Prof. Dr. Hilmi ├ľZDEN
Prof. Dr. Hilmi  ├ľZDEN
Mizah, Tarih ve ─░nsan
  • 04 Nisan 2021 Pazar
  • +
  • -
  • Prof. Dr. Hilmi ├ľZDEN /

G├ťLMEN─░N TAR─░H─░

ÔÇťTurgay Y─▒ld─▒zÔÇÖa Sayg─▒ ve DostluklaÔÇŁ

Ba┼člang─▒├žta g├╝lme vard─▒. Yakla┼č─▒k olarak ─░├ľ ├╝├ž├╝nc├╝ y├╝zy─▒lda yaz─▒lm─▒┼č simya konusundaki bir M─▒s─▒r papir├╝s├╝ne g├Âre d├╝nya b├Âyle olu┼čmu┼čtur. Tanr─▒, ne zaman bir Eski M─▒s─▒rl─▒ g├╝lse, kendili─činden havay─▒ temizliyor, ne┼čeyle d├╝nyay─▒ yeniden yarat─▒yordu.[1] Yahudiler ve H─▒ristiyanlar da Tanr─▒’n─▒n solu─čunu kutsal sayarlar, ama Tanr─▒’ya bir a─č─▒rba┼čl─▒l─▒k havas─▒ egemendir. Yahudi gelene─činde, Tanr─▒ bir avu├ž topra─ča solu─čunu ├╝fler ve ├édem’e can verir. Ne var ki, ├édem yasak meyveden tadabilmek u─čruna Tanr─▒’ya itaatsizlik ettikten sonra. Tanr─▒ onu en zay─▒f noktas─▒ndan cezaland─▒r─▒p solu─čuna bir s─▒n─▒rlama getirir. Tanr─▒ Yahudilere ya┼čamlar─▒n─▒n sonunda soluklar─▒n─▒ (ruach) ona geri vermelerini buyurur. Soluk, geli┼čimizle gidi┼čimizi belirler; bir soluk al─▒┼čla d├╝nyaya gelir, bir soluk veri┼čle d├╝nyadan ayr─▒l─▒r─▒z. Bu de─čerli arma─čan─▒n geri verilmesiyle, ya┼čam ├žemberi s├╝rekli olarak d├Âner, sonsuz bilgeli─čiyle Tanr─▒’n─▒n her zaman son g├╝len olmas─▒n─▒ sa─člar.[2]

Soluk, ya┼čam─▒n temel mucizesidir. Bedende dola┼čan bu mucizeye ├žok ├že┼čitli adlar verilmi┼čtir: P─▒ahna, sp─▒ritus, ruurh, afflatus. pneuma, anima. Ama ad─▒ ne olursa olsun, soluk her zaman kutsal say─▒lm─▒┼čt─▒r. B├╝t├╝n uygarl─▒k havan─▒n i├žinden ├ž─▒ka gelirler. Canl─▒n─▒n ya┼čam─▒ ci─čerlerimizi dolduran, bu son derece yo─čunluksuz, g├Âr├╝nmez gaza ba─čl─▒d─▒r. Hava olmadan, g├╝lme de olmaz elbette. Bu y├╝zden, g├╝lmenin tarihi son derece soyut, elle tutulmaz bir d├╝zeyde sorgulamay─▒ gerektirir, bu kitab─▒n g├Ârevi de evrendeki en bol, g├Âr├╝nmez, elle tutulmaz ├Â─čenin izinin s├╝r├╝lmesini gerektirir: Hava. ├ťstelik g├╝lmenin havas─▒ kendine ├Âzg├╝ oldu─ču i├žin, sorun daha da girift bir hal al─▒r.[3] Bir├žo─čumuz bu gazs─▒ maddeyi lise kimya derslerimizden biliriz. Bilim, t─▒pk─▒ di─čer her element gibi soludu─čumuz havay─▒ da yakalay─▒p elementler cetvelinde bir yere oturtmu┼č, ona kesin bir atom a─č─▒rl─▒─č─▒ vermi┼čtir. Sapasa─člam oturtuldu─ču yerinde bir kimyasal simgeye (O2) indirgenmi┼č, ad─▒na da oksijen -asitle┼čtirici- denmi┼čtir. Organik madde ├ž├╝r├╝d├╝─č├╝nde, oksijen molek├╝lleri serbest kal─▒r; sanki bitkinin ya da hayvan─▒n ruhu birden esaretten kurtulmu┼č, yeniden atmosfer ├ževresinde dola┼čacak serbestli─če kavu┼čmu┼č gibi. Ama g├╝lme, ci─čerlerimizi doldurup t├╝keten s─▒radan havayla ayn─▒ kategoride s─▒n─▒fland─▒r─▒lmayacak kadar y├╝ce bir ┼čeydir. G├╝lmenin tarihinde, ya┼čam─▒n temel mucizesi soluk de─čildir; soluk yaln─▒zca te┼čvik edici unsurdur. Bat─▒’n─▒n ─░sa’dan ├Ânce ├╝├ž├╝nc├╝-d├Ârd├╝nc├╝ y├╝zy─▒la uzanan en eski felsefe metinlerinde, her bebe─čin do─čumundan k─▒sa bir s├╝re sonra yararland─▒─č─▒ ba┼čka, daha ya┼čamsal bir havadan s├Âz edilir. Bu hava, Eski M─▒s─▒rl─▒ yaradan─▒n solu─čuna ├žok benzer.[4]

─░┼čte bu havay─▒ yakalayamam─▒┼čt─▒r bilim. O, oksijene benzemez. Tek bir tan─▒ma s─▒─čd─▒r─▒lamayacak kadar kestirilemez nitelikteki, herhangi bir kimyasal simgeye indirgenemeyecek kadar ba┼č─▒na buyruk bu havan─▒n O2ÔÇÖyle ili┼čkisi, suyun H2O’yla ili┼čkisi gibidir. S├╝z├╝lmesi ya da ar─▒t─▒lmas─▒, denetim alt─▒na al─▒nmas─▒, hatla kirletilmesi olanaks─▒zd─▒r. Meleklerle cad─▒lar hu t├╝r havada dola┼č─▒rlar; haleler bu havada ─▒┼č─▒ldar, ruh g├Âlgeleri bu hava i├žinden ├╝rpertici bir ─▒┼č─▒lt─▒ sa├žar. Her ne kadar bu hava “Tanr─▒’n─▒n solu─ču”nun e┼čde─čeri gibi g├Âr├╝nebilirse de Eski Yunan ve Roma’da ya┼čam─▒ h─▒zland─▒rmaktan, hatta ya┼čam─▒ s├╝rd├╝rmekten tamam─▒yla farkl─▒ bir i┼člevi yerine getirir. Bu hava ya┼čama ruh katar. Olympos tanr─▒lar─▒n─▒n bir arma─čan─▒ olan bu hava, Aristoteles gibi antik├ža─č felsefecilerini yeni bir kategori olu┼čturmaya y├Ânlendirmi┼čtir. Bu, insanlar─▒ ├Âteki b├╝t├╝n hayvanlardan ay─▒rmay─▒ sa─člayacak yeni bir kategoridir bu. Dahas─▒ bu hava, ki┼činin ruhunu harekete ge├žiren ┼čey oldu─ču i├žin, insan─▒n varolu┼ču ile varl─▒─č─▒ aras─▒ndaki ayr─▒m─▒ da belirlemi┼čtir.[5] Tarih boyunca ve ├žok farkl─▒ k├╝lt├╝rlerde, bebekler hayata geldiklerini a─člayarak bildirirler. Ama antik├ža─č d├╝nyas─▒nda, bebek soluk almaya ba┼člad─▒─č─▒n─▒ bir ba┼čka yolla da harika bir y├Ântemle de dile getirir: G├╝lerek. Bu daha heyecan verici, daha s─▒cak, kahkaha y├╝kl├╝ hava, bebe─čin ruhunu g├╝lme havas─▒yla doldurarak her bebe─či mucizevi bir yolla bir insana d├Ân├╝┼čt├╝r├╝r. Person / ki┼či s├Âzc├╝─č├╝n├╝n (Latince per-sonare) anlam─▒ da “ses vermek” de─čil midir? Ya┼čama kahkaha sesinden daha uygun ne olabilir? G├╝lme yoluyla, can canlan─▒r. Bu y├╝zden, yal─▒n g├╝lme edimi anlamla y├╝kl├╝ hale gelir, ├ž├╝nk├╝ antik├ža─č d├╝nyas─▒nda bu, her ki┼činin ruhsal yolculu─čunun ba┼člang─▒c─▒n─▒ g├Âsterir. Yahudi-H─▒ristiyan solu─čundan farkl─▒ olarak, bu kahkaha y├╝kl├╝ hava, insan─▒n bu d├╝nyadan ├Âtekine utkulu ge├ži┼čini mu┼čtulayan tanr─▒lar─▒n bir arma─čan─▒d─▒r. ├ľrne─čin, ki┼činin d├╝nyevi varolu┼čtan kurtulu┼čunu betimleyen tanr─▒la┼čma edebiyat─▒nda, ki┼či ├Âld├╝─č├╝nde, ruh bu kahkaha y├╝kl├╝ havan─▒n kald─▒rmas─▒yla yukar─▒ y├╝kselir. Ruh g├Âkk├╝renin sekizinci ya da dokuzuncu kat─▒na -ruhun geleneksel bar─▒na─č─▒, yurdu- ula┼čt─▒─č─▒nda, a┼ča─č─▒ya yery├╝z├╝ne bakar ve bedenden ar─▒nm─▒┼č bilin├žli bir g├╝l├╝┼čle b├╝t├╝n d├╝nyevi ac─▒lar─▒ yerli yerine oturtur. ├ľzellikle, yolcu ta a┼ča─č─▒larda ac─▒nacak halde uzanan cesedine g├╝ler; g├╝l├╝┼č├╝ yeni kazan─▒lm─▒┼č bir ├Âzg├╝rl├╝─č├╝n habercisidir.┬á Cicero’ya g├Âre ister ate┼čten ister havadan olu┼čmu┼č olsun -bu ikisi de g├╝lmeyle birebir ba─čda┼čan ┼čeylerdir- ruhun ├Âz├╝ tanr─▒sald─▒r ve olabildi─čince ├žabuk cennetteki yurduna, “cennetin mutlulu─ču”na d├Ânmeyi arzular. Orada, ├Âylesine ├Âzlemini ├žekti─či o kendine ├Âzg├╝ hava i├žindeki yerini al─▒r: “Hi├žbir h─▒z, ruhun h─▒z─▒na eri┼čemez. ├ľl├╝mden sonra bozulmadan varl─▒─č─▒n─▒ s├╝rd├╝r├╝rse. . . zorunlu olarak ├Âyle h─▒zl─▒ ta┼č─▒n─▒r ki, bulut, f─▒rt─▒na ve r├╝zg├órlar─▒n topland─▒─č─▒ bu havalar atmosferini y─▒rt─▒p ge├žer. . . ┬áRuh bu yolu ge├žip kendininkine benzer bir t├Âze ula┼č─▒p onu tan─▒d─▒─č─▒nda, seyrek havadan olu┼čmu┼č ate┼čler ve g├╝ne┼čin de─či┼čime u─čram─▒┼č ─▒┼č─▒lt─▒s─▒ aras─▒nda durur ve art─▒k daha y├╝kse─če ├ž─▒kmaz” (De oratore 2). Cicero’nun “bulut, f─▒rt─▒na ve r├╝zg├órlar”, belli bir g├╝l├╝┼če yol a├žan d├╝nya u─čra┼člar─▒ atmosferi olarak yorumlanabilir. Oysa ruhsal sakinlik ad─▒n─▒ verebilece─čimiz “seyrek hava ve de─či┼čime u─čram─▒┼č ─▒┼č─▒lt─▒”, daha y├╝ksek, daha tatmin edici bir g├╝l├╝┼če -Olymposlulara ├Âzg├╝ bir g├╝l├╝┼če- yol a├žar. Tensel varolu┼čun tarihini topraktan gelip topra─ča gitti─čimiz bir yolculuk olarak betimleyebilirsek, ruh da havadan havaya ya da ate┼čten ate┼če yolculuk eder.[6]

Bebe─čin ilk g├╝l├╝┼č├╝ k─▒sa s├╝rede kendini g├Âsterir: Antik├ža─č kaynaklar─▒ do─čumu izleyen d├Ârd├╝nc├╝ ya da k─▒rk─▒nc─▒ g├╝nden s├Âz etmektedir. G├╝l├╝┼č├╝n tam hangi g├╝n belirdi─či son derece ├Ânemliydi, ├ž├╝nk├╝ o an bebe─čin ya┼čam─▒n─▒ sonsuza dek ruhla dolduruyordu. Aristoteles’e g├Âre bu an insanlar ile ├Âteki hayvanlar aras─▒nda son derece k├Âkl├╝ bir ayr─▒m─▒n olu┼čmas─▒n─▒ sa─čl─▒yordu; bu y├╝zden, Aristoteles insan─▒n ├Âz├╝n├╝ tan─▒mlamak i├žin g├╝lme ├ón─▒ndan yararlan─▒p insan─▒ animal ridens “g├╝len hayvan” olarak adland─▒rd─▒. Hayvanlar ├ólemindeki b├╝t├╝n canl─▒lar aras─▒nda bir tek insan bu kayda de─čer yetiye sahiptir: G├╝lmek. Sonu├žta, dil ve g├╝lme d─▒┼č─▒nda bizi ├Âteki hayvanlardan ay─▒ran pek az ┼čey var. Ne var ki, antik├ža─čl─▒lara g├Âre insanlar-biricik, ruhsal ya┼čam─▒n─▒ veren ┼čey yaln─▒zca g├╝lmedir. Her ki┼či silinmez bir ├Âl├╝ms├╝zl├╝k izi b─▒rakan ┼čey salt soluktan ├žok, bu kahkaha y├╝kl├╝ havad─▒r. Demek ki “Bat─▒” uygarl─▒─č─▒ ad─▒n─▒ verdi─čimiz uygarl─▒─č─▒n ba┼člang─▒c─▒nda, insanlar─▒n tanr─▒sal arac─▒l─▒─ča gereksinmeleri yoktur. Varl─▒k kazanmalar─▒ g├╝lme yoluyla olur. ├ľm├╝rlerinin sonunda, g├╝lerek y├╝kselirler g├Â─če.┬á Ne var ki, bu g├╝lme arma─čan─▒n─▒n tanr─▒lardan geldi─čini unutmamal─▒y─▒z-y├╝rekten kahkahalar at─▒p, kahkahalar─▒n tad─▒n─▒ ├ž─▒karan, o y├╝zden a┼ča─č─▒da didinip duran ├žaresiz ├Âl├╝ml├╝lere c├Âmert├že g├╝lmeyi ba─č─▒┼člayan tanr─▒lardan. (Eski Ahit’te bile, ne┼če dolu kahkahay─▒ bir arma─čan olarak -├╝stelik az bulunur bir arma─čan olarak- yaln─▒zca Yahve verebilir Yahudi halk─▒na.) Ne muz─▒rd─▒r ┼ču Yunan tanr─▒lar─▒. ├ľylesine s─▒k g├╝lerler, ├Âylesine alayc─▒ g├╝lerler ki, bir├žok Yunan-Roma uzman─▒ onlar─▒n bu davran─▒┼č─▒ kar┼č─▒s─▒nda ┼ča┼č─▒r─▒p kald─▒─č─▒n─▒ dile getirmi┼čtir. C. M. Bowra bu tutumu o kadar itici bulmu┼čtur ki, bir kuram geli┼čtirip ba┼č─▒ndan savmak zorunda kalm─▒┼čt─▒r. Bowra’ya g├Âre tanr─▒lar─▒n g├╝l├╝┼č├╝ “bir ┼č├╝phecili─čin de─čil bir inanc─▒n g├Âstergesidir; ├Âylesine kendinden emin bir inan├žt─▒r ki bu, inand─▒─č─▒ ┼čeyle alay etmekten ├žekinmez.”[7]

Hahhahha tanr─▒lar─▒n akl─▒ndan ge├ženlerin ancak c─▒l─▒z bir temsilcisi olabilir. Her ┼čeyden ├Ânce, hahhahha yaln─▒zca bir soluk vermeyi g├Âsterir. Oysa kahkaha uzun bir aha’lar -h─▒zl─▒ soluk al─▒┼č, ya da yogac─▒lar─▒n deyi┼čiyle h─▒zl─▒ ate┼č al─▒┼č- dizisine daha yak─▒nd─▒r. Bir yazar─▒n kendi sesini buldu─čunu s├Âyledi─čimizde, normal bir soluk t├╝r├╝ne g├Ânderme yapar─▒z- soluk al─▒p verme. Ama bir ┼čiirin b├╝y├╝leyici oldu─čunu s├Âyledi─čimizde, daha tanr─▒sal, daha ate┼čli bir ┼čeyleri kastederiz; ┼čairin ola─čan├╝st├╝ bir tempo yakalad─▒─č─▒n─▒, enthusiasmous”un, “tanr─▒sal bir g├╝c├╝n” bedenini sard─▒─č─▒n─▒ ve ┼čiirin kahkahan─▒n oyunbaz g├╝c├╝yle patlay─▒p ortaya ├ž─▒karak duyan herkese ne┼čeyle esin verdi─čini s├Âylemek isteriz. G├╝lme, o kadar temel, evrensel ve yararl─▒ bir tepkidir ki. Herhangi bir yerde ya da herhangi bir zamanda g├╝lmeyen bir insan toplulu─čunu d├╝┼č├╝nebilmek g├╝├žt├╝r. G├╝nl├╝k dilde bir insan─▒n “mizah duygusundan s├Âz eder, g├╝lmenin ne kadar temel bir edim oldu─čunu kabul ederek onu geleneksel be┼č duyunun yan─▒na yerle┼čtiririz. On dokuzuncu y├╝zy─▒l─▒n kendinden menkul insanbilimcilerinden B. F. Hartshorne bu konuda farkl─▒ d├╝┼č├╝n├╝yordu. Fortnightly Review dergisinin Mart 1879 say─▒s─▒nda ├ž─▒kan ve Seylan’daki [Sri Lanka] VeddaÔÇÖlardan s├Âz etti─či bir yaz─▒s─▒nda, Hartshorne ┼ču ┼ča┼č─▒rt─▒c─▒ sonuca var─▒yordu: “Akla gelebilecek her t├╝r g├╝ld├╝rme giri┼čimimiz bo┼ča ├ž─▒kt─▒. Hi├ž mi g├╝lmediklerini sordu─čumuzda, ‘Yo, g├╝lecek ne var?’ kar┼č─▒l─▒─č─▒n─▒ verdiler.”[8]

Hemen bir ┼čeylerden ku┼čkulan─▒yor okur. Vedalar, bu aralar─▒ndaki tuhaf bilim adam─▒na bir oyun oynam─▒┼č, ona ┼čaka etmi┼č olsalar gerek, ├ž├╝nk├╝ vard─▒─č─▒ sonu├žlar belirgin bir naiflik i├žeriyor. Belki de o kendilerini g├Âzledi─či anlarda g├╝lmemi┼č; o adadan ayr─▒ld─▒─č─▒nda, adamca─č─▒z─▒n g├Âz├╝n├╝ (g├Ârmeyen g├Âz├╝n├╝) boyad─▒klar─▒ i├žin ne┼čeyle kahkahalar atm─▒┼člard─▒r. Belki de Vedalar i├žin g├╝lme ki┼čisel bir meseleydi, yabanc─▒lar─▒n ├Ân├╝nde yap─▒lmas─▒ tabu olan bir etkinlikti. Vedalar─▒n a─č─▒rba┼čl─▒ tepkisini a├ž─▒klayacak bir ┼čey mutlaka vard─▒r, ├ž├╝nk├╝ as─▒k y├╝zl├╝, ciddi insanlar─▒ akl─▒m─▒zda canland─▒rmak o kadar zor de─čilse de hi├ž g├╝lmeyen bir insan toplulu─ču d├╝┼č├╝nmek son derece g├╝├ž (hatta imk├óns─▒z) geliyor insana. Elbette, herkes bir ┼čeye g├╝ler, ├ž├╝nk├╝ g├╝lme, Aristoteles’in hakl─▒ olarak ├Âne s├╝rd├╝─č├╝ gibi, tipik bir insani etkinliktir. Bu g├Âr├╝┼č├╝ ┼ču tarihsel kurgular -Neandertaller- ├╝zerinde s─▒nayal─▒m. ─░lk Homo sapiens acaba neye g├╝lm├╝┼č olabilir? Hi├ž ku┼čku yok ki, kaynana f─▒kralar─▒ anlatm─▒yor, espriler patlatm─▒yorlard─▒. Ama bu tarih ├Âncesi varl─▒klar─▒n birbirlerinin hatalar─▒na g├╝ld├╝klerini d├╝┼č├╝nebiliriz pek├ól├ó. Abart─▒l─▒ bir ├Ârnek vermek gerekirse, bir ma─čara adam─▒n─▒n aya─č─▒ mastodon hal─▒n─▒n ucuna tak─▒l─▒r, b├╝t├╝n kabileyi kahkahalara bo─čar. Daha sonra, sakar Neandertal ne zaman ├Âteki kabile ├╝yelerinin yan─▒ndan ge├žse, hu P├Âstekilerden Kayan’─▒ hat─▒rlay─▒p gene g├╝lerler.”[9]

Bir├žok g├╝l├╝┼č├╝n k├Âkeni bu Neandertal ├Ârne─čindeki gibidir: Ani bir beden ya da dil s├╝r├žmesinin yol a├žt─▒─č─▒ beklenmedik, anl─▒k ┼ča┼čk─▒nl─▒k, bunun bir├žok nedenden ├Ât├╝r├╝ bizi e─člendirmesi.” ─░lk olarak, t├Âkezleyen ya da kekeleyen ki┼či, ola─čan olan─▒ yepyeni bir yolla g├Âstererek (yeniden sunarak) bizi ┼ča┼č─▒rt─▒r. T├Âkezleyen ki┼či, y├╝r├╝menin gramerini g├Ârmemizi sa─člar, t─▒pk─▒ kekemenin konu┼čman─▒n gramerini g├Ârmemizi sa─člad─▒─č─▒ gibi. Bir bak─▒ma, ikisi de g├╝nl├╝k hayatta birer veri olarak ald─▒─č─▒m─▒z ┼čeyleri elimizden ├žekip ah verirler. Ani bir kopu┼čla, t├Âkezleyen ki┼či g├╝nl├╝k etkinli─čin ak─▒┼č─▒n─▒ kesintiye u─črat─▒r. Bir anda, y├╝r├╝me gibi basit bir hareketin bile asl─▒n─▒ g├Ârmemizi -att─▒─č─▒m─▒z her ad─▒mla d├╝┼čt├╝─č├╝m├╝z├╝ ve toparland─▒─č─▒m─▒z─▒-sa─člar. Felsefeci Henri Bergson hareketlerimizin s├╝reklili─čindeki bu kopu┼ču “dikkatli bir uyum yetene─či, canl─▒ bir ├ževiklik gerekirken, mekanik bir kat─▒l─▒─č─▒n g├Âr├╝lmesi”” olarak tan─▒mlar. Bergson’un kuram─▒ ┼ču g├Âr├╝┼če dayan─▒r: ─░nsanlardan ├Âzellikle y├╝r├╝meyle ilgili bu t├╝r edimlerde yumu┼čak hareketlerin s├╝rekli bir ak─▒┼č─▒n─▒ bekleriz; bu y├╝zden bir insan t├Âkezledi─činde, elinde olmadan sendeledi─činde, hatta d├╝┼čt├╝─č├╝nde, onun ┼ča┼č─▒rt─▒c─▒ “kat─▒l─▒─č─▒’na -esneklik vaadini hemen, hatta otomatik olarak yerine getirmedeki beceriksizli─čine-g├╝leriz. Ne kadar tuhaf g├Âr├╝n├╝r g├Âz├╝m├╝ze o insan, ne kadar sa├žma derecesinde mekaniktir.[10]┬á Bergson, sezgi (intuition) y├Ântemiyle, daha ├žok g├╝ld├╝r├╝lerdeki (komedilerdeki) ve g├╝lmeceli sahne oyunlar─▒ndaki g├╝lme olgular─▒n─▒ inceleyerek, bunlardan, g├╝lme nedenleri ├╝zerinde bitak─▒m kuramlar ├ž─▒karm─▒┼čt─▒r. Bergson, g├╝lmeyi anlamak i├žin, g├╝lmenin toplumsal g├Ârevlerini, i┼člevlerini arama yolunu se├žmi┼čtir. ┼×├Âyle ki: Bir ulusun g├╝ld├╝─č├╝ ┼čeyler o ulusun sosyopsikolojik bitak─▒m olaylar─▒d─▒r ki, bunlar bir ya┼čam gibi do─čar ve sezilemeyecek derecelerde de─či┼čmelere u─črayarak geli┼čir ve olgunla┼č─▒r. Bu y├╝zden hangi alanda olursa olsun, g├╝lme olaylar─▒ndan hi├žbirisine bo┼č verilemez ve hepsi de ya┼čayan bir canl─▒l─▒k birli─či g├Âsterir. ─░nsanlar─▒n karakterlerini nas─▒l kendileriyle ge├žirilen uzun bir arkada┼čl─▒ktan sonra anlayabiliyorsak, g├╝lme eylemiyle de ta ba┼člang─▒├žlar─▒ndan beri birlikte ya┼čamak gerekir. ├ç├╝nk├╝ g├╝lmek, toplumsal ya┼čamda geli┼čen ve onunla birlikte olu┼čan bir psikolojik ya┼čamd─▒r. Bu bak─▒mdan g├╝lmenin toplum i├žinde bir canl─▒ g├Ârevi vard─▒r. ├ľyleyse g├╝lmeyi anlamak, ancak bu g├Ârevi incelemek ve betimlemekle olabilir. Hi├ž ku┼čkusuz akl─▒n ve duygular─▒n nas─▒l bir mant─▒─č─▒ varsa, b├╝t├╝n toplum bireylerini g├╝ld├╝ren ┼čeylerin de kendilerine ├Âzg├╝ bir mant─▒─č─▒ ve usa uygunlu─ču vard─▒r. Bunlar─▒ ortaya ├ž─▒karmakla hem insan─▒n hem de g├╝lmelerin niteli─či biraz daha yak─▒ndan, biraz daha derinden anla┼č─▒lacakt─▒r.[11] Bergson’a g├Âre, insandan ba┼čka g├╝l├╝n├ž hi├žbir varl─▒k, hi├žbir yarat─▒k yoktur; do─ča g├╝zel ya da ├žirkin olabilir, ama g├╝l├╝n├ž olamaz. Bir hayvana g├╝lmemiz, o hayvanda insan durumu, insan davran─▒┼č─▒, insana benzerlik g├Ârmemizdendir. Bu y├╝zden ├žocuklar─▒ sirklerde g├╝ld├╝rmek ere─čiyle hayvanlar─▒ g├╝l├╝n├žle┼čtirmek i├žin insan k─▒l─▒─č─▒na sokar, onlara insan giysisi giydirir, insanlar─▒n yapt─▒klar─▒ ┼čeyleri yapt─▒r─▒rlar. K─▒┼č─▒n ├žocuklar─▒n yapt─▒klar─▒ kardan adam, insan─▒n benzeri oldu─ču i├žin bir g├╝ld├╝r├╝ kahraman─▒ olur. Karnaval maskeleri, ma─čazalar─▒n camek├ónlar─▒nda durduk├ža bize g├╝l├╝n├ž gelmezken, o maskeleri insanlar y├╝zlerine ge├žirince g├╝l├╝n├ž olurlar. Demek, g├Ârd├╝─č├╝m├╝z bir ay─▒ya g├╝ld├╝─č├╝m├╝z├╝ san─▒rken, ger├žekte ay─▒da insan─▒ g├Âr├╝p, onu kendimize benzetti─čimizden, kendi kendimize g├╝lmekteyiz. Bir hayvan aya─č─▒ kay─▒p d├╝┼čse bize g├╝l├╝n├ž gelmezken, bir insan aya─č─▒ kay─▒p d├╝┼č├╝nce g├╝leriz. Demek ki insan g├╝ler ve insan yaln─▒z, insana g├╝ler; insandan ba┼čka bir ┼čeye g├╝lm├╝┼čse, onda insana benzerlik g├Ârd├╝─č├╝ i├žin g├╝lm├╝┼čt├╝r. G├╝len de g├╝l├╝nen de, g├╝ld├╝ren de hep insand─▒r.[12]

Bergson’a g├Âre, insan─▒n g├╝lebilmesi i├žin, o anda duygusuz ve co┼čkusuz olmas─▒ gerekir. ─░nsan─▒n duygulanma ya da co┼čkulanma s─▒ras─▒nda, onu g├╝ld├╝rmek i├žin g├╝lmecenin hi├žbir etkisi olamaz. B├╝y├╝k bir ac─▒ma ya da sevgi duygusu i├žindeyken g├╝lebilmek olanaks─▒zd─▒r. G├╝lebilmek i├žin, hi├ž olmazsa bir an olsun duygululuktan ve co┼čkululuktan uzak kalmak gerekir. Duygu ve co┼čku, g├╝lmenin d├╝┼čman─▒d─▒r. G├╝lebilmek, g├╝ld├╝rebilmek i├žin kesinlikle zek├ón─▒n uyan─▒k bulunmas─▒ gerekir. Zek├ó, yaln─▒z ba┼č─▒na g├╝lemez; g├╝lebilmek i├žin, uyan─▒k bulunan zek├ón─▒n, ba┼čka zek├ólara de─činmesi gerekir. Yaln─▒z ba┼č─▒na g├╝lmek olanaks─▒z oldu─čundan, b├Âylelerine “Deli misin, yaln─▒z ba┼č─▒na g├╝l├╝yorsun!” denilir. ├ľrne─čin bir g├╝lmece hik├óyesini okurlarken kendi kendilerine g├╝lenler, yaln─▒z ba┼člar─▒na g├╝l├╝yor say─▒lmazlar; ├ž├╝nk├╝ uyan─▒k olan zek├ólar─▒ hik├óyedeki kahramanlarla -yani g├╝lmece yazar─▒yla-de─činiyor, demektir. G├╝ld├╝r├╝leri ve g├╝lmeceli sahne oyunlar─▒n─▒ inceleyerek, g├╝lmenin g├Ârevlerini ara┼čt─▒rarak g├╝lme kuramlar─▒ koyan Bergson bu konuyu ┼č├Âyle ├Âzetlemektedir: “├ľzetleyin komik dedi─čimiz ┼čeyler, insanlar─▒n bir araya toplanarak b├╝t├╝n dikkatlerini i├žlerinden birine ├ževirmelerinden, hem de duygu ve co┼čkular─▒n─▒ susturarak yaln─▒z zek├ólar─▒n─▒ i┼čletmelerinden do─čuyor.”[13]

A─člamayla g├╝lmenin hen├╝z birbirinden ayr─▒lmad─▒─č─▒ bir zaman─▒, hen├╝z duygu ve heyecanlar─▒m─▒z─▒ net kategorilere ay─▒r─▒p uygarla┼čt─▒rmaya ha┼člamad─▒─č─▒m─▒z bir zaman─▒, bebeklerin g├╝lmek i├žin k─▒rk─▒nc─▒, hatta d├Ârd├╝nc├╝ g├╝n├╝ beklemelerini gerektirmeyecek kadar uzak bir zaman─▒. O zaman bebekler d├╝nyaya a─člayarak ve g├╝lerek geliyorlard─▒.[14] Dile ili┼čkin bulgular bu iddiay─▒ desteklemektedir. Baz─▒ dil tarih├žileri, ├Ârne─čin Roots of English (─░ngilizcenin K├Âkleri) adl─▒ kitab─▒nda Roger Claiborne, g├╝lmeyi Hint-Avrupa KLEG- k├Âk├╝ne ba─člar; bu k├Âk hem “ba─č─▒rma”, hem “ses” anlam─▒na gelir ve Claiborne’a g├Âre Germen lauch (y├╝ksek sesli ba─č─▒rma) s├Âzc├╝─č├╝n├╝n kayna─č─▒ da budur. Benzeri bi├žimde, Claiborne’a g├Âre, SKEI- “dilimlemek” k├Âk├╝nden gelen g├Âzya┼č─▒ d├Âkme (─░ng. shed) ifadesi, g├Âzya┼člar─▒n─▒n daha b├╝y├╝k, daha b├╝t├╝nl├╝kl├╝ bir b├╝t├╝nden “kesilmesi”, “ayr─▒lmas─▒” ya da “kopar─▒p al─▒nmas─▒” gerekti─či anlam─▒n─▒ ta┼č─▒r, t─▒pk─▒ bir duygu bo┼čalmas─▒n─▒ kahkahaya bo─čulmak (─░ng. hreak into laughter, s├Âzc├╝─č├╝ s├Âzc├╝─č├╝ne: “kahkahaya ayr─▒lmak/b├Âl├╝nmek” ifadesiyle dile getirdi─čimiz gibi. ─░ngilizce tear s├Âzc├╝─č├╝n├╝n de k├ó─č─▒t ├╝st├╝nde bir anlam belirsizli─či i├žerdi─čini unutmamak gerekir: Bu s├Âzc├╝k hem kuma┼čtaki y─▒rt─▒k hem de g├Âzya┼č─▒ anlam─▒na gelir. Asl─▒nda, g├╝lmeyle a─člama ikiz karde┼čtir, ikisi de tek yo─čun histen do─čmu┼čtur; bu yo─čunluk da yapay kategori ve ayr─▒mlar─▒ e┼čzamanl─▒ g├╝lme-a─člama duygusunun ├ž├Âzeltisi i├žinde eritir. Tarihsel olarak, mutluluk ve ├╝z├╝nt├╝ her zaman birbirinin z─▒dd─▒ olarak alg─▒lanmam─▒┼čt─▒r. Paradokslar d├╝┼čk├╝n├╝ Giordano Bruno, insani tepkilerin en temeli olarak bu duygular─▒n ├Ârt├╝┼čmesini g├Ârm├╝┼č ve bunu ki┼čisel ├Âzdeyi┼činde dile getirmi┼čtir: “In hilaritas tristis, in tristitia hilaris” (Sevin├žteki ├╝z├╝nt├╝, ├╝z├╝nt├╝deki sevin├ž). Bruno’ya g├Âre, her kahkahada g├Âzya┼člar─▒n─▒n izi vard─▒r ve her a─člama da bir par├ža zevki i├žinde gizler. Zor anlarda bile, mesela birisinin ├Âl├╝m├╝ne a─člad─▒─č─▒m─▒zda, kendi hayat─▒m─▒z─▒n esirgenmi┼č olmas─▒ndan duydu─čumuz keyifli bir rahatlama pay─▒ tan─▒r─▒z kendimize.[15] Antropologlar s├Âzl├╝ k├╝lt├╝rlerdeki g├╝lme-a─člama ili┼čkisini, ├çin fig├╝r├╝ yin-yang─▒ and─▒ran bir ┼čeye benzetmi┼člerdir. Yin-yang fig├╝r├╝n├╝ biliriz: ─░├ž i├že ge├žmi┼č biri siyah, biri beyaz iki g├Âzya┼č─▒. Biri yere d├╝┼č├╝yormu┼č, ├Âteki yukar─▒ ├ž─▒k─▒yormu┼č gibi g├Âr├╝nen iki g├Âzya┼č─▒, bir daire olu┼čturacak ┼čekilde b├╝t├╝nle┼čir; bunlar─▒ birbiri ├ževresinde d├Ânen par├žalar olarak da birbirine s─▒k─▒ s─▒k─▒ya tutunmu┼č par├žalar olarak da d├╝┼č├╝nebiliriz. Her iki durumda da fig├╝r├╝n bir b├╝t├╝n olarak ba┼člang─▒c─▒ ya da sonu yoktur. ─░lksel s├Âzl├╝ k├╝lt├╝r d├╝nyas─▒nda, b├╝t├╝n olaylar birbiriyle ba─člant─▒l─▒ gibidir ve s├╝r├╝p giden bir ├ževrimin par├žas─▒ olarak geli┼čirler. Hi├žbir ┼čey bir ba┼čka ┼čeyin do─črudan z─▒dd─▒ de─čildir. Ger├žek kutupsal z─▒tl─▒klar okuryazarl─▒kla ortaya ├ž─▒kar. Okuryazar insanlar g├Âzya┼člar─▒n─▒ ├╝z├╝nt├╝ ve h├╝z├╝n i├žin koruyacak ┼čekilde toplumsalla┼čmalard─▒r- okuryazar haline gelmi┼člerdir. Okuryazarl─▒kla birlikte net kategoriler ve kesin tan─▒mlar ortaya ├ž─▒kar. Okuryazarl─▒k ├žok fazla anlam belirsizli─čine tahamm├╝l g├Âsteremez. ├ľrnek olarak Zen’e d├Ânmek gerekirse, bir Zen koan─▒n─▒n ├Ânerdi─či t├╝rden z─▒t kavramlar─▒ ak─▒lda tutabilme yetisi s├Âzl├╝ k├╝lt├╝r d├╝nyas─▒na ├Âzg├╝ bir niteliktir. Zen ustas─▒ sorar: “├çarpan bir elin sesi nedir?” ├ľ─črenci, anlam─▒na ula┼čmak i├žin soruya s─▒k s─▒k geri d├Ânerek, bir k├ó─č─▒t ├╝zerinde, yak─▒n ├ž├Âz├╝mleme yoluyla d├╝┼č├╝nmez. Bunun yerine, ba┼čkalar─▒ndan uzak bir yere ├žekilir, ├ž├Âz├╝m├╝ akl─▒nda canland─▒rmaya ├žal─▒┼č─▒r ya da anlam belirsizli─činin ├Âz├╝nde tatmin ve rahatl─▒k bulur. Okuryazarl─▒k ├Âncesi d├Ânemlerin bir kal─▒nt─▒s─▒ olarak, bize ├ž├Âz├╝ms├╝z duygusal bir paradoks gibi g├Âr├╝nen ┼čey -ayn─▒ anda hem mutlu hem h├╝z├╝nl├╝ olmak-ac─▒-tatl─▒ g├Âzya┼člar─▒m─▒z─▒n sular─▒nda ├ž├Âz├╝m ve ak─▒┼čkanl─▒k bulur.┬á Modern bilince insan─▒n bir eliyle karn─▒n─▒ ovu┼čtururken bir eliyle ba┼č─▒na vurmas─▒ kadar do─čad─▒┼č─▒ ve rahats─▒z edici gelen, Platon’un nitelendirmesiyle “karma zevkler” olgusu -a─člama ve g├╝lmenin, sevin├ž ve ├╝z├╝nt├╝n├╝n birlikteli─či- g├╝lmenin tarihinde bask─▒n bir ├Âzelliktir. Platon bu duru┼ča “s├Âzde kendini a┼ča─č─▒lama ya da s├Âzde cahillik” anlam─▒na gelen eironi ad─▒n─▒ verir ve b├Âylece ironi mecaz─▒n─▒ yarat─▒r. Sokrates’e eiron der. Sokrates poz yaparak ele┼čtiriyi savu┼čturur, bu arada ├žetrefil savlar─▒n─▒ ileri s├╝r├╝p yava┼č yava┼č geli┼čtirir, kendisini ele┼čtirenleri sessizce, onlar─▒ korkutmaks─▒z─▒n birer ├Â─črenciye d├Ân├╝┼čt├╝r├╝r. Kimse ona ├╝st├╝n gelme gereksinmesi duymaz, ├ž├╝nk├╝ g├Âr├╝n├╝rde kimseye meydan okumamakta, dolay─▒s─▒yla bir tehdit unsuru olu┼čturmamaktad─▒r. Kendi ┼čakas─▒yla, kendini yetkinin halesinden kurtar─▒r. Ayr─▒ca, ba┼čkalar─▒ savlar─▒na a├ž─▒k olsun diye, Sokrates kendi s├Âzde cahilli─čini ortaya koyarak onlar─▒ silahs─▒z b─▒rak─▒r. B├Âylece Platon g├╝lmenin do─čas─▒na ili┼čkin kendi g├Âr├╝┼člerini canland─▒r─▒p, fiili hi├žbir muhalefetle kar┼č─▒la┼čmaks─▒z─▒n arg├╝manlar─▒ kazan─▒r. Kurnaz Platon son g├╝len olur.[16] Ama Sokrates asla y├╝ksek sesle g├╝lmez. Diyaloglarda, toplumsal ili┼čki ├Âzenle ├žizilmi┼č olup, kibar, sessiz bir g├╝lmeye imk├ón tan─▒r: ├ľzel ve i├žselle┼čtirilmi┼č bir g├╝lmedir bu. Ho┼ča gider, ama asla sald─▒rganca araya girmez. Sokrates zek├ós─▒n─▒ sergilemek i├žin asla kendini ortaya atmaz. Her zaman bir edep ve incelik ├Ârne─či olu┼čturur. Nas─▒l davran─▒laca─č─▒n─▒ g├Âsterir. Ama ayn─▒ zamanda bir d├╝zencidir de ├žift anlaml─▒ konu┼čur. ─░roni, tek bir ses tonuyla ayn─▒ anda iki ┼čeyi s├Âylemede kullan─▒labilecek en iyi hitabet mecaz─▒d─▒r-yergi anlam─▒n─▒ ciddiyi zorlayarak sezdirir, s├Âzgelimi onu burleske d├Ân├╝┼čt├╝rerek her zaman bi├žimini k├Âkten de─či┼čtirecek kadar e─čip b├╝kebilir. ─░roni, son derece ekonomik bi├žimde. Yunanl─▒lar─▒n mizahi olanla ciddi olan─▒ kayna┼čt─▒rma arzular─▒n─▒ tatmin etmi┼čtir.[17]

─░roni bir hiledir, a├ž─▒k├ža sald─▒rgan olmasa bile gene de bir hiledir-hem oyunbaz hem de son derece ciddidir. Bu a├ž─▒dan, Sokrates ger├žekten de bir ge├ži┼č fig├╝r├╝ niteli─či ta┼č─▒r: En meydan okuyucu yurdunu yaz─▒da bulacak olan bir mecaz─▒ -ironiyi- canland─▒r─▒r. Ger├žekten de ironik bir s├Âz├╝ a├ž─▒─ča ├ž─▒karma yetisi bir okurun okuryazarl─▒─č─▒n─▒n son s─▒namas─▒d─▒r. (Swift’in ─░ngiliz edebiyat─▒nda bir metin boyunca s├╝rd├╝r├╝len ironinin ola─čan├╝st├╝ ├Ârne─či “Al├žakg├Ân├╝ll├╝ Bir ├ľneri”sinin ─░ngiltere’de okuryazarl─▒─č─▒n artt─▒─č─▒ bir s─▒rada belirmesi ┼ča┼č─▒rt─▒c─▒ de─čildir.) ─░roni rastgele okur ile ├ž├Âz├╝mleyici okuru birbirinden ay─▒r─▒r. Bir konu┼čmac─▒da y├╝z ifadelerine bakarak ve jestlere dikkat ederek ironiyi olduk├ža kolayl─▒kla anlayabilirsiniz, ama okurlar─▒n bu t├╝r ipucu l├╝ksleri yoktur. ─░roni ├žabay─▒ gerektirir. Okurlar sonunda ironiyi yakalad─▒klar─▒nda, kendilerini rahatlam─▒┼č hissederler, ama yaln─▒zca belli belirsiz, ├ž├╝nk├╝ ayn─▒ zamanda aldat─▒lm─▒┼č olduklar─▒n─▒ da anlarlar. Bu i├ž g├Âr├╝ an─▒nda, okurlar hem metni hem kendilerini kavrar, ne kadar naif olduklar─▒n─▒ fark ederler.[18] O y├╝zden, ironiyle kar┼č─▒la┼čma hem zevk hem ac─▒ -ne┼če ve ├╝z├╝nt├╝- yarat─▒r. ─░roni ustas─▒ okurlar─▒n elbette ka├žabilecekleri, ama ancak yazar─▒n kastetti─či anlam─▒ -m├╝mk├╝nse bir ├ž─▒rp─▒da- sezerek ka├žabilecekleri bir tuzak kurmu┼čtur. Aksi takdirde, kendilerini hep k├Ât├╝r├╝m hissedeceklerdir-Hephaistos kadar k├Ât├╝r├╝m. Ama okurlar kendilerini espriye b─▒raksalar bile, asla yazar/yarat─▒c─▒ kadar rahat hissedemezler kendilerini; o yetke konumuna iyice yerle┼čmi┼č, zavall─▒, akl─▒ kar─▒┼čm─▒┼č okurlar─▒n nas─▒l kolayca y├Ânlendirildi─čine bakarak gizlice ve sessizce g├╝ler. ─░roniyle bir s├╝re ge├žirdikten sonra okur her zaman sayfay─▒ belirgin bir topallamayla okuyacakt─▒r. Sorular pe┼čini b─▒rakmaz: Okumama g├╝venebilir miyim? Alg─▒lama g├╝c├╝m├╝ m├╝ yitirdim? Ger├žekten anl─▒yor muyum? B├Âylece, eiron, Sokrates’in kendisi, muz─▒r yumurca─č─▒n zevkini, son g├╝l├╝┼č├╝ -├╝st├╝nl├╝─č├╝n yank─▒l─▒ b├╝y├╝k kahkahas─▒n─▒-ya┼čar. Kurban─▒n ilerlemekten ba┼čka se├žene─či yoktur, biraz daha tedbirli, biraz daha ele┼čtirel, biraz daha bilgece, biraz daha tedirgin. Platon, Sokrates’ten yararlanarak, edebiyatta modern espriyle doru─čuna ula┼čacak olan g├╝lmeye, hedefine do─čru dev bir ad─▒m att─▒r─▒r. Ayn─▒ zamanda, kalabal─▒k g├╝lenler saf─▒ndan, g├╝l├╝┼čleri beyinlerinden de─čil kar─▒nlar─▒ndan gelen cahillerden, bilgisizlikleriyle dikkate al─▒nmayacak kadar budala say─▒lan marjinal halktan epey uza─ča ta┼č─▒r onu.[19]

─░roni mecaz─▒, ayn─▒ anda iki kar┼č─▒t ┼čeyi s├Âyleme yetisiyle, g├╝lme konusunda kar─▒┼č─▒k hisleri olan Platon gibi bir insana ├žok uygundur. A┼č─▒r─▒ g├╝lmeyi hem mahk├╗m eder hem de onun g├╝c├╝n├╝ kabul eder; ├╝stelik bundan zevk duyar. Israrla vurgular: Hepimiz g├╝lmeye, ├Âzellikle alayc─▒ g├╝lmeye kar┼č─▒ bu ikili tepkiyi payla┼č─▒yoruz. Platon’a g├Âre, tragedya seyircileri bile “g├Âzya┼člar─▒ aras─▒nda g├╝l├╝msediklerini” g├Âr├╝rler. Alay, k├╝├ž├╝mseme, yergi-bunlar bizde ayn─▒ “karma zevkleri” uyand─▒r─▒r. Gene de uygar, k├╝lt├╝rl├╝ tepkiler a├ž─▒kl─▒k ve kesinli─či, tek bir duygusal tepkiyi gerektirir. (Okuryazarl─▒k, gri ya da g├Âlgeli tonlar halinde de─čil bu t├╝r se├žik kategoriler, ya/ya da yap─▒lar─▒ i├žinde g├Ârmeye te┼čvik eder. Okudu─čumuzda, ironinin bizi t├Âkezletmesi bundand─▒r: ─░roni se├žik kategorilerin y─▒k─▒ld─▒─č─▒ s├Âzl├╝ k├╝lt├╝rde b├╝t├╝n canl─▒l─▒─č─▒yla ya┼čar.) Bu ├╝z├╝nt├╝ ile sevincin birle┼čti─či “karma zevkler” fikrini Platon ilksel bir ┼čey -o eski, bitkisel g├╝nlerden bir k├╝lt├╝rel kal─▒nt─▒- olarak g├Âr├╝r; Platon’a g├Âre ya┼čamlar─▒m─▒zda bunun kesin fark─▒nday─▒zd─▒r. Platon’un g├╝lmenin incelenmesi konusundaki en ├Ânemli yap─▒t─▒ Philebos’ta Sokrates Protarkhos’la bu “karma zevki” ayr─▒nt─▒l─▒ olarak irdeler. Bu tart─▒┼čma bug├╝n bile ba┼čkas─▒n─▒n talihsizliklerinden neden zevk ald─▒─č─▒m─▒z─▒ anlamada temel ba┼čvuru kayna─č─▒ olmay─▒ s├╝rd├╝rmektedir. Bu diyalog, g├╝lme hakk─▒nda Antik├ža─č’dan devrald─▒─č─▒m─▒z en modern s├Âz├╝ i├žerir ve duygular─▒n nas─▒l edep ve g├Ârg├╝ kurallar─▒n─▒ bozguna u─čratabilece─čini a├ž─▒klar – e─čer duygular─▒, onlar─▒ anlaman─▒n bir yolu olarak, bir bilim adam─▒n─▒n merakl─▒ g├Âz├╝yle s├╝rekli olarak ├ž├Âz├╝mlemezsek.[20]

Platon’un analizinin burada ald─▒─č─▒ radikal bi├žime dikkat edilmelidir. Ya┼čam─▒ en temel d├╝zeyinde kesitlere ay─▒rmak, onun en karma┼č─▒k ve ele avuca s─▒─čmaz alanlar─▒ndan birini -duygu ve heyecanlar─▒-├ž├Âz├╝mlemek demektir. G├Âr├╝nd├╝─č├╝ kadar─▒yla, Platon ┼čunu ima eder: Bu duygu-heyecanlar─▒n kayna─č─▒, ├žok say─▒da ba┼čka tepkiye model olan ┼čey g├╝lmedir. G├╝lmeyi anlama yoluyla. Platon ya┼čaman─▒n ciddili─čini irdelemek amac─▒ndad─▒r. Genel olarak, bilin├žd─▒┼č─▒n─▒n haritas─▒n─▒ ├ž─▒kararak Freud’un bu alan─▒ kendine mal etti─čini, b├Âylece modern ├ža─ča ge├žilmesine ├Ânc├╝l├╝k etti─čini d├╝┼č├╝n├╝yoruz. Ama Platon, Freud’u ├Ânceler. Asl─▒nda, Platon olduk├ža ┼ča┼č─▒rt─▒c─▒ bir ┼čeyi ba┼čar─▒r. G├╝lmenin ya da g├╝lme e─čiliminin b├╝t├╝n duygu-heyecanlar─▒n alt katman─▒ oldu─čunu ├Âne s├╝rer. G├╝lmenin bir duygu-heyecan olarak s─▒n─▒fland─▒r─▒l─▒p s─▒n─▒fland─▒r─▒lmamas─▒ gerekti─činden tam olarak emin de─čilse de onun i├žin daha iyi bir yer bulamaz. G├╝lme, insanlar─▒n ya┼čamlar─▒nda ├Âyle temel, ├Âyle tuhaf ve denetleyici bir i┼člev g├Ârmektedir ki, bir a├ž─▒dan g├╝lmeyi bir duygu-heyecan olarak ele almak zorunda oldu─čunu hisseder. Ba┼čka nas─▒l yakla┼čacakt─▒r ona? Ba┼čka ne ad verecektir? Oxford ─░ngilizce S├Âzl├╝─č├╝ gibi en ├Ânde gelen ba┼čvuru kaynaklar─▒ndan biri bile g├╝lmeyi s─▒n─▒fland─▒ram─▒yor gibidir; s├Âzl├╝k bu kavram─▒ “i├žg├╝d├╝sel bir ne┼če anlat─▒m─▒”na indirger. Ama g├╝lmeyi i├žg├╝d├╝sel olarak nitelendirmek bizi hi├žbir yere vard─▒rmaz, ├ž├╝nk├╝ bir grup insan─▒n g├╝l├╝n├ž buldu─ču ┼čeyi bir ba┼čka grup yaln─▒zca aptalca ve ├žocuk├ža bulabilir. Herkes g├╝ler, ama son derece farkl─▒ ┼čeylere. Bu y├╝zden, sonu├žta, s├Âzl├╝k tan─▒m─▒ bize pek de fazla bir ┼čey s├Âylememektedir.[21]

Barry sandres, ÔÇťKahkahaÔÇÖn─▒n ZaferiÔÇŁnde g├╝lme i├žin ÔÇťElbette g├╝lme sevgi ya da nefret gibi beden yoluyla dile gelir. Ama g├╝lme durumlara ili┼čkin son derece g├╝├žl├╝ -bazen insan─▒ kas─▒lmaya benzer bir hale sokacak kadar g├╝├žl├╝- tepkiler yarat─▒r. En ince s├Âz oyunu, en incelikli espri -en zarif i┼členmi┼č duygusal olay-bu g├╝lme patlamas─▒na yol a├žabilir. Tek bir atomun ayr─▒l─▒┼č─▒n─▒n milyonlarca h─▒zl─▒ patlama ┼čeklindeki zincir tepkimeyi ba┼člatt─▒─č─▒ n├╝kleer f├╝zyondan daha iyi bir benzetme d├╝┼č├╝nemiyorum. Bir├žok ki┼čiye g├Âre, bu belki de modernitenin en ├╝rk├╝t├╝c├╝ ve en ├žarp─▒c─▒ imgelerinden biridir.ÔÇŁ[22] diyerek ilgin├ž bir benzetme yapar. Kimi bilgeler insan─▒, k─▒sa tan─▒mlarla anlatm─▒┼člard─▒r. “─░nsan, konu┼čan hayvand─▒r” denildi─či gibi, “─░nsan, g├╝len hayvand─▒r” da denilmi┼č, konu┼čma gibi g├╝lmenin de yarat─▒klar i├žinde salt insana ├Âzg├╝ oldu─ču anlat─▒lm─▒┼čt─▒r. G├╝lmek- a─člamak gibi- insan─▒n en do─čal psikofizyolojik belirtilerinden biridir. ─░nsan─▒n a─člayarak do─čmas─▒n─▒-yani a─člama sesi ├ž─▒karmas─▒n─▒-eski bilgeler, ├Âl├╝ms├╝z mutluluk d├╝nyas─▒ndan ├Âl├╝ml├╝ ac─▒lar d├╝nyas─▒na geli┼činden duydu─ču ac─▒dan oldu─čunu s├Âylemi┼člerdir. ┼×u d├Ârtl├╝k de bunu anlat─▒r:

Y├ód─▒nda m─▒d─▒r do─čdu─čun g├╝nler

Sen a─člar idin g├╝lerdi ├ólem

Bir ├Âyle ├Âm├╝r ge├žir ki olsun

Mevtin sana hande ├óleme m├ótem (Do─čdu─čun zaman─▒ hat─▒rl─▒yor musun? O zaman sen a─člarken herkes sevin├žten g├╝l├╝yordu. ├ľyle bir ya┼čam s├╝r ki, bu kez sen ├Âl├╝rken, herkes senin ├Âl├╝m├╝ne a─člas─▒n!)[23]

Oysa bug├╝n ├žocu─čun do─čarken a─člamad─▒─č─▒n─▒, birdenbire yepyeni bir ba┼čka fizyolojik ortama ge├ži┼činin tepkisiyle a─člama belirtisi g├Âsterdi─čini, bunun da ci─čerlerine hava dolmas─▒ sonucu oldu─čunu biliyoruz. G├╝lme, g├╝lmece kapsam─▒na giren olgular─▒n alg─▒lanmas─▒yla insanda beliren bir psikofizyolojik olayd─▒r. Daha geni┼č olarak ┼č├Âyle diyebiliriz: ─░nsan─▒n, kendi toplumsal ortam─▒ndaki bir nedenin etkisiyle herhangi bir haz duyumu almas─▒ sonucu, bunun d─▒┼čavurumu, g├╝lme denilen psikofizyolojik bir belirtidir. G├╝lme eylemi, insanlara yak─▒n d├╝zeydeki k├Âpek, maymun ve kimi ├Ât├╝c├╝ ku┼člarda ├žok silik izlerle g├Âr├╝l├╝rse de bu g├╝lme psikolojik de─čil, y├╝z kaslar─▒ndaki gerilme ve k─▒p─▒rdama bi├žiminde salt fizyolojik belirti olarak kal─▒r-, buna g├╝lme denilemez. Salt insanlara ├Âzg├╝ olan g├╝lme, do─ču┼čtan sonraki 1-3 ay aras─▒nda belirir, gittik├že geli┼čir. Psikolojik bak─▒mdan g├╝lme, ├žok karma┼č─▒ksa da fizyolojik bak─▒mdan ├žok yal─▒n├žt─▒r; beynin denetimi alt─▒nda ve heyecan fizyolojisinin mekanizmas─▒na ba─čl─▒ bir belirtidir. G├╝len insan─▒n i├žinde bir bo┼čal─▒m, bir geni┼čleme olur, bunun sonucu y├╝z kaslar─▒ b├╝z├╝l├╝r. G├╝lme daha art─▒nca, kar─▒nla g├Â─čs├╝ ay─▒ran perdenin (diyafram) kas─▒lmas─▒yla b├╝t├╝n g├Â─č├╝s devinir. Bu durumda “G├╝lmekten kas─▒klar─▒m ├žatlad─▒” denilir. G├╝lme daha da art─▒nca kimi bezeler a┼č─▒r─▒ salg─▒lar. Bu durumda “G├╝lmekten alt─▒ma i┼čedim” denir.[24]

Prof. Dr. Rasim Adasal’a g├Âre (Bar─▒┼č Gazetesi, 19 ve 26 Temmuz 1973) “G├╝lmede insan bilin├ž d─▒┼č─▒nda olan ve moral benli─činin zoruyla bask─▒da olan bir ┼čeyi sal─▒verir.” Bu anlay─▒┼ča g├Âre g├╝lme, ruhsal bir bo┼čal─▒md─▒r. Prof. Adasal, g├╝lerek bo┼čal─▒m─▒ ┼č├Âyle a├ž─▒klamaktad─▒r: “Mutluluk duygusu veya haz doyumu halinde olan ve g├╝len bir insan─▒n organizmas─▒nda fizik, heyecansal, ruhsal bir a├ž─▒lma ve bir ha yat canl─▒l─▒─č─▒ vard─▒r. Mutlu insan i┼čtahl─▒d─▒r, mide-ba─č─▒rsaklar─▒ ve dola┼č─▒m i┼člemleri itibariyle dengelidir ve b├╝t├╝n ruhsal fonksiyonlar─▒ aras─▒nda ortak bir ama├ž i┼člemi vard─▒r. G├╝ld├╝ren, co┼čturan ve konu┼čtu─ču duygular ve d├╝┼č├╝nceler bu s├╝re i├žinde insan ruhunu bir ucundan bir ucuna sarar ve y├╝z├╝nde bir├žok ├╝nl├╝ ressamlar─▒n portrelerinde g├Âr├╝len ├Âzel bir ne┼če ve mutluluk ifadesi okunur. R├Ânesans d├Ânemi ressamlar─▒n─▒n (Madonna)lar─▒nda, hatta ├žarm─▒ha gerilmi┼č azizlerin y├╝zlerinde bu fizyonomi ├žok belirlidir. Bu bireysel oldu─ču kadar kollektif de olabilir. Kurtulu┼č sava┼č─▒m─▒z─▒n mutlu sonucu ile T├╝rk ulusunun her bireyinin y├╝z├╝nde yans─▒yan sevinci, ├Ânemli bir kupa ┼čampiyonlu─čunu kazanan kul├╝p taraftarlar─▒n─▒n hareketli m├╝spet heyecanlar─▒ gibi… Aksine yine toplumsal ─▒zd─▒raplar─▒n y├╝z ifadeleri de o derece canl─▒d─▒r. O halde sevinmek, ho┼čnut olmak sevin├ž g├Âzya┼člar─▒ d├Âkmek ayn─▒ zamanda duyusal (Affectif) ├že┼čnili ruhun bo┼čalmas─▒ demektir. (…) G├╝lmek, istenilen ko┼čullar alt─▒nda ve sosyal bir belirti olarak bo┼čal─▒m yapt─▒ran bir hal alabilir. Ailede veya aile d─▒┼č─▒nda kar┼č─▒l─▒kl─▒ ┼čakala┼čmalar ve g├╝l├╝┼čmeler geni┼č ├Âl├ž├╝de kollektif g├╝lmeler davet ederler. Eski ─░nkalardan kaynak alan Amerika yerlilerinde baz─▒ psikologlar─▒n yapt─▒klar─▒ incelemelere g├Âre, bu insanlar kendi aralar─▒nda tabii bir ┼čekilde ne┼čelenerek g├╝ld├╝kleri halde onlar─▒ ziyaret edenler aras─▒nda uzun bir s├╝re g├╝vensizlik g├Âsterirler; ├žok ciddi g├Âr├╝n├╝rler ve hi├ž g├╝lmezler. Sonra yabanc─▒ ziyaret├žinin kendi hayatlar─▒na ayk─▒r─▒ gelen hareketlerini konu┼čarak kat─▒las─▒ya g├╝lerler. Demek ki g├╝lmek bireysel oldu─ču kadar toplumsal bir bo┼čal─▒m (De┼čarj) sa─člar.”[25]

G├╝lmenin nedenleri o denli ayr─▒ ve ├žoktur ki, b├╝t├╝n bunlar─▒ bir tek nedende toplamak, hepsini bir kayna─ča indirgemek imkans─▒zd─▒r. Bunun i├žin tam tan─▒mlayamasak da yine de g├╝lmeyi ┼č├Âyle anlatabiliriz: Bir toplumsal belirti olan g├╝lme, insan─▒n hazlar alg─▒lamas─▒ndan ve duyumlanmas─▒ndan do─čan bir psikofizyolojik eylemdir[26]

NEDEN G├ťLER─░Z?

Kierkegaard gibi kimi d├╝┼č├╝n├╝rlere g├Âre, iki d├╝┼č├╝nce aras─▒ndaki kar┼č─▒tl─▒k g├╝lmemizin nedenidir. Maymun g├Âr├╝nce g├╝lmemiz, bize insan─▒ ans─▒tt─▒─č─▒ halde insan olmay─▒p, onun kar┼č─▒t─▒ olan hayvan olmas─▒ndand─▒r. Hele o maymunu insan gibi giyinmi┼č g├Âr├╝rsek kar┼č─▒tl─▒k daha da ortaya ├ž─▒kaca─č─▒ndan g├╝lmemiz artar. Hobbes’a g├Âre, “G├╝lme, birdenbire duyulmu┼č bir gururdur.” ├ľrne─čin sa─člam bir insan─▒n ├žolak birini ya da bir kamburu g├Âr├╝nce g├╝lmesi kendi b├╝t├╝nl├╝─č├╝ne kar┼č─▒ birdenbire bir gurur duymas─▒ndan do─čmaktad─▒r. Spencer’e g├Âre “G├╝lmek, sinirsel g├╝c├╝n do─čal yata─č─▒ndan birdenbire saparak yeni bir yola girmesidir.” Bu tan─▒mlamas─▒yla birlikte kar┼č─▒tlar kuram─▒n─▒ da benimseyen Spencer g├Âr├╝┼č├╝n├╝ ┼č├Âyle a├ž─▒kl─▒yor: “Kar┼č─▒tl─▒k iki t├╝rl├╝ olup biri hafif bir bilin├žten ┼čiddetli bir bilince do─čru y├╝kselir; ├Âb├╝r├╝yse ┼čiddetli bir bilin├žten hafif bir bilince do─čru d├╝┼čer.” Y├╝ksek d├╝zeyde bir m├╝zik konserinde dinleyicilerden birinin y├╝ksek sesle esnemesi ya da aks─▒rmas─▒, g├╝zel bir ┼čiir dinlenirken ordaki ├žocuklardan birinin “Anne, karn─▒m ac─▒kt─▒!” diye ba─č─▒rmas─▒, g├╝l├╝┼čmeler yol a├žar. ├ç├╝nk├╝ m├╝zik ya da ┼čiir dinleme olgular─▒yla dolu bulunan bilin├ž, birdenbire anlams─▒z olan ba┼čka bir olayla (esnemek, aks─▒rmak, ├žocu─čun ba─č─▒rmas─▒ gibi) kar┼č─▒la┼č─▒nca art─▒k eski yata─č─▒nda akamad─▒─č─▒ gibi, yeni olguyla uyanm─▒┼č olan ┼čiddetli bilinci me┼čgul edecek bir nitelikte olmad─▒─č─▒ndan birdenbire art─▒k kalan sinirsel g├╝├ž hemen kaslara bo┼čanarak g├╝lmeyi ortaya ├ž─▒kar─▒r.[27]

─░nsan Hangi Ko┼čullarda G├╝ler?

Ruhsal hastal─▒klar─▒ olanlar─▒n g├╝lmeleri bile, hasta ki┼čiliklerinin d├╝nyas─▒yla ya┼čam boyunca s├╝ren ili┼čkilerinin bir bask─▒dan kurtulma, bir bo┼čal─▒m i├žin bir anlat─▒m─▒, bir d─▒┼ča vurumudur. Ne var ki, beynin denetimi olmad─▒─č─▒ndan ya da bu denetim yeterli olmad─▒─č─▒ndan bu d─▒┼ča vurumlar dengesiz ve a┼č─▒r─▒d─▒r. Bu konuda Prof. Dr. Rasim Adasal ┼č├Âyle yazm─▒┼čt─▒r: (Bar─▒┼č, 19 Temmuz 1973) “Hi├ž g├╝lmeyen insan kadar, gere─činden fazla ve uluorta olarak a┼č─▒r─▒ g├╝len insan da normal say─▒lamaz. Melankolik bir hastan─▒n derin i├ž ├╝z├╝nt├╝s├╝n├╝ ifade eden n├Âbetli h─▒├žk─▒r─▒klar─▒ kadar, hi├žbir amaca ve manaya ba─čl─▒ olmayan gen├ž bir ┼čizofren hastan─▒n da g├╝lmeleri marazidir. N├Âbet halinde a┼č─▒r─▒ ve ├Âl├ž├╝s├╝z g├╝lmeler beyinde bir ├Âzel g├╝lme merkezini d├╝┼č├╝nd├╝rm├╝┼čt├╝r. Yukar─▒da belirtti─čimiz gibi, erken bunaman─▒n ilk d├Ânemlerinde bir├žok hastalarda dengesiz ve kar┼č─▒l─▒ks─▒z g├╝lmeler g├Âr├╝l├╝r. (…) Ancak her heyecan g├╝lme yaratmad─▒─č─▒na g├Âre, heyecan─▒n tipi ve ┼čekliyle g├╝lme y├╝z ifadesi aras─▒nda bir ├Âzellik olsa gerektir. Beynin ruhsal kontrol├╝ insana g├Âre kam├ž─▒lay─▒c─▒ veya dizginleyicidir. B├Âylece beynin belirli b├Âlgelerinde ┼ču veya bu bozukluklar─▒ olan ki┼čilerde g├╝lme-a─člama dengesinin yeterli derecede kontrol edilmemesi de ├Âl├ž├╝s├╝z ve etkisiz g├╝lmeler ve a─člamalar olur.” Ba┼č─▒ndan beri inceleme konumuz, beyin denetimi yetersiz hastalar─▒n patolojik g├╝lmeleri de─čil, sa─čl─▒kl─▒ g├╝lmelerdir. Ama ruh hastalar─▒ndaki denetimsiz g├╝lmeler bile, bir d─▒┼čavurum, bir bo┼čal─▒md─▒r.[28]

Hareket Komi─či

Dikkatle g├Âzlemlersek, b├╝t├╝n g├╝ld├╝─č├╝m├╝z kimselerin, g├╝ld├╝r├╝ ve g├╝lmece kahramanlar─▒n─▒n topluma uyarlanamayan toplumda┼č─▒ yada bir yanlar─▒yla bir oranda topluma uyarlanamayan ki┼čiler oldu─čunu g├Âr├╝r├╝z. D├╝nya g├╝lmecesinin b├╝y├╝k kahramanlar─▒ndan Don Ki┼čot ba┼čta olmak ├╝zere Moliere oyunlar─▒n─▒n b├╝t├╝n kahramanlar─▒, yerli g├╝lmecelerimizde ├ľmer Seyfettin’in Efruz BeyÔÇÖi, Z├╝b├╝k, topluma uyars─▒z ki┼čilerdir. (Z├╝b├╝k, topluma ├žok iyi uyarlanm─▒┼č bir tip gibi g├Âr├╝n├╝rse de ger├žekte genel olarak topluma de─čil, toplumun ancak bir egemen z├╝mresinin gidi┼čine kendini uyarlayabilmi┼č, ama toplumca yad─▒rganan bir ki┼čidir.) Aya─č─▒ kay─▒p d├╝┼čen insana genellikle g├╝l├╝n├╝yor. Oysa bu insan kendi iste─čiyle yere ├ž├Âmelmi┼č olsayd─▒ g├╝l├╝nmeyecekti. ├ç├Âmelmek yava┼č yava┼č olur. Oysa birdenbire d├╝┼č├╝l├╝r. ─░nsan, birdenbire d├╝┼čt├╝─č├╝ i├žin mi g├╝l├╝yoruz? Ama kalp durmas─▒ndan bir insan birdenbire yere d├╝┼čse ona g├╝l├╝nmez. ├ľyleyse d├╝┼čene g├╝l├╝nmesi, birdenbire d├╝┼čm├╝┼č olmas─▒ndan de─čildir.[29]

Bir insan─▒n y├╝r├╝rken d├╝┼čmesi ya da bir yere ├žarparak yuvarlanmas─▒, o insan─▒n ┼čap┼čall─▒─č─▒n─▒, bir bak─▒ma kendini topluma uyarlayamamas─▒n─▒ g├Âsterir. Topluma uyarlanan insan, her an uyan─▒k, hep tetikte olmal─▒, ad─▒m─▒n─▒ att─▒─č─▒ yeri g├Ârmelidir. B├Âyle olmay─▒p da d├╝┼čen, y├╝r├╝rken ad─▒mlar─▒n─▒ makine gibi at─▒yor demektir. Makine biteviyeli─činde, makine d├╝zeninde ad─▒mlar─▒n─▒ att─▒─č─▒ i├žin de ├Ân├╝ne ├ž─▒kacak her de─či┼čik duruma, engebelere g├Âre ayaklar─▒n─▒ ayarlayamamakta, bunun sonucu olarak da d├╝┼čmektedir. Biz onun makineyi taklit etmesinden, makine gibi hareket etmesinden do─čan bu aptall─▒─č─▒na g├╝lmekteyiz. Burada insan─▒ g├╝ld├╝ren hareket komi─čidir.[30] D├╝┼čene g├╝l├╝nmesini, Bergson’un hareket komi─či kuram─▒yla a├ž─▒klasak da d├╝┼čen birine g├╝l├╝nmesinde Hobbes’un g├╝lmenin nedenini a├ž─▒klayan “birdenbire duyulmu┼č gurur” kuram─▒n─▒ da do─črulamamak olanaks─▒zd─▒r. D├╝┼čen birinin mekanik komi─čine g├╝l├╝n├╝rken, bilin├žalt─▒nda “Aptal d├╝┼čt├╝, ben d├╝┼čmeden y├╝r├╝yebiliyorum!” diye insan─▒n kendini be─čenmi┼čli─či, ├╝st├╝n olma avuntusu elbette vard─▒r. Hareket komi─činin en yal─▒nc─▒ olan d├╝┼čmeyi, ├žocuk seyircilerini g├╝ld├╝rmek isteyen sirk palya├žolar─▒ ├žok kullan─▒rlar. Palya├žo ├žok kez, ayaklar─▒ birbirine dolanarak d├╝┼čer ki, onun bu aptall─▒k g├Âsterisi kar┼č─▒s─▒nda, seyircileri d├╝┼čmemi┼č olman─▒n avuntusunu duysunlar. D├╝┼čmek, her zaman g├╝ld├╝r├╝c├╝ bir olayd─▒r; ama Don Ki┼čot gibi y─▒ld─▒zlara bakarken d├╝┼čmek b├╝sb├╝t├╝n g├╝ld├╝r├╝c├╝d├╝r.

Ziya Pa┼čaÔÇÖn─▒n,

ÔÇťY─▒ld─▒z aray─▒p g├Âkte nice turfa m├╝neccim

Gaflet ile g├Ârmez kuyuyu rehg├╝zerindeÔÇŁ

(Nice acemi g├Âkbilimci, g├Âkte y─▒ld─▒z ararken, dalg─▒nl─▒kla yolu ├╝zerindeki kuyuyu g├Ârmez) diye anlatt─▒─č─▒ i┼čte bu durumdur.[31]

Karakter Komi─či

Bir insan─▒n toplumca yanl─▒┼č say─▒lan bir d├╝┼č├╝nceye saplanarak topluma uyarlanamamas─▒yla yolda giderken d├╝┼čmesi aras─▒nda, esasta b├╝y├╝k bir ayr─▒m yoktur. Topluma uyarlanamayan, toplumun gidi┼čine ayak uyduramayan da ba┼č─▒n─▒ ger├žekler d├╝nyas─▒n─▒n sertli─čine ├žarp─▒p g├╝l├╝n├žl├╝─če d├╝┼čen ki┼čidir. Yolda y├╝r├╝rken d├╝┼čen maddi bir engele, toplumun gidi┼čine uyarlanamayan saplant─▒l─▒ ki┼či de manevi bir engele ├žarp─▒p d├╝┼č├╝yor demektir. Biri mekanik komi─či, ├Âb├╝r├╝ karakter komi─či olan bu ikisi aras─▒ndaki ayr─▒m, mekanik komi─čin yal─▒n├ž olu┼čuna kar┼č─▒l─▒k, karakter komi─činin ruhun derinliklerinde organikle┼čmi┼č bir tebelle┼č d├╝┼č├╝n├╝den (sabit fikirden) do─čmas─▒ dolay─▒s─▒yla ├žok karma┼č─▒k olu┼čudur. Hareket komi─či d├╝zd├╝r, yal─▒n├žt─▒r; oysa karakter komi─či, tebelle┼č d├╝┼č├╝n├╝n insan psikolojisindeki organik geli┼čiminden ├Ât├╝r├╝ her an yeni yeni┬á renk renk g├╝l├╝n├žl├╝kler g├Âsterdi─činden ├žok zengindir.[32] S├╝rekli okudu─ču ve ger├žek diye inand─▒─č─▒ ┼č├Âvalye macera romanlar─▒ kahramanlar─▒n─▒n b├╝y├╝s├╝ne ve ├žekicili─čine kendisini kapt─▒r─▒p, g├╝n├╝n birinde kendisini de bir ┼č├Âvalye sanan Don Ki┼čot, manevi engellere ├žarp─▒p yuvarlanan, topluma uyarlanamayan, ┼č├Âvalye ahlak─▒ tebelle┼č d├╝┼č├╝n├╝s├╝nden kendini kurtaramayan bir ki┼čidir. K─▒rlarda gezerken bir tepede, iri kollar─▒ devinen b├╝y├╝k bir ┼čey g├Âr├╝r. ├çevresine, ortam─▒na uyarlanan ki┼či, g├Ârd├╝─č├╝ ┼čeyin ne oldu─čunu g├Âzlemlerine, alg─▒lar─▒na dayanarak anlamaya ├žal─▒┼č─▒r; ama Don Ki┼čot okudu─ču ┼č├Âvalye romanlar─▒n─▒n etkisiyle, nas─▒l olsa yolu ├╝zerine bir devin ├ž─▒kaca─č─▒ saplant─▒s─▒na kendisini kapt─▒rd─▒─č─▒ndan, ona, kar┼č─▒s─▒na ilk ├ž─▒kacak her iri, her b├╝y├╝k ┼čey dev g├Âr├╝necektir. O, kesinlikle bir dev g├Ârmek zorundad─▒r. Hayalindeki dev, herhangi bir g├Âr├╝nt├╝de cisimle┼čmelidir. Topluma uyarlanm─▒┼č ki┼či, e┼čyaya g├Âre d├╝┼č├╝nceler edinirken, topluma uyarlanamayan Don Ki┼čot d├╝┼č├╝ncelerine g├Âre e┼čya yaratmaktad─▒r; g├Ârd├╝─č├╝ne g├Âre d├╝┼č├╝nece─čine, d├╝┼č├╝nd├╝─č├╝ne g├Âre g├Ârmektedir.[33]

┼×arlo (Charles Chaplin) ilk filmlerinde, ├Âzellikle sessiz, sonralar─▒ da s├Âzs├╝z filmlerinde daha ├žok mekanik komi─če ├Ânem vermi┼č, makineyi taklit eden, makinele┼čen (topluma yabanc─▒la┼čan) makine insan rolleri yapm─▒┼čt─▒r. Sonralar─▒ ├ževirdi─či filmlerdeyse hareket komi─čiyle birlikte karakter komi─či de yaratm─▒┼čt─▒r. Herhangi bir karakter, toplumsal ve do─čal ya┼čam─▒ s├╝rd├╝─č├╝ s├╝rece g├╝l├╝n├ž olmaktan kurtulmu┼č demektir. Bir karakterin g├╝l├╝n├žl├╝─če d├╝┼čmesi, toplumsal ya┼čama kar┼č─▒ kat─▒la┼čmas─▒, ona uyarlanamamas─▒yla ba┼člar. Bir karakterin g├╝l├╝n├ž olmas─▒ i├žin, iyi ya da k├Ât├╝ olmas─▒n─▒n hi├ž ├Ânemi yoktur. ─░yi bir karakter de, toplumd─▒┼č─▒ y├Ânleri varsa g├╝l├╝n├žt├╝r. [34]

Sa├žman─▒n Mant─▒─č─▒nda G├╝lmece

G├╝lmecenin gizini ├ž├Âzmeye, mekanizmas─▒n─▒, yap─▒s─▒n─▒ anlamaya ├žal─▒┼čan bilginlerin, d├╝┼č├╝n├╝rlerin her biri g├╝lmeceyi b├╝t├╝n├╝yle de─čil, zorunlu olarak bir ya da bir iki yan─▒ndan g├Ârebilmi┼člerdir ve kendilerine yak─▒n olan g├╝lmece t├╝r├╝n├╝, bi├žimini a├ž─▒klam─▒┼člard─▒r. Bu da do─čald─▒r. Her ├ža─čda, her yerde, ya┼čam─▒n b├╝t├╝n alanlar─▒na da─č─▒lm─▒┼č ve ├žok de─či┼čik bi├žimlerde g├Âr├╝n├╝┼čleri oldu─ču i├žin, g├╝lmece ayr─▒ ayr─▒ g├Âr├╝n├╝┼člerinden birine g├Âre a├ž─▒klanm─▒┼čt─▒r. B├╝t├╝n bu a├ž─▒klamalar, g├╝lmecenin g├Âr├╝n├╝┼člerini anlamam─▒z i├žin yararl─▒ olmu┼čtur. G├╝lmecenin bir a├ž─▒klanmas─▒ da sa├žman─▒n mant─▒─č─▒ ├╝zerine kurulu oldu─ču kuram─▒d─▒r. Hi├ž ku┼čkusuz, g├╝l├╝n├ž olan ba┼čkalar─▒na da g├╝l├╝n├ž g├Âr├╝nen, ama g├╝l├╝n├ž oldu─čunu kendisi bilmeyen ki┼činin de kendine ├Âzg├╝ bir mant─▒─č─▒ vard─▒r. Bu mant─▒k, kendi d─▒┼č─▒ndakilere sa├žma gelse de g├╝l├╝n├ž oldu─čunu kendisi bilmeyen ki┼či i├žin sa├žma de─čildir; yada ┼č├Âyle diyelim, o sa├žman─▒n ona g├Âre bir mant─▒─č─▒ vard─▒r. (Bir g├╝ld├╝r├╝ kahraman─▒n─▒n ├Âzellikle g├╝l├╝n├žl├╝k yapmamas─▒, rol├╝n├╝, g├╝l├╝n├ž oldu─čundan habersiz olarak oynamas─▒n─▒n gerekti─či ├╝zerine, M├╝fetti┼č’ in yazar─▒ Gogol’├╝n, bu oyununun nas─▒l oynanaca─č─▒n─▒ anlatan ├Ânemli bir yaz─▒s─▒ vard─▒r. Gogol, bu yaz─▒s─▒nda, g├╝l├╝n├ž olan─▒n g├╝l├╝n├žl├╝─č├╝nden habersiz, kendine ├Âzg├╝ bir mant─▒─č─▒ oldu─čunu a├ž─▒klar.) [35]

Uluslar─▒n g├╝lmece anlay─▒┼člar─▒ndaki ayr─▒mlar─▒ ise, Prof. Dr. Rasim Adasal ┼č├Âyle anlatmaktad─▒r (Bar─▒┼č, 19 Temmuz 1973): “Fakirliklerine ve bir├žok yoksunluklar─▒na ra─čmen baz─▒ memlekette ya┼čayanlar kolay ve s─▒k g├╝lerler. Oysa Avrupa’n─▒n kuzey insanlar─▒ (─░ngilizler gibi) refah i├žinde ve demokratik bir rejim alt─▒nda ya┼čad─▒klar─▒ halde daha az g├╝lerler; hafif g├╝l├╝mserler. Bir tren yolculu─čunda kompart─▒man─▒m─▒zda az konu┼čan ve g├╝ld├╝r├╝c├╝ konu┼čmalar─▒m─▒za gerekti─či kadar kat─▒lmayan ve ilgisiz g├Âr├╝nen bir yolcunun su veya bu ulusa mensup oldu─ču yarg─▒s─▒na var─▒labilir. Ancak bu ne marazi bir haldir yani hastal─▒kt─▒r, ne de rahats─▒zl─▒k ifadesidir.”[36] D├╝nyan─▒n bir├žok yanlar─▒na da─č─▒lm─▒┼č olan ├çingenelerin de g├╝le├ž ki┼čiler olduklar─▒ g├Âze batacak denli bellidir. Kimi ─▒rk ya da uluslardaki bu ├žok belirgin g├╝lmeler, ulusal ve ─▒rksal bir ├Âzellik olmaktan ├žok, onlar─▒n ├žok uzun y─▒llar boyu i├žinde ya┼čad─▒klar─▒ ekonomik ve toplumsal ko┼čullar─▒n yaratt─▒─č─▒ birikimin ku┼čaklardan ku┼čaklara ge├žmi┼č kal─▒t─▒, g├Âr├╝nt├╝s├╝ olmal─▒d─▒r. Bir durgun suya at─▒lan ta┼č, nas─▒l suyun y├╝zeyinde gittik├že geni┼čleyen ve belirtisi gittik├že azal─▒p sonunda yiten halkalar ├žizerse, nas─▒l bir radyo vericisinin havaya g├Ânderdi─či sesler gittik├že geni┼čleyen k├╝reler olarak yay─▒l─▒rsa, g├╝lmece de insanlara b├Âyle yans─▒r, insanlar─▒ b├Âyle etkiler. Suyun yo─čunlu─čunun, ta┼č─▒n a─č─▒rl─▒─č─▒n─▒n, halkalar─▒n derinli─čini ve s├╝rmesini etkiledi─či gibi. ─░nsanlar─▒n g├╝lmecelerden etkilenme oran─▒ da de─či┼čik ko┼čullara ba─čl─▒d─▒r. Topluluklar─▒n ya┼čad─▒klar─▒ ├╝lkenin iklimi, co─črafyas─▒ bile, g├╝lmecenin do─čmas─▒nda, ├╝remesinde, kendilerini etkilemesinde de─či┼čiklikler g├Âstermekte, ayr─▒mlar yaratmaktad─▒r. ├çok kez yaln─▒z bir ulus├ža, yaln─▒z bir toplumca, yaln─▒z bir topluluk├ža bilinen ├Âyle ortakla┼ča d├╝┼č├╝nce, n├╝kte, alay vard─▒r ki, bu bilinmedik├že, onun i├žinde bulundu─ču g├╝lmeceyi ba┼čkalar─▒ anlayamaz. Kimi g├╝lmece yap─▒tlar─▒n─▒n, g├╝lmece f─▒kralar─▒n─▒n bir dilden ba┼čka dile ├ževrile-memesinin ba┼čl─▒ca nedeni budur.[37]

Bergson’a g├Âre de bizi g├╝ld├╝ren ┼čeylerin ulusall─▒kla ili┼čkisini g├Ârmeyenler, hu konuda soyut d├╝┼č├╝ncelere kap─▒larak g├╝lmenin nedenlerini yanl─▒┼č g├Âstereceklerdir. G├╝lmeyi, do─čal ortam─▒ olan ulusal ya┼čamda g├Ârmedik├že anlayamay─▒z. G├╝lmeceyi yarat─▒┼č, sonra da anlay─▒┼č ayr─▒mlar─▒, k├╝lt├╝r ortakl─▒klar─▒ olan ya da ya┼čama ko┼čullar─▒ az ├žok birbirine benzeyen uluslar aras─▒nda daha azd─▒r. Bu ayr─▒m yaln─▒z uluslar aras─▒nda de─čil, ayn─▒ ulusun ayr─▒ b├Âlgesinde ya┼čayan-yani ya┼čam ko┼čullan de─či┼čen-insanlar─▒ aras─▒nda da vard─▒r; ayn─▒ ulusun, ayn─▒ b├Âlgesinin k├╝lt├╝r d├╝zeylerinde ayr─▒m bulunan insanlar─▒ aras─▒nda da vard─▒r. Ayr─▒ ayr─▒ i┼č dallar─▒nda ├žal─▒┼čanlarda, ayr─▒ u─čra┼člarda toplananlarda bile, yine ya┼čam ko┼čullar─▒n─▒n yaratt─▒─č─▒ karakter ve anlay─▒┼č birli─či nedeniyle, g├╝lmece yaratma ve g├╝lmece anlamada ayr─▒mlar g├Âr├╝l├╝r. Bir ulusta en kal─▒n ├žizgisiyle en ├žok g├Âr├╝len ├Âzellik demek olan ulusal karakterler de g├╝lmece oklar─▒n─▒n hedefi olmu┼člard─▒r[38]. ┬áBa┼čka milletlerin karikat├╝r ve komedyalar─▒na g├╝lebilmemiz i├žin onlara yak─▒n veya ayn─▒ neviden bir cemiyete mensup olmam─▒z laz─▒md─▒r. ├çocuklar─▒n pek basit hareketlere g├╝l├╝p de i├žtimai z├╝mre veya s─▒n─▒f z─▒ddiyetlerinden m├╝tevellit zarif noktalara lakayt kalmalar─▒ g├╝lmenin i├žtimailik seviyesiyle ne kadar s─▒k─▒ bir irtibat─▒ oldu─čunu g├Âsterir. Bir cemiyetin muhtelif s─▒n─▒f ve z├╝mrelerini bilmeden o cemiyet i├žin ne komik bir ┼čey yapmak ne de yap─▒lm─▒┼č komikten bir ┼čey anlamak m├╝mk├╝nd├╝r[39]. ─░┼č dallar─▒n─▒n, u─čra┼člar─▒n, mesleklerin bile karakter olu┼čturdu─ču ger├žektir. Her mesle─čin halka yararl─▒ olmak i├žin ortaya ├ž─▒kt─▒─č─▒ a├ž─▒kken, kimi meslekten olanlar zamanla, halk─▒n kendileri i├žin var oldu─čunu sanmaya ba┼člarlar; kimi politikac─▒lar, kimi askerler, kimi din adamlar─▒ b├Âyledir Moliere, Tartuffe komedisinde bu t├╝rl├╝ din adamlar─▒n─▒. Zoraki Tabipte (Le Medicine Malgre) bu t├╝rl├╝ hekimleri, ├çapek de ┼×vayk roman─▒nda bu t├╝rl├╝ asker ve askerli─či alaya al─▒┼č, onlar─▒n g├╝l├╝n├žl├╝klerini, mesleklerin ger├žek amac─▒ndan sapt─▒r─▒lmas─▒n─▒ ortaya koymu┼člard─▒r.[40] Her mesle─čin ancak kendi ortam─▒nda ├Â─črenilen ve ancak kendi ortam─▒nda ge├žerli olan bir mant─▒─č─▒ vard─▒r. Bu mant─▒k, o ortamdan ba┼čka her yerde yapmac─▒k ve sahte oldu─ču i├žin g├╝l├╝n├ž olur. ├ľrne─čin k─▒┼čladaki askerli─či evde, okuldaki ├Â─čretmenli─či sokakta, mahkeme k├╝rs├╝s├╝ndeki dili gazinoda, cami vaaz─▒n─▒ stadyumda s├╝rd├╝rmek, g├╝lmecenin konusu olur. G├Âr├╝l├╝yor ki, yaln─▒z uluslar─▒n de─čil, ayr─▒ ulustan ayr─▒ b├Âlge insanlar─▒n─▒n meslek topluluklar─▒n─▒n bile g├╝lmece yaratmalar─▒nda ve g├╝lmeceden etkilenmelerinde ve g├╝lmece oklar─▒na hedef olmalar─▒nda ayr─▒mlar vard─▒r. Bu ayr─▒mlar─▒n tek nedenden ileri geldi─čini sanmak yanl─▒┼č olur. ├ç├╝nk├╝, ya┼čam─▒n derinlerinde olan bir de─čil, bir├žok karma┼č─▒k nedenler vard─▒r. ├ľrne─čin Frans─▒zlar─▒n g├╝lmeceye a┼č─▒r─▒ d├╝┼čk├╝nl├╝kleri ne ve bir├žok g├╝lmece yazar─▒ yeti┼čtirmi┼č olmalar─▒na kar┼č─▒l─▒k, neden kom┼čular─▒ Almanlar─▒n g├╝lmeceleri g├╝├žs├╝zd├╝r, neden Almanlar b├╝y├╝k g├╝lmece yazarlar─▒ndan yoksundurlar? Bu sorular─▒ cevapland─▒ran a┼ča─č─▒ya aktaraca─č─▒m─▒z yaz─▒, bu nedenlerin nice derinlerde ve karma┼č─▒k oldu─čunu g├Âsteriyor[41]:

“B├╝t├╝n Avrupa’da, ─░talya, ─░ngiltere, Hollanda’da oldu─ču gibi, Fransa’da ve Almanya’da insanc─▒ d├╝┼č├╝ncenin (Ak─▒lc─▒ olsun, deneyci olsun) geli┼čimi, ├╝lkenin iktisad├« geli┼čimine, yani ticaret ve sanayi burjuvazisinin geli┼čimine s─▒k─▒ s─▒k─▒ya ba─čl─▒ oldu. Tiers Etat’n─▒n varl─▒─č─▒ ya da yoklu─ču toplumda insanc─▒ ya da mistik yazarlar─▒n durumunu da belirledi. Fransa’da insanc─▒ ve ak─▒lc─▒ yazarlar, halklar─▒na ve t├╝m ulusa organik ba─člarla ba─čl─▒yd─▒lar. Halklar─▒na kat─▒l─▒yorlar, halklar─▒n─▒n d├╝┼č├╝nce ve duygular─▒n─▒ anlat─▒yorlard─▒, […] bir Montaigne, bir Racine, bir Decartes, bir Moliere, bir Voltaire ├╝lkelerinin ve ├ža─člar─▒n─▒n en yetkin anlat─▒mlar─▒d─▒rlar. Yaz─▒lar─▒n─▒n arkas─▒nda, ulusun t├╝m k├╝lt├╝rl├╝ b├Âl├╝m├╝ vard─▒r, bu y├╝zden sald─▒r─▒lar─▒ tehlikeli, yergileri dokundu─ču her ┼čey i├žin ├Âld├╝r├╝c├╝d├╝r. Eski bir atas├Âz├╝ Fransa’da “g├╝l├╝n├žl├╝k ├Âld├╝r├╝r” derken bu durumu pek g├╝zel anlat─▒r.[42]

Almanya’da durum taban tabana kar┼č─▒tt─▒r. Toplumsal ve iktisad├« geli┼čmenin g├Âsterdi─či b├╝y├╝k gecikme, iki y├╝z y─▒l─▒ a┼čk─▒n bir s├╝re boyunca g├╝├žl├╝ bir ticaret ve sanayi burjuvazisinin hemen hi├ž olmay─▒┼č─▒ insanc─▒ ve ak─▒lc─▒ g├╝├žl├╝ d├╝┼č├╝nce ak─▒mlar─▒n─▒n filizlenmesini engelleyince. Almanya her ┼čeyden ├Ânce mistikli─če ve duygusal ve sezgisel ta┼člamalara a├ž─▒k oldu. Bu y├╝zden ├╝lkede kendilerini ├ževreleyen halkla, toplumla ger├žek ili┼čkileri olan insanc─▒ ve ak─▒lc─▒ yazar ve d├╝┼č├╝n├╝rler ortaya ├ž─▒kmad─▒. (…) Bu a├ž─▒klamayla ilgili bir ba┼čka belirleme: Anlatt─▒─č─▒m─▒z ┼čeyler Almanya’da yergici ve g├╝ld├╝r├╝c├╝ yazarlar─▒n neden ├žok az oldu─čunu a├ž─▒klar. G├╝lmek, diyordu Bergson, t├╝m├╝yle ayd─▒nca bir tutumdur. G├╝c├╝l olarak yenilmi┼č, yak─▒lm─▒┼č olana g├╝l├╝nebilir ancak; gelecek a├ž─▒k oldu─ču zaman, b├╝t├╝n halk insan─▒n arkas─▒nda oldu─ču zaman g├╝l├╝n├╝r. Bu y├╝zden g├╝lmek, a┼ča─č─▒ yukar─▒ ulusal bir ├Âzellik oldu Fransa’da. Bu nedenle Alman ak─▒lc─▒lar─▒ ve insanlar─▒ hi├ž g├╝lmediler. Kavgalar─▒ ├žok trajikti, durumlar─▒ ├žok yaln─▒z ve ├žok s─▒k─▒┼č─▒kt─▒. Topluma ve b├╝t├╝n halka kar┼č─▒ bir kavgada tek ba┼člar─▒na y├╝k├╝mlenmi┼č olarak, gittik├že kendi zay─▒fl─▒klar─▒n─▒, rakiplerinin g├╝├žl├╝l├╝─č├╝n├╝ g├Ârd├╝ler; g├╝lmek onlarda bir tedirginlikti, bir Alman insanc─▒s─▒ g├╝lerse, yergisi trajik bir ses kazan─▒r.”[43]

Lucien Goldmann, Fransa’da oldu─ču gibi, Almanya’da ticaret ve sanayi burjuvazisinin olmay─▒┼č─▒ ya da iki y├╝z y─▒l gecikmesi y├╝z├╝nden, insanc─▒ ve ak─▒lc─▒ (h├╝manist ve rasyonalist) ak─▒mlar─▒n da gecikti─čini anlatan bu yaz─▒s─▒nda, neden Fransa’da g├╝lmecenin geli┼čip de Almanya’da geli┼čmemi┼č oldu─čunu da a├ž─▒klam─▒┼č oluyor. Frans─▒z yaz─▒n─▒n─▒n g├╝lmece zenginli─činin ve Alman yaz─▒n─▒n─▒n da g├╝lmece yoksunlu─čunun tek nedeni bu olmayabilir, ama ├Ânemli ve ba┼č neden bu olmak gerekir. Ayn─▒ y├Ântemi T├╝rkiye’ye uygularsak, yani ak─▒lc─▒ ve insanc─▒ d├╝┼č├╝nce ak─▒mlar─▒n─▒n geli┼čmeyi┼činin bir ├╝lkeyi g├╝lmeceden yoksun b─▒rakmas─▒ gerekti─čini T├╝rkiye i├žin d├╝┼č├╝n├╝rsek, yanl─▒┼č bir sonu├ž elde ederiz. Sanayi ve ticaret burjuvazisinin olu┼čmakta gecikmesi y├╝z├╝nden insanc─▒ ve ak─▒lc─▒ d├╝┼č├╝n ak─▒mlar─▒n─▒n do─čmamas─▒ nedeniyle g├╝lmece do─čmam─▒┼č olsayd─▒, T├╝rkiye’nin g├╝lmeceden ├žok yoksun olmas─▒ gerekirdi. Oysa T├╝rk halk─▒n─▒n ├žok zengin g├╝lmecesi oldu─ču, ayd─▒nlar d├╝zeyinde de zengin bir g├╝lmece edebiyat─▒ oldu─ču ortadad─▒r. ─░ki durum, Almanya ve Fransa i├žin uygulanan y├Ântemin yanl─▒┼čl─▒─č─▒n─▒ g├Âstermez, T├╝rkiye’deki g├╝lmece zenginli─činin ba┼čka nedenlerden do─čdu─čunu g├Âsterir. Bir ulusun g├╝lmece zenginli─čini ya da yoksullu─čunu. Lucien Goldmann s─▒n─▒fsal nedenlerle a├ž─▒klamaktad─▒r. T├╝rkiye’de de g├╝lmecenin zenginli─či, yine s─▒n─▒fsal nedenlerle a├ž─▒klanabilir. Ancak, Fransa’da, iki y├╝z y─▒l gecikerek de Almanya’da burjuvazinin egemen s─▒n─▒f olmas─▒ yolundaki sava┼č─▒ndan do─čan g├╝lmece, T├╝rkiye’de ba┼čka s─▒n─▒flar─▒n, ama yine de egemenlerle halk─▒n sava┼č─▒m─▒ sonunda do─čmu┼čtur. G├Âr├╝l├╝yor ki, bir ulusun g├╝lmece zenginli─činin ya da yoksunlu─čunun nedenleri olduk├ža karma┼č─▒kt─▒r. Bir par├žas─▒n─▒ aktard─▒─č─▒m─▒z bu yaz─▒dan, g├╝lmece yazarlar─▒n─▒n halklar─▒na ve t├╝m uluslar─▒na organik ba─člarla ba─čl─▒ olmas─▒, halklar─▒na kat─▒lmalar─▒, onlar─▒n d├╝┼č├╝nce ve duygular─▒n─▒ anlatmalar─▒, halk─▒n g├╝lmece yazar─▒yla birlik olmas─▒ gerekti─či gibi do─črular─▒n ortaya ├ž─▒kt─▒─č─▒n─▒ da g├Âr├╝yoruz.[44] T├╝rk d├╝┼č├╝nce hayat─▒nda Bergson takip├žisi Mustafa ┼×ekip Tun├ž ┼ču ifadelerle konuyu ├Âzetlemektedir: G├╝lmekle a─člamak, umum├« olarak, insan ruhundan birdenbire bo┼čalan, bir ruh tepkisini and─▒ran tatl─▒ ve ac─▒ duygular─▒n manal─▒ bir ifadesidir, denebilir. Eski filozoflar insan─▒ tarif ederken ÔÇťkonu┼čan hayvanÔÇŁ olarak vas─▒fland─▒r─▒rlard─▒. H├ólbuki insan konu┼čmaktan ba┼čka g├╝lme ve a─člamas─▒n─▒ bilen bir hayvand─▒r. Yaln─▒z bu kadar da de─čil: Ayn─▒ zamanda g├╝l├╝n├ž olmakta e┼či olmayan bir hayvand─▒r. E┼či olmayan diyoruz: Evet, insandan ba┼čka kendili─činden g├╝l├╝n├ž olabilen bir hayvan yoktur. Yaln─▒z hayvan da de─čil, BergsonÔÇÖun a─čz─▒yla s├Âylersek: ÔÇť─░nsanl─▒k d─▒┼č─▒nda hi├žbir ┼čey g├╝l├╝n├ž de─čildir. Bir manzara g├╝zel, zarif, ulv├«, manas─▒z yahut ├žirkin olabilir; fakat hi├žbir zaman g├╝l├╝n├ž olmaz. Herhangi bir hayvana g├╝lebilirsiniz, fakat onda bir insan tavr─▒, bir insan ifadesiyle kar┼č─▒la┼čt─▒─č─▒n─▒z i├žin g├╝lersiniz. Bir ┼čapkaya da g├╝lersiniz, fakat burada da g├╝l├╝n├ž olan ┼čey, f├Âtr yahut saman par├žas─▒ de─čil, bizim ona verdi─čimiz bi├žim, insan kaprisinin verdi─či kal─▒pt─▒rÔÇŽ ─░nsandan ba┼čka bir hayvan─▒n yahut cans─▒z bir ┼čeyin g├╝l├╝n├ž olmas─▒ mutlaka bize benzer bir taraf─▒ olmas─▒ndan, bizim ona verdi─čimiz bir k─▒l─▒ktan yahut bizim onu kullanma tarz─▒m─▒zdan gelmektedir[45].ÔÇŁ

Beyin V├╝cut ─░leti┼čimi ve Mizah

V├╝cudun karma┼č─▒k bir ileti┼čim sistemi vard─▒r. V├╝cuttaki b├╝t├╝n h├╝crelere gelen ve di─čerlerine giden devaml─▒ bir bilgi ak─▒m─▒ vard─▒r. V├╝cuttaki b├╝t├╝n organ sistemleri bu ileti┼čim sistemi ile birbirlerine ba─članm─▒┼čt─▒r. Bu ileti┼čim sisteminin elemanlar─▒ a┼ča─č─▒da k─▒saca ele al─▒nm─▒┼čt─▒r.[46]

Ligantlar: V├╝cuttaki mesajlar─▒ ta┼č─▒yan ve transfer eden ba─člard─▒r. Ligantlar─▒n ta┼č─▒d─▒─č─▒ mesajlar ├žok de─či┼čik ├Âzelliklerde olabilir. Bunlar; ‘Nefes alma gibi basit ya da ‘k─▒p─▒rdama ├Ân├╝nde y─▒lan var’ gibi karma┼č─▒k uyaranlar olabilir. Ligantlar beyinde ne oldu─čunu v├╝cuda, v├╝cutta ne oldu─čunu beyne haber verir. Ayn─▒ zamanda amino asitler ile h├╝crelerin ileti┼čimini sa─člarlar. ├ť├ž temel ligant; n├Ârotransmitterler, steroidler ve pepditlerdir.

N├Ârotransmitterler: Beyin i├žinde ve sinir sistemi boyunca bir n├Ârondan di─čerine bilgiyi ta┼č─▒yan en k├╝├ž├╝k yap─▒daki ligantlard─▒r. Etki mesafesi k─▒sad─▒r kom┼ču n├Âronlar aras─▒nda mesaj ta┼č─▒r.

Steroidler: Kolesterolden hormon t├╝rlerine d├Ân├╝┼čt├╝r├╝lm├╝┼č maddelerdir. Hormonlar bu doku taraf─▒ndan ├╝retilir, kan yoluyla uzak mesafeli hedef organa ula┼č─▒r. Bu ligantlar i├žin resept├Ârler endokrin sistemde, beyinde ve ba─č─▒┼č─▒kl─▒k sisteminde bulunur.

Peptitler: Protein yap─▒s─▒nda olan bu maddeler bilginin depolanmas─▒nda ve bu bilginin v├╝cutla ileti┼čiminin sa─članmas─▒nda etkendir. Bunlar hem kom┼ču organlara hem de v├╝cudun b├╝t├╝n organ sistemlerine ula┼č─▒rlar.

Resept├Ârler: H├╝cre membran─▒nda yer al─▒rlar ve ligantlardan gelen mesajlar─▒ kabul ederler. Her h├╝cre ├╝zerinde on binlerce resept├Âr vard─▒r. Her resept├Âr belli ligantlar─▒ kabul edecek ┼čekilde dizayn edilmi┼čtir, ├Ârne─čin h├╝cre ├╝zerinde 10.000 opioid resept├Âr olabilir. Bu, herhangi bir opioid ta┼č─▒y─▒c─▒ peptidin herhangi 10.000 resept├Âre iletilebilece─či anlam─▒na gelir. Bir peptit resept├Âre ba─čland─▒─č─▒nda, peptitin ta┼č─▒d─▒─č─▒ mesaj resept├Âre aktar─▒l─▒r. Bundan sonra peptit resept├Ârden ya ayr─▒l─▒p mesaj─▒ iletmek ├╝zere yoluna devam eder ya da v├╝cutta yeniden i┼člem g├Âr├╝r. Resept├Âr├╝n ald─▒─č─▒ mesaj h├╝creyi belirli bir ┼čekilde de─či┼čtirir. H├╝crede baz─▒ fizyolojik akti-viteler ba┼člar ve bu da bir olaylar zincirini do─čurur. H├╝creye gelen mesaj belirli baz─▒ proteinlerin sentezi ve kan dola┼č─▒m─▒na g├Ânderilmesi olabilece─či gibi b├Âl├╝nmeye ba┼člamas─▒ da olabilir. H├╝cre ayr─▒ca kendi peptitlerini yaratarak beyne mesaj g├Ânderir. Bu, organda problem oldu─ču mesaj─▒ da olabilir. Daha ├Ânceleri v├╝cudun sistemlerinin ba─č─▒ms─▒z olarak ├žal─▒┼čt─▒─č─▒ d├╝┼č├╝n├╝lmekteydi, ama peptit ve resept├Ârler ├╝zerine yap─▒lan ara┼čt─▒rmalar sonucu bilim adamlar─▒ peptit ve resept├Ârlerin organlar ve sistemler aras─▒nda ba─člant─▒ kurduklar─▒n─▒ anlad─▒lar.[47]

Beyinden V├╝cuda

Bedenimiz ├╝zerindeki kontrol ve etkimiz konusunda kendimizi k├╝├ž├╝ms├╝yoruz. Bizler kalbimizin, midemizin kendili─činden ├žal─▒┼čt─▒─č─▒n─▒ ve onlar─▒n ├╝zerinde bir kontrol├╝m├╝z olmad─▒─č─▒n─▒ d├╝┼č├╝n├╝yoruz, oysa yap─▒lan ara┼čt─▒rmalar bunun tam aksini g├Âsteriyor. Duygular─▒m─▒z─▒n olu┼čum mekanizmas─▒ ve de─či┼čtirilebilme kapasitesi hakk─▒nda pek fazla bilgiye sahip de─čiliz. Bize ait oldu─čunu d├╝┼č├╝nd├╝─č├╝m├╝z bir├žok korku, ├Âfke, sevin├ž duygular─▒n─▒n asl─▒nda taklit yoluyla ├Â─črendi─čimiz, belki de bir ba┼čkas─▒n─▒n duygulan─▒mlar─▒ oldu─čunun fark─▒nda de─čiliz. Ne g├╝zel ki duygulan─▒mlar ve duygular─▒n d─▒┼ča vurumlar─▒ yeniden ├Â─črenilebilir, ├Â─čretilebilir, de─či┼čtirilebilir. Kontrol├╝m├╝z alt─▒nda olmad─▒─č─▒n─▒ d├╝┼č├╝nd├╝─č├╝m├╝z duygu ve d├╝┼č├╝ncelerimizi a├ž─▒─ča ├ž─▒karmak ve olumsuz duygular─▒n yarataca─č─▒ ├ž├Âk├╝┼č├╝ ya┼čamaktan kurtulmak i├žin yollar─▒m─▒z var. G├╝lmeyi kullanarak d├╝┼č├╝ncelerimizi, duygular─▒m─▒z─▒ ve alg─▒lar─▒m─▒z─▒ de─či┼čtirebiliriz.[48] Bizler ├Âzellikle ba┼č edemeyece─čimize inand─▒─č─▒m─▒z durumlar ve anlarda stresin yaratt─▒─č─▒ olumsuzluklarla kar┼č─▒ kar┼č─▒ya geliyoruz. Stresli iken alg─▒lar─▒m─▒z─▒ kapat─▒yoruz ve bundan ba─č─▒ms─▒z olarak ya┼čamaya ba┼čl─▒yoruz. Bu da bize de─čersizlik hissi vererek i├žinde bulundu─čumuz stres d├Âng├╝s├╝n├╝ iyice koyula┼čt─▒r─▒yor. Diyelim ki bir partiye gittiniz. ┼×─▒ks─▒n─▒z ve etraf─▒n─▒zdaki herkes sizinle ilgilenmek i├žin s─▒ras─▒n─▒ bekliyor. Yan─▒n─▒zdan ge├žen sakar biri ├╝zerinize i├žki d├Âk├╝yor ve etraf─▒n─▒zdakilerin g├╝lmelerine maruz kal─▒yorsunuz. Parti daha yeni ba┼člam─▒┼č ve siz sabaha kadar e─členece─činizi hayal ederek oraya gelmi┼čken, birden kendinizi k├Ât├╝ hissedip partiden ayr─▒lmak istiyorsunuz. Size ger├žekten yard─▒mc─▒ olmak isteyen arkada┼člar─▒n─▒z─▒ azarl─▒yorsunuz ve araban─▒z─▒ kullan─▒rken ├Âfkelisiniz. Eve geldi─činizde ailenize k├Ât├╝ davran─▒yorsunuz, belki de ertesi g├╝n partideki hi├ž kimse ile kar┼č─▒la┼čmak istemiyorsunuz. Bu aksili─čin etkisini birka├ž g├╝n ├╝zerinizden atam─▒yorsunuz. Bu belki basit bir ├Ârnek ama ya┼čan─▒lan b├Âylesi bir olumsuz durum sizin birka├ž saatinizi, birka├ž g├╝n├╝n├╝z├╝ ya da birka├ž haftan─▒z─▒ kendinizi k├Ât├╝ hissederek ge├žirmenize neden olabiliyor. E─čer orada kendinize g├╝lmeyi ba┼čarabilseydiniz, di─čerleri ile g├╝lebilseydiniz belki de o parti an─▒lar─▒n─▒z aras─▒nda kat─▒ld─▒─č─▒n─▒z en ├ž─▒lg─▒n ve e─členceli parti olarak kalacakt─▒.[49] ─░┼čte bu noktada k├Ât├╝ hissetti─činiz b├Âylesi durumlar─▒, g├╝lme ile nas─▒l de─či┼čtirebilece─činizin fizyolojik a├ž─▒klamas─▒: G├╝lme, peptit havuzuna de─či┼čik kimyasallar salg─▒lama potansiyeline sahiptir. G├╝lme peptit ak─▒m─▒n─▒ de─či┼čtirerek daha olumlu hat─▒ralar─▒, kendimizle ve ba┼čkalar─▒ ile ilgili daha olumlu duygular─▒ tetikleyebilir. Stresli durumu bir ├ž├Âl olarak hayal edin ve onu ge├žmeye ├žal─▒┼čt─▒─č─▒n─▒z─▒ d├╝┼č├╝n├╝n. Hava ├žok s─▒cak ve ter i├žindesiniz, a┼č─▒r─▒ derecede susam─▒┼čs─▒n─▒z ve kendinizi g├╝├žl├╝kle ta┼č─▒yorsunuz. Birden g├╝lme bir vaha gibi kar┼č─▒n─▒za ├ž─▒k─▒yor, serin havuza kendinizi at─▒p tazeleniyorsunuz. ├ç├Âl├╝ ge├žmek i├žin yolculu─čunuza yine huzur i├žinde tazelenmi┼č bir insan olarak ba┼čl─▒yorsunuz. Ad─▒mlar─▒n─▒z hafif ve daha enerjik; kendinizi yarat─▒c─▒ hissediyorsunuz. B├╝t├╝n umutlar─▒n─▒z yeniden ye┼čermi┼č. Nas─▒l bazen a─člamak bize stresli durumla daha iyi ba┼č etmemiz konusunda yard─▒mc─▒ olursa, g├╝lme de ayn─▒ etkiyi yapar. Her ikisi de emosyonlar─▒n birikmesinin ├Ân├╝ne ge├žer ve peptit ak─▒m─▒n─▒ sa─člar, birinde a─člayarak o duyguyu bo┼čalt─▒rs─▒n─▒z, di─čerinde g├╝lerek…[50]

Eskiden otonom sinir sistemimiz taraf─▒ndan y├Ânetilen kalp h─▒z─▒, v├╝cut ─▒s─▒s─▒ gibi fonksiyonlar─▒m─▒z ├╝zerinde insan─▒n kendisinin hi├žbir fonksiyonu olmad─▒─č─▒ d├╝┼č├╝n├╝l├╝rd├╝. Ancak son deneyler, bir insan─▒n bu t├╝r v├╝cut fonksiyonlar─▒ ├╝zerinde kontrol├╝ olabilece─čini g├Âstermi┼čtir. Candace Pert, Emosyon Molek├╝lleri (Mollecules of Emotion) adl─▒ kitab─▒n─▒n “Hissettiklerimizi Ni├žin Hissediyoruz” b├Âl├╝m├╝nde, bir insan─▒n ellerinin s─▒cakl─▒─č─▒n─▒ 5-10 derece y├╝kseltme yetene─činin oldu─čunu kay─▒t alt─▒na ald─▒klar─▒n─▒ ve bu deneyimi ya┼čayan ki┼čilerin v├╝cutlar─▒nda ger├žekle┼čtirmi┼č olduklar─▒ bu de─či┼čikli─čin fark─▒nda olduklar─▒nda, o an─▒ d├╝┼č├╝nerek, ayn─▒ deneyimi fizyolojik olarak yeniden olu┼čturabileceklerinden bahseder.[51] Norman Cousins dirse─čini k─▒rm─▒┼čt─▒; doktoru dirsek kanlanmas─▒n─▒n az oldu─ču i├žin iyile┼čme s├╝recinin uzun olaca─č─▒ndan s├Âz etmi┼č. Norman Cousins her g├╝n 20 dakika s├╝re ile dirse─čine kan akt─▒─č─▒n─▒ hayal etmi┼č. Sonu├ž dirse─činin rekor s├╝rede iyile┼čmesi olmu┼č. Bu olay, bilincimizi fiziksel yap─▒m─▒z─▒ de─či┼čtirmekte kullanabilece─čimizi g├Âsteren iyi bir ├Ârnektir. Mizah─▒ anlamakta da bilincimizi kullan─▒yoruz. Mizaha verdi─čimiz fiziksel tepki olan g├╝lme, bedenimizde v├╝cut sa─čl─▒─č─▒m─▒z i├žin yararl─▒ olan baz─▒ de─či┼čiklikler olmas─▒na neden olmaktad─▒r.[52] Duygular─▒m─▒z─▒ ifade etme ┼čeklimiz ba┼čkalar─▒ ile ileti┼čimimizde ├žok ├Ânem ta┼č─▒r, bu ifadelerin ├žo─ču otomatik cevaplard─▒r. Sevmedi─či bir yiyecek verilen ├žocu─čun ifadesi i─črenmektir. Bunu anlamak ve de─čerlendirmek kolayd─▒r. Duygular─▒n mimiklerimizle ifade edilmesi, birbirimize uygun tepkiler vermemize olanak tan─▒r. Yaln─▒z bu duygular─▒n ifadelerinin alg─▒lanmas─▒ ve buna uygun tepki verilmesi her zaman bu ├Ârnekte g├Âr├╝nd├╝─č├╝ kadar basit de─čildir. Bir insan ├žok ├╝zg├╝n g├Âr├╝n├╝yorsa, ayakkab─▒s─▒ ile ilgili ┼čaka yapmak i├žin uygun bir zaman olmayabilir ya da tam aksine bu onun ihtiyac─▒ olan ┼čey de olabilir. Y├╝z ifademiz duygular─▒m─▒z─▒ sergileyebilece─či gibi saklayabilir de. Duygular─▒n ifadelerinin saklanmas─▒na bir ├Ârnek olarak poker y├╝z├╝ verilebilir. Poker y├╝z├╝ deyimi, poker oyunu s─▒ras─▒nda elleri ne kadar iyi ya da ne kadar k├Ât├╝ olursa olsun, ayn─▒ y├╝z ifadesini koruyan insanlar i├žin kullan─▒l─▒r. Bu kontrol├╝n bir k─▒sm─▒ bilin├žd─▒┼č─▒d─▒r, bir k─▒sm─▒ ba┼čka insanlar─▒ seyrederek geli┼čtirilebilir. Baz─▒ insanlar mutlu bir y├╝z ifadesi tak─▒nmakta ├žok ba┼čar─▒l─▒d─▒r. Bu yetenek seyirciye duygular─▒n─▒ yans─▒tmak i├žin y├╝z ifadelerini kullanan oyuncular i├žin ├žok faydal─▒d─▒r, insani duygular─▒ yans─▒tmak i├žin haz─▒rlanan bilgisayar programlar─▒, en zor haz─▒rlanan t├╝rd├╝r, insan y├╝z├╝nde ├žok say─▒da duygu yans─▒tan kas mevcuttur. Kaslar─▒n ger├žek sim├╝lasyonu ancak kafatas─▒ yap─▒s─▒ ├╝zerindeki kas─▒n hareketlerini, ├žene rotasyonunu ve cildin esneme ve katlanma ├Âzelliklerini taklit ederek yans─▒t─▒labilmi┼čtir. Bu ├žal─▒┼čmalar bize ├Ânemli bilgiler sa─člam─▒┼čt─▒r.[53]

Ara┼čt─▒rmalar y├╝z kaslar─▒m─▒z─▒ ├Âzel ifadeler vermek ├╝zere manip├╝le etmenin, ruh halimizi etkiledi─čini g├Âstermi┼čtir. Ruh halimiz g├╝lmeye uygun olmasa bile g├╝lerkenki y├╝z ifademizi kullanmak, g├╝l├╝yormu┼č gibi yapmak v├╝cudumuzda ayn─▒ duygular─▒ yaratmaktad─▒r. Bunun ├žok ├Ânemli bir g├╝├ž oldu─ču ortadad─▒r, e─čer kendimizi daha mutlu bir ifade tak─▒nmaya zorlarsak, bu bir s├╝re sonra daha mutlu hissetmemize yard─▒mc─▒ olacakt─▒r, g├╝l├╝mser bir ifade tak─▒nmak da ger├žekten g├╝l├╝msememize bir zemin haz─▒rlayacakt─▒r. Ayr─▒ca g├╝ld├╝─č├╝m├╝z zaman y├╝z├╝m├╝zde olu┼čan mutluluk ifadesi, etraf─▒m─▒zdaki ki┼čilerle ileti┼čim kurmam─▒z─▒ kolayla┼čt─▒rarak art─▒ bir kazan├ž sa─člar. Strack, Martin ve Stepper yapt─▒klar─▒ ├žal─▒┼čmada deneklerden, bir kalemi ya di┼čleri aras─▒nda dudaklar─▒na dokundurmadan ya da sadece dudaklar─▒ ile tutmalar─▒n─▒ istemi┼č. Bu hareketler yap─▒ld─▒─č─▒nda olu┼čan y├╝z ifadesi, g├╝lme s─▒ras─▒ndaki y├╝z ifademizi sa─čl─▒yor. Bir kontrol grubuna da kalemi sadece elleri ile tutmalar─▒ s├Âylenmi┼č, daha sonra deneklere karikat├╝rler g├Âsterilerek bunlar─▒ ne derece komik bulduklar─▒ sorulmu┼č. Kalemi di┼čleri ile tutanlar karikat├╝rleri kontrol grubundakilere g├Âre daha komik bulmu┼člar. Ara┼čt─▒rmac─▒lar sadece y├╝z kaslar─▒n─▒ manip├╝le ederek dene─čin modunun de─či┼čtirilebilece─čini ve g├╝lmeyi sim├╝le eden y├╝z hareketlerinin komiklik skalas─▒n─▒ art─▒rd─▒─č─▒n─▒ saptam─▒┼čt─▒r.[54]

V├╝cut dilimiz de t─▒pk─▒ y├╝z ifademiz gibi duygular─▒m─▒z─▒ ifade etmemizi sa─člayan otomatik bir reaksiyondur. Bir insan─▒n ya┼čad─▒─č─▒ duygulan duru┼čuna, hareketlerine, jestlerine bakarak ya da sesinin tonundan ├žok kolay tan─▒mlayabiliriz. ─░leti┼čim s─▒ras─▒nda a─čz─▒m─▒zdan ├ž─▒kan s├Âzc├╝klerin anlam─▒ndan daha ziyade s├Âylediklerimizi vurgulamak i├žin kulland─▒─č─▒m─▒z beden dili ak─▒lda kalmaktad─▒r. Bu durum, duyduklar─▒m─▒zdan daha ├žok g├Ârd├╝klerimizi hat─▒rlad─▒─č─▒m─▒z─▒ g├Âstermektedir. Birini dinlerken olumlu v├╝cut dili kullanmak, dinledi─čimiz insana ya da konu┼čmas─▒na ilgi duydu─čumuzu g├Âsterir. Bir olaya ilgi duyuyorsak daha fazla hareket yapma eylemine gireriz. D├╝z ses tonu, k─▒s─▒tl─▒ hareketler ilgisizli─čin i┼čaretidir. Yine de ba┼čkalar─▒n─▒n v├╝cut dilini yorumlarken dikkatli olmak zorunday─▒z, v├╝cut dili durumlar ve ki┼čiler aras─▒nda farkl─▒l─▒k g├Âsterir. Kollar─▒ ├žaprazlayan herkes kendini izole etmi┼č ya da ├Âfkeli de─čildir. Toplant─▒da esneyen bir insan da her zaman s─▒k─▒lm─▒┼č olarak yorumlanamaz.[55]

G├╝lme ve G├╝lme Teorileri

G├╝lme fizyolojik bir deneyimdir. Belirli ko┼čullar alt─▒nda ritmik ve sesli bir ┼čekilde ger├žekle┼čen, kaslar─▒m─▒z─▒n kas─▒l─▒p gev┼čemesini sa─člayan, farkl─▒ mimikler yaratmam─▒za, d├╝zensiz i├ž ├žekmelerle solumam─▒za, y├╝z├╝m├╝z├╝n k─▒zarmas─▒na ve nemlenmesine sebep olan bir durumdur. G├╝lme, v├╝cudumuzdaki birikmi┼č gerginli─či ortadan kald─▒r─▒r. G├╝lme, ne┼če ve mutluluk duygular─▒n─▒ ortaya ├ž─▒kar─▒r. Neden g├╝leriz? sorusuna cevap vermeye ├žal─▒┼čan ├Ânde gelen ├╝├ž teori; ├ťst├╝nl├╝k Teorisi, Uygunsuzluk Teorisi ve Rahatlama Teorisidir.[56]

├ťst├╝nl├╝k Teorisi

├ťst├╝nl├╝k teorisi, ilk olarak antik ├ža─č d├╝┼č├╝n├╝rlerinin ├Âne s├╝rd├╝kleri bir teoridir. G├╝n├╝m├╝zde daha da geli┼čtirilmi┼čtir. Eflatun da buna benzer bir teori ileri s├╝rm├╝┼čt├╝r. ├ťst├╝nl├╝k teorisine g├Âre insan─▒n kendini ├╝st├╝n hissetti─či ge├žici durumlar ve eylem anlar─▒nda, belirli bir insan ya da karakterde kusur oldu─ču ya da ortada bir dezavantaj durumu oldu─ču i├žin g├╝ld├╝─č├╝ ileri s├╝r├╝l├╝r. ├ťnl├╝ bir film y─▒ld─▒z─▒n─▒n televizyonda g├Âsterilen bas─▒n toplant─▒s─▒nda y├╝z├╝ne pasta at─▒lmas─▒, g├Âren herkesin g├╝lmesine yol a├žar. Durumun ciddiyeti bozulmu┼č, bir dezavantaj ortaya ├ž─▒km─▒┼č ve ├╝nl├╝ ki┼činin m├╝kemmel duru┼čunda bir bozulma meydana gelmi┼č, durumdaki de─či┼čim seyircide bir ├╝st├╝nl├╝k duygusu yaratm─▒┼č ve bu da g├╝lmeye yol a├žm─▒┼čt─▒r. Jose Antonya Jaureg’e g├Âre; duyu organlar─▒m─▒zdan bize, durum ya da ki┼čilerde bir kusur oldu─ču ile ilgili bilgi geldi─či her zaman g├╝leriz. Sosyal bir varl─▒k olan bizlerde, yanl─▒┼č bir i┼č yap─▒ld─▒─č─▒nda hem kendimize hem de ├ževremizdekilere burada bir hata oldu─čuna dair sinyal verecek otomatik bir cevap mekanizmam─▒z vard─▒r, ├Ârne─čin: Bir mezuniyet partisinde elbisenin ├╝zerine s├╝tyen giyen bir adamla kar┼č─▒la┼čt─▒─č─▒m─▒zda yani sosyal kal─▒plar─▒n ├╝zerine ├ž─▒k─▒ld─▒─č─▒nda g├╝leriz. Bunlar ├╝st├╝nl├╝k hissini peki┼čtirir. Ben senden daha iyiyim reaksiyonudur. G├╝lme evrensel olsa da, g├╝lmeye neden olan sosyal gaflar bir toplumdan di─čerine b├╝y├╝k de─či┼čiklikler g├Âsterir. Sosyal gaflar─▒n ard─▒ndan gelen g├╝lme ayn─▒ zamanda bir cezaland─▒rmad─▒r. Benzer bir durumda kar┼č─▒m─▒zdakilere kurallar─▒n bozuldu─čuna dair sinyal vermek isterken; ciddi bir hata yapan ve bu hatadan utan├ž duyan ki┼či i├žin ise ├╝z├╝nt├╝ duyar─▒z. Yukar─▒daki ├Ârnekte anlat─▒lan surat─▒na pasta f─▒rlat─▒lan ki┼či ya da elbisenin ├╝zerine s├╝tyen giyen ki┼či bizim yak─▒n arkada┼č─▒m─▒zsa onunla ilgili olarak ├╝z├╝l├╝r├╝z. Bir k├╝lt├╝rde a┼č─▒r─▒ g├╝lmeye sebep olan olaylar, bir ba┼čka k├╝lt├╝rde hi├žbir tepkiye yol a├žmayabilirler.[57]

Uygunsuzluk Teorisi

Mant─▒ksal alan ortadan kayboldu─čunda ve normal ┼čartlarda bir arada bulunmayan olaylar ayn─▒ anda ortaya ├ž─▒kt─▒─č─▒nda mizah do─čar ve g├╝leriz. Thomas Veatceh’in ├Âne s├╝rd├╝─č├╝ mizah teorisine g├Âre; bir ┼čeyin mizahi olarak alg─▒lanabilmesi i├žin a┼ča─č─▒daki ├╝├ž ├Â─čenin olmas─▒ gerekmektedir.

1- Yanl─▒┼č (Y): Bir ┼čeylerin yanl─▒┼č oldu─čuna dair alg─▒ vard─▒r. Bir olay olmas─▒ gerektirdi─činin d─▒┼č─▒ndad─▒r.

2- Normal (N): Olay─▒n ger├žekte normal oldu─ču ve i┼člerin yolunda oldu─čuna dair bir alg─▒ vard─▒r.

3- E┼č zamanl─▒l─▒k (E): Yanl─▒┼č ve normal ayn─▒ anda var olursa, ki┼činin kafas─▒nda ayn─▒ anda ortaya ├ž─▒karsa, bir uygunsuzluk bir ba┼čka uygunsuzlukla neticelenir, mizah olu┼čur ve g├╝lme ortaya ├ž─▒kar.[58]

Rahatlama Teorisi

├ťst├╝nl├╝k teorisi ile uygunsuzluk teorileri, ├╝st├╝nl├╝k ya da uygunsuzluk duygular─▒n─▒n ni├žin b├Âyle abart─▒l─▒ fiziksel reaksiyonlar olu┼čturdu─čunu tam olarak ortaya koymazlar. Freud taraf─▒ndan ortaya at─▒lan rahatlama teorisi, mizah ve g├╝lme aras─▒ndaki ba─člant─▒y─▒ a├ž─▒klamaya ├žal─▒┼č─▒r. Freud’a g├Âre beynimizdeki baz─▒ g├╝├žl├╝ sans├╝rc├╝ler, bizi yasak d├╝┼č├╝ncelerden uzak tutmak i├žin bilin├žd─▒┼č─▒ bariyerler olu┼čtururlar. Bu g├Âr├╝┼če g├Âre g├╝l├╝n├ž olan, yasak d├╝┼č├╝nce ve duygular─▒m─▒zla ilgili bask─▒lar─▒ ortadan kald─▒r─▒r. Sonu├ž olarak bir sinirsel enerji bo┼čalmas─▒ ger├žekle┼čir. Bu enerji bo┼čal─▒m─▒ zevk verici bir deneyimdir. Bunun kan─▒t─▒ da g├╝lmenin getirdi─či iyi duygulard─▒r. Bilincimiz, e─čer mizah gibi bir amac─▒m─▒z olmasayd─▒, ┼čakan─▒n konusu olan yasak konu ile konu┼čmam─▒za ya da d├╝┼č├╝nmemize izin vermeyecekti. Freud mizah─▒, i├žsel sans├╝rc├╝m├╝z├╝ atlatt─▒─č─▒m─▒z bir yol olarak g├Ârm├╝┼čt├╝r. Sans├╝r├╝ bir ┼čekilde kald─▒rd─▒─č─▒m─▒zda yasak d├╝┼č├╝ncelerle ilgilenmemize izin verilir. Ayr─▒ca g├╝lmenin; bu yasak konularda d├╝┼č├╝nmenin ve konu┼čman─▒n yaratt─▒─č─▒ sinirsel gerginli─či giderdi─či ileri s├╝r├╝lm├╝┼čt├╝r. Freud, genellikle ┼čakalar─▒n ├žifte anlam i├žerdi─čini s├Âylemi┼čtir. Toplum taraf─▒ndan konu┼čulmas─▒ ho┼č kar┼č─▒lanmayan kavram ya da cinsel ┼čakalar─▒n genellikle o eylem ya da durumu ifade eden s├Âzc├╝k yerine, kabul g├Âren ba┼čka bir s├Âzc├╝k kullan─▒larak konu┼čulmas─▒ yayg─▒nd─▒r. Bu ┼čekilde bir konu┼čma, bunu dinleyen ki┼čide kendi i├žindeki yasak isteklerin ortaya ├ž─▒kmas─▒na sebep olabilir. Bunun nedeni sans├╝rc├╝lerin sadece y├╝zeysel anlam─▒ alg─▒lamas─▒, yorum-┼čakan─▒n i├žinde saklanm─▒┼č olan yasak istekleri g├Ârememesidir. Freud’un teorileri agresif mizah ve seks ile ilgili ┼čakalar konusunda ge├žerli g├Âr├╝lmektedir. Sans├╝rc├╝ teorisi ayr─▒ca, bir ┼čakan─▒n ikinci kez dinlendi─činde neden o kadar komik alg─▒lanmad─▒─č─▒n─▒ da a├ž─▒klar. Ge├žen zaman i├žinde ya yeni bir sans├╝rc├╝ olu┼čturulmu┼čtur ya da eskisinin kapsama alan─▒ geni┼čletilmi┼čtir. Bir ┼čakan─▒n ba┼čkalar─▒ taraf─▒ndan komik olarak de─čerlendirilmesindeki anahtar ├Â─če, yeni olmas─▒, ilk defa duyulmas─▒ ve s├╝rpriz fakt├Âr├╝ i├žermesidir.[59]

1960’l─▒ y─▒llardan sonra g├╝ndeme gelen yeni teorilerden biri de Robert Provine aittir. Laboratuvar ortam─▒nda g├╝lme kayboldu─ču i├žin Provine ara┼čt─▒rmac─▒lar─▒ kamuya a├ž─▒k alanlarda dola┼čt─▒rm─▒┼č ve g├╝lmekte olan insanlar─▒n davran─▒┼člar─▒n─▒ kaydettirmi┼čtir. Ara┼čt─▒rma sonucunda g├╝lmenin b├╝y├╝k oranda ┼čakalar ya da ├Âyk├╝lere ba─čl─▒ olarak ortaya ├ž─▒kmad─▒─č─▒ saptanm─▒┼čt─▒r. G├╝lmeye neden olan konu┼čmalar─▒n sadece %10 kadar─▒ komik olarak de─čerlendirilmi┼čtir. Bu a├ž─▒dan g├╝lmenin sosyal bir fonksiyon oldu─čunu ve gruptaki bireyler aras─▒nda bir ba─č olu┼čturdu─čunu ileri s├╝rm├╝┼čt├╝r. G├╝lmeyi yaratan ├Â─čelerden biri de g├╝lmenin kendisidir. TV’de komedi dizilerine g├╝lme dublaj─▒ yap─▒lmas─▒n─▒n nedeni de budur. G├╝lme bula┼č─▒c─▒d─▒r ve salg─▒nlara neden olur. Buna bir ├Ârnek; Afrika’da manast─▒rda ya┼čayan k─▒zlar aras─▒nda ba┼člayan gerginlik k─▒k─▒rdama salg─▒n─▒d─▒r. Bu g├╝lme salg─▒n─▒ bir hafta s├╝rm├╝┼čt├╝r. 1962 y─▒l─▒nda Tanzanya’n─▒n bir b├Âlgesinde meydana gelen g├╝lme salg─▒n─▒ iki y─▒l s├╝rm├╝┼č ve bine yak─▒n ki┼čiyi etkilemi┼čtir. Salg─▒n, g├╝lme krizinin meydana geldi─či 40 k├Ây karantinaya al─▒narak durdurulabilmi┼čtir. Ki┼čiler, herhangi bir ┼čey onlar─▒ k─▒zd─▒rd─▒─č─▒nda, korkuttu─čunda, ├╝zd├╝─č├╝nde, s─▒kt─▒─č─▒nda ya da strese soktu─čunda, duygular─▒n─▒ ifade etmek yerine, biriktirmeyi tercih ederler. G├╝lme, bu duygular─▒ zarars─▒z bir yoldan bo┼čaltmak i├žin iyi bir y├Ântemdir. G├╝lme, gerginli─čin bo┼čalmas─▒na ve duygular─▒n serbest kalmas─▒na yard─▒m eder. Stres alt─▒ndaki insanlar, bu nedenle komik bir film izlemeye giderler ya da komedyen izlerler. ‘G├╝lme en iyi ila├žt─▒r s├Âz├╝ de bu nedenle s├Âylenmi┼čtir, b├Âylece insanlar s─▒k─▒nt─▒lar─▒ndan kurtulmak i├žin en iyi ila├ž g├╝lmeyi kullanm─▒┼č olurlar.[60]

M─░ZAH NED─░R?

Mizah (Arap├ža). Dilimizde e─člence, alay, ┼čaka, latife gibi manalara gelmektedir. G├╝ld├╝r├╝c├╝ s├Âz, durum veya davran─▒┼č, f─▒kra, hik├óye, resim ve karikat├╝r de ba-zan ayn─▒ anlamda kullan─▒lmaktad─▒r. Mizah’ in ba┼čl─▒ca gayesi g├╝ld├╝rmeÔÇÖdir. Ayr─▒ca d├╝┼č├╝nd├╝rebilir de. G├╝ld├╝r├╝c├╝ bir duruma, olaya, g├Âr├╝n├╝┼če veya d├╝┼č├╝nceye tuhaf veya komik denir. Mizah ile insan─▒n ili┼čkisi mizaca, iklime, k├╝lt├╝re, dil ve ├ódetlere vb. g├Âre de─či┼čir. Ancak mizah her zaman zek├ó ile do─črudan ilgilidir. Mizahta g├╝ld├╝rme esas olmakla beraber k├╝├ž├╝k g├Ârme bahis konusu de─čildir. Mizah ve ┼čakan─▒n biraz a─č─▒r─▒ alay ve istihzaya g├Ât├╝r├╝r. ─░stihzada gizli ve i─čneleyici bir alay vard─▒r. Alay ve istihza’n─▒n ├Âtesinde ise hiciv bulunur. Hiciv’e k├╝├ž├╝k g├Ârme, k├╝├ž├╝k d├╝┼č├╝rme kar─▒┼č─▒r. Burada tariz, terzil ve tezyif duygular─▒ h├ókim olur. Bu konuda bat─▒ dillerinde birbirinden ayr─▒ muhtevaya sahip ├╝├ž kelime vard─▒r ki yeri geldik├že T├╝rk├žede de kullan─▒lmaktad─▒r.

1.H├╝mur: Latince’den gelen kelime, ÔÇťal─▒┼č─▒k olunmayan, normalin d─▒┼č─▒nda kalanÔÇŁ davran─▒┼člardan, durumlardan veya olaylardan ├ž─▒kan mizah─▒ kar┼č─▒lar 2. Espri: Frans─▒zca olan kelimenin bizdeki kar┼č─▒l─▒─č─▒ n├╝ktedir. Espride gaye bir ki┼čiyi, bir d├╝┼č├╝nceyi, bir olay veya davran─▒┼č─▒ ÔÇťg├╝l├╝n├ž-duruma sokarak veya g├╝l├╝n├ž y├Ân├╝n├╝ belirterek ba┼čkalar─▒n─▒ g├╝ld├╝rmektirÔÇŁ. Bu sebeple espride bir ÔÇťi─čnelemeÔÇŁ g├Âr├╝l├╝r, 3. ─░roni. YunancaÔÇÖdan gelen kelimenin T├╝rk├že kar┼č─▒l─▒─č─▒ alaya almakÔÇÖt─▒r. Burada da espride oldu─ču gibi bir ÔÇťi─čnelemeÔÇŁ vard─▒r. Ancak esprideki zek├ó inceli─či ve zerafetten uzakt─▒r. Bazan ├žok kabala┼čabilir ve incitici olur. Alaya al─▒nan kimse k├╝├ž├╝msenir, alayda ayr─▒ca m├╝bala─čaya da yer verilir. Anglosaksonlar daha ├žok h├╝murÔÇÖu ├Âb├╝r bat─▒l─▒lar espriyi tercih edip geli┼čtirmi┼člerdir. Ancak Oscar Wilde ─░ngiliz oldu─ču halde eserlerinde daha ziyade espriye yer verir.[61]

B├╝t├╝n dillerde, s├Âzl├╝kler mizah─▒, birbirinden az ├žok ayr─▒ml─▒ olarak anlatsalar da, ┼ču anlay─▒┼čta hepsi birle┼čirler: Mizahta g├╝lme var─▒l─▒r; g├╝lme olmayan ┼čey mizah olamaz. Mizah─▒n k├Âkeninde g├╝lmeden ba┼čka bi ┼čey aramak do─čru olmaz. Ancak bu g├╝lmenin oran─▒, kas─▒klar─▒ ├žatlay─▒ncaya dek, kat─▒l─▒rcas─▒na g├╝lmekten, b─▒y─▒k alt─▒ndan g├╝lmeye. g├╝l├╝msemeye belli belirsiz g├╝l├╝msemeye (La Jacond g├╝l├╝mseyi┼či), g├Âzlerinin i├ži g├╝lmeye, d─▒┼čtan hi├ž belli edilmeden i├žten g├╝lmeye dek de─či┼čir; ama hepsi de mizah─▒n kapsam─▒ i├žine giren, mizah─▒n konusu olan g├╝lmedir. B├Âyle oldu─ču i├žin d, daha T├╝rk├že S├Âzl├╝k’e girmemi┼č olmakla birlikte, Arap├ža mizah s├Âzc├╝─č├╝n├╝ kimi yazarlar “g├╝lmece” olarak ├Âzle┼čtirmi┼člerdir. G├╝lmece, mizah─▒n T├╝rk├žeye ├ževirisi olarak bizce de uygundur. Bug├╝ne dek pek ├žok d├╝┼č├╝n├╝r, bilge, g├╝lmecenin ne oldu─ču ├╝st├╝ne a├ž─▒klamalarda bulunmu┼člard─▒r. Bunlar incelenirse, ├žoklukla birbirine uymayan d├╝┼č├╝nceler oldu─ču g├Âr├╝l├╝r. Somut e┼čyan─▒n kavramlar─▒ ├╝st├╝nde bile kesin anla┼čmaya varamad─▒─č─▒m─▒za g├Âre, g├╝lmece gibi, toplumlara, s─▒n─▒flara, uluslara g├Âre ayr─▒l─▒klar g├Âsteren soyut bir kavram ├╝zerinde anla┼čmaya varmam─▒z elbet daha ├žetindir. G├╝lmecenin bir├žok de─či┼čik tan─▒mlar─▒n─▒n yap─▒lmas─▒ da bundand─▒r. ├ç├╝nk├╝ herkes kendi anlad─▒─č─▒ g├╝lmeceyi tan─▒mlamaktad─▒r. Bu tan─▒mlar─▒n her biri bir t├╝r g├╝lmeceyi tan─▒mlamas─▒ bak─▒m─▒ndan do─črudur, denilebilir.[62]

G├╝lmecenin de─či┼čik t├╝rlerde olu┼ču, ayr─▒ toplumlar─▒n ayr─▒ ko┼čullarda bulunmas─▒ndan, ayn─▒ toplumda da ayr─▒ s─▒n─▒flar─▒n bulunmas─▒ndand─▒r. Ya┼čam ko┼čullan birbirine benze┼čik toplumlar─▒n halklar─▒, birbirlerinin g├╝lmecesini daha kolay anlarlar. Hangi ulusun, hangi s─▒n─▒f─▒n g├╝lmecesi olursa olsun, i┼člevi g├╝ld├╝rmedir; g├╝lmecenin i├žinde g├╝ld├╝rme ├Â─česi (komik) bulunmal─▒d─▒r. Kierkegaard, komik’i ┼č├Âyle tan─▒n─▒l─▒yor: “Komik, ya┼čam─▒n her a┼čamas─▒nda vard─▒r, ├ž├╝nk├╝ nerde ya┼čam varsa orda kar┼č─▒tl─▒k vard─▒r ve nerde kar┼č─▒tl─▒k varsa orda komik vard─▒r.” Thomas Hobbes, g├╝lmeyi ba┼čkalar─▒n─▒n aya─č─▒ s├╝r├žt├╝─č├╝ zaman bizim kendimizi g├╝vende g├Ârmemizden do─čan b├Âb├╝rlenmemiz, “├óni ├╝st├╝nl├╝k duygusu” diye a├ž─▒kl─▒yor.[63] Her tan─▒mlaman─▒n, tan─▒mlad─▒─č─▒ ┼čeyi s─▒n─▒rlamas─▒ndan ├Ât├╝r├╝, s├╝rekli de─či┼čmekte olan zaman i├žinde eksik kalabildi─čini de d├╝┼č├╝nerek, yine de g├╝lmeceyi en genel belirtisiyle tan─▒mlamaya ├žal─▒┼čal─▒m ki, konumuzu inceleyebilelim: ÔÇťG├╝lmece, seslendi─či insan─▒, hangi oranda olursa olsun, sa─čl─▒kl─▒ olarak g├╝ld├╝rebilen her ┼čeydir.ÔÇŁ ├ç├╝nk├╝ g├╝ld├╝rmek, g├╝lmecenin i┼člevidir. G├╝lmecede bulunabilecek her t├╝rl├╝ niteliklerin. G├Ârevlerin hepsi, g├╝ld├╝rmek i┼člevinden sonra gelir. Bir oranda olsun g├╝ld├╝rmeyen bir ┼čey g├╝lmece de─čildir. G├╝lmecedeki g├╝lmenin sa─čl─▒kl─▒ olmas─▒ ├žok ├Ânemlidir; ├ž├╝nk├╝ sa─čl─▒kl─▒ olmayan g├╝lmeleri do─čuran etkenlerin hi├žbiri, g├╝lmece say─▒lamayaca─č─▒ndan konumuzun d─▒┼č─▒nda kal─▒r. G─▒d─▒klanarak bir insan g├╝ld├╝r├╝lebilir; ama bu sa─čl─▒kl─▒ bir g├╝lme olmad─▒─č─▒ i├žin, g─▒d─▒klamak g├╝lmece say─▒lamaz. ─░sterikler a─člama ve g├╝lme n├Âbeti ge├žirirler. Ba┼čta ┼čizofren denilen erken bunamalar olmak ├╝zere belirli ruh hastal─▒klar─▒nda anlams─▒z, d├╝zensiz, bitevi (kesintisiz) olan patolojik g├╝lmelerin etkenleri ruhsal bozukluklar oldu─ču i├žin, b├Âyle g├╝lmeleri do─čuran etkenler de g├╝lmece de─čildirler. Kanl─▒ sava┼člar─▒n en yo─čun ├žarp─▒┼čmalar─▒nda sinirleri bozulup kahkaha atan askerler g├Âr├╝lm├╝┼čt├╝r. Bu t├╝rl├╝ g├╝lmelerin kayna─č─▒ sinir bozuklu─ču oldu─čundan, sava┼č─▒n bu gerilimi de g├╝lmece olamaz. G├╝ld├╝ren haplar, mutluluk haplar─▒, g├╝ld├╝r├╝c├╝ gaz bombalan da, kimyasal maddelerin etkisiyle insanlar─▒ g├╝ld├╝rd├╝klerinden sa─čl─▒kl─▒ g├╝lmeler de─čildir. Aptal g├╝l├╝┼čler, yalanc─▒ktan g├╝lmeler, yaranma g├╝lmeleri de, daha bunlara benzer sa─čl─▒kl─▒ olmayan g├╝lme etkenleri de g├╝lmece say─▒lamazlar.[64]

Sa─čl─▒kl─▒, g├╝lmeceyi yaratan her ┼čey g├╝lmecenin kapsam─▒na girdi─čine g├Âre; yaz─▒l─▒ ve s├Âzl├╝ b├╝t├╝n g├╝lmece eserleri, g├╝lmece hik├óye ve romanlar─▒, yergi, ta┼člama, alay, e─členme, ┼čaka. G├╝ld├╝r├╝ (komedi), g├╝ld├╝r├╝c├╝ pantomim ve danslar, tersinleme, karikat├╝r ve t├╝rleri, g├Âlge oyunlar─▒ (Karag├Âz vb.) kukla oyunlar─▒, g├╝l├╝n├žle┼čtirme (parodie ve argoda tiye almak, kaba g├╝l├╝n├ž (grotesque), g├╝ld├╝r├╝c├╝ anekdot ve f─▒kralar, n├╝kte (sprit), ters yans─▒lama (Allegorie), eski ve yeni argodaki, dalga ge├žme, tefe koymak, maytap ge├žmek, g─▒rg─▒r ve bunlar gibi olan her┼čey g├╝lmecenin i├žine girer. G├Âr├╝l├╝yor ki g├╝lmece geni┼č kapsaml─▒, ya┼čam─▒n her yan─▒na yay─▒lan bir sanat, bir i┼čtir.[65]

M─░ZAH (G├ťLMECE) VE YERG─░ÔÇÖN─░N TAR─░HSEL GEL─░┼×─░M─░

Bat─▒ Edebiyat─▒nda G├╝lmece ve Yerginin Geli┼čimi:

D├╝nya var olal─▒dan beri her toplumda g├╝lmece de vard─▒r, yergi de. Hi├žbir toplum bunun d─▒┼č─▒nda de─čildir. Bir yerde k├Ât├╝l├╝kler, haks─▒zl─▒klar, kay─▒rmalar, d├╝zensizlikler varsa, o yerde, yerginin ve g├╝lmecenin olmas─▒ do─čald─▒r. ─░lk ├ža─člarda, yerginin de g├╝lmecenin de ac─▒mas─▒z oldu─ču bilinir… Toplumsal ya┼čam─▒n geli┼čimiyle birlikte bunlar dolayl─▒ s├Âylemlerle yumu┼čat─▒lm─▒┼č, s├Âzc├╝kler daha da se├žilerek kullan─▒lm─▒┼čt─▒r. B├Âylece g├╝ld├╝r├╝ ├Â─česi a─č─▒r basan komediler olu┼čmu┼č ac─▒kl─▒ tiyatronun yerini g├╝lmece alm─▒┼čt─▒r. E─čiten, i─čneleyen bazen de sertle┼čerek toplumu uyaran bir t├╝r olarak geli┼čmi┼čtir. Yunanl─▒lar bunun ├Ânc├╝s├╝d├╝r. Orta├ža─č’da ya┼čayan sanat├ž─▒lar, bu t├╝r├╝ kullanarak haks─▒zl─▒klar─▒ yapanlardan, kraldan ve kiliseden ├Â├žlerini alm─▒┼člard─▒r. Orta ├ça─čda Kral─▒ ve kiliseyi alaya alan ├Âyk├╝c├╝ler de geli┼čmi┼čtir. ├ľyk├╝c├╝ler, yazd─▒klar─▒ yap─▒tlara g├╝lmece ├Â─čeleri de katarak onlar─▒ yerden yere vurmas─▒n─▒ bilmi┼člerdir. (Bizim anonim halk edebiyat─▒m─▒zda oldu─ču gibi. Kelo─član, ─░ncili ├çavu┼č…). O d├Ânemi Aziz Nesin ┼č├Âyle yorumlar: “Perikles’in y├Ânetiminde Atina y├╝celmi┼č, kalk─▒nm─▒┼č, sonradan k├Ât├╝ y├Ânetime d├╝┼čerek halk yoksulla┼čm─▒┼č, ezilmi┼č ve toplum ├ž├╝r├╝m├╝┼čt├╝r… Halk ├žekti─či s─▒k─▒nt─▒ i├žinde, eskiden ya┼čanm─▒┼č mutlulu─ču anarak iyi bir gelece─či ├Âzlemektedir. Ama bozuk bir d├╝zen i├žinde ya┼čamakta ve bu bozuk d├╝zeni iyice de─či┼čtirmek i├žin de ba┼čkald─▒rmamakta, ├╝stelik bozuklu─ča, k├Ât├╝l├╝─če de kat─▒lmaktad─▒r. ─░┼čte Aristophanes, b├Âyle bir ortam i├žinde yeti┼čip ├Âl├╝ms├╝z komedyalar─▒n─▒ vermi┼čtir.”[66]

Mizah t├╝r├╝nde d├╝nyaca tan─▒nm─▒┼č yazarlardan baz─▒lar─▒ ┼čunlard─▒r: Yunanl─▒lardan Aristofanes ve Lukianos; Romal─▒lardan Horatius; ─░talyanlardan Boccacio: Frans─▒zlardan Rabelais(1490-1553), Le Sage, Voltaire; ─░spanyollardan, Cervantes (1547-1616); ─░ngilizlerden Chaucer, Shakespeare(1564-1616), Fielding, Willima Law, Jonathan Swift, Boswell, Charles Lemb, Jane Austen, Oscar Wilde; Almanlardan, WiIhelm Busch; Amerikal─▒lardan, Mark Twain.[67]

Rabelais(1490-1553), Orta├ža─čdan R├ÂnesansÔÇÖa ge├ži┼čte ├Ânemli bir isim olan Fran├žois Rabelais, baba-o─čul iki dev Gargantua ve PantragruelÔÇÖin maceralar─▒n─▒ anlatt─▒─č─▒ be┼č ciltlik eseriyle Frans─▒z ve d├╝nya edebiyat─▒na unutulmaz eserini vermi┼čtir. Gargantua, bu k├╝lliyat─▒n en tan─▒nm─▒┼č eseridir. Gargantua obur bir devdir. Eser, devin hayat─▒n─▒ do─čumundan ba┼člayarak anlat─▒r. Realizmi fanteziyle, R├Ânesans bilgeli─čini m├╝stehcen esprilerle bulu┼čturur. Rabelais eseri ironi ve mizahla zenginle┼čtirir, yer yer destans─▒ diliyle d├Ânemiyle alay eder.[68] Cervantes(1547-1616), Mizah─▒n, ironiÔÇÖnin mant─▒─č─▒n─▒ anlama a├ž─▒s─▒ndan d├╝nya edebiyat─▒n─▒n unutulmaz eserlerinden biri olan Don Ki┼čotÔÇÖtun yazar─▒d─▒r. Osmanl─▒ T├╝rklerine kar┼č─▒ sava┼čan ve be┼č y─▒l esir kalan CervantesÔÇÖin biz T├╝rklerle de ayr─▒ bir ├╝nsiyeti de vard─▒r. Bu eserde; g├╝lmeceye konu olan kahramanlar─▒n mant─▒─č─▒, kendilerince hi├ž de sa├žma olmayan, ama ger├žekte topluma g├Âre sa├žma olan bir mant─▒kt─▒r ki bu da sa├žman─▒n mant─▒─č─▒d─▒r. Nitekim Theophile Gautier g├╝lmeceyi “Sa├žman─▒n mant─▒─č─▒” diye tan─▒mlam─▒┼čt─▒r. Her g├╝l├╝n├ž ┼čeyin, hi├ž olmazsa bir y├Ânden kar┼č─▒tl─▒─č─▒ vard─▒r ve bizi g├╝ld├╝ren ┼čey, g├Âr├╝n├╝r bir bi├žimde ortaya konmu┼č bir sa├žmadan ba┼čka bir ┼čey de─čildir. Bir ba┼čka g├Âr├╝┼če g├Âreyse, g├╝l├╝n├ž olan sa├žman─▒n ├Ânce benimsenmi┼čken, sonradan d├╝zeltilen bi├žimidir; ya da bir y├Ânden sa├žma olup da ├Âteki y├Ânden mant─▒kl─▒ olarak a├ž─▒klanabilen her ┼čey g├╝l├╝n├žt├╝r. Don Ki┼čot’un yel de─čirmenini dev g├Ârmesi sa├žmad─▒r, ama bu sa├žman─▒n Don Ki┼čot’a g├Âre bir mant─▒─č─▒ vard─▒r. Sonra da. bu sa├žman─▒n mant─▒─č─▒yla, dev diye yel de─čirmenine sald─▒rmas─▒, sa├žmadan do─čan bir g├╝lmecedir. Buradaki sa├žma, do─črulara (verite’lere) ald─▒rmamak, onlar─▒ kendi iste─čince yorumlayarak de─či┼čtirmek demektir. Yel de─čirmeni g├Âr├╝nen bir do─črudur. Don Ki┼čot’un iste─čiyse bir dev g├Ârmektir. Yel de─čirmeni do─črusunu kendi iste─čine g├Âre dev olarak yorumlamas─▒, OÔÇÖnun mant─▒─č─▒, yani sa├žman─▒n mant─▒─č─▒d─▒r.[69] Dostoyevski’ye g├Âre Don Ki┼čot, insan d├╝┼č├╝ncesinin en son ve en b├╝y├╝k s├Âz├╝, insan─▒n ifade edebilece─či en ac─▒ ironidir.[70]

Shakespeare (1564-1616), d├╝nya ve ─░ngiliz edebiyat─▒n─▒n en b├╝y├╝k tiyatro yazarlar─▒ndand─▒r. Tiyatro eseri olarak trajedileri, komedileri ve tarihi eserleri ile soneleri ve ┼čiirleri bulunmaktad─▒r. Komedileri: A┼čk─▒n ├žabas─▒ Bo┼čuna, Bir yaz Gecesi, Cymbline, F─▒rt─▒na, H─▒r├ž─▒n K─▒z, ─░ki Soylu akraba, K─▒sasa K─▒sas, K─▒┼č Masal─▒, Kuru G├╝r├╝lt├╝, Onikinci Gece, Perikles, Size nas─▒l geliyorsa, sonu ─░yi Biterse, Venedik Taciri, veronal─▒ ─░ki Centilmen, WindsorÔÇÖun ┼×en kad─▒nlar─▒, yanl─▒┼čl─▒klar Komedisi.[71]

T├╝rk Edebiyat─▒nda G├╝lmece ve Yerginin Eski Bir Gelene─či Vard─▒r:

─░smet Zeki Ey├╝bo─člu, “G├╝lmenin yurdu oca─č─▒ Anadolu’dur” der. B├╝t├╝n ki┼čileri g├╝ld├╝ren, e─člendiren, g├╝lme-e─členme olanaklar─▒n─▒ yaratan b├╝y├╝k tanr─▒lar Anadolu’da do─čmu┼č, Anadolu’da egemenlik s├╝rm├╝┼čt├╝r. ─░├žkiyi ┼čarab─▒ bulup insanlar─▒n e─členmelerine, g├╝lmelerine olanak sa─člayan Diyonis (Grek dilinde Dioysos) bir Anadolu tanns─▒d─▒r… der ve Midas─▒n Kulaklar─▒ ├Âyk├╝s├╝n├╝ ┼č├Âyle anlat─▒r: Tanr─▒ Apollon d├╝┼č├╝nm├╝┼č ta┼č─▒nm─▒┼č Kral Midas (i.├Â.715-676)’─▒ yarg─▒c─▒ se├žmi┼č bu yar─▒┼čmada. Kim daha iyi, daha g├╝zel ├žalg─▒ ├žalarsa ├Âd├╝l ona verilecekmi┼č. Yar─▒┼čma sonunda Midas ├Âd├╝l├╝ Marsyas’a verince ├Âfkelenen Apollon ona bir oyun oynam─▒┼č, kulaklar─▒n─▒ e┼ček kulaklar─▒na d├Ân├╝┼čt├╝rm├╝┼č. Bu olaydan sonra Midas’─▒n kulaklar─▒ bir g├╝lme, e─členme arac─▒ oluvermi┼č Anadolu’da.” ─░lk├ža─čda, Anadolu’da kurulan b├╝y├╝k oyun yerlerinde (tiyatrolarda) g├╝ld├╝r├╝ arac─▒ olarak maskenin kullan─▒ld─▒─č─▒n─▒ tarih belgelerinden ├Â─čreniyoruz. Side, Bergama, Efes, Manisa… oyunluklar ilk├ža─č Anadolu’nun ├Ânemli k├╝lt├╝r merkezleridir. ├çok tanr─▒l─▒k d├Âneminde ├Âzg├╝rce ortaya konulan g├╝lmecenin Tek tanr─▒ya ge├ži┼čte yasakland─▒─č─▒n─▒ ─░smet Zeki Ey├╝bo─člu ┼č├Âyle belirler: “Hristiyanl─▒k buna neden olarak ─░sa’n─▒n ├žekti─či ac─▒lar─▒ ileri s├╝rd├╝. Arkas─▒ndan