Hakan YILMAZ
Hakan  YILMAZ
Orhan Gâzî Tarafından Kirmasti’de Kurulan İlk Osmanlı Arşivi
  • 29 Temmuz 2020 Çarşamba
  • +
  • -

Osmanlı Bürokrasi Târihinin İlk ve En Önemli Müesseselerinden Biri:

Orhan Gâzî Tarafından Kirmasti’de Kurulan İlk Osmanlı Arşivi*

 

  • Hakan Yılmaz
    Araştırmacı-Yazar & Yeniçağ Tarihi Uzmanı

Giriş:

699/1300’de Osman Gâzî’nin kurduğu küçük bir uç Sultanlığı olarak tarih sahnesine çıkan Osmanlı Devleti’nin bürokratik gelişimine zemin hazırlayan ilk ve en önemli adımlar oğlu Orhan Gâzî tarafından atılmıştır. Doğru bilgiler içerdiği farklı tarihî verilerle sâbit olan bâzı tarihî takvimler ve Osmanlı kronikleri, Osman Gâzî’nin 619/1319 sonlarında ayağındaki Nikris hastalığı sebebiyle tahttan çekilerek, ölümünden 4 yıl kadar önce yerini büyük oğlu Orhan’a terk ettiğini ortaya koymaktadır.

Bu kaynaklara göre henüz babası hayatta iken 720/1320 başlarında Yenişehir Sarayı’nda tahta oturan Orhan Gâzî[1], bu sıralarda İslâm kültür ve medeniyet sisteminin asırlardır süregelen bürokratik uygulamalarını örnek alarak, Selçuklu ve İlhanlı devlet geleneğinin etkisi altında basit anlamdaki ilk Osmanlı devlet sistemini ve bürokrasisini meydana getirmiştir. Özellikle 722/1322 ortalarında Bursa’nın fethedilişi sonrası Orhan’ın buradaki tekfur sarayını tam teşekküllü bir İslâm sarayına çevirmesiyle[2], Osmanlı devlet yapısının temel dinamiklerini teşkil edecek tüm kurum ve birimler gelişkin bir devlet anlayışı çerçevesinde inşâ edilmiştir.

Bu dönem vakfiyeleri ve kimi vakıf defterlerinin satır aralarında yer alan, ancak ilk bakışta dikkati çekmeyen bâzı resmî kayıtlar titiz bir şekilde incelendiğinde, Orhan Gâzî devrinde defterdarlığın kurumsal bir nitelik kazanması sonucu, Saltanat Dîvânı içerisinde evrak ve defterlerin toplandığı bir Defter-ḫāne ve bunların sûretlerinin saklanması için Kirmasti sınırları içinde bir Evrak Hazînesi’nin faaliyete geçirildiği; bu birimlerin XV. yüzyılın ortalarına kadar umûmî bir devlet arşivi olarak işlevini sürdürmeye devam ettiği tespit edilebilmektedir.

Osmanlılar’da Yapılan İlk Timar Tahrîri ve Orhan Gâzî’nin Saray Dîvânı’nda Tutulan En Eski Vakıf Defteri:

Bilinen en eski örneği İstanbul’un fethinden iki yıl sonra, 859/1455’te kayda geçirilip, XVI. yüzyılda mufassal ve mücmel formlarda yeniden düzenlenen Ḫüdāvendigār Livāsı Taḥrīr Defterleri’ndeki bâzı atıflar, daha çok fakihlere ve sûfî zümrelere yönelik olarak yapılan ilk vakıf ve mülk bağışlarının, henüz XIV. yüzyılın ilk yıllarında Osman Gâzî öncülüğünde başladığına işâret etmektedir. Bu vakıf ve mülk bağışlarının bugüne dek tam olarak hangi yöntem ve sistemle gerçekleştirildiği bilinmemekle birlikte, kimi evkaf defterlerinin ve kroniklerin satır aralarına yansıyan önemli kayıtlar, Osmanlı Uç Sultanlığı’nda defterdarlık geleneğinin de daha 719/1319 yılı sonunda, Orhan Gâzî’nin babasına vekâleten tahta oturduğu yıl Yenişehir Sarayı’nda işlerlik kazandığını göstermektedir. Bu noktada karşımıza çıkan yeni bulguların tahrir defterlerindeki atıflarla tenkidinden çıkan sonuç; Şehzâde Orhan’ın tahta geçişinden kısa bir süre önce, Osman Gâzî’nin Köse Mihal (Mihal Hozes) aracılığıyla Bithynia’da başlattığı ve 719/1319’da tamamlanan bir dizi yerel akınlar sonrası fethedilen; Lefke, Yenice, Akhisar, Geyve ve Tekfur-pınarı’nda re‘âyâya timar bırakılan toprakların, 720/1320 yılına geçiş sürecinde tahririnin yapılarak ilk kez bir deftere kaydedildiği yönündedir[3].

719/1319 tahririnden sonra, Orhan Gâzî döneminde Batı Anadolu’da özellikle Bursa, İznik, Karesi, Ankara ve Sultanönü bölgesindeki fetihleri müteâkip bir ya da birkaç tahrir işleminin daha yapılmış olduğunda şüphe yoktur. Şimdiye dek kim tarafından ve hangi tarihte yapıldığı bilinmese de, Rumeli fetihlerinin başladığı târihlerde veya biraz daha öncesinde, Bursa havâlisinde ve özellikle Kirmasti çevresinde, gelişmiş bürokratik bir sistemle    kapsamlı bir evkaf tahrîrinin gerçekleştirildiği ve bu vakıf defterlerinin Bursa Sarayı Dîvânı’nda kayda geçirildikten sonra, uzun süre Saray Defter-ḫāne’sinde muhâfaza edildiğini gösteren delil ve belgeler mevcuttur.

Vakıf defterlerinin Orhan Gazî döneminde tutulmaya başladığını ortaya koyan en önemli delil, Rebî‘u’l-evvel 749/Haziran 1348 tarihli Lala Şâhîn Paşa Vakfiyesi’nde[4] zamânın Sultân’ı Orhan Gâzî’nin vezîri Şâhîn Lala’ya bağışladığı yerlerin, daha önce Saltanat Dîvânı’nda yazıldığı ve Kirmasti vakıflarını kapsadığı belirtilen bir Defter’e kaydedildiğini gösteren şu satırlardır:

لملكها لدى السلطان الأكرم والحاقان الأفهم ، سلطان الغزاة والجاهدين ، قالع قلاع الكفرة والمشركين ، حامى بيضة الإسلام ، ماحئ الآثار الكفر الاثام حضرت سلطان اورخان بن سلطان عثمان – خلد الله سلطنته وآثآر العالمين وبرهان على وجه المبين – المسطور فى الدفتر الديوان سلطان المشتمل على قصبة كرماستى المزبوره وارضها وقرى معروفات بقريۀ چوردك وقريۀ اورج بيك وقريۀ بهرام وقريۀ چولمكجى وقريۀ كرده لى وقريۀ آت أوى مع قريۀ يگيجه وقريۀ اوچرلر واراضيها ومزارع كل واحد منها الملاصقة الحدود والحوال القصبة المسطورة الواقعة فى لوآء بروسه ..

“Es-Sulṭānü’l-ekrem ve’l-Ḥāḳānü’l-efḫam, Sulṭānü’l-ġuzāt ve’l-mücāhidīn, Ḳāliʿ-i ḳılāʿ-i’l-kefereti ve’l-müşrikīn, Ḥāmiyyü beyżati’l-İslām, Māḥīʾü’l-ās̱āri’l-küfri [ve]’l-ās̱ām Sulṭān ʿOs̱mān oğlu Ḥażret-i Sulṭān Orḫān’ın katında -Allāh onun salṭanatını, ʿālemdeki āārını ve apaçık bir vech üzere olan burhānını ebedî kılsın-, onun (Şâhîn Paşa’nın) mülkü; Sulṭān’ın adı geçen Kirmāsti ḳaṣabasını içine alan Dīvān Defteri’nde yazılı bulunan Çördük ḳaryesi, Oruç Big ḳaryesi, Behrām ḳaryesi, Çölmekci ḳaryesi, Geredeli ḳaryesi ve Yeñice ḳaryesi arāżīsi ile, At-evi ḳaryesi ve Üç-erler ḳaryesi diye maʿrūf olan ḳaryelerle, Burūsa Livāʾsında vāḳıʿ olup, sözü edilen ḳaṣabanın ḥudūd ve ḥavālīsine bitişik bulunan arāżī ve mezraʿaların her biridir.”[5]

Görüldüğü üzere vakfiyede 749/1348 yılından önce, Orhan Gâzî’nin Beg-sarayı’ndaki Saltanat Dîvânı’nda vakıf ve mülklerin şümullü bir Defter’e yazıldığından söz edilmekte; bu tarihten önce Livā statüsüne yükseltildiği anlaşılan Bursa şehri ve çevresiyle[6] sınırlı olduğu anlaşılan bu defterin Lala Şâhin Paşa’nın Kirmasti’deki vakıflarını da içine aldığına işâret edilmektedir. Bursa Saray Dîvânı’nda, bizzat Orhan Gâzî’nin huzûrunda kayda geçirilen bu defter bir Evḳāf Defteri olmakla birlikte; vakıf sistemiyle birlikte timar sisteminin de Osman Gâzî zamânından beri yürürlükte olduğu dikkate alındığında, bu ipucundan yola çıkılarak timarların tevcih edildiği Tahrîr defterleriyle onlara mümâsil diğer pek çok defterin de, bu tarihlerde sâbit bir yöntemle Dîvân-ı hümâyûn’da kayıt altına alındığı düşünülebilir.

Şekil-1: Rebî‘u’l-evvel 749/Haziran 1348 tarihli Lala Şâhîn Paşa Vakfiyesi’nde, Orhan Gâzî’nin Bursa’da bağışladığı vakıfların bu tarihten önce, Lala Şâhîn’in Kirmâstî’deki vakıflarını da içine alan şümullü bir Dīvān Defteri’ne kaydedildiğini gösteren satırlar. VGMA, D. no: 732/59, s. 75, st. 27-33.

Vakfiyenin yukarıdaki cümleleri tâkip eden daha sonraki satırlarında, vakfa ait dükkânların icâre işlemleri, köyler, mezra‘alar ve buralarda yetiştirilen mahsûl ve ürünlerin sarf edileceği yerlere ilişkin tüm şartların: على ما حرّر وفصّل فى الدفتر الحاقانى “Ḥāḳānī Defter’de taḥrīr ve tafṣīl olunduğu üzere” açıklandığı belirtilerek[7], Sultan Orhan’ın huzûrunda kayıt altına alınan bu defter doğrudan doğruya Defterü’l-Ḥāḳānī olarak nitelendirilmiştir[8]. Kayıttaki: حرّر وفصّل “ḥurrire ve fuṣṣile” ifâdesi ise, Orhan Gâzî’nin Ḥāḳānī Defter’inin Bursa Livâsı vakıflarını içeren mufassal bir tahrir defteri olduğuna açıklık getirmektedir.

Şekil-2: Orhan Gâzî’nin 749/1348’den önce tutulmuş olan vakıf defterinin Defterü’l-Ḥāḳānī diye isimlendirilen mufassal bir tahrir defteri olduğuna ilişkin kayıt. Lala Şâhîn Paşa Vakfiyesi, VGMA, Defter no: 732/59, s. 75, st. 47.

