Altmışlı yetmişli yıllarda kafe olgusu toplumda yoktu. Çay bahçeleri ve okullarda kafeteryalar vardı. 1980 öncesi Bursa’da kafe yok denilecek kadar azdı. Onun görevini pastaneler görüyordu. Tabi bunlara Sirkeci Şaban, baklavacı ve muhallebicileri ekleyebiliriz.
Yeşil’den İTİA’ya kadar uzanan caddede Aşan, Turan, Çınar, Kafkas, Karlıdağ Muhallebicisi, Ulus, Şardağ, Tatlan, Akgün, Uzay; Santral Garaj’da ise Turan, Yeni Turan ve Kafkas pastaneleri bulunuyordu.
Şardağ pastanesini kuranlar Prizren’den gelen Arnavutlardı. İlk dükkân bugünkü kaymakamlığa yakın yerde açılmış, daha sonra Çakırhamam’a taşınmıştı. Pastaneyi açan Mehmet Aksoy, Prizren yakınlarındaki Şardağ’ın adını pastanesine vermiş. Yine oralarda bir bölgeye Gora denirmiş. Ali Şen, Talat Şalk, Zeynep Oral, Ece Temelkuran ülkemize gelen ünlü Goralılardanmış.
Ulus şekerleme ve Pastaevinin kurucusu Rasim Öztat da Prizrenlidir. Atatürk Caddesi üzerinde yer alan ULUS ŞEKERLEME ve PASTA EVİ 1928 yılında Rasim Öztat tarafından kurulmuştur. Rasim Öztat’ın babası İsmail Efendidir. İsmail Efendi’nin Yemen Harbi’nde şehit düşmesiyle, çok küçük yaşta olan oğlu Ünlü şekerci Hakkı Efendi’nin yanında çırak olarak işe başlamıştır
TATLAN
Yeri Şahabettin Paşa camisinden karşıya geçin. Caminin tam karşısında İlhan İrem in babası Nahit abinin bakkal dükkânı, üstünde Akgün pastanesi, sonra bir elektrikçi dükkânı, sonra Cafer abinin muhallebicisi, Yorgancı, Lütfi Abinin iskembecisi, Tahsin Abinin peynirci dükkânı ve onun üstünde İbrahimlerin TATLAN pastanesi vardı. Sütlü tatlılar ve yapan çok lezzetli tavuk göğüsleri yapardı.
1960’lı yıllar Çatalfırın Tatlan Pastanesi
Sanki bir de Korseci Salim sanırım bir dükkânı vardı. O biraz yukarda. Singer makina vardı onun ustü Eczane orada
AKGÜN
Üç kardeştiler. Necdet, Nevzat ve küçük kardeşleri Aytaç. Pastaneler sadece tatlı veya pasta satan yerler değildi. Yerlerini kafelere bırakıncaya kadar buluşma yeriydi.
Erkan Aldatmaz, pastanenin evlerinin olduğu Çatalfırın çıkmazının olduğu yerdeydi. Daha sonra bizim dükkânın üstüne taşındılar. Birgün dönemin çok tutulan bir vitrin dolabı aldığında göstermek için bizi çağırdı. “Şimdi muhteşem oldu” dedi. “1959-60 yıllarında Akgün Pastanesinden supangles alırdım Dedem Tahsin Aldatmaz’dan 60 kuruş alır pastaneye koşardım.”

Pastanenin turtaları ve pastaları dışında kazandibi, tavukgöğsü, Marşal Pastası meşhurdu. Tabi akide şekeri ve kuru pastalarını da unutmamak gerekir.
Mesut ve Murat Akgün pastanenin önünde
İmalathaneleri Üçel marketten inerken Bahçeler Sokak’taydı. Bir ara Setbaşı’ndan Yeşil’e giden cadde de şubeleri vardı.
Kızım Setenay Peker’in ve oğlum Eray Peker’in doğum günü pastalarını buradan alırdık.
RIHTIM
Karadeniz’in kalbinde, Rize’nin Çamlıhemşin ilçesinde başladı hikâyemiz… Ailenin büyükleri, henüz çok gençken pastanelerde çalışmaya ve mesleğin en ince ayrıntılarını öğrenmeye başladılar. 1960’lı yıllarda İzmir’de açtıkları Ufuk Pastanesi, ailenin pastacılık tutkusunun ilk bağımsız adımı oldu. Halil, Süleyman, Osman ve Hüseyin kardeşlerin özverili çalışmalarıyla İzmir’e unutulmaz tatlar kazandıran Ufuk Pastanesi ve Meram Pastanesi, sonrasındaki en başarılı adım olan Rıhtım Pastaneleri’nin temelini oluşturdu.
