olmaları nedeni ile biz çocukların dinî eğitimi ve sanatsal çalışmaları başlangıçta bir çelişki oluşturmuyordu ve aynı parallelde devam ederek sosyal hayatın önemli bir parçası haline gelmişti. Ailedeki kadın hafızların öncülüğünde gerçekleştirilen eğitimler, özellikle biz çocukların dini bilgiyle erken yaşta tanışmasına olanak sağlamış. Bu durum, müzik ve dinî kültür arasında bireyler açısından mesleki seçim haline dönüştüğünde kimi zaman gerilim, kimi zaman da bütünleşme yaratmıştır. Kardeşim ve benim çocuk yaşlarda müziğe yönelmemiz, aile içindeki küçük pratiklerle başlamıştır. Kardeşim İsmail Kemal’in tahta ve lastikten yapılan ilkel çalgısının yeri kısa sürede mandolin ve bağlamaya dönüşmüş; böylece çalan ve söyleyen kardeşler olarak yaptığımız ikili çalışmalar, evin gündelik yaşamına dâhil olmuş yaşanılan ev, müzisyenlerin ve İnegöl’ lü yetenekli gençlerin akın ettiği bir sanat merkezine dönüşmüştür. Evdeki hafızlar eve gelen yetenekli genç müzikseverlere hoşgörü ile bakar olumsuz bir tavır göstermezlerdi. Akabinde okul müsamereleri, okul koroları ve öğretmenlerimizin yönlendirmeleri ile genç yetenekli öğrenciler olarakta, kişisel olarak da amatör müzik deneyimini daha disiplinli bir boyuta taşımıştır. Müzik öğretmenimiz Hasan Yörenç’in korosunda kısa sure eğitim görmüş olmam müziğin çok ciddi disiplin gerektirdiğini anlamama neden olmuştur. Okul koroları, inegölde kurulan çeşitli müzik orkestraları, inegöl müzik derneği, çocuk, genç ve yetişkin koroları, İnegöl Gelişim Orkestrası ile yapılan çalışmalarımız Anadolu Rock eserler ve dönemin en popular Grubu Boney M şarkıları ile , Halk müziği, Türk Sanat Müziği, Arbesk, yerli yabancı pop şarkılar ile popüler müziğin gençler arasında yaygınlık kazanmasına aracılık etmiştir. Öğretmenlerin konservatuvara yönlendirme çabaları ise o dönemde yetenekli öğrencilerin sanat kurumlarıyla buluşturulması bakımından olanak sağlarken babamız konservatuvar eğitimimiz için çabalarken annem ve annneannemizin karşı çıkmlarıyla aile içersinde çatışmalar baş göstermiş, ben lise eğitimim için İnegöl Ticaret Lisesi’ne, kardeşim İsmail Kemal ise İnegöl Endüstri Meslek lisesine kaydedilerek hayalini kurduğumuz konservatuvar süreci o yıllar için malesef hayal olmaktan öteye geçemedi..Halk eğitim merkezinde Niyazi Yerlitaş şefliğinde koro çalışmalarımız devam etmiştir. Yakup Akıncı öğretmenimiz de branşı müzik olmasa da İnegöl deki müzik faaliyetlerine fiilen destek olmuştur. O dönem okulların yıl sonu müsamereleri konserler ve gösteriler şeklinde ailelerin ve tüm ögretmenlerin katıldığı bir şölen halinde icra edilirdi.
1989 yılında İnegöl ilçemizden ailem ile Bursa merkeze taşınma sürecinden sonra Bursa da kurduğumuz ve sonradan Evrensel Kültür ünvanını alan Osmangazi Halk evinde kültür sanat çalışmalarına devam ettim.1993 yılında konservatuvar sınavlarında başarı göstererek konservatuvar sürecim başlamış oldu. 2000 li yıllarda konservatuvarda koordinator olarak emek veren Yücel Paşmakçı yönetiminde yıllarca Halk müziği çalışmalarımız devam etti. 2010 yılında Kütahya ve Bursa’ yı temsilen girdiğim Turizm ve Kültür Bakanlığı sınavlarında Bursa mahalli ses sanatçısı ünvanını aldım. Ayrıca uzun yıllar çeşitli dernekler çerçevesinde kültür sanat etkinlikleri, çeşitli şenlik, şölen ve festival programları, derleme çalışmaları, albumler ile devam eden müzikal serüven 2022 yılında Bursa Büyükşehir Belediye konservatuarından emeklilik sonrası da devam etmektedir.
İki erkek müzisyen, bir ressam kız çocuğu annesiyim.