Orhan Gâzî’nin kuruluş devri içerisinde varlığı tespit edilebilen en eski vakıf defteri olan bu mufassal Ḥāḳānī Defter’in Kirmasti vakıflarını da içine aldığına özellikle işâret edilmesi ve İkinci Murad’ın saltanatının ilk yıllarına kadar devâm ettiği anlaşılan bu tahrir işlemlerinin[9], 859/1455’te Lâla Şâhîn Paşa’nın soyundan gelen Kirmasti’li âlim Mevlânâ Yûsuf el-Kirmastî’nin[10] (ö. 906/1500) tuttuğu Defter’e[11] intikâl etmesi; kısacası bu evkaf defterlerindeki atıflarda Orhan Gâzî devrinden Fâtih Sultan Mehmed devrinin ilk yıllarına kadar vakıf tahrir işlemlerinin hep Kirmasti ve Lala Şâhîn Paşa’nın ahfâdı üzerinde yoğunlaşmış gözükmesi, Kirmasti’nin Osmanlılar’da bürokrasinin yerleşmesine öncülük eden en önemli uygulama alanlarından biri olduğuna delil teşkil ettiği gibi; kuruluş devrinde Osmanlılar’da ilk defter arşivleme uygulamasının da, vakfiyenin tanziminden daha önce tutulmuş olan bu gibi defterler aracılığıyla aynı tarihlerde başlamış olması gerektiğine dair önemli bir ipucu vermektedir.

Ḫüdāvendigār Livāsı Vaḳıf Defterleri’nde, erken dönemde Orhan Beg ve ‘Osmân Beg tarafından verilmiş vakıfnâme ve mülk-nâmelere yapılan atıflardan açıkça anlaşıldığına göre[12]; kurucu hükümdar ve oğlu tarafından 699/1300 yılından beri dağıtılan ve muhtemelen daha önce Yenişehir Saray Dîvânı’nda basit bir yöntemle kayıt altına alınan tüm biti, vakfiye ve mülknâmeler; Orhan Gâzî’nin 735/1334’te Kirmasti’yi fethi ile Lala Şâhîn Paşa vakfiyesinin düzenlendiği 749/1348 tarihleri arasındaki on dört yıllık zaman periyodunda, ilk defâ mufassal bir evkâf defteri düzenlenerek kayıt altına alınmıştı.

Bostan-zâde Yahyâ Efendi, Osmanlı müessese ve medeniyet tarihinin ilk devirleri hakkında oldukça ilginç ve dikkate değer bilgiler içeren Tuḥfetü’l-Aḥbāb adlı eserinde, yukarıda o asrın belgeleri ışığında ortaya koyduğumuz, defterdarlık müessesesinin ilk kez Orhan Gâzî döneminde başladığı yönündeki tespitimizi destekleyecek şekilde: “İbtidā defterdār naṣb itmek Sulṭān Orḫān itmişdür ve yalıñuz olmasun diyü Rūz-nāme ve Muḳāṭaʿacı naṣb itmek daḫı anlardan olmışdur.” diyerek[13], bu konuda çağdaş kaynaklara dayanan doğru bilgiler verdiğini açıkça göstermiş; ayrıca bu devirde sarayda yalnız Vakıf ve Tahrir Defterleri’nin değil, sonraki devirlerde sıklıkla rastlanan Rûz-nâmçe Defterleri ile, Hazîne, Yevmiyye ve Mukâta‘a Defterleri’nin de mevcut bulunduğuna zımnen işâret etmiştir.

Orhan Gâzî Döneminde Vakıf İşlemlerinin Yürütülme Şekli ve Kirmasti Vakıflarını İçine Alan İlk Ḥāḳānī Defter’in Kâtibi:

Orhan Gâzî döneminde vakıf bürokrasisinin nasıl işlediği ve vakfiyelerin ne şekilde düzenlendiği konusunda, çağdaş bir göz tanığı olan Seyyid Kâsım el-Bağdâdî’nin (ö. 750/1350) Seyāḥat-nāme’sinde[14] bize aktardığı ilginç izlenimler, Lala Şâhîn Paşa Vakfiyesi’nde geçen yukarıdaki kayıtların mâhiyetini açıklayacak ve bizim bu konudaki tespitlerimizi tarihî açıdan doğrulayacak oldukça önemli deliller içerir. Lâla Şâhîn Paşa vakfiyesinde Paşa’nın vakıf işleminin Sulān Dīvānı’nda kayda geçirildiğine yapılan atfa paralel olarak, Bağdâdî de vakfiyenin düzenlenişinden yirmi dört yıl önce, 724/1324 yılı ortalarında Sultan Orhan’dan Şirvan’daki vakıfları adına kendisine bir “fermān” vermesini isteyince, Orhan Gâzî Salanat Dīvānı’nda vezîr-i a‘zamı İbrâhîm Paşa’ya belli şartlar çerçevesinde Arapça bir vakfiye düzenletmiş ve üzerine kalemiyle tuğrasını çekerek ona hediye etmiştir[15].

Bu iki çağdaş materyalin küçük bir tenkidi, Orhan Gâzî’nin cülûs yılı olan 1324 yılı ortalarından vakfiyenin düzenlendiği 1348 yılı ortalarına kadar, tam 24 yıl boyunca vakıf işlemlerinin Dîvân-ı hümâyûn’da bizzat Sultan Orhan’ın huzûrunda[16] ve Vezîr-i a‘zam’ın nezâreti altında gerçekleştirildiğini ve burada düzenlenen vakfiyelerle bunların kaydedildiği evkaf defterlerinden birinci derecede Vezîr-i a‘zam’ın sorumlu olduğunu gösterir. Ayrıca gerek Bağdâdî Seyāḥat-nāme’si, gerekse vakfiye; Bostan-zâde Yahyâ gibi müelliflerin, bu işlemlerin Orhan Gâzî zamânı gibi oldukça erken bir tarihte başladığı yönünde verdikleri bilgileri de kuvvetle te’yid etmektedir.

Kirmasti’yi içine alan bu ilk kapsamlı vakıf tahririnin kim tarafından gerçekleştirildiği meselesine gelince; 859/1455’te Mevlânâ Kirmâstî tarafından Bursa’da yapıldığı bilinen mevcut en eski tahrirde, bundan önceki tahrirlere ilişkin yapılan nâdir birkaç atıf sadece, bugüne kadar hangi pâdişah ya da pâdişahlar devrinde, tam olarak hangi tarihte tutulduğu kestirilemeyen Ḫalīl Beg Defteri’yle sınırlı kalmıştır[17]. Aynı şekilde, 928/1521 ve 980/1573 tahrirlerinde de, yer yer Kirmāstī Defteri’nden daha önce Ḫalīl Beg Defteri’ndeki kayıtlara göndermeler yapılmıştır. Kuruluştan Sultan II. Murad dönemine kadar uzanan süreçte, kimi zaman yalnız bir kuşak üzerinden Osman Beg ve Orhan Beg’e kadar inen bazı vakıf tahrirlerinin bile doğrudan kaynağı konumundaki bu defterin kâtibi olan Ḫalīl Beg’in kim olduğu bugüne dek tespit edilememiştir. Modern araştırmacılardan bâzılarının görüşü; bu şahsın II. Murad devrinde yaşamış bir kimse[18], ya da kuruluş devri ricâli arasında Bursa’da aktif bir şekilde faaliyet göstermesiyle dikkati çeken, hattâ İznik kadılığını müteâkip 749/1348’den itibâren bir dönem Bursa kadılığı da yaptığı rivâyet edilen Çandarlı Kara Halîl (ö. 789/1387) olması gerektiği yönündedir[19]. İkinci görüş sahipleri, tek başına Ḫalīl Beg Defteri’ni esas alan Kirmāstī Defteri’nin başında Murad Hüdâvendigâr’ın Kaplıca’daki vakıflarının yer almasını, bu eski Defter’in I. Murad zamânında tutulmaya başlandığına bir delil olarak kabul etmişlerdir[20].

Osmanlı kuruluş vakıflarının bilinen ilk kâtibi olan Ḫalīl Beg’in kim olduğu probleminin çözümü de yine, yukarıda bu devrin bürokrasisine ilişkin oldukça mühim ve ayrıntılı tespitlere ulaştığımız Lala Şâhîn Paşa vakfiyesinde gizlidir. 749/1348’de düzenlenen vakfiyede, Besmelenin biraz yukarısına yazılmış olan kâtip derkenarında, vakfiyenin aslının “ḫuṣūṣī ve ʿumūmī tescil şarṭları yerine getirilmek” suretiyle خليل بن محمد القاضى بمدينۀ بروسة المحروسة “Maḥrūseʾ-i Burūsa şehri ḳāḍīsı olan Muḥammed oğlu Ḫalīl” tarafından düzenlendiği açıkça belirtilmiştir[21]. Şimdiye kadar Osmanlı kroniklerinde daha önce Bilecik ve İznik kadısı iken 749/1348’de Bursa kadılığına atandığı öne sürülen[22] “Ḳara Ḫalīl”, ya da Halil Hayreddîn Paşa’nın babasının adının محمد “Meḥmed” değil, على “ʿAlī” olduğunu yaptırdığı hayır eserlerinden İznik Yeşil Câmii’nin ve Serez Kurşunlu/Eski Câmii’nin kitâbelerinden bilmekteyiz[23]. Bugüne dek vakfiyenin düzenlendiği tarih olan 749/1348’de onu “Bursa ḳāḍīsı” olarak gösteren kaynaklar, -çoğu konuda olduğu gibi- isim benzerliği nedeniyle onu, vakfiye derkenarında farklı bir kimse olduğu açıkça belirtilen “Bursa ḳāḍīsı Meḥmed oğlu Ḫalīl” ile karıştırma hatâsından kurtulamamışlardır. Halbuki bu târihte Bursa kâdîsı olduğu ve düzenlediği Arapça vakfiyeden vakıf tahririyle de meşgul bulunduğu açıkça anlaşılan Hâlîl Beg’in Çandarlı Kara Halîl’den tamâmen farklı bir kimse olduğu ortadadır. Dolayısıyla bu yanlış bilginin vakfiyedeki bu çağdaş kayıt ışığında düzeltilmesi lâzımdır.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Yeni Târihî Bulgular Işığında: Bursa Ne Zaman Fethedildi?
Şekil-3: 749/1348 tarihli Lala Şâhîn Paşa Vakfiyesi’nin Bursa kadısı “Muḥammed oğlu Ḫalīl”tarafından düzenlendiğini gösteren derkenarın son kısmı. VGMA, Defter: 732/59, s. 75.