Kalite, lezzet, yepyeni tatlar, özenli ve titiz çalışma prensipleriyle 1970’lerde Bursa’nın Altıparmak semtinde pastanelerini kuran kardeşler; denize olan sevdalarını kendilerine isim kıldılar ve Rıhtım Pastaneleri’nin doğuşu bu güçlü köklerden işte böyle gerçekleşti. (Kendi sitelerinden)
TURAN
Akademinin karşı köşesindeydi. Setbaşı’nda bir şubeleri vardı.
TURAN PASTANESİ
Ayten Özşen Bayramoğlu anlatıyor: “Ahmet ve Cemal Yolukar kardeşlerin sahibi olduğu Turan Pastanesi’nin imalathanesi Uzun Çarşı’daydı. Heykel ve Altıparmak’taydı. Turan Pastanesi ile tanışmamız 1967 yılında oldu.
Pastanenin ismini aldığı Turan Yolukar görümcemin kocasıydı. Aile Selanik göçmeniydi.
İstanbul’da yaşıyorduk. Ben bankacı eşim Özer Sağbaş ise desinatör olarak çalışıyordu. Ahmet Yolukar’dan bize Altıparmak şubemizi işletme teklifi geldi. Hemen karar veremedik ama eşimin tüm ailesi Bursa’da yaşıyordu. Sonunda Bursa’da yaşamak bize cazip geldi ve Bursa’ya taşındık. Ben bankada çalışmaya devam ederken eşim de pastacı olarak Turan Pastanesi serüveni başlamış oldu.
Özer Sağbaş ilk pastanenin önünde
Önce Akademinin karşısında küçük bir dükkânda çalışmaya başladık. Eşim daha sonra pastaneyi Akademinin karşı tarafına daha büyük bir dükkâna taşıdı. Eşim Altıparmak’ın ve akademi öğrencilerinin Özer amcası olmuştu, Çok sevilmişti.
İkinci dükkân
Her ne kadar pastane dense de Turan Pastanesi kestane şekeri ve Ahmet Bey’in Hamitler civarındaki bağlarında yetişen incirlerden ve meyvelerden kendi elleri ile yaptığı incir şekeri ve mis gibi kokan reçelleri ile ünlüydü. Hatırladığım kadarıyla ile de Turan’ların ataları Bursa’nın ilk şekercileriymiş.
Eşimin Turan Pastanesi serüveni 1986 yılına kadar sürdü. Eşimi Ağustos 2024’de kaybettim.
Heykel’deki şube Kafkas Pastanesi’nin yerindeydi. Daha sonra Kafkas’ın eski yerine yakın taşındılar. Son olarak BKM kitapçısının olduğu yerde faaliyet gösterdiler.
UZAY PASTANESİ
Sene 1960 Polonya-Memleket Özlemi & Meslek Tutkusu
O zamanlar ki adı, Turecka yani “Türk” anlamına gelen bu pastane ve bu pastanenin bizdeki, bir kopyası dahi olmayan, kenarları yırtık bu siyah beyaz fotoğrafı, bize aidiyet ihtiyacını çok güzel yansıtır.
Üzerinde Fırın & Pastane ve kocaman İstanbul yazan bu tabela, bir memleket özlemi duygusu taşır.

Bu mekân; gece gündüz çalışan, nerdeyse tek evi burası olmuş ailemizin,
gerçekten yabancı ülkedeki yurdu, yuvası olmuştur. Özlem gittikçe artar, şartlar değişir ve Polonya macerası bir süre devam ettikten sonra, Türkiye’ye dönüş gerçekleşir.
Her gittiği yerde, tecrübeyi, duyguyu, bulunduğu mekâna taşıyan bir isimle varlığını devam eden pastanemiz; bu kez –Bursa’da, Polonez Pastanesi olarak, Altıparmakta yerini alır. Markamız bu süreçte cebine, bambaşka deneyimleri, ülkesel tatları, umut ve inancı koyarak, ülkesinde var olma mücadelesi verirken, büyük amcamız Mehmet Erol’un Polonya’ya dönüşü ile dedemiz Hamza Erol Çamlıhemşin’den Bursa’ya gelip, kardeşinden Polonez Pastanesini devralır. Sonrasında Çamlıhemşin’de devlet memuru olan büyük oğlu, babam Nizamettin Erol’u Bursa’ya çağırır ve Polonez’i kendisine emanet eder. Nizamettin Erol, dönemin kötü giden şartlarını iyiye çevirme mücadelesinde en büyük destekçisi; bacanağı Ali Birgül’ü, pasta ustası olarak Ordu’dan Bursa’ya çağırır. Bu badireli yolculuğun sonunda, iki bacanak, ortak olarak Uzay Pastanesi’nin temelini atarlar. (Kendi sitelerinden alınmıştır)



