- Doç. Dr. Derya Yılmaz Tekin
AÜ Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Bölümü
Tarih sayfalarında efsanevi savaşçı kadınlar olarak yer edinen Amazonlar, binlerce yıldır hayal gücümüzü tetikleyen, kimlikleri ve kökenleri üzerine sayısız tartışmaya konu olmuş bir medeniyet. Onlar, ataerkil düzenin aksine kendi kurdukları topluluklarda at koşturan, ok atan, savaşan ve avlanan; özgürlükleri ve cesaretleriyle anılan kadınlardı. Peki, bu güçlü kadınların ayak izleri, modern bilim ve dilbilimin ışığında bizleri nereye götürüyor? Son dönemde yapılan araştırmalar, bu sorunun yanıtını Kafkasya’nın mistik dağlarında, yani biz Çerkeslerin kadim vatanında aramanın ne kadar doğru olduğunu ortaya koyuyor.
Fotoğraf: MET Museum, New York
Terme’den Azak Denizi’ne Uzanan Zorunlu Göç
Herodot’un meşhur anlatısına göre, Amazonlar ile Yunanlılar arasındaki Terme Çayı (Thermodon) Savaşı, kadın savaşçıların yenilgisiyle sonuçlanır. Üç gemiye doldurularak esir alınan Amazonlar, açık denizde isyan ederek gemideki tüm erkekleri öldürürler. Ancak denizcilikten anlamadıkları için rüzgar ve dalgalar onları İskit topraklarına, bugün Azak Denizi olarak bildiğimiz kıyılara sürükler.
Bu noktadan itibaren efsane, somut arkeolojik verilerle birleşmeye başlar. İskitlerle ilk başta savaşan, ancak sonrasında onlarla kaynaşarak “Sarmat” halkını oluşturan bu kadınların izi, sadece toprak altındaki kurganlarda değil, Atinalı ressamların fırçalarında da gizlidir.
“Anlamsız” Yazıtların Şifresi Çözüldü
MÖ 6. ve 5. yüzyıllara tarihlenen yaklaşık 1.500 vazo üzerinde, Grek alfabesiyle yazılmış ancak Yunanca hiçbir anlam ifade etmeyen kelimeler bulunur. Uzun süre “ressamın uydurması” (nonsense inscriptions) olarak görülen bu yazıtlar, Kafkas dilleri (Çerkesçe, Abhazca, Ubıhça) ışığında incelendiğinde şaşırtıcı sonuçlar vermiştir.
Bu dilsel kanıtlar, arkeolojik bulgularla da desteklenmektedir. Özellikle Kafkasya bölgesinde yapılan kazılarda ortaya çıkarılan savaşçı kadın mezarları, silahlar ve süs eşyaları, bölgedeki kadınların antik çağlarda ne denli aktif ve savaşçı bir role sahip olduğunu gözler önüne seriyor. Bu bulgular, efsanevi Amazonların sadece bir mit olmadığını, aksine gerçek bir tarihsel temele dayandığını gösteriyor.
Vazolarda Amazon figürlerinin yanında görülen yazıtların, fonetik olarak bugünkü Kafkas lehçeleriyle birebir örtüştüğü görülmektedir. Örneğin; savaşçı sahnelerinin yanında yer alan ibarelerin “Zırhlı”, “Savaşçı” veya “Köpek gibi koşan” gibi anlamlara geldiği, hatta Amazon isminin kökeninde Çerkesçe “Orman Ana” (Amez-an) ifadesinin yattığı düşünülmektedir. Bu durum, antik vazo ressamlarının pazar yerlerinde veya limanlarda karşılaştıkları yabancıların dillerini, duydukları seslerle vazolara nakşettiklerini kanıtlar niteliktedir.
Bir Kültürel Miras Olarak Amazonlar
New York’ta bulunan “Kaz Oyunu Vazosu” gibi örneklerde, bir aktörün canlandırdığı İskit karakterinin diyaloglarının Çerkesçe ile anlamlı hale gelmesi, antik dünyanın sanılandan çok daha kozmopolit olduğunu gösteriyor. Amazonlar sadece birer mitolojik kahraman değil; giyim kuşamları, dilleri ve savaşçı kimlikleriyle Kuzey Kafkasya halklarının antik dünyadaki yansımalarıdır.
Uzun yıllar boyunca Antik Yunan vazoları üzerinde bulunan Amazon tasvirleriyle bağlantılı “anlamsız” Grekçe yazıtlar, tarihçiler ve dilbilimciler için bir muamma teşkil ediyordu. Bu yazıtların, bilinen hiçbir Grek lehçesine uymaması, onların ne anlama geldiği konusunda büyük bir boşluk yaratmıştı. Ancak yakın zamanda yapılan çığır açıcı çalışmalar, bu gizemli ifadelerin aslında Grekçe olmadığını, aksine Kafkas dillerine ait olduğunu kanıtladı!