Lala Şâhîn Paşa vakfiyesini düzenleyen ve dönemin diğer tüm vakfiyelerden farklı olarak, içinde Orhân Gâzî’nin Kirmasti kasabasını müştemil Ḥāḳānī Defter’ine iki kez atıf yaptığı görülen Bursa kâdîsı Mehmed oğlu Halîl’in, şimdiye dek varlığı gölgede kalan, Osmanlılar’ın bilinen ilk il-yazıcısı Halîl Beg’den başkası olmadığı ve onun vakfiyedeki köyler ve vâkıfın şartları ile ilgili kısımları yazarken, klasik vakfiye formatının dışına çıkarak Dîvân’daki Ḥāḳānī Defter’deki kayıtlara gönderme yapmasının, her ikisinin de kâtibinin kendisi olmasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

Şâhîn Paşa’nın Kirmasti’deki vakıflarının daha önce Bursa Saray Dîvânı’nda düzenlenen Ḥāḳānī Defter’e kaydedildiğinin bizzat vakfiyenin içinde belirtilmesi; İl-yazıcı Halîl Beg’in bu vakıf tahririni Sultan Orhan’ın emriyle, vakfiyenin düzenleniş târihi olan Rebî‘u’l-evvel 749/Haziran 1348’den daha önce yaptığını ibrâz etmektedir.

Ayrıca vakfiyenin defter tahririnden daha sonra tanzim edilmiş olması, bu dönemde vakıf işlemleri yapılırken önce vakıf mülk ve alanının belirlenip deftere kaydedildiğini, vakfiyelerin ise vakıf sâhiplerine tahrir işleminden daha sonra verildiğini göstermektedir.

Halîl Beg’in Yaşamına ve Defterdarlık Zamânına İlişkin Bâzı Tespitler:

Hayâtı hakkında hiçbir bilgiye sâhip olmadığımız Defterdar Halîl Beg’in, Orhan Gâzî devrinden II. Murad dönemi başlarına kadar defterdarlık görevini kesintisiz olarak yürüttüğünü gösteren atıflardan; Osman Gâzî döneminden Çelebi Mehmed dönemine kadar yaşamış olan, çağdaşı Edebalı-oğlu Mahmûd Paşa gibi yüz yılı aşkın bir ömür sürmüş[24] ve en geç XV. yüzyılın ikinci çeyreğinde ölmüş bir pîr-i fânî olduğu sonucu çıkmaktadır. Nitekim 859/1455 tarihli Kirmāstī Defteri’nde Ḫalīl Beg Defteri’ne yapılan bir atıfta: “…Ḥamīd oġlı Muṣṭafā taṣarruf ider, Ġāzī Ḫündkār ve Emīr Süleymān nişānıyla ve Ḫalīl Beg Defteri’nde masṭūrdur.” denilmesi[25]; onun Orhan Gâzî döneminden sonra Murad Hüdâvendigâr ve Yıldırım Bâyezîd dönemlerinde de Defter-i Ḥāḳānī kâtipliğine devam ettiğini, hattâ Fetret devrinde bir ara Yıldırım’ın büyük şehzâdesi Emîr Süleyman’ın himâyesine girdiğini ortaya koymaktadır[26].

980/1573 tarihli Defter’de Kirmasti’deki Ḳaracalar ḳaryesi’ne ilişkin vakıf kaydında: “Ḳaryeʾ-i Ḳaracalar ki, Ḫalīl Beg Defteri’nde ḫāṣṣaʾ-i Su-başı yazılmış ve ḳadīmden Bāzārlu-oġlı Murād Beg’üñ vaḳf-ı ebnāsı imiş; Bāyezīd Ḫüdāvendigār ve selāṭīn nişānıyla ḳayd olunmış ve merḥūm Sulṭān Murād Ḫān Ḫüdāvendigār vaḳf-ı ebnāʾı muḳarrer dutmış.”[27] denildikten sonra Fâtih döneminde tutulan Kirmāstī Defteri’ndeki kayda[28] geçiş yapılması  ise, Defterdar Halîl Beg’in II. Murad devrinin başlarındaki ilk tahriri de yaptıktan sonra vefât etmiş olduğunu gösterir. Bu ve benzeri tarihî materyallerin toplu tenkidi, Halîl Beg’in Defter’indeki kayıtların doğrudan Orhan Gâzî zamanına odaklı olan çok eski vakıfları nasıl içine aldığı; ya da Kirmāstī Defteri’nde Fâtih dönemine kadar aradan uzun bir süre geçmiş olmasına rağmen neden başka bir Defter’e gönderme yapılmadığı sorularının cevâbını da vermeye yetmektedir.

Halîl Beg’in tahrir alanı yalnız Bursa Livâsı ile sınırlı olmayıp, Osmanlı coğrafyasının diğer bölgelerini de içine alıyordu. Nitekim onun, Aydın Sancağı’nın ikinci kez kesin olarak Osmanlı hâkimiyetine girişinden sonra tuttuğu mufassal Vaḳıf Defteri’nin muhtelif parçaları günümüze kadar ulaşmıştır[29]. Ayrıca 984/1577 tarihli Ṣaruḫān Livāsı Evḳāf Defteri’nde de, Yıldırım’ın 792/1390’daki ilk fethinden sonrasına işâret eden Ḫalīl Beg Defteri’ne yönelik atıflar yer almaktadır[30]. Her iki Defter’de yer alan kayıtlar da Ḫüdāvendigār Livāsı Taḥrīr Defterleri’ndeki atıflara paralel olarak II. Murad dönemi başlarına kadar uzanır[31]. Onun Hüdâvendigâr Livâsı dışında, geniş çerçevede Aydın sancağı ve Saruhan livâsının tahrir işlerini de yürütmesi, muhtemelen Yıldırım döneminde bir ara, belki de Anadolu baş defterdarlığına benzer bir makâmı elinde bulundurmuş olabileceği intibâını uyandırmaktadır.

İl-yazıcı Ḫalīl Beg’in uzun ömrü boyunca geniş bir zamana yayılan vazîfesi sırasında toplam kaç defâ tahrir yapıp defter tuttuğu bilinmemekle birlikte, XV. yüzyıl başlarına ulaştığında artık beş pâdişâh, bir şehzâde dönemini görmüş bir pîr-i fânî olması ve tarihî teâmüle göre her Sultân’ın kendi zamânında vakıf beratlarını yenileterek devlet sınırları içinde mutlaka yeniden tahrir yaptırmış olacağı dikkate alındığında; o, Orhan Gâzî adına yaptığı ilk vakıf tahririnden sonra Murad Hüdâvendigâr, Yıldırım Bâyezîd, Bursa’da hükümdarlığını ilân ettiği sırada Emîr Süleymân, Fetret Devri sonrası Çelebi Sultan Mehmed ve cülûsunu müteâkip II. Murad adına da asgarî bir tahminle birer kez, yani vazîfesi süresince toplam en az altı kez tahrir yapmış olmalıdır[32]. Başta Kirmastî olmak üzere daha sonraki tahrir memurları, Defter’in Sultan İkinci Murad döneminde yenilenen en son ve en ayrıntılı versiyonunu kullanmışlardır. Nitekim bu tezimizin doğruluğu, sonraki defterlerde bu Sultan’ların tümü adına Ḫalīl Beg’in yaptığı vakıf işlemlerine yapılan atıflardan açıkça anlaşılmaktadır.

Lala Şâhîn Paşa Nezdinde Kirmasti’de Kurulan İlk Osmanlı Arşivi:

Devlete ait önemli evrak ve defterlerin, resmî işlemlerin uzun vâdede tâkibi ve herhangi bir sorun baş göstermesi durumunda ibrâzı amacıyla saklanması zarureti, eski İslâm devletlerinden beri bu tür belgelerin özel bir birimde toplanması ihtiyâcını beraberinde getirmiştir. Bu devlet geleneğinin Osmanlılar’dan önceki son temsilcileri olan Anadolu Selçukluları ve İlhanlılar’da evrak ve defterlerin saklandığı özel bir birimin mevcut olduğunu gösteren kanıtlar[33], bürokratik işlemlerde onları tâkip eden Osmanlılar’ın da defterdarlık ve tahrir sisteminin başlaması sonrası, evrak ve defterleri özel bir Defter-ḫāne’de toplamış olmaları gerektiğinin yeterli delilini vermektedir[34].

İşte bu tezi doğrulayacak şekilde, 928/1521 tarihli Defter’de Lala Şâhîn Paşa’nın Kirmasti’deki vakıflarının Orhan Gâzî ve Murâd Hüdâvendigâr dönemlerinde verilen vakfiyelerle tespit edildiği belirtilip, Çelebi Sultan Mehmed zamânından Fatih zamânına kadar yapılan işlemlere kısaca değinildikten sonra, vakfın kuruluş zamânından beri verilen tüm vakfiyelerin Sarayın içindeki Evrak Hazînesi’nde saklandığı açık bir biçimde ifâde edilmiştir:

“Nāḥiyyeʾ-i Kirmāsti:
Evḳāf-ı taʿalluḳāt-ı Kirmāsti ki, Şāhīn Beg ʿİmāreti’ne; Orḫān Beg’den ve Ġāzī Ḫüẕāvendigār’dan ve Sulṭān Muḥammed Ḫān nişānlarıyle vaḳfiyyet üzere taṣarruf olınur. Şimdi Bālī Beg ve ḳarındaşı Ḥamza Beg mütevellīlerdür. Gerdek ve küvvāre ve cürm, meẕkūrlar taṣarruf iderler; der-Defter-i Kirmāstī. Ḳadīmü’z-zamāndan vaḳfiyyet üzere taṣarruf iderlerimiş; vaḳfiyyeleri Ḫızāneʾ-i ʿĀmire’de imiş.”[35]

Orhan Gâzî’nin Lâla Şâhin Paşa’ya Kirmasti’deki vakıfları adına verdiği vakfiyenin, Murad Hüdâvendigâr’dan Çelebi Sultan Mehmed’e kadarki pâdişahlar zamânında yenilendiğini bildirip, Fâtih devrine kadar yapılan resmî işlemleri özetleyen bu kayıtta, buradaki mülk ve binâların başından beri vakfiyyet kapsamında faaliyet gösterdiği ve kuruluşundan itibâren Orhan Gâzî, Murad Hüdâvendigâr ve Çelebi Mehmed dönemlerinde düzenlenen tüm vakfiyelerin doğrudan Ḫızāneʾ-i ʿĀmire’de korunduğu belirtilerek, mevcut vakfiyelerin Orhan Gâzî döneminden beri bir Evrak Hazînesi’nde saklanması sâyesinde Fâtih devrine kadar ulaştığına işâret edilmiştir.

Defterdar Halîl Beg’in Bursa Livâsı’nda, XIV. yüzyılın ortalarından XV. yüzyılın başlarına kadar tutmaya devam ettiği Ḥāḳānī Defter’in ve vakfiyelerin Fâtih devrine kadar ulaşması, bu dönem defterlerinde bile hâlâ bu eski vakfiye ve Defter’lere atıflarda bulunulması, Orhan Gâzî zamânından beri yapılan her yeni tahrirde bu vakfiye ve defter nüshalarının Bursa’da titiz bir şekilde muhâfaza edildiğine delil teşkil etmekte; bu ise Osmanlılar’da arşivciliğe yönelik ilk uygulamaların da bekleneceği üzere daha kuruluş devrinde Sultan Orhan’ın öncülüğünde başlamış olduğunu göstermektedir.

Şekil-4: Vezîr-i a‘zam Lala Şâhîn Paşa’nın Kirmasti’deki vakıfları adına düzenlenen vakfiyelerin, Orhan Gâzî zamânından beri Ḫızāneʾ-i ʿĀmire’de saklandığına ilişkin atfın yer aldığı vakıf tahrîri. BOA, TTD, nr.: 453, vr. 32a.