Yörüklerin Ezgisi & Yörem ve Gökteki Yıldız isimli albümlerim
İnegöl özelinde aile içersinde kardeşim ile birlikte yaşadığımız bireysel deneyim, aslında 1970–1980 Türkiye’sinde kültürel dönüşümün bir yansımasıdır. Özet olarak geleneksel dinî ritüeller ile modern popüler kültür unsurları (radyo, plak, televizyon, konserler) aynı hane içerisinde bir arada var olmuş; kişisel olarak müzik ile kurduğu bağ, toplumsal dönüşümün küçük çapta bir aynası hâline gelmiştir.
İsmail Kemal Örgün


İnegöl Kırmızı Güller Müzik Grubu: İsmail Kemal Örgün, Yusuf Karabacakoğlu, Şefik Ak, Sabri Atılgan, Bağlamacı Cevat, İsmail Yılmaz, Arif Akansu
Kardeşim ile İlk aşamada düğünler, okul etkinlikleri ve yerel sahnelerde icra edilen müzik, zamanla profesyonelleşme yoluna girmişti. Kardeşim İsmail Kemal’in 17 yaşında iken uzun sap bağlamadan dört telli elektro bağlamaya geçmesi ve İnegöl Kırmızı Güller müzik grubu ile daha sonrasında Bursa daki gece klüplerinde çalışmaya başlaması bireysel olarak kariyer yollarının ayrılık sürecinin başlangıcı olmuştur. Bağlama virtüözü İsmet Topçu’yu kendine örnek edinen İsmail Kemal Örgün ayrıca İsmail Tunçbilek ile Bursa’da bazı müzik platformlarında aynı sahnede çalışmışlardır. Bursa da bulunan gazinolarda (Köşk, Hisar vb.) (Biricik, Tüdanya, Güllü, Mustafa Keser, Müslüm Gürses, Vahdet Vural, Nur Ertürk, Mine Koşan) vb bir çok ünlü sanatçıya dört telli bağlaması ile eşlik etmiştir, halen çeşitli gazino ve gece klüplerinde müzik yaşamını sürdürmektedir.
İsmail Kemal Örgün’ün anlatımıyla:
“Havuzlu Park’ta Park Restoran açılmıştı. Bursa’dan ses sanatçıları geliyordu. Konsomatris yoktu, kadın sanatçıların dışında ara sıra Bayram Şenpınar gibi isim yapmış sanatçılarada konser programları düzenleniyordu. Kırmızı Güller Grubu olarak bizler henüz acemi müzisyenlerdik. İcra ettiğimiz belli başlı bir repertuvarımız olsada eksiklerimiz çoğunluktaydı. Ben o zamanlar 17 yaşındaydım. Restoran temiz, güzel ve ferah bir mekândı; renkli loş ışıklarıyla gazino havası taşıyordu.
12 Eylül ihtilali olunca, yasaklar nedeniyle müziğe ve programlara ara verildi. 12 Eylül sonrasında uzun bir aradan sonra geçen yılların, tek başına ya da bazen evlerde birlikte prova şeklinde çalışma ortamımıza yansıttığı profesynelliği artık sahnelemek üzere sabırsızlanıyorduk. 90’lı yıllarda Karadeniz’de bir şehrimize doğru ekip olarak yola çıktık. Çok hevesli idik sahne ışıklarını, izleyicileri ve çalacağımız eserleri hayal ettikçe heyecandan nefesimiz kesiliyordu. Ancak sıradan köhne bir yapı, tahta sandalyeler, muşamba örtülü masalar ve masaların üzerinde servis tabakları, çatal, bıçak, kaşık yanı sıra peçete yerine tuvalet kağıdı konmuştu. İlk defa böyle bir görüntü ile karşılaşmak bizleri çok şaşırtmıştı. Müşteri yanına oturmak üzere bekleyen hanımlar, ayrı bir köşede İskandinav model koltuklarda oturuyorlardı. Solistlerin kıyafetleri ise adeta ‘komşuya gezmeye giden hanımların’ kıyafetlerini andırıyordu. Solist hanımların kuaför alışkanlıkları da pek yoktu, tüm bunlar bize garip ve çok komik geliyordu tabii ki, kendi aramızda konuşur gülerdik, sahanede iken birbirimize bakmaya çekiniyorduk, gülme krizine giripte enstruman hakimiyatimizi kaybederiz diye korkuyorduk”
İnegöl’ümüz, ilçe olmasına rağmen Anadolunun bazı şehirlere göre son derece gelişmiş sayılırdı bir kıyaslama dahi yapılamazdı. Karadeniz şehrinden dönüş ile Bursa Gazinoları süreci başladı.