Bu keşifler, sadece Anadolu ve Karadeniz tarihine ışık tutmakla kalmıyor, aynı zamanda bugün hâlâ yaşayan Kafkas dillerinin en eski yazılı kayıtlarını bizlere sunuyor.
Önerilen Okuma Listesi
Antik Kaynaklar:
- Herodotus, Historiae (Herodot Tarihi): Kitap IV, 110-117. Amazonların İskitlerle karşılaşması, evlilik gelenekleri ve Sarmatların kökeni üzerine ana metin.
- Homeros, Iliad (İlyada): Amazonların “kadın gibi dövüşen erkekler” olarak tanımlandığı ve Priamos’un onlarla olan mücadelesini anlatan pasajlar.
- Strabon, Geographika (Coğrafya): Kitap XI ve XII. Amazonların başkenti Themiskyra (Terme) ve Karadeniz bölgesindeki yerleşim yerleri hakkında detaylı coğrafi bilgiler.
- Pseudo-Scylax, Periplus: Antik denizcilik kılavuzlarında Amazonların yaşadığı iddia edilen bölgelerin sınırları.
Akademik Çalışmalar:
- Mayor, A., Colarusso, J., & Saunders, D. (2014): “Making Sense of Nonsense Inscriptions Associated with Amazons and Scythians on Athenian Vases.” Hesperia: The Journal of the American School of Classical Studies at Athens, 83(3), 447–493. (Vazolardaki yazıtların Kafkas dilleriyle analiz edildiği temel çalışma).
- Mayor, A. (2014): The Amazons: Lives and Legends of Warrior Women across the Ancient World. Princeton University Press.
- Immerwahr, H. R. (1990): Attic Script: A Survey. Oxford University Press.
- Yılmaz, D., (2019), “Nart Destanı”, Dünden Bugüne Dünya Destanları, Edt. G. Kökdemir, A.G. Fidan, Bilgin, Kültür Sanat Yayınları, Ankara, s. 117-161.
- Yılmaz Tekin, D. (2026): Efsaneden Gerçeğe: Amazonların Kafkasya Kökenleri. Konferans Bildirisi, Ankara Üniversitesi.
YAZAR HAKKINDA
Doç. Dr. Derya YILMAZ TEKİN, 1979 tarihinde Ankara’da doğdu ilk, orta ve lise eğitimini Ankara’da tamamlamıştır. Ankara Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Bölümü, Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi Anabilim Dalı’nda Lisans ve Yüksek Lisans derecesini aldıktan sonra aynı anabilim dalında Doktora derecesini 2010 yılında almıştır. Doktora sonrasında İngiltere Cambridge Üniversitesi’nde (2012, 2019-2020) ve Berlin Freie Universität ile Alman Arkeoloji Enstitüsü (DAI) Avrasya şubesinde (2014) misafir araştırmacı olarak bulunmuştur.
Uzmanlık alanı, Anadolu ve Kadim Yakın Doğu’da Erken Tunç Çağı arkeolojisi olup, özellikle Tunç Çağı’nda bölgelerarası kültürel etkileşimler, arkeolojide dokumacılık üzerine yoğunlaşmaktadır. Alaca Höyük (Çorum), Acemhöyük (Aksaray), Köşk Höyük (Niğde), Liman Tepe (İzmir), Çeşme Bağlararası (İzmir), Sirkeli Höyük (Adana) ve Resuloğlu Höyük (Çorum) kazılarında ekip üyesi olarak görev almıştır. 2012-2017 yılları arasında Çanakkale Eceabat’ta bulunan Maydos Kilisetepe Kazısı’nın başkan yardımcılığını yürütmüştür. 2016-2018 yılları arasında ise Çanakkale merkez ilçesinde Neolitik Çağ’dan Demir Çağı sonuna kadar olan süreci kapsayan arkeolojik yüzey araştırması projesinin başkanlığını yapmıştır. Ayrıca 2022-2024 yılları arasında Ankara ili Gölbaşı İlçesi ve Haymana İlçesi Dereköy Mahallesi’nde Neolitik Çağ’dan Demir Çağı sonuna kadar arkeolojik yüzey araştırmasını (AGHA Projesi) tamamlamıştır. Günümüzde, Derya Yılmaz Tekin; 1992-2006 yılları arasında Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi tarafından 14 sezon boyunca kurtarma kazısı yapılan Ankara-Gölbaşı Oyaca Mahallesinde bulunan Külhöyük kazılarının başkanlığını 2021 yılından itibaren yürütmektedir.