Nitekim Osmanlılar’da Arşivciliğe yönelik bilinen ilk uygulamanın Lâla Şâhîn Paşa tarafından Kirmasti’de başlatıldığı, Bursa Beg-sarayı Defter-ḫānesi’nde muhâfaza edilen evrak ve defterlerin birer sûretlerinin de kuruluş devrinin sonuna kadar burada saklandığı, Bergama’da yer alan eski bir mezra‘anın vârislere intikâli sırasında, geçmişteki ilk nakil işlemlerini doğrulamak için “Kirmasti’den defter ṣūreti gönderildiğini” belgeleyen 980/1573 tarihli Defter’deki şu ilginç satırlar ışığında ortaya çıkmaktadır:

“Mezraʿa:
Berġama nāḥiyyesinde, ‘Aṭa’ dimekle maʿrūf yirde. Evvelden Ḳara Mīḫāl yiri ki, Ḳān-oġlı begler-begiden ḳırḳ filoriye ṣatun alınmış mülkdür ve ḳāḍī Maḥmūd’dan mektūb-ı Şerʿī var. Şimdi irs̱le Ṣatı-oġlı ḫātūnı Nergis’den güyegüsi Yaʿḳūb’a müntaḳil olmış. Kirmasti’den ṣūret-i Defter ʿarż itdiler. El-ḥāletü hāẕihī oġlı Ḥıżır Beg mülkiyyet üzere mutaṣarrıfdur, elinde pādişāhumuz nişān-ı şerīfi var diyü ḳayd olunmış, در دفتر كهنه . Ḥāliyā meẕkūr Ḥıżır-oġlı Muḥammed Şāh ve ʿAlī Bālī mutaṣarrıflardur, mülkiyyet üzere merḥūmān Sulṭān Muḥammed’den ve Sulṭān Bāyezīd’den mülk-nāmeleri var diyü muḳayyed, در دفتر عتيق .”
[36]

Bu vakıf kaydında, Bergama gibi Hüdâvendigâr Livâsı’nın en uç noktasında bulunan bir mezra‘anın vârislere intikâlinin sağlanması için, mülkün kadîmdeki ilk sâhibi Kara Mihal’den Fâtih öncesine kadarki kayıtları içeren “Defter ṣūreti”nin Kirmasti’den gönderildiğinin[37] açıkça belirtilmesi; Bursa Beg-sarayı’ndaki Defter-ḫāne hâricinde, bu devirde tüm resmî evrak ve defterlerin birer sûretlerinin de Kirmasti’deki bir Arşiv’de saklandığını kesinleştirmektedir.

Dolayısıyla Kuruluş devrinin sonuna kadarki vakıf işlemlerine yapılan atıflarda   belirgin bir biçimde ön plâna çıktığı görülen Ḥāḳānī Defter’in aslı Orhan Gâzî’nin emri ve direktifiyle Beg-sarayı’ndaki Evrak Hazînesi’ne konulduğu gibi, sûreti de muhtemelen bu havâlîde geniş bir mülke ve çok sayıda vakıflara sahip olan “Vezîr-i a‘zam”[38] Lâla Şâhîn Paşa’nın merkez üssü Kirmasti’de kurduğu Evrak Arşivi’ne konulmuş; bu ve benzeri tüm defter ve evraklara ait nüshaların daha sonraki devirlere ulaşabilmesi de, ancak bu titiz yöntem sâyesinde mümkün olmuştur.

Osmanlılar’ın ilk arşivinin Bursa’ya uzak bir noktada bulunan Kirmasti’de kurulmuş olması, burasının Vezîr-i a‘zam Lâla Şâhîn Paşa’nın vakıf ve mülklerinin bulunduğu bir merkez konumunda bulunması nedeniyledir. Yukarıda 1324’ten beri vakıf işlemlerinin doğrudan Vezîr-i a‘zam’ın uhdesinde yürütüldüğünü görmüştük. Dolayısıyla bu sistem çerçevesinde Orhan Gâzî’nin Vezîr-i a‘zamlarından biri olan Lala Şâhîn Paşa’nın, vazifesi kapsamında bulunan vakıflarla ilgili Saray Defter-ḫānesi’ndeki evrak ve defterlerin birer sûretini de kendi nezdinde bulundurmuş olması düşünülemeyecek bir şey değildir. Orhan Gâzî’nin şehzâdeliği döneminde başlayıp, Alâeddîn Paşa’dan beri[39] yirmi dört yıl boyunca adım adım ilerleyen bürokratik atılımlar zamanla her alanda ivme kazanmakla birlikte, arşivciliğe yönelik faaliyetlerin özellikle Kirmasti’de başlamış olması, bu işlemlerin kurumsal anlamda ilk kez Şâhîn Paşa’nın öncülüğünde ortaya çıktığının açık bir göstergesidir.

Şekil-5: 980/1573 târihli Defter’de Hüdâvendigâr Livâsı’nın uç noktasında bulunan Bergama’daki bir mezra‘anın, sâhibi Kara Mîhâl’den sonraki vârislerine intikâl seyrini gösteren eski işlemlere ilişkin “Defter ṣūreti”nin doğrudan Kirmasti’den gönderildiğine yapılan atıf. TADB (TKGMA), TTD., EV.: 580, vr. 144a.

Osmanlı Devleti’nin, Murad Hüdâvendigâr ve Yıldırım Bâyezîd dönemlerinde Anadolu’da ve Rumeli’de daha geniş sınırlara ulaşması sonucu, Bursa’dan sonra Edirne’nin saltanat makarrı olması, devlet merkezinin buraya taşınması ve zaman içinde bürokratik sistemin daha da yerine oturmasından sonra, Lala Şâhîn Paşa’nın Kirmasti’deki Evrak ve Defter Arşivi de muhtemelen II. Murad devrinde sâdece Hüdâvendigâr Livâsı’na bağlı yerel bir birim hâline dönüştürülmüş ve yalnız vaktiyle tahrirleri yapılan ilk bölgelerin timar ve evkaf defterleriyle sınırlı olarak Fâtih Sultan Mehmed dönemine kadar aktif bir şekilde işlevini sürdürmüştür.

Bostan-zâde Yahyâ Efendi’nin Tuḥfetü’l-Aḥbāb adlı eserinde; Orhan Gâzî’nin yüksek İslâmî kültürü üst düzeyde temsil eden gelişmiş bir müessese olarak tasarladığı Bursa Beg-sarayı’nın içinde altın-gümüş gibi değerli eşyâların ve devlet gelirlerinin saklandığı bir İç Hazîne odasının yanında, sarayın dışında bir “ṭaşra kāġıd ve defterler ṭuran ḫazīne”nin de mevcut bulunduğuna işâret etmesi[40] bizim yukarıdaki tüm tespitlerimizi doğrulamakta; daha bu devirde Osmanlılar’da oldukça sağlam bir bürokrasi ve arşivleme sisteminin yerleşik bulunduğuna ışık tutmaktadır.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Çanakkale Savaşı ve Müstecip Onbaşı

Resmî anlamda ve şümullü olarak ilk kez yalnız Kirmasti kasabasının değil, Bursa Livâsı ve Aydın ve Saruhan bölgelerinin vakıf ve tahrirlerin tümünü içine alacak şekilde yürürlüğe konulan bu defter tutma ve arşivleme sisteminin, daha sonraları Osmanlı Devlet sınırları içindeki diğer idârî birimlerde kale dizdarları ve kadılar gözetiminde kalelerde sicil defterlerinin ve önemli yazışmaların saklanıp arşivlenmesi geleneğinin de ortaya çıkmasına ve yayılmasına zemin hazırlamış olduğu anlaşılmaktadır.

Şekil-6: Lala Şâhîn Paşa’nın mülk ve vakıflarının merkezi olup, Orhan Gâzî döneminde bir ara vezir kazâsı statüsüne yükseltildiği ve hudutları içinde saraya bağlı bir Evrak ve Defter Arşivi’nin faaliyete geçirildiği anlaşılan Kirmasti’de yer alan türbesi. Mustafakemalpaşa / Bursa. (Fotoğraf: Selçuk Sarı)

Orhan Gâzî’nin Ḥāḳānī Defter’inde Kayıtlı Bulunan İlk Vakıflar:

Sultan Orhân’ın verdiği sayısız mülk ve arâzî bağışına ilişkin vakfiyelerin mufassal sûretlerinin, Lala Şâhîn Paşa vakfiyesinden aktardığımız satırlarda, Saray Dîvânı’nda tutulan ve Kirmasti’ye şâmil olan bir Ḥāḳānī Vaḳıf Defteri’ne kaydedildiğini göstermiştik. Orhan Gâzî’nin Dîvân defterleri ve evrâkının saklanması için Saray içinde ve Lâla Şâhîn Paşa nezdinde kurduğu ilk Osmanlı arşivindeki Ḥāḳānī Defter’inde yer alan vakıf bağışlarının ve bunların kimlere yapıldığına ilişkin önemli kayıtların nelerden ibâret olduğu, Ḫüdāvendigār Livāsı Taḥrīr Defterleri’nde yer alan atıflardan kesin olarak tespit edilebilir.

Şekil-7: Orhan Gâzî’yi vezirleri ve beyleriyle Bursa/Beg-sarayı Dîvân’ında gösteren eski bir minyatür. Ahmedî, İskender-nāme (Edirne, 1460-70 civârı), SPBA, nr.: C.133, vr. 249b.

Lala Şâhîn Paşa’nın vezâreti döneminde Dîvân’da tutulmaya başlanan Ḫalīl Beg Defteri’nin, 859/1455 tarihli Kirmāstī Defteri’nde ve sonraki diğer vakıf defterlerinde rastladığımız; kuruluş coğrafyasında Osman Gâzî, Orhan Gâzî, Murâd Hüdâvendigâr, Yıldırım Bâyezîd, Çelebi Sultan Mehmed ve kısmen II. Murâd tarafından büyük çoğunluğu ahî şeyh ve dervişlerine bağışlanan köy, mezraa, arâzî ve zâviyelerin vakfiye ve “biti”lerine âit tüm kayıtların ayrıntılı özetlerini içerdiği peşinen söylenilebilir[41]. Orhan Gâzî’nin emriyle 1348’den önce başlatılıp belirli aralıklarla devâm ettirilen tahrir işlemleri sırasında, yetmiş yılı aşkın bir süre yenilenen bu vakıflara zaman içinde Murâd Hüdâvendigâr’dan İkinci Murad’ın ilk yıllarına kadar yapılan vakıf bağışlarının kayıtları da eklenmiş ve 1455 tarihli Kirmāstī Defteri ve diğer defterlerdeki atıflardan anlaşılacağı üzere Defter, Halîl Beg’in son tahrîri sırasında ulaşabileceği en geniş ve kapsamlı hacme erişmiştir.