İsmail Kemal Örgün
Güllü ile Bursa Orhaneli’ de sahne

Emrah Can

Ezel Can
İnegöl’ lü Genç Müzisyenler: Emrah Can & Ezel Can
Emrah Can
1982 doğumlu elektro gitarist, besteci, aranjör.
Bursa Spor Futbol Klübünden Müziğe; 15 yaşında müzik ile ilgilenmeye başladı. Kendi kendine öğrendiği enstrumanı ile ilk gençlik çağlarında rock gruplarında elektro gitar çaldı ve çeşitli gençlik konserlerinde yer aldı. Müzik teorisi eğitimini önce Atilla Sağlam, sonrasında Modern Müzik Akademisinde Bora Uslusoy’dan aldı. Birçok profesyonel sanatçının album kayıtlarında bulundu ve birçok eserin aranjörlüğünü yaptı ve kayıtlarını üstlendi. Emrah Can şimdilerde Uzun Lafın Kısası grubunda elektro gitarist olarak müzik hayatına devam etmekte ve aynı zamanda Akademix (mix müzik) de Elektro Gitar dersleri vermektedir. Emrah Can’ın enstrümantal elektro gitar müziği tarzında birçok çalışması bulunmaktadır. Bunların içinden en çok dikkat çekenler ise Alone, My Love, My World isimli eserlerdir.
Ezel Can
1986 doğumlu bas gitarist Ezel Can çocukluk yıllarında Mako Spor Futbol Klübünde futbol oynamamış, 17 yaşında bas gitarla tanışmış, sonrasında Modern Müzik Akademisinde Bas Gitar eğitmeni Cem Konuk’dan bas gitar dersleri almıştır. Kendisinden 4 yaş büyük abisi Emrah Can ile Rock müzik grupları kurarak müzik çalışmalarına devam etmişlerdir. Birlikte ya da tek olarak bir çok rock, pop gruplarında sahne alan Ezel Can birçok profeyonel sanatçının album kayıtlarında bulunmuş ve sahne almıştır. Halen çeşitli mekanlarda bas gitarı ile sahne alan müzisyen ayrıca Akademix (Mix Müzik) Bas Gitar eğitmeni ve satış temsilcisi olarak çalışmaktadır.
İki müzisyen kardeşin de kimi zaman tek kimi zaman birlikte sahnede eşlik ettikleri sanatçılar; Oğuz Aksaç, Sebahattin Atik, Makbule Kaya, Nuray Hafiftaş, Emel Örgün
Sefa Cheshmberah, Betül Demir, Volkan İmançer, Levent Uçar, Gökay Işıkbol, O ses Türkiye yarışmacısı Ferhat Üngür, Gökçe Elginer, Tuğba Yurt, Serdar Osman Özdemir.
İnegöl’ ün Sanatsever destekçileri Bige ailesi ve Hasan Bilge Devlet Klasik Türk Müziği Ses Sanatçısı Benek Bilge
Şehirler de ve ilçelerde belirli bir Devlet desteği olmayan dernekler ve benzeri sanat oluşumları, bulundukları çevre içersinde üyeler ve katılımcıların desteği ile çalışmaları sürdürme, ayakta kalma mücadele süreçlerinde o bölgenin sanat severlerinin özverili yardımları sonucunda varlıklarını sürdürmüşlerdir. Sanatsever Bilge Ailesi ve İnegöl’ de kimliğini bulmaya çalışan sanatsal faaliyetlere katkıları.
