Merhaba dostlar… Bugün sizi tarihimizin en puslu, en belirsiz ama bir o kadar da kararlı günlerine; 1918’in sonbaharından 1919’un baharına uzanan o kritik eşiğe götürüyorum.
Mondros Ateşkesi imzalanmış, koca bir imparatorluk adeta “batan geminin malı” gibi kapış kapış pay ediliyor. Bir yanda İngilizler, bir yanda Fransızlar, doğuda kurulmak istenen Ermeni devleti hazırlıkları… İstanbul ise 13 Kasım 1918’den itibaren işgal zırhlılarının gölgesinde. Kıymetli izleyenler, bugün Mustafa Kemal Paşa’nın Anadolu’ya geçişini hazırlayan o sessiz ama derinden yürütülen planları, “Milli Sırrı” ve tarihin akışını değiştiren o “Üçlü Misak”ı anlatacağım.
Dostlar, şunu iyi bilelim; Mustafa Kemal Anadolu’ya bir kurum tarafından “gönderilmemiştir.”
O, gitmenin tek çare olduğunu gören ve bunun yollarını kendi azmiyle açan liderdir.
Onun kurduğu ilişkiler ağı içerisinde, Samsun’a ordu komutanı olarak bir paşa gönderilmesi gerektiğinde akla gelen isim de odur, görevlendirilen isim de odur…
Ordu terhis edilirken toplanan silahların millici direnişçilere dağıtılmasında da onun parmağı vardır.



