Kirmasti kasabası ile doğrudan alâkalı bulunan Ḫalīl Beg Defteri’nden sonra, Fâtih’in emriyle burada tutulduğu malûm olan sonraki defterin kâtibinin de, Lâla Şâhîn Paşa ahfâdından Kirmasti kökenli meşhur bir âlim olan Sînânüddîn Yûsuf el-Kirmâstî olduğuna işâret etmiştik. Nitekim daha sonraki tahrir defterlerinin bâzılarında, örneğin 928/1521, 937/1530 ve 980/1573 yıllarına ait tahrirlerde, tıpkı Ḫalīl Beg Defteri gibi bu deftere de sayısız atıflarda bulunulduğu görülmektedir. Bu defterlerde daha önceki defterlere gönderme yapılırken دفتر كهنه “Defter-i köhne” olarak vasıflandırılan en eski defterdeki ve دفترعتيق “Defter-i ʿatīḳ” diye adlandırılan bir önceki defterdeki işlemler kısaca zikredildiği gibi; Molla Kirmâstî tarafından 859/1455’te tutulan bu Defter’deki vakıf işlemleri de در دفتر كرماستى “der-Defter-i Kirmāstī” ya da عن دفتر كرماستى “‘an-Defter-i Kirmāstī” gibi atıf ibâreleriyle özetlenmiştir.

Orhan Gâzî döneminde, 749/1348 yılı civârında vakıf tahrir işlemlerinin önemli bir merkezi olarak öne çıkan Kirmasti ve çevresinde vakıf tahrir defterlerinin ve vakfiyelerin saklandığı bir Arşiv biriminin kurulması, kuruluş dönemi boyunca bir asrı aşkın bir süre Kirmasti’nin kuruluş devri Osmanlı bürokrasisinin en önemli faaliyet alanlarından biri olmasını sağlamış ve Fâtih döneminde yine burada, Lâla Şâhîn Paşa’nın metrûkâtı arasında yetişmiş bir başka defterdar olan Kirmâstî’nin 1455’te yaptığı tahrirle, hem en üst seviyesini hem de bir bakıma en son evrelerini yaşamıştır.

Sonuç:

Lala Şâhin Paşa Vakfiyesi’nde, XIV. yüzyılın ilk yarısında Orhan Gâzî’nin Saltanat Dîvânı’nda tutulan ve Kirmasti vakıflarını da içine alan eski bir Ḥāḳānī Defter’in varlığına işâret edilmesi, 1521 ve 1573 tahrirlerinde bu vakfiye ve defterlerin asıllarının Ḫızāneʾ-i ʿĀmire’de, sûretlerinin ise Kirmasti’de saklandığının açıkça belirtilmesi ve kuruluş devrinden sonraki ilk vakıf tahririni yine Lâlâ Şâhin Paşa neslinden Kirmasti’li âlim Sinânüddîn Yûsuf el-Kirmastî’nin icrâ etmesi; Kirmasti’nin kuruluş devri Osmanlı bürokrasisinin teşekkülünde ön plâna çıkan en önemli merkezlerden biri olduğunu tartışmasız bir biçimde gözler önüne sermektedir.

Kaynakça:

Arşiv Belgeleri ve Birincil Kaynaklar:

Asporça Hâtûn Vakfiyesi (Ramazân 723/Eylül 1323): VGMA, nr.: 590/181, s. 207-208.

Âşık Paşa-zâde, Tevārīḫ-i Āl-i ʿOs̱mān, İstanbul Arkeoloji Mz. Ktp. nr.: 1504.

_____________ Menāḳıb ve Tevārīḫ-i Āl-i ʿOs̱mān, Bodleian Library MS Or. Oct.: 2448.

Aydın Sancağı Mufassal Tahrir Defteri (1425-1430):

– BOA, MAD, nr.: 13

– BOA, MAD, nr.: 18003

Bostan-zâde Yahyâ Efendi, Tuḥfetü’l-Aḥbāb, Terakkî Matba‘ası, İstanbul 1287.

Cülūs Listesi, Mecmūʿa, İstanbul Arkeoloji Müzesi Ktp., nr.: 862, vr. 175b.

Defter-i Evḳāf-ı Livāʾ-i Ṣaruḫān, TADB (TKGMA), TTD, nr.: 544

Ḫüdāvendigār Livāsı Vaḳıf Defteri (928/1521): BOA, TTD, nr.: 453

Ḫüdāvendigār Livāsı Vaḳıf Defteri (980/1573): TADB (TKGMA), TTD, EV.: 580

Kirmāstī Defteri (859/1455):

– İBB Atatürk Kitaplığı, Muallim Cevdet, Yz., nr.: 117/1

– BOA, MAD, nr.: 16016

Lâla Şâhîn Paşa Vakfiyesi (Rebî‘u’l-evvel 749/Haziran 1348):

– VGMA, Defter: 732/59, s. 75-76

– Millet Ktp. Ali Emîrî, Arabî, nr.: 4471

Mahmud el-Kefevî, Ketāʾibü’l-Aʿlāmü’l-Aḫyār min Fuḳahāʾ-i Meẕhebi’n-Nuʿmānü’l-Muḫtār, Süleymaniye Ktp. Es‘ad Efendi, nr.: 548.

Müstakîm-zâde Süleymân Sa‘deddîn, Mecelletü’n-Niṣāb, Süleymâniye Ktp. Hâlet Efendi, nr.: 628.

Mihâlîç Beg Vakfiyesi (Rebî‘u’l-evvel 763/Ocak 1362), VGMA, Defter: 732/61, s. 77

Seyyid Kâsım el-Bağdâdî, Seyāḥat-nāme, 1098/1686 tarihli rulo nüsha.

Yayınlanmış Eserler ve Makaleler:

Afyoncu, Erhan, “Defterhâne”, DİA, IX, s. 100-104.

Aktepe, Münir, “Çandarlı Kara Halil Hayreddin Paşa”, DİA, VIII, s. 214-215.

Arvas, İbrâhim, Seyāḥat-nāme li’ş-Şeyḫ Ḥacı Ḳāsım Baġdādī (tıpkıbasım), Ankara 1371/1951.

Babinger, Franz, Die Frühosmanischen Jahrbücher des Urudsch, Hannover 1925.

Barkan, Ömer Lütfi – Enver Meriçli, Hüdâvendigâr Livâsı Tahrîr Defterleri, TTK Yayınları, Ankara 1988.

Bursalı Mehmed Tâhir, ʿOs̱mānlı Müʾellifleri (I-IV), II, İstanbul 1338/1920.

Emecen, Feridun M., Osmanlı İmparatorluğu’nun Kuruluş ve Yükseliş Tarihi (1300-1600), Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul 2015.

Erdoğru, Mehmet Âkif, Aydınili Mufassal Defteri: Timar ve Yaya Yoklaması Defter Parçaları İle Birlikte, Ege Üniversitesi Yayınları, İzmir 2015.

Evliyâ Çelebi, Seyāḥat-nāme, VIII, nşr. Kilisli Rifat Bilge, Ma‘ârif Vekâleti Devlet Matba‘ası, İstanbul 1928.

Friedrich Giese, Die Altosmanischen Anonymen Chroniken, Breslau 1922.

İbn Kemâl (Kemâl Paşa-zâde), Tevārīḫ-i Āl-i ʿOs̱mān (Tārīḫ-i İbn Kemāl), I. Defter, nşr.: Şerafettin Turan, TTK Yayınları, Ankara 1991.

Kaplanoğlu, Raif, v.d., 1455 Tarihli Kirmastî Tahrir Defteri’ne Göre Osmanlı Kuruluş Devri Vakıfları, Giriş-Tıpkıbasım-Çeviriyazı, Bursa 2014.

_____________ “Tahrir Defterlerine Göre Çelebi Sultan Mehmed Vakıf Köyleri”, Sultan Mehmet Çelebi Dönemi/ Osman Gazi Sempozyumu Sempozyum Bildiri Kitabı, İstanbul 2014, s. 334-375.

Kepeci, Kâmil, Bursa Kütüğü, IV (I-IV), Bursa Kültür A.Ş. Yayınları, Bursa 2009.

Mehmed Süreyyâ, Sicill-i ʿOs̱mānī (I-VI), IV, İstanbul 1308.

Neşrî, Mevlânâ Mehmed, Die Altosmanische Chronik des Mevlānā Meḥemmed Neschrī, Band I, Theodor Menzel nsh., nşr. F. Taeschner, Leipzig 1951.

Özel, Ahmet, “Kirmastî”, DİA, XXVI, 67-68.

Telci, Cahit, Halil Beğ Defteri: Fetihten Sonra Aydın Sancağı’nın İlk Mufassal Tahrir Defteri (1425-1430), İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Yayınları, İzmir 2015.

_____________ “Aydın Sancağının En Erken Tarihli Defteri: Halil Beğ Defteri’nin Parçası”, Cihannüma Tarih ve Coğrafya Araştırmaları Dergisi, I/1 (Temmuz 2015), s. 139-175.

Uzunçarşılı, İsmail Hakkı, “Çandarlı (Cenderli) Kara Halil Paşa, Menşe’i – Tahsili – Kadılığı – Kazaskerliği – Vezirliği ve Kumandanlığı”, Belleten, XXIII/91 (1959), s. 457-477.

_____________ Çandarlı Vezir Ailesi, TTK Yayınları, Ankara 1988.

_____________ Osmanlı Devlet Teşkilâtına Medhal (IV. baskı), TTK Yayınları, Ankara 1988.

Yılmaz, Hakan, “‘Anonim Târih’ mi, ‘Ḥamzavī Tārīḫi’ mi?”, HAİD, XIX/218 (Kasım 2011), s. 42-44.

_____________  “Orhan Gâzî’yi Sarayında Ziyâret Etmiş bir Seyyah/Sûfî: Seyyid Kâsım el Bağdâdî ve Seyāḥat-nāme’sinin Kuruluş Devri Osmanlı Tarihi Açısından Önemi”, I. Uluslararası Osmanlı Araştırmaları Kongresi, Sakarya Ünv., 14-17 Ekim 2015, Kongre Tebliğleri Özet Kitabı/Abstract Book, s. 277.

_____________ “Bursa Fethine Yönelik Yeni Yaklaşımlar ve Bursa’nın Gerçek Fetih Tarihi”, Şehir & Toplum, sy.: II (Haziran 2015), s. 64-66

_____________ “Halîl-nâme Yazarı Abdülvâsi Çelebi’nin Edirne’deki Vakfına İlişkin Bir Belge”, Şehir & Toplum, sy.: 3/Aralık 2015, s. 98-105.

_____________ “Yeni Kaynaklara Göre Bursa Beg-sarayı’nın Yapılış Tarihi ve Orhan Gâzî Döneminde İnşâ Edilen İlk Bölümleri”, TAÇ Mimarlık Arkeoloji Kültür Sanat Dergisi, sy.: VII (Sonbahar-Kış/2015-2016), s. 54-65.

 

DİPNOTLAR

*     Bu araştırma daha önce 13-15 Mayıs 2016 tarihleri arasında Bursa’da düzenlenen III. Mustafakemalpaşa Sempozyumu’nda bildiri olarak sunulmuştur: S. Sevim – M. Eren – M. Çubukçu – H. Ersöz, III. Uluslararası Mustafakemalpaşa Sempozyumu, I, Mustafakemalpaşa Belediyesi, Bursa 2016, s. 369-389.

[1]     Osman Gâzî’nin 720/1320’de tamamen tahttan çekilmiş ve yerini oğlu Orhan’a terk etmiş olduğu, eski bir tarihî takvime dayanan cülûs listelerinden birinin içinde açıkça gösterildiği gibi (krş. İstanbul Arkeoloji Müzesi Ktp., nr.: 862, vr. 175b); bu takvimi tâkip ettiğinde şüphe olmayan İbn Kemâl (Kemâl Paşa-zâde) de Tārīḫ-i İbn Kemāl adlı eserinin ilk Defter’inde, Osman Gâzî’nin 19 yıl beylik ettikten sonra 720/1320’de “emāret emrinden ferāġat” ettiğini belirtmiştir. Krş. İbn Kemâl, a.g.e., I. Defter, Ş. Turan neşri, TTK, Ankara 1991, s. 194.

[2]     Bursa Beg-sarayı’nın gelişmiş yüksek İslâmî saray kültürünü yansıtır bir tarzda tasarlandığı hakkında, bk. Hakan Yılmaz, “Yeni Kaynaklara Göre Bursa Beg-sarayı’nın Yapılış Tarihi ve Orhan Gâzî Döneminde İnşâ Edilen İlk Bölümleri”, TAÇ Mimarlık Arkeoloji Kültür Sanat Dergisi, sy.: VII (Sonbahar-Kış/2015-2016), s. 54-65.

[3]     Bu konuda ayrıntılı bilgi, ileride Osmanlılar’da Kâtiplik ve Defterdarlık Sisteminin Ortaya Çıkışı başlıklı makalemizde verilecektir.

[4]     VGMA, Defter: 732/59, s. 75-76. Orhan Gâzî döneminde düzenlenmiş, erken döneme ait tarihî değeri hâiz az sayıdaki belgeden biri olan vakfiyenin, Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi’ndeki sûreti dışında Ali Emîrî tarafından bu sûretten istinsah ettirilmiş bir kopyası daha vardır (Millet Ktp. Ali Emîrî, Arabî, nr.: 4471).

[5]     VGMA, a.g.d., s. 75, st. 27-33.

[6]     1348’de Bursa ve çevresinin “Livāʾ” kılındığını, geniş çerçevede Hüdâvendigâr Livâsı’nın henüz kurulmadığını gösteren bu çok önemli kayıt, 749/1348’den önce Osmanlı hâkimiyeti içindeki diğer bölgeler için de benzeri yerleşim statülerinin aynı şekilde uygulamaya geçirildiğine delil teşkil etmektedir.

[7]     VGMA, a.g.d., s. 75, st. 47.

[8]     Bu kayıt, sonraki devirlerde sıklıkla kullanılan Defter-i Ḥāḳānī” tâbirinin ilk kez Orhan Gâzî döneminde ortaya çıktığını göstermesi bakımından çok önemlidir.

[9]     Bunu ortaya koyan deliller birazdan gösterilecektir.

[10]    Onun hakkında, bk. Mahmud el-Kefevî, Ketāʾibü’l-Aʿlāmü’l-Aḫyār min Fuḳahāʾ-i Meẕhebi’n-Nuʿmānü’l-Muḫtār, Süleymâniye Ktp., Es‘ad Efendi, nr.: 548, s. 261; Mehmed Süreyyâ, Sicill-i ʿOs̱mānī, IV, İstanbul 1308, s. 653; Bursalı Mehmed Tâhir, ʿOs̱mānlıʾellifleri, II, İstanbul 1338/1920, 53-54; Ahmet Özel, “Kirmastî”, DİA, XXVI, 67-68. Müstakim-zâde Süleyman Sa‘deddîn bu kaynaklarda yer almayan çok önemli bir ayrıntıdan söz ederek, onun: من زرية لالا شاهين “Lāla Şāhīn’in neslinden” olduğuna açıkça işâret etmiştir. Krş. a.mlf., Mecelletü’n-Niṣāb, Süleymâniye Ktp. Hâlet Efendi, nr.: 628, vr. 366b, st. 27-28.

[11]    Kirmastî’nin 859/1455’te Fatih’in emriyle Ḫüdāvendigār Livāsı kapsamındaki tüm vakıf ve mülk bağışlarını kayıt altına aldığı bu Defter’in bir cildi İBB Atatürk Kitaplığı, Muallim Cevdet, Yz., nr.: 117/1’de kayıtlı olup, Hüdâvendigâr Sancağı’na ait 14 yerleşim biriminin tahrirlerini içermektedir. Bu cildin Başbakanlık Osmanlı Arşivi, MAD, nr.: 16016’da kayıtlı bulunan 12 varak/24 sayfalık eksik bir parçası ise, Osmanlı Devleti’nin kuruluş ve ilk fetih coğrafyasının vakıf tahrirlerine denk düşmektedir. Defterin BOA, Alî Emîrî Tasnîfi, nr.: 71’de kayıtlı bulunan 14 varaklık bir parçasını Osman Gâzî Sempozyumu’nda bildiri olarak sunan Raif Kaplanoğlu (Krş. a.mlf., “Tahrir Defterlerine Göre Çelebi Sultan Mehmed Vakıf Köyleri”, Sultan Mehmet Çelebi Dönemi/ Osman Gazi Sempozyumu, İstanbul 2014, s. 334-375), daha sonra yukarıda sözünü ettiğimiz iki defter parçasını da ortak bir çalışmada, bir giriş yazısı ve çeşitli eklerle birlikte yayınlanmıştır: Raif Kaplanoğlu-Niyazi Topçu-Hüseyin Delil, 1455 Tarihli Kirmastî Tahrir Defteri’ne Göre Osmanlı Kuruluş Devri Vakıfları, Giriş-Tıpkıbasım-Çeviriyazı, Bursa 2014.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Turquoise’ın teslim alınması ve mürettebatın akibeti

[12]    Bu defterlerdeki kayıtların önemli bir kısmı Ö. Lütfi Barkan ve Enver Meriçli tarafından yayınlanmıştır: krş. a.mlf.ler, Hüdâvendigâr Livâsı Tahrîr Defterleri, bas.: TTK, Ankara 1988, muh. yerler.

[13]    Bostan-zâde Yahyâ Efendi, Tuḥfetü’l-Aḥbāb, Terakkî Matba‘ası, İstanbul 1287, s. 21.

[14]    İbn Battuta’dan sekiz yıl önce Bursa’ya gelerek, 724/1324’ün ikinci yarısını Beg-sarayı’nda misafir olarak geçiren Kâsım el-Bağdâdî’nin Arapça muhtasar Seyāḥat-nāme’si hakkında, şimdilik bk. Hakan Yılmaz, “Orhan Gâzî’yi Sarayında Ziyâret Etmiş Bir Seyyah/Sûfî: Seyyid Kâsım el Bağdâdî ve Seyāḥat-nāme’sinin Kuruluş Devri Osmanlı Tarihi Açısından Önemi”, I. Uluslararası Osmanlı Araştırmaları Kongresi, Sakarya Ünv., 14-17 Ekim 2015, Kongre Tebliğleri Özet Kitabı/Abstract Book, s. 277; a.mlf., “Bursa Fethine Yönelik Yeni Yaklaşımlar ve Bursa’nın Gerçek Fetih Tarihi”, Şehir & Toplum, sy.: II (Haziran 2015), s. 64-66; a.mlf., “Yeni Kaynaklara Göre Bursa Beg-sarayı’nın Yapılış Tarihi…”, a.g.d., s. 57, 60.

[15]  | سلطان اورخان | فامر وزيره الأعظم ابراهيم پاشا يكتب فرمان … فكتب الوزير الفرمان بما أمره وأجاب به واعطاه السلطان ، فكتب السلطان أن بقلمه تُرّةٍ على رأس الفرمان وأعطانيها  “[Sulṭān Orḫān] vezīr-i aʿẓamı İbrāhīm Paşa’ya bir fermān yazmasını emretti. …Vezīr, fermānı kendisine emredildiği ve tâlimat verildiği şekilde yazıp Sulṭān’a verdi, o da fermānın başına ḳalemiyle tuğrasını çekip bana verdi. Bağdâdî, Seyāḥat-nāme, Rulo nüsha, st. 160-161, 164-165; İ. Arvas Tıpkıbasımı, Ankara 1951, s. 23, st. 10, 16-18.

[16]    Sultan Orhan’ın cülûs yılı olan 1324’ten beri süregelen vakfiyelerin bizzat Saltanat Dîvânı’nda hazırlanması geleneğinin 1348’den ölümüne kadar da devâm ettiği, vefâtından iki ay önce düzenlenmiş olan Mihalîç Beg vakfiyesindeki: حضر فى مجلس الشريعة النبوى وديوان القضاء المنيف المصطفوى فى حال حياته … “Ḥāl-i ḥayātında Meclis-i Şerīʿatü’n-Nebevī ve Dīvānü’l-ḳażāʾi’l-münīfü’l-Muṣṭafavī’de ḥażır olan…” ifâdesinden açıkça anlaşılmaktadır. Krş. VGMA, Defter: 732/61, s. 77, st. 6.

[17]    Krş. Kirmāstī Defteri, İBB Atatürk Kitaplığı, Muallim Cevdet, Yz., nr.: 117/1: “Ḳaryeʾ-i Timūr-ḥiṣār: Vaḳfdur, Ġāzī Ḫündkār ʿimāretine, Ḳapluca’ya. … Ḫalīl Beg Defteri’nde dāḫı bu resm[e] yazılıdur.” a.g.d., vr. 21a; “Ḳaryeʾ-i Barçīnlu, Tīmār-ı Ḫātūn. Evvelde daḫı Ḫātūn yirmiş. Ḫalīl Beg Defteri’nde bu ṣūretledür.” vr. a.g.d., vr. 48a; “Ḳaryeʾ-i ʿAbdī-oġlanları: Vaḳfdur, Ġāzī Ḫündkār’dan. Maḥmūd Fakı ve Muḥammed Faḳı taṣarruf iderlerimiş. Ḫalīl Beg Defteri’nde bu resme ḳayd olunmış.” a.g.d., vr. 63b; “Nāʾib ʿAlī köyinde Ḥüseyin Faḳı’nuñ elinde Bāyezīd Beg ve Emīr Süleymān nişānı vardur …. Ḫalīl Beg Defteri’nde bu resme masṭūrdur.”; vr. 74a/1; “Sāzlu’da İsmaʿīl Dānişmend dutageldügi çiftlük Ġāzī Ḫündkār’dan vaḳf imiş. …Ġāzī Ḫündkār ve Emīr Süleymān nişānıyle ve Ḫalīl Beg Defteri’nde masṭūrdur.” vr. 74a/5; BOA, MAD, nr.: 16016: “Ḳaryeʾ-i Ḳaraṭoña ki, vaḳfdur. Ḳadīmden bitileri żāyiʿ olmış ve ṭanuḳlık virdiler. Ve Ḫalīl Beg merḥūm nişānıyle Şeyḫ ʿÖmer taṣarruf idermiş…” a.g.d., s. 17/3; “Ḳaryeʾ-i Özler içinde Barçīn adlu bir köy vaḳfdur. … Ḫalīl Beg Defteri’nde dāḫı bu resme masṭūrdur.” a.g.d., s. 23/2.

[18]    Kâmil Kepeci, Bursa Kütüğü, IV, Bursa 2009, s. 249.

[19]    Son kez Raif Kaplanoğlu, Kirmastî Defteri’ne yazdığı girişte bu konuya: “İlk Tahriri (Çandarlı) Halil Bey mi hazırladı?” şeklinde özel bir başlık açarak değinmiştir. Krş. R. Kaplanoğlu v.d., a.g.e., s. 6-8.