Hasan Bilge ile Görüşme
(1947, İnegöl doğumlu – Bursa’ da yapılan görüşme)
Aileden Sanata Gelen Destek
Hasan Bilge, İnegöl’deki gençlik yıllarında sanatsal faaliyetlerin içerisinde bulunmuş; ailesinin sanata verdiği destekle bu alanda yetişmiştir. Annesi ud çalarken, babası Eyüp Bilge (Eyüp Usta / Eyüp Kalfa) Türk sanat musikisinin sıkı bir takipçisi ve dinleyicisi olmuştur. Eyüp Bilge, İnegöl’de sergilenen sanatsal faaliyetlerin hem maddi hem manevi destekçisi olarak tanınmıştır.
İnegöl bandosunun kuruluşunda da büyük emek vermiş, böylelikle ilçedeki müzisyen potansiyelinin gelişmesine önemli katkıda bulunmuştur. 26 Ahmet, Münir Güven, Dişçi Emin, Dişçi Altay Demir, Belmondo lakaplı Ertan, Bandocu Metin, baterist İlhami Yurt, Naci Memiş, Nuri Şekerciler ve Gazanfer Gürsucu bu dönemin öne çıkan isimleridir.
İnegöl’de Sanat Hareketlerinin Başlangıcı
Cumhuriyet’in ilanından sonra sanat faaliyetleri halk evleri aracılığıyla başlamıştır. 1930’lu yıllarda İnegöl’de kurulan bando, sanatın yaygınlaşmasında önemli rol oynamıştır. Halk evlerinde müzikten tiyatroya, spordan edebiyata kadar 11 farklı dalda eğitim verilmekteydi. Eğer yerelde uzman bulunmuyorsa devlet tarafından görevlendirilen kişiler eğitim vermekteydi.
Sanat etkinliklerinin yapıldığı başlıca mekânlardan biri, jandarmanın yanındaki Eski Marmara Sineması idi. Bu dönemde İnegöl, muhafazakâr yapısına rağmen sanat yönü gelişkin bir ilçe olarak dikkat çekmiştir.
Oylat ve Kültürel Canlılık
Hasan Bilge, arkeoloji eğitimi almış, sanat tarihi derslerinin sanat sevgisini pekiştirdiğini belirtmiştir. Oylat mağarasının tanıtımı ve kültürel yaşamın canlanması için çalışmalar yürütmüş; Oylat Kaplıcaları’nın yalnızca sağlık değil, aynı zamanda sanat ve sosyalleşme mekânı hâline gelmesinde katkıda bulunmuştur.
Kavaklaraltı Parkı ve Hastane Parkı gibi alanlar, Batı müziği orkestraları, halk müziği koroları ve Türk sanat müziği konserlerine ev sahipliği yapmıştır. İnegöl halkı sanata düşkün, ailelerin birbirine saygılı olduğu, nahoş olayların yaşanmadığı bir toplum yapısına sahipti.
Evlilik ve Aile Hayatı: Eşiyle babasının kumaş mağazasında tanışan Hasan Bilge, kısa sürede evlenmiştir. Eşi Merhum Kamuran Bilge’nin de güzel sesi ve sanat sevgisi olduğunu belirtmiştir.


