Quantcast
Batı Trakya Yunanistan’a Nasıl Katıldı? – Belgesel Tarih

Ekrem Hayri PEKER
Ekrem Hayri  PEKER
Batı Trakya Yunanistan’a Nasıl Katıldı?
  • 26 Mart 2018 Pazartesi
  • +
  • -
  • Ekrem Hayri PEKER /

Loading

ÜÇÜNCÜ BATI TRAKYA İDARESİ-MÜTTEFİKLER ARASI BATI TRAKYA YÖNETİMİ VE DOĞU TRAKYA

İkinci Trakya İdaresini İskeçe ve Sturuma Nehri arasında kurulan İkinci Batı Trakya Cunta yönetimi tarihimizin tozlu sayfaları arasında kaybolmuştur.  Batı Trakya Türklerinin ve Teşkilat-ı Mahsusa’nın bölgedeki çalışmaları hiç sona ermedi.

Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Bulgaristan’ın elindeki bölge Fransız işgali altına girer. Osmanlının külleri üzerine, Bizans İmparatorluğu’nu yeniden ihya etmek isteyen Yunan Başbakanı Venizelos Bölgeyi Yunanistan’a katmak istemektedir. Venizelos, Batı ve Doğu Trakya’yla, Pontus dedikleri Doğu Karadeniz, Marmara ve Ege Bölgelerini Yunanistan’a katmak istiyordu.

Venizelos Bulgar Sobraniyesinden birkaç Müslüman milletvekilini satın alır ve onlara “Yunan idaresi istiyoruz” diye beyanat verdirir.  Yunanlılar Batı Trakya’yı elde ettikten sonra Doğu Trakya’daki tren hatlarını işgal edip(14Ocak 1919), Hadımköy’e kadar ilerlediler.  İskeçe’nin işgalini ve Yunan Askerlerinin demiryollarını işgalini Bulgar Hükümeti protesto ederken, İstanbul’dan hiç ses çıkmamıştır. 22 Mayıs 1920’de Batı Trakya Yunanlılar tarafından işgal edildi. Bulgar Sobraniyesinin Müslüman üyeleri İtilaf Devletlerinin Sofya’daki temsilcilerine verdikleri muhtırayla; “Bölgedeki 700 bin Müslümanın kendi kaderlerini tayin hakkı”nı tanımalarını istediler.

Talat Paşa İstanbul’u terk etmeden önce Faik Bey’e bölgenin hakkını korumaları için bir cemiyet kurmalarını tavsiye eder.2 Kasım 1918’de Edirne Valiliği’ne verilen dilekçeyle “Trakya-Paşaeli Müdafaa Osmaniyesi” kurulur. Dernek %95’i Türk olan bölgenin haklarını savunacağını ilan eder. Cemiyet bölgedeki toprakların %87’sinin Türklere ait olduğunu ispatlar. Cemiyet’in başına Edirne Müftüsü Mestan Efendi getirilir.

Mütarekeden sonra Osmanlı yönetimi kendi derdine düşmüştü. Bölgenin karmaşık durumunu gören Nevrekoplu Celal Perin, Edirne milletvekili Faik Kaltakkıran, Galip Bahtiyar ve Şeref Bey’ler İstanbul’daki Fransız İşgal Kumandanı General Franchet Despere’ye Batı Trakya’nın kaderiyle ilgili olarak bir muhtıra sundular. Fransız Devleti’nin kısmen veya tamamen gözetimi altında “otonom bir devletin oluşturulmasını” istediler. Bu fırsatı kaçırmak istemeyen Fransız hükümeti Batı Trakya’ya Kolonel Vali olarak bir generalini atadı. Fransız hükümeti General Charpier’e geniş yetkiler verdi.