[20]    Krş. R. Kaplanoğlu v.d., a.g.e., s. 8.

[21]    VGMA, Defter: 732/59, s. 75, sayfa üstü derkenarı.

[22]    Âşık Paşa-zâde, Tevārīḫ-i Āl-i ʿOs̱mān, İstanbul Arkeoloji Mz. Ktp. nr.: 1504, vr. 27a, 46a; Mehmed Neşrî, Die Altosmanische Chronik des Mevlānā Meḥemmed Neschrī, Band I, Theodor Menzel nsh., nşr. F. Taeschner, Leipzig, 1951, p. 45. İlk şeklinin Çelebi Mehmed’in cülûsundan sonraki Karaman seferini müteâkip, Hamzavî tarafından 816/1413 yılı civârında yazıldığını tespit ettiğimiz Anonim Tevārīḫ-i Āl-i ʿOs̱mān nüshalarında (Krş. Hakan Yılmaz, “‘Anonim Târih’ mi, ‘Ḥamzavī Tārīḫi’ mi?”, HAİD, XIX/218 {Kasım 2011}, s. 42-44) -muhtemelen aslî kaynak olan Yaḫşi Faḳih Menāḳıbı’na bağlı kalınarak- sâdece: “Cenderelü Ḳara Ḫalīl dirlerdi, bir er vardı; Bilecük ḳāḍīsıyıdı, hem İznīḳ’e daḫı ḳāḍīyıdı.” bilgisi verilmiş ve bu bilgi rivâyetlerinde genellikle onu tâkip eden Oruç Beg tarafından aynen tekrar edilmiştir. Krş. Friedrich Giese, Die Altosmanischen Anonymen Chroniken, Breslau 1922, s. 20, st. 21-22; Franz Babinger, Die Frühosmanischen Jahrbücher des Urudsch, Hannover 1925, s. 20. Bu durumda, yukarıdaki kaynaklarda Çandarlı Halil’in Bursa kadılığı yaptığına dâir verilen bilginin, isim benzerliği nedeniyle rivâyete sonradan yapılmış bir eklenti olduğu düşünülebilir.

[23]    Halil Hayreddîn Paşa’nın vezâreti döneminde, 780/1378’de inşâ ettirdiği İznik Yeşil Câmii kitâbesinde nisbesi: مولى المكرم المعظم ، مولانا خير الملة والدين خليل بن على الجندرى “Mevlā’l-mükerremi’l-muʿaẓẓam, Mevlānā Ḫayrü’l-milleti ve’d-dīn Ḫalīl bin ʿAlī el-Cenderī” tebcil ifâdeleriyle; günümüze ulaşmayan, metnini ancak Evliyâ Çelebi’nin Seyāḥat-nāme’sinden öğrenebildiğimiz Serez’deki Kurşunlu Câmii kitâbesinde ise: المحتاج البارى خليل بن على الجندرى “el-muḥtācü’l-Bārī Ḫalīl bin ʿAlī el-Cenderī” şeklinde verilmiştir. Krş. Evliyâ Çelebi, a.g.e., VIII, İstanbul 1928, s. 130. Bu maddî kanıtlar, onun babasının Cendere köyünden Ali adlı biri olduğunu kesin olarak te’yid etmektedir. Krş. İsmail Hakkı Uzunçarşılı, “Çandarlı (Cenderli) Kara Halil Paşa, Menşe’i – Tahsili – Kadılığı – Kazaskerliği – Vezirliği ve Kumandanlığı”, TTK Belleten, XXIII/91 (1959), s. 458, 465-466; a.mlf., Çandarlı Vezir Ailesi, TTK, Ankara 1988, s. 2, 23-25; Münir Aktepe, “Çandarlı Kara Halil Hayreddin Paşa”, DİA, VIII, s. 214.

[24]    Son zamanlarına yetişmiş olan Âşık Paşa-zâde’nin ifâdesine göre; “Maḥmūd Paşa yüz yaşından ziyāde yaşamışıdı.” Krş. a.mlf., Menāḳıb ve Tevārīḫ-i Āl-i ʿOs̱mān, Bodleian Library MS Or. Oct.: 2448, vr. 13a.

[25]    Krş. Kirmāstī Defteri, İBB Atatürk Kitaplığı, M. Cevdet, Yz. nr.: 117/1, vr. 74a; R. Kaplanoğlu vd. neşri, s. 175.

[26]    Bu dönemlerde Rumeli beylerbeyliğinin kurulması sonucu, Anadolu’da ve Rumeli’de bürokrasi sistemi tam anlamıyla ivme kazanmış ve özellikle Yıldırım döneminden itibaren artık klasik çağın tipik bürokratik uygulamalarına resmen geçiş yapılmıştır. Krş. Feridun M. Emecen, Osmanlı İmparatorluğu’nun Kuruluş ve Yükseliş Tarihi (1300-1600), İstanbul 2015, s. 111-112; Hakan Yılmaz, “Halîl-nâme Yazarı Abdülvâsi Çelebi’nin Edirne’deki Vakfına İlişkin Bir Belge”, Şehir & Toplum, sy.: 3/Aralık 2015, s. 103.

[27]    TADB (TKGMA), TTD., EV.: 580, vr. 179b.

[28]    “Ve bu vech üzere Sulṭān’umuzuñ nişān-ı hümāyūnı var; ‘Şimdi Bālī ve ḳarındaşı Ḥamza taṣarruf iderler.’ diyü Kirmāstī Defteri’nde ḳayd olunmış.” TADB (TKGMA), TTD., EV.: 580, vr. 179b.

[29]    BOA, MAD, nr.: 18003; MAD, nr.: 13, vr. 125a-133b. Ḫalīl Beg Defterleri’nden intikâl etmiş nâdir orijinal nüsha örneklerinden birini teşkil eden Aydın sancağına ait bu parçalar, kısa bir süre önce peş peşe iki kez yayınlanmıştır: Cahit Telci, Halil Beğ Defteri: Fetihten Sonra Aydın Sancağı’nın İlk Mufassal Tahrir Defteri (1425-1430), İzmir 2015; M. Âkif Erdoğru, Aydınili Mufassal Defteri: Timar ve Yaya Yoklaması Defter Parçaları İle Birlikte, İzmir 2015. Defterin diğer bir parçası için, bk. C. Telci, “Aydın Sancağının En Erken Tarihli Defteri: Halil Beğ Defteri’nin Parçası”, Cihannüma Tarih ve Coğrafya Araştırmaları Dergisi, I/1 (Temmuz 2015), s. 139-175.

[30]    Defter-i Evḳāf-ı Livāʾ-i Ṣaruḫān, TADB (TKGMA), TTD, nr.: 544. Saruhan ve çevresinin fethinden sonrasına ilişkin göndermelerin yapıldığı bu Defter’in bir yerinde, Halîl Beg’in Defter’ine yönelik olarak: “Ḫalīl Beg Defteri’nde ḳayd olunmış…” (a.g.d., vr. 93b), diğer bir yerinde: “Sābıḳā Ḫalīl Beg Defteri’nde daḫı mülkiyyet üzere ḳayd olunmış…” (a.g.d., vr. 97b) ve bir başka yerinde ise: “Ḫalīl Beg Defteri’nde daḫı vaḳf yazılmış…” atıfları yer almaktadır (a.g.d., vr. 108a).

[31]    Telci, Defter’i içindeki II. Murad’a ilişkin atıflardan hareketle, tahminî bir yaklaşımla 1425-1430 yılları arasına tarihlendirmiştir ki, doğru olan zaman aralığı da bu olmalıdır.

[32]    İlk Osmanlı defterdârı Ḫalīl Beg’in Başbakanlık Osmanlı Arşivi Ali Emîrî Tasnifi içinde karşımıza çıkan Bursa Livāsı Yaya ve Tīmār Defteri’nin, Kirmasti’ye bağlı Göçükler, Karkın ve Çadırlu’daki çiftlik, yaya ve timar kayıtlarını içine alan iki varaklık bir parçası, yakında Ḫalīl Beg ve Defteri hakkında kaleme alacağımız makâlenin içinde yayınlanacaktır.

[33]    Bu kanıtlar için, bk. İ. Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Devlet Teşkilâtına Medhal, s. 89, 241-243.

[34]    Krş. Erhan Afyoncu, “Defterhâne”, DİA, IX, s. 100. Bu konuyu müstakil bir makâlede daha ayrıntılı bir şekilde ele alacağız.

[35]    BOA, TTD., nr.: 453, vr. 32a.

[36]    TADB (TKGMA), TTD., EV.: 580, vr. 144a.

[37]    “Kirmasti” nâhiyesinin ve Fâtih’in burada yetişen ünlü tahrir kâtibi “Kirmāstī”nin adlarının كرماستى şeklinde ortak bir imlâ ile yazılışı, burada “Mevlânâ Kirmastî’den defter sûreti arz edilmesi” gibi zayıf bir ihtimâli akla getirse de, hangi döneme ve tarihe bakılırsa bakılsın, mevcut tüm vakıf defterlerinde Kirmâstî’ye yapılan atıfların bu şekilde değil, klasik bir inşâ kalıbı olarak dâimâ, değişmez bir ifâdeyle: در دفتر كرماستى “der-Defter-i Kirmāstī” ya da عن دفتر كرماستى “‘an-Defter-i Kirmāstī” şeklinde tekrarlanıp, bunun dışında hiçbir atıf tarzına rastlanmaması bu ihtimâli peşinen ortadan kaldırmaktadır. Kaldı ki başlangıçta belirttiğimiz üzere, evrak ve defterlerin bir Defter-ḫāne’de arşivlenmesi geleneğinin Osmanlı kuruluş bürokrasisinin temelini teşkil eden Selçuklu ve İlhanlı bürokrasisinde öteden beri yer aldığının bilinmesi ve Lala Şâhîn Paşa’nın 749/1348 tarihli vakfiyesi düzenlendiği sırada bu vakıf kayıtlarının, Orhan Gâzî’nin Dīvān’ı Defter-ḫāne’sinde korunduğu aşikâr olan mufassal bir Defter’le tasdik edilmesi, Orhan Gâzî döneminde hâl-i hazırda defter saklama geleneğinin zâten mevcut olduğunu sarih bir biçimde belgelemektedir. Üstelik 980/1573 tarihli Vaḳıf Defteri’ne düşürülen bu kayıtta; Bergama’daki mezra‘anın Fâtih Sultan Mehmed ve II. Bâyezîd dönemlerindeki vârislerinin “Ḥıżır-oġlı Muḥammed Şāh” ve “ʿAlī Bālī” olduğunun ve ellerinde her iki Sultân’ın “mülk-nāme”lerinin bulunduğunun belirtilmesi, bir önceki Defter’den aktarılan babaları “Ḥıżır”la ilgili kaydın açıkça II. Murad ve Çelebi Mehmed zamanlarına âit olduğunu göstermekte; bundan daha önceki muâmelelerin ise Yıldırım ve daha öncesine ait işlemleri özetlediğini, dolayısıyla Kirmāsti’den ṣūret-i Defter ʿarż” edilmesi işleminin Fâtih’in ve Kirmastî’nin yaşadıkları dönemle alâkası olmayıp, başlangıçtan Çelebi Sultan Mehmed dönemine kadarki süreçle ilgili olduğunu tarihî açıdan kesinleştirmektedir.