İnegöl Kültür Sarayı, Müik Derneği ve Futbol
İnegöl, spor ve sanat açısından daima öne çıkan bir yerleşim olmuştur. Türkiye futbol tarihinde İstanbul takımları dışında en erken kurulan takımlardan biri İnegölspor’dur. İlçenin kozmopolit yapısı (yerli halk, Boşnaklar, Balkan ve Kafkas göçmenleri) kültürel çeşitliliği de artırmıştır.
Hasan Bilge’nin teşvikleriyle, Belediye Başkanı Muhittin Tanoğlu döneminde İnegöl Kültür Sarayı inşa edilmiş, burada Musiki Cemiyeti ve İnegöl Müzik Derneği kurulmuştur. Kültür Sarayı aynı zamanda anfiteatr yapısıyla konserlere ev sahipliği yapmıştır.
Bursa’daki “Gezek” Geleneği


Hasan Bilge’nin katıldığı en önemli kültürel topluluklardan biri de Bursa’daki “Dostlar Gezeği” olmuştur. 17 yıl boyunca her salı günü düzenlenen bu toplantılarda Türk Sanat Müziği icra edilmiş, yemek ve sohbet eşliğinde sanat dostluğu pekişmiştir.
Gezeklere zaman zaman Avni Anıl, İnci Çayırlı gibi ustalar da katılmıştır. Bu toplantılar, Zeki Müren, Müzeyyen Senar, Erdinç Çelikkol gibi sanatçıların yetişmesine de zemin hazırlamıştır.
Üç kız çocuğu babası olan Hasan Bilge, ilk eğitimini İnegöl müzik derneğinde çocuk korosunda alan, Afyon Kocatepe Üniversitesi Türk Müizği bölümü mezunu şu an Kültür ve Turizm Bakanlığı Bursa Devlet Klasik Türk Müziği Korosu Sanatçısı Benek Bilge’ nin ve, bir dönem İnegöl Müzik derneğinde eğitim gören ve şimdilerde bir reklam şirketinde reklam müzikleri bölümünde çalışan Belgin Bilge ve ticaretle uğraşan Ebru Bilge Akyön’ ün babasıdır.
Benek Bilge & Belgin Bilge

Benek Bilge
Hasan Bilge’nin yaşam öyküsü, İnegöl’ün sanata ve kültüre verdiği değerin canlı bir tanıklığıdır. Hem aileden gelen destek hem de toplumsal dayanışma sayesinde İnegöl, yalnızca yerel değil ulusal düzeyde de sanatçıların yetişmesine zemin hazırlamıştır.
1990’lı Yıllar ve yeniden İnegöl Halk Evi
90 lı yılların başlarında Yusuf Gürsucu, Enver Can, Sefer Aktaş, Önder Keskinkılıç, Enis Uluş, Taner Sametoğlu, Muhan Başak, Yunus Holat, Zeki Karakoç, Erbil Çelikbilek, Semra & Ömer Yaman benim de içlerinde bulunduğum ve daha bir çok özgürlükçü ve sanat sever gencin desteği ile Lise caddesi üzerinde bir apartman dairesinde kurulur. Sanatsal çalışmaların ilki olarak Can Yücel Şiir Dramatizasyonu adı altında Belediye Düğün salonunda sergilenir. Çok beğenilen ve büyük ses getiren bu etkinlik daha sonra Bursa Eğitim Araçları Salonunda Can Yücel’inde katılımı ile İnegöl Halk Evi etkinliği olarak büyük bir coşku ile sergilenmiş olur. Sonrasında Bursa Açık hava Tiyatrosu’nda Nazım Hikmet Şiir Dramatizasyonu sergilenir, yakın ilçelere turnelere gidilir.