General Charpier, General Desperey’e bağlı olarak  ‘Müttefiklerarası Batı Trakya Hükümeti’ni kurdu. Kavala ve Dimetoka’ya Rum, İskeçe ve Gümülcine’ye Müslüman yöneticiler atadı. Bu hükümet 17 Ekim 1919’dan 23 Mayıs 1920’ye kadar hüküm sürdü. Paris Barış Konferansı’nda kurulan alt komisyon Batı Trakya’nın Yunanlılara bırakılmasını tavsiye etmişti. Ancak Yunanistan’ın fazla büyümesini istemeyen İtalya ve bölgede kendine bağlı bir manda kurulmasını isteyen Fransa’nın karşı çıkmasıyla Müttefiklerarası Geçici Yönetim kurulmuştu. Yunanistan bölgesel yönetimi önce tanımış, sonra da bölgeyi ilhak etmek için feshini istemiştir. Bölgeyi Yunanistan’a vermek istemeyen ve Akdeniz’e açılan kapısını terk etmek istemeyen Bulgaristan eski Berlin büyükelçisi Grekot, Albay Topaciyef ve Dimitrof’u bölgeye büyükelçi, askeri ataşe olarak atadılar. Yunanistan ise Vamvakas adlı bir diplomatı görevlendirmişti.

Teşkilat-ı Mahsusa’ya bağlı subayların desteği ile kurulan “Batı Trakya Komitesi” merkezini Gümülcine’ye taşır ve Hemitli Nahiyesinde21 Mayıs 1920’de Batı Trakya Hükümetini ilan ederler. Bölge yönetiminin cumhurbaşkanlığına Peştereli Tevfik Bey getirilir.  Hükümet üyeleri; Mahmut Nedim Bey (Dışişleri), Hasan Tahsin (Argun) Bey (İçişleri), Sabri (Tüten) Bey (Maliye), Fuat (Balkan) Bey (Harbiye), Bekir Sıtkı Bey (Adliye) ve Mustafa Efendi (Evkaf) olur.

Bu hükümetin Genelkurmay Başkanlığına ise gerilla savaşında ve komitacılıkta uzman olan Yüzbaşı Fuat Balkan getirilir. Yardımcılığına ise sonraki yıllarda TBMM’de tabi senatörlük görevinde bulunan Fahri Özdilek seçilir. Yunan askerlerinin Hemitli’yi işgali üzerine Hükümet Bulgar sınırına çekilir.

 

 

Bu hükümet 24 Temmuz 1923 tarihine kadar mücadelesini siyasi ve askeri alanda sürdürmüştür. Gerilla tarzı mücadelesiyle Yunanistan’ın bölgeye, Trakya ve Anadolu’ya asker ve silah sevkini engellemeye çalışmıştır. Bu amaçla telefon ve telgraf hatları kesilmiş, köprüler havaya uçurulmuştur. İlk eylem 15 Eylül 1921 tarihinde bir demiryolu köprüsünün havaya uçurulmasıyla başlamıştır. Bölge halkının destek vermesiyle eylemler devam etmiş, demiryolu hatları tahrip edilmiş, istasyon binaları basılmıştır. Bölgedeki Yunan askeri birliklerine karşı baskınlar verilmiş, çok sayıda Yunan askeri öldürülmüştür.  4-5 Nisan günlerinde Fuat Balkan ve Şevket Bey’in komutasındaki müfreze Gümülcine’yi topa tutarak kenti alt üst ederler.

Bölge yönetimi oluşturulduğu sırada Osmanlı Devleti iç karışıklıklara gömülmüştü, İzmir işgal edilmiş, Mustafa Kemal Samsun’a çıkmış; Erzurum ve Sivas’ta işgale karşı direniş için kongreler yapılmıştı.

Venizelos’un yaptığı kulis çalışmaları netice verdi; 27 Kasım 1919 tarihli Neuilliy Antlaşmasına Batı Trakya’ da halkın hangi devlete bağlanacağına dair bir referandum yapılmasıyla ilgili bir madde koydurdu (48. madde). Bu antlaşmanın kabulünden sonra Venizelos bölgedeki faaliyetlerini arttırdı. Bölgedeki Türk çiftlik ağalarını satın almaya çalıştı.

Bölgede yapılan plebisit[1] öncesi Fransız Vali bölge halkının Fransız Yönetimi altında kalması, Fransız mandasını kabul etmeleri için çok çalışır. Batı Trakya’da bölge halkının temsilcilerini seçmesi için iki aşamalı bir seçim yapılır. Seçilenler bölgenin geleceği için karar verecektir. Bölge halkını temsilen 5 Türk, 1 Bulgar, 1 Rum ve 1Musevi seçilir.

Bölge halkının isteği Fransız Manda[2]sı altında yaşamaktır.  Bölgede örgütlü İslam Cemaati Reisliğini 13 Mart 1919’dan Haziran 1919 ortalarına kadar Bursa Valiliği yapan İsmail Hakkı Bey yürütür. Baştan Yunan işgaline direnme yanlısı olan ve Fuat Bey’e Bölge Temsilcisi unvanını veren İsmail Hakkı Bey sonradan bölgenin selameti için Yunanistan’a ilhakı savunur. Bölge temsilcileri arasında Osmanlı Devletinin sonunun geldiği inancı yaygındır.

İstanbul Hükümetlerinin işgalci müttefiklerin uygulamalarına karşı çıkıp, işgale direniş için ayaklananlara karşı çıkması umutsuzluk yayıyordu. Bölgenin Türk Temsilcileri karar öncesi Hafız Salih dışında toplanırlar. Şiddetli tartışmalar yaşanır. Yunan işgalini nefretle reddeden Temsilci Hakkı Bey, sürgüne gönderildiği vapurun ambarında öldürülür. Bölge Temsilcileri Batı Trakya’nın kendi iradeleri dışında Yunanistan’a bırakılacağından ve bunun Yunan zulmüne yol açacağından endişe ediyorlardı.

Venizelos’un etkisi altında kalan Fransız Valisi General Charpier referandum sonuçlarını değiştirdiği öne sürülür. İstanbul ve Ankara hükümetleri arasındaki iç savaş bölgenin Yunanistan’a geçmesini kolaylaştırdı. Referandum neticesi halkın Yunanistan’a ilhakı olarak ilan edildi. Yunan kuvvetleri plebisitten sonra ciddi bir karşı koyma olmadan bölgeyi işgale başladılar. Yunanlılar 4 Haziran 1920’ye kadar bölgeyi Fransızlardan teslim alır.

Yunan Başbakanı Venizelos Yunan Meclisinde yaptığı konuşmada bölgeyi işgalde yardımı geçen Fransız Ordusuyla, General Charpy’ye Yunan Hükümetinin şükranlarını bildirir. Yunan Meclisi Fransızlar lehine tezahüratta bulunur.

 

 DOĞU TRAKYA

Halkın direnişi üzerine seçimler yapılmış ve İstanbul’da son Osmanlı Mebusan Meclisi toplanmıştı, Ege’de Ethem Bey’in öncülüğünde direniş başlamıştı.16 Mart 1920’de İngilizler İstanbul’u işgal edip, Meclis-i Mebusan’ı dağıttılar. Yakaladıkları muhalif milletvekili ve komutanları Malta Adasına sürdüler. Sürülen milletvekilleri arasında Paşaeli cemiyetinin iki önderi ,Faik ve Şeref Beyler vardı. Cemiyetin liderliğini Şakir (Kesebir) Bey ve Tekirdağlı Faik Bey üstlenir

İstanbul’un işgali üzerine Cafer Tayyar Paşa bölgede kısmi seferberlik ilan edip, İstanbul’la bağları kesti. Lüleburgaz’da toplanan Paşaeli Müdafaayı Hukuk Osmani Cemiyet’i Trakya’nın bütünlüğünü savunup, işgale karşı silahlı direniş için karar alır.

Sultan Vahdettin ve İstanbul hükümetlerinin kışkırttığı iç isyanlar kurtuluş savaşımızı baltalamıştı..İşgalcilere sıkılacak kurşunlar İstanbul tarafından kışkırtılan bu iç savaşta Kuvayı Milliyecilere sıkılmıştı. Kısacası bölge halkı için Osmanlı Devleti bir umut değildi. Kurtuluş mücadelemiz o süreçte güven vermiyordu. Oysa çıkar mücadelesi müttefikler arasını açmış, İngilizlerin İzmir ve yöresine Yunanlıları çıkartması, Ege Bölgesi’ndeki Yunan işgali İtalyanları hayal kırıklığına uğratmıştı. İtalyanlar ihanete uğradıklarını düşünerek kurtuluş mücadelemize destek vermeye başlamışlardı.

Lüleburgaz’da toplanan Paşaeli Müdafaayı Hukuk Osmani Cemiyet’i Trakya’nın bütünlüğünü savunup, işgale karşı silahlı direniş için karar aldı. Ancak Sultan ve çevresi bu karara tepki gösterdiler. Cafer Paşa Mustafa Kemal Paşa’ya telgraf çekerek subay, silah ve para konularında destek ister. Cafer Tayyar Paşa Kolordu Komutanlığından alınır, yerine Muhittin Bey atanır. Cafer Tayyar Paşa bölgeden ayrılmaz, bölgenin lideri olarak kalır. Cafer Paşa’nın kısmi seferberlik ilanı Yunan taarruzunu geciktirir. Aydın yöresindeki harekâtını sonlandıran Yunanlılar bir tümen askeri Trakya’ya getirir. 20 Temmuz’da Tekirdağ’a çıkan Yunan askerleri direnişi kırıp, şehri ele geçirir. Bölgedeki 55.Tümen dağılır. Hürriyet ve İtilaf partisi yandaşlarının, İstanbul Gazetelerinin olumsuz etkisiyle askerler dağılır. Saray ilçesinde bir kısım ahali işgale karşı direnmek isteyen subayları hapsederler. Muhittin Bey’in Kolordunun kuvvetlerini geniş bir bölgeye yayması direnişi zayıflatmıştır. 24 Temmuz günü Cafer Tayyar Paşa Havsa’da keşifteyken Yunan öncülerine esir düşer.25 Temmuz 1920’de Edirne Yunanlılar tarafından işgal edilir. Seferberlikte 17.000 asker, 700 subay, 47 makineli ve 53 topu bulunan Birinci Kolordu 4.000 asker, 700 subay, 30 makineli tüfek ve 27 topla Bulgaristan’a geçer. Zaman içinde bir kısım asker köylerine geri döner. Subayların çoğu İstanbul’a kaçar.

Lozan Tutanaklarına göre bölgedeki dört ilin; Gümülcine, Dedeağaç, Sofulu ve Dimetoka’nın; nüfus yapısı;

– Bulgar- 26.266,

– Rum- 33.904,

– Ermeni- 923,

– Yahudi- 1.374,

– Türk (Müslümanlar)- 129.118 idi.

Görüldüğü gibi bölgede yaşayan Türk nüfusu Rumların dört katıydı. Üstelik Bulgarlar karşıydılar. İstanbul’ u da içine alan bölgeyi Yunanistan’a katmak isteyen Venizelos’un verdiği rakamlara göre bölgede yaşayan (1919 Yılı) nüfusun dağılımı ise şöyleydi:

– Rum- 730.822,

– Bulgar- 112.174

– Ermeni – 183.213,

– Musevi – 65.821,

– Diğer(Yahudiler, Ulahlar, Arnavutlar)-151.151,

– Türk/Müslüman- 957.425

Toplam nüfusun (2.200.606) %32,3’ü Rum’du.

 

MUDANYA MÜTAREKESİ SONRASI TRAKYA

Askeri mücadele sürerken Batı Trakya Ulusal Hükümeti Viyana, Roma, Paris ve Barış antlaşmaları sürerken Lozan’a Temsilciler göndermiştir. Avrupa başkentlerinde toplanan Barış Konferanslarında Osmanlı Devletinin Trakya sınırının Midye-Enez hattından geçmesi gündeme gelmişti. Bunun üzerine Yunanistan işgalde Trakya’daki Rum nüfusu silahlandırıp, Rum Milli Teşkilatı’nı kurdular. İşgali tamamlayan Yunanistan, Sevr Antlaşmasından sonra meclisinden Batı ve Doğu Trakya ile İmroz ve Bozcaada’nın ilhakı için bir kanun geçirir. Bu iki ada ve bölgenin yönetimi bir Umum Vali’nin idaresine verilir.  Bölgedeki tüm dükkânlara Grekçe tabela asılır. Bölgede kalan Osmanlı memurlarının feslerine Yunan Devletinin arması taktırılır. İlhak kararına karşın Yunanistan Belediye seçimlerini bölgede yaptırmaz.

Yunanistan, yeni bir idari teşkilat kurar. Merkezi Edirne olan “Trakya Umumi Valiliği”. Valilik; Edirne, Kırklareli, Tekirdağ, Gelibolu, Meriç (Dimetoka) ve Rodop (Gümülcine) adıyla altı sancağa ayrılır. Bölgede mücadele eden vatanseverler Çatalca’yı merkez tutup, mücadele etmek için birkaç çete oluştururlar. Ancak pek etkili olmazlar. Sınır değişikliği ihtimaline karşı Yunanistan bölgede mitingler düzenletir. Gayri-Müslim Osmanlı vatandaşlarının bile pek ilgi göstermediği bu mitinglerde konuşan Tekirdağ Mutasarrıfı, Saray Belediye Başkanı ve Saray Müftüsü konuşma yaparak Yunan İdaresi yönetimi altında yaşamak istediklerini söylerler.

Ankara, Trakya’daki mücadeleyi koordine etmesi için Bulgaristan’a Cevat (Abbas) Bey’i gönderir. Fevzi Çakmak’ın direktifiyle mücadeleyi Cevat (Abbas), Şakir (Kesebir) ve Fuat (Balkan)  yönetecek ve Trakya’daki Yunan kuvvetlerini oyalamak ve bölgede tutmak görevi verilir.

Müttefikler arasındaki çekişmeden faydalanan Ankara, Fransa ve İtalya’dan uçaklar, kamyonlar, hafif makineli tüfekler ve askeri malzeme alır. Bu malzemeler ve İstanbul’dan kaçırılan top mermileri Büyük taarruz öncesi elimize geçer.

Temmuz 1922’de Yunanlılar Ankara’yı barışa zorlamak için üç tümenden fazla bir kuvveti İstanbul önlerinde toplarlar. İstanbul’u işgal altında tutan müttefikler, bu durum karşısında Çatalca ve Hadımköy taraflarına kuvvet yığarlar. Büyük Taarruz ve neticesinde gelen zafer, Yunanlıların bu girişimine başlamadan son verir.

Fuat Balkan idaresindeki çeteler Eylül 1921 ortalarında akınlara başlarken, Cemiyet’in örgütlediği çeteler 30 Ağustos Zaferi’nden sonra etkili olmuştur.

30 Ağustos Zaferi’nden sonra bölgede durum değişir. Bölgeye Marmara Bölgesinden kaçan Rumlar yığılır. Bulgaristan’da Filibeli Hüseyin ve İbrahim (Akıncı) komutasında iki müfreze oluşur ve bu müfrezeler Edirne-Kırklareli hattında mücadeleye başlarlar. Çatalca’da yeni müfrezeler oluşturulur. Yaklaşık 700-800 kişilik bu müfrezeler sayesinde başı-bozuk Yunan askerlerinin ve göçmenlerin katliam ve yerel halkı soyması önlenir.

Mudanya Mütarekesi’nde Doğu Trakya’nın en kısa zamanda Türk Hükümeti’ne teslimi istenir. Önce idareyi müttefikler alacaktır ve Türk Hükümetine teslim edilecektir. Müttefikler Trakya’yı İstanbul’da kurulacak, İngiliz ve Fransız askerlerinin takviyesindeki bir kuvvete teslim etmek isterler. Son sadrazam Tevfik Paşa bu isteği reddeder. Edirne Valiliği’ne atanan Şakir Bey, bölgeyi teslim alarak Edirne’ye gelir.

Mudanya mütarekesinde sadece 8.000 askerimizin, top gibi ağır silahlara sahip olmaksızın Trakya Bölgesine geçmesi kabul edilir. Mütarekede Karaağaç İstasyonu’nun tesliminin istenmemesi, Batı Trakya’dan Yunan Askerlerinin çekilmesi konusunun görüşülmemesi Lozan’da karşımıza büyük bir problem olarak çıkmıştır. Heyetimiz Batı Trakya terimini sadece Mesta-Karasu ve Meriç arasındaki bölge için kullanmıştır.

Yenilgiden sonra Adalara kaçan Yunan Ordusu ayaklanır. Hükümet düşer, Yunan Kralı Konstantin tahtını oğluna bırakarak ülkeyi terk eder. Venizelos iktidara gelir. İngilizler, Fransızları ve diğer müttefikleri tek cephede birleştirir. Yunanistan aleyhine tek gelişme iktidara gelen Mussolini’nin on iki adayı Yunanistan’a bırakan antlaşmayı iptal etmesiydi.

Bölgeyi Yunanistan’a katmak isteyen Venizelos, Müttefiklere verdiği muhtırada; Dedeağaç, Sofulu, Gümülcine ve İskeçe’de, 114.810 Türk, 44.686 Rum ve 28.963 Bulgar olduğunu bildirmişti. Müttefikler arası Batı Trakya İdaresi altında 127.340 Müslüman, 41.799 Rum (Ortodoks Arnavutlar ve Gagavuzlar dâhil) yaşıyordu. İsviçre’nin Lozan kentinde toplana Konferansta müzakereleri yürüten İsmet Paşa başkanlığındaki heyetimiz Karaağaç İstasyonu ve Dimetoka’nın hudutlarımıza katılmasını ve Batı Trakya’ için “Kendi Mukadderatını Tayin” hakkını ister. İsmet Paşa, Yunanlıların Dimetoka’da yaşayanların çoğunluğunun Rum olduğu iddiasına karşılık, Dimetoka’da 36.561Türk ve 34.816 Rum olduğunu vesikalarla ortaya koyar. Ancak Yunanistan ve İngiltere bu tezlerimize karşı çıkar. Bölgenin Neully Antlaşmasıyla Yunanistan’a geçtiğini, Dimetoka ve Karaağaç İstasyonunu kendi isteğimizle Bulgaristan’a bıraktığımızı öne sürerler. Türkiye’nin Balkanlardaki büyümesinden çekinen Romanya ve Sırp -Hırvat Krallığı (Yugoslavya) Yunanistan’ı desteklemişlerdir. Konferansta Türkleri destekleyen sadece Sovyetler olmuştur.

Venizelos’un karşımızda oluşu Türkiye için büyük bir dezavantaj olmuştu. Venizelos dağılan Yunan Ordusunu bir dereceye kadar toparlamıştı. Öne sürdüğümüz konular için Mudanya Mütarekesinde öne sürülmedi lafzı karşımıza dikilir. Ya barış imzalanacaktır, ya da İngiltere’yle savaşılacaktır.

Heyetimiz Bulgaristan’ın Ege denizine koridor talebini destekler. Konferansta Türk Heyeti’nin plebisit isteği destek görmedi. Bulgar Heyeti bölgede özerk bir yönetim veya daha önce olduğu gibi müttefiklerinin yönetiminde bir idare kurulmasını istediler. Türk yönetiminin bölgedeki arazilerinin % 84’ünün Türklere ait olduğunu ileri sürmüşse de Plebisit talebi kabul edilmemiştir.

Konferansta Anadolu’dan Yunanistan’a rehine olarak götürülen yaklaşık on bin Türkün bırakılması istendi. Bırakılan 973 kişilik ilk sivil kafilede 973 Batı Trakya Türkü vardı. Milos Adasına sürülen 3.160 kişiden 438’i açlık, işkence, cinayet ve hastalıktan ölmüştür. Dedeağaç’tan İzmir Vapurunun ambarına tıkılıp sürgüne gönderilen 2.084 Trakyalının 668’i vapurun ambarlarında havasızlıktan ölmüştür. Esir düşen Cafer Tayyar Paşa sadece damında delik bulunan bir hücrede aylarca hapis tutulmuştur.

Trakya-Paşaeli Müdafaayı Hukuk Cemiyeti’ni temsilen Galip Bahtiyar, İskeçeli Arif ve Sabri Bey Lozan’a gidip İsmet Paşa’yla görüşürler. Heyet Bölgede plebisit yapılması için konferansa muhtıra verirse de kabul görmez. Lozan Barışı imzalanıncaya kadar Fuat Balkan bölgedeki Yunan birliklerine karşı akınlarını sürdürür. Anlaşmadan sonra kendine bağlı çetelerle Doğu Trakya’ya geçer. Gelen çete mensupları Trakya’daki köylere yerleştirilir.

Lozan Antlaşmasına bölgeyle ilgili konan 36. 37. 38. 39. 40. 41. 42. ve 43. maddelerle din, dil, mülklerini muhafaza etmeleri bölge nüfus yapısının korunması kabul edilerek son nokta konulmuştur. Norveç Temsilcisi Nansen’in teklifi ile nüfus mübadelesi yapılmış Mesta ve Serez arasında yaşayan Müslümanlar Türkiye’deki Rumlarla değiştirilerek oradaki Türk varlığını son verilmiştir.

Mudanya Mütarekesindeki politik acemiliğimizin en azından Batı Trakya’nın kurtarılmasını önlediğini üzülerek ifade edebiliriz.

 

 

KAYNAKÇA

1)Trakya’da Milli Mücadele, Tevfik Bıyıklıoğlu, Ankara, 1992

2)  Makedonya Eşkıyalık Tarihi ve Son Osmanlı Yönetimi, Tahsin Uzer, Ankara, 1999

3) Bir Komitecinin Anıları, Fuat Balkan, İstanbul 2008

4 Batı Trakya’nın Dünü Bugünü, Ümit Kurtuluş,  İstanbul, 1973

5) Teşkilat-ı Mahsusa’dan Hacı Sami Bey, Ekrem Hayri Peker, İstanbul,  2012

6) Türkiye Üzerine Tezler Prof. Dr. Yalçın Küçük V. İstanbul

7)Sırlar, Prof. Dr. Yalçın Küçük, İstanbul, 2006

8) Tarihte Girit ve Osmanlılar Dönemi, N. Ahmet Banoğlu, İstanbul

9) Balkan Savaşı, İbrahim Artunç, İstanbul

10)Enver Paşa’nın Anıları (19-1908), Hazırlayan: Halil Erdoğan Cengiz, İstanbul

11)Ölüm ve Sürgün, Justin McCarty,  İstanbul 1998

12) Bulgaristan Türkleri,  Osman Keskinoğlu, Ankara 1985

13) Jön Türkler ve 1908 İhtilali, İstanbul, 1982

14) Doğmamış Hürriyet, Hasan Amca, İstanbul, 1989

[1]Plebisit a. huk. 1. Devletler hukukunda bir ulusun hangi devlete bağlanacağıyla ilgili oylama. 2. Halk oylaması. (http://www.tdk.gov.tr Türk Dil Kurumu- Güncel Türkçe Sözlük)

[2]manda (Fr. mandat) (II) a. (ma’nda) huk. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra bazı az gelişmiş ülkeleri, kendi kendilerini yönetecek düzeye eriştirip bağımsızlığa kavuşturuncaya kadar Birleşmiş Milletler Cemiyeti adına yönetmek için bazı büyük devletlere verilen vekillik. (http://www.tdk.gov.trTürk Dil Kurumu- Güncel Türkçe Sözlük)

 

Ekrem Hayri PEKER

Kimya mühendisi, araştırmacı, yazar. Bursa Mustafakemalpaşa’da (1954) doğdu. Anadolu Üniversitesi Kimya Mühendisliği bölümü mezunu. TUBİTAK veri tabanına kayıtlı “Teknoloji tabanlı Başlangıç Firmalarına Özel İş Geliştirme” mentörü, C Grubu iş Güvenliği uzmanı olarak Nano kimyasalların tekstil materyallerine uygulamalar konusunda üniversitelerde konferanslar verdi. Yayınlanmış kitaplarından bazıları: "Kuşçubaşı Hacı Sami Bey", "Özbek Mektupları", "Yeşim Taşı - Ön Türkler ve Türk Tarihinden Kesitler", "Kafkasya'dan Anadolu'ya - Zekeriya Efendi". Belgeseltarih.com kurucu ortağı ve yazarıdır. E-Posta: [email protected]

FACEBOOK - YORUM YAZ

Sosyal Medyada Paylaşın:

BU MAKALELER İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR!

  • YENİ