[38]    Geç dönem Osmanlı kroniklerinde Murad Hüdâvendigâr’ın şehzâdeliğinde lâlası iken, Orhan Gâzî’nin ölümünü müteâkip, onun saltanatı zamânında vezirlik ve beylerbeyilik makamlarına yükselmiş gösterilen Lala Şâhîn Paşa, 749/1348 tarihli vakfiyesinde: الصاحب المعظم ، دستور الممالك “eṣ-Ṣāḥibü’l-muʿaẓẓam, Düstūrü’l-memālik” unvanlarıyla tavsif edilmiştir ki; bu onun, sanılanın aksine daha 749/1348’de Orhan Gâzî tarafından Vezîr-i a‘zam’lık makâmına yükseltildiğinin delilidir. Krş. VGMA, Defter, nr.: 732/59, s. 75, st. 3-4. Şimdiye kadar yanlış ve eksik bir revizyon üzerinden değerlendirilen ilk Osmanlı vezîriazamları ve görev zamanları hakkında yakın gelecekte önemli bir makâle neşredeceğiz.

[39]    Osman Gâzî hayatta iken, 723 yılı Ramazan’ı/1323 yılı Eylül’ünde hâl-i hazırda vezâret makâmında    gözüken Kemâleddîn oğlu Alâeddîn Paşa (Krş. Asporça Hâtûn Vakfiyesi, VGMA, nr.: 590/181, s. 207, st. 9-12), onun birkaç ay sonra vefât etmesi üzerine oğlu Orhan’ın vezîr-i a‘zamı olmuş ve siyâsî, askerî ve kurumsal anlamda pek çok yeniliğe öncülük etmişti. Vezîr-i a‘zam Alâeddîn Paşa, klasik Osmanlı rivâyetlerinde isim benzerliği nedeniyle Orhan Gâzî’nin kardeşi Alâeddîn Beg’le karıştırılmış ve bu hatânın doğal bir sonucu olarak onun bu alanlarda attığı tüm adımlar, yanlışlıkla kardeşi Alâeddîn Beg tarafından atılmış gibi yansıtılmıştır.

[40]    Yahyâ Efendi burada, Orhan Gâzî’nin bürokrasi konusunda ortaya koyduğu yeni uygulamalara işâret ederken: “Ṭaşra kāġıd ve defterler ṭuran ḫazīneyi kendi mühürlemek bunlardan olmışdur.” der. Bostan-zâde Yahyâ Efendi, a.g.e., s. 23. Bostan-zâde Yahyâ’nın bu eserinde defterdarlık ve arşivcilik uygulamaları hakkında verdiği tüm bilgilerin, burada ortaya koyduğumuz Ḥāḳānī Defter’e ve arşivciliğe yönelik açık atıflar doğrultusunda tarihî açıdan doğru olduğu kesin olarak söylenilebilir. Onun çağdaş bir kaynaktan aktardığında şüphe olmayan, Orhan Gâzî dönemi bürokrasisine ışık tutabilecek nitelikteki bu bilgiler, bu resmî belgelerde yer alan ipuçlarından yola çıkarak bizlere oldukça önemli ayrıntılara ulaşabilme imkânı vermektedir.

[41]    Bu kayıtların önemli bir kısmı, Halîl Beg ve Defteri ile ilgili başka bir makâlemizde ayrıntılı olarak incelenecektir. Hüdâvendigâr Livâsı Tahrir Defterleri’nin çeşitli dönemlere ait farklı nüshalarında kayıtlı bulunan bu atıfların, 859/1455 ve 1530 tahrirlerine dayanılarak ilk Osmanlı sultanlarının saltanat dönemlerine göre iyi bir şekilde tasnif edilmiş kısa özetleri için, şimdilik bk. Raif Kaplanoğlu, “1455 ve 1530 tarihli tahrir defterlerine göre; Osman Gazi, Orhan Gazi ve I. Murad Devri Vakıfları”, 1455 Tarihli Kirmastî Tahrir Defteri’ne Göre Osmanlı Kuruluş Devri Vakıfları, Ekler/Ek-1, s. 205-240.

Toplam Okuma: 1,408 , Bugün: 2 

Hakan YILMAZ

Hakan YILMAZ

Hakan YILMAZ / Araştırmacı-Yazar & Yeniçağ Tarihi Uzmanı 21 Şubat 1977’de İstanbul’un Beyoğlu ilçesinde dünyaya geldi. Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı Yeniçağ Tarihi Bilim Dalı’nda başladığı Yüksek Lisans (Master) eğitimini “İbn Kemâl (Kemâl Paşa-zâde): Tārīḫ-i İbn Kemāl / VI. Defter (İnceleme-Transkripsiyon-Tıpkıbasım)” başlıklı teziyle tamamladı. Kuruluş devri Osmanlı tarihi ve Yeniçağ tarihi ile ilgili yeni bulgular ve bilimsel tartışmalara yönelik makaleleri 2004 yılından beri farklı akademik ve popüler dergilerde yayımlanmakta olup, uzmanlık alanı ile ilgili farklı sahalarda araştırma ve çalışmalarını sürdürmektedir. e-posta: [email protected] | [email protected]
Sosyal Medyada Paylaşın:
Etiketler:
Hakan Yılmaz
Sponsorlu Bağlantılar
  • YENİ
1990’lı Yıllardan Günümüze Yenişehir’de Gazetecilik Faaliyetleri

1990’lı Yıllardan Günümüze Yenişehir’de Gazetecilik Faaliyetleri

18 Ekim 2020, 1990’lı Yıllardan Günümüze Yenişehir’de Gazetecilik Faaliyetleri için yorumlar kapalı
Nida Tüfekçi’yi Uğurladık, Sürmeliler Yetim Kaldı…

Nida Tüfekçi’yi Uğurladık, Sürmeliler Yetim Kaldı…

18 Ekim 2020, Nida Tüfekçi’yi Uğurladık, Sürmeliler Yetim Kaldı… için yorumlar kapalı
Kırım ve Doğu Türkistan Meseleleri Hakkında Bazı İzlenimler

Kırım ve Doğu Türkistan Meseleleri Hakkında Bazı İzlenimler

18 Ekim 2020, Kırım ve Doğu Türkistan Meseleleri Hakkında Bazı İzlenimler için yorumlar kapalı
Türkiye’de Yaşayan Nogay Türkleri ve Sivil Toplum Örgütü Olarak Türk Dernekler

Türkiye’de Yaşayan Nogay Türkleri ve Sivil Toplum Örgütü Olarak Türk Dernekler

18 Ekim 2020, Türkiye’de Yaşayan Nogay Türkleri ve Sivil Toplum Örgütü Olarak Türk Dernekler için yorumlar kapalı
Nogay Türklerinin Geleceği: “Türkiye ve Rusya İlişkileri“

Nogay Türklerinin Geleceği: “Türkiye ve Rusya İlişkileri“

18 Ekim 2020, Nogay Türklerinin Geleceği: “Türkiye ve Rusya İlişkileri“ için yorumlar kapalı
İberce, Baskça, Afrika-Asya Dilleri ve Türkçe

İberce, Baskça, Afrika-Asya Dilleri ve Türkçe

10 Ekim 2020, İberce, Baskça, Afrika-Asya Dilleri ve Türkçe için yorumlar kapalı
İlk Gazeteden 1990’lara Yenişehir’de Gazetecilik Faaliyetleri

İlk Gazeteden 1990’lara Yenişehir’de Gazetecilik Faaliyetleri

10 Ekim 2020, İlk Gazeteden 1990’lara Yenişehir’de Gazetecilik Faaliyetleri için yorumlar kapalı
İttihat ve Terakki’nin Kurucusu İbrahim Temo

İttihat ve Terakki’nin Kurucusu İbrahim Temo

10 Ekim 2020, İttihat ve Terakki’nin Kurucusu İbrahim Temo için yorumlar kapalı
1957’de Bursa Ulu Camii’de İrtica ve Mehdi Olayının İçyüzü

1957’de Bursa Ulu Camii’de İrtica ve Mehdi Olayının İçyüzü

10 Ekim 2020, 1957’de Bursa Ulu Camii’de İrtica ve Mehdi Olayının İçyüzü için yorumlar kapalı
532 Nika Ayaklanması

532 Nika Ayaklanması

6 Ekim 2020, 532 Nika Ayaklanması için yorumlar kapalı
Umurbey Sinemaları

Umurbey Sinemaları

2 Ekim 2020, Umurbey Sinemaları için yorumlar kapalı
Mudanya’ya gidememek

Mudanya’ya gidememek

2 Ekim 2020, Mudanya’ya gidememek için yorumlar kapalı
Bursa’nın sorduğu soru

Bursa’nın sorduğu soru

2 Ekim 2020, Bursa’nın sorduğu soru için yorumlar kapalı
Hebron ‘Ana Tanrıça’ kavramını ihraç ediyor

Hebron ‘Ana Tanrıça’ kavramını ihraç ediyor

2 Ekim 2020, Hebron ‘Ana Tanrıça’ kavramını ihraç ediyor için yorumlar kapalı
Osmanlı İmparatorluğu’ndan Cumhuriyet Türkiyesine Geçiş Aşaması ‘Türkçülük’

Osmanlı İmparatorluğu’ndan Cumhuriyet Türkiyesine Geçiş Aşaması ‘Türkçülük’

27 Eylül 2020, Osmanlı İmparatorluğu’ndan Cumhuriyet Türkiyesine Geçiş Aşaması ‘Türkçülük’ için yorumlar kapalı
Arkeolojik Açıdan; Pazırık, Esik, Şibe, Berel ve Kostromskaya Kurganları

Arkeolojik Açıdan; Pazırık, Esik, Şibe, Berel ve Kostromskaya Kurganları

27 Eylül 2020, Arkeolojik Açıdan; Pazırık, Esik, Şibe, Berel ve Kostromskaya Kurganları için yorumlar kapalı
Altaylar’dan Anadolu’ya… Tunceli’de Türk’ün damgası: Koç başları

Altaylar’dan Anadolu’ya… Tunceli’de Türk’ün damgası: Koç başları

24 Eylül 2020, Altaylar’dan Anadolu’ya… Tunceli’de Türk’ün damgası: Koç başları için yorumlar kapalı
Emirsultan-Heykel Arasında Nostaljik Bir Gezinti

Emirsultan-Heykel Arasında Nostaljik Bir Gezinti

20 Eylül 2020, Emirsultan-Heykel Arasında Nostaljik Bir Gezinti için yorumlar kapalı
Ağustos Ayında Vatan

Ağustos Ayında Vatan

30 Ağustos 2020, Ağustos Ayında Vatan için yorumlar kapalı
Sakarya Savaşı, Giresun Gönüllüleri, 42 ve 47’nci Alaylar, Mangal Dağı

Sakarya Savaşı, Giresun Gönüllüleri, 42 ve 47’nci Alaylar, Mangal Dağı

28 Ağustos 2020, Sakarya Savaşı, Giresun Gönüllüleri, 42 ve 47’nci Alaylar, Mangal Dağı için yorumlar kapalı
Sponsorlu Bağlantılar