İnegöl Halk Evi Tiyatro Oyuncuları Can Yücel ile Can Kitabevi İmza Günü

İnegöl ve Bursa Halk Evi Kurucuları
Enver Can

Yusuf Gürsucu
Roman Müzisyenleri temsilen Zekı Sevinç
İçinde yaşadıkları coğrafi ve kültürel sınırlar içinde hem hizmetlerine ihtiyaç duyulan hem de varlıklarına kuşkuyla bakılan kimseler olarak daima belirsiz ve çelişkili bir toplumsal statüyü simgelerler. (Hasan Devrim Kınlı)
Romanlar bulundukları her yerde o yerin eğlence kültürüne varlıkları ve çaldıkları müzik aletleri ile ( Genelde klarnet, asma davul, darbuka, keman, cümbüş ) ile büyük katkılar sunarlar. Roman müzisyenler İnegöl, sokak ve köy düğünlerinde erkek eğlencelerinin vaz geçilmez unsurlarıdır. Sünnet ve evlenme düğünlerinde düğün sahibinin ekonomik durumuna gore çift klarnet çiift davul olarak performans gösterilerdi. Düğün sahibi bazı kişilerin ‘’ düğünümde çift davul çift klarnet tutacağım’’ diye övünmeleri bundandır. Roman Müzisyenler kendileri gibi müzisyen olan atalarından usta çırak ilişkisi ile yetişirler. Klarnet Sanatçısı 1963 doğumlu Zeki Sevinç’ te bunlardan biridir. Romanlar halen kendi düğünlerinde öz geleneklerinden kopmadan düğün eğlencelerini eskiden nasılsa bu günde aynı şekilde devam etirmektedirler
Romanlar ve Müzik başlı başına bir makale konusudur.

Zeki Sevinç ile İnegöl Sinanbey mahallesi Letafet sokaktaki görüşme
Yalçın Turhan
1965 İnegöl doğumlu, Önceden ismi Kavaklaraltı ilköğretim olan Şakirlakşe ilk okulunda Yusuf Örgün’ün öğrencisidir….Askerliğini Cumhur Başkanlığı Bando ve Gazino komutanlığında yaptı.. İnegöl belediye bandosunda, bariton ve tronbon çalıyordu. Klavye eşliğinde düğün ve cemiyetlerde müzisyenlik yaparken, sol işaret parmağındaki bir rahatsızlık nedeni ile gitar çalmaya bir sure ara verdi. Yaklaşık iki yıldır bağlama çalmaya devam ediyor. İtfaiyede memur olarak çalışmaktadır.

Solda Yalçın Turhan Ankara’ lı gitarist Ozcan Salgara ile İnegöl’ de bir İlköğretim okulunda yapılan bir etkinlikte
İnegöl Müzisyenlerinden Gazanfer Gürsucu ve Samanyolu Orkestrası bateristi Şadi Gümüştekin’e ulaşılamadığından, o döneme dair bilgiler ve fotoğraflar, birlikte müzik yaptıkları arkadaşlarından edinildi. Öğretmen aynı zamanda iyi bir gitaris ve lakabı Hoca Mesut olan müzisyen ve Aleko Lakaplı Alaaddin Aydemir hakkında ayrıntılı bigi edinilemedi.
İnegöl’ lü müzisyenler; Klarnet Ustası Hidayet İnegöllü ( Kınık) ,Ümit Pekdağ, Mehmet Ali Sav, Tolga Şekerci, Şadi Gümüşdağ, Diler Yalaza, Mehmet Zeki Yazıcı, Gazozcu Ayhan, Saksafoncu Nurettinn, Bulgar Mehmet, Gazanfer Gürsucu, Yalçın Turhan İnegöl Müzik kültürüne katkı sağlamış müzisyenlerdir.
1970 öncesi İnegöl de sosyal yaşam, kültür sanat çalışmaları, eğlence mekan ve alanları hakkında İnegöl’lü yazarlar Ekrem Hayri Peker ve Selma Peşteli tarafından kaleme alınmıştır. www.belgeseltarih.com dan ve sosyal medya da İnegöl konularını içeren bilgilere İnegöl’ lü yazarlar Cemil Kavukçu, Ekrem Hayri Peker, Selma Peşteli ve Nadir Gezer’ in kitaplarından da ulaşabilirsiniz.
KAYNAKÇA:
- Peker
- Peşteli
- Şahin
Yazılı Kaynaklar : Turhan Şahin, Selma Peşteli, Sözlü Kaynaklar: Naci Memiş, Bahtiyar Taş, İhsan Zafer, İsmail Kemal Örgün, İlhami Yurt, Hasan Bilge, Benek Bilge, Emrah Can, Ezel Can, Yusuf Gürsucu, Enver Can, İlknur Ulusoy Akıncı, Özden Öner, Yalçın Turhan, Zeki Sevinç
- Emel Örgün: [email protected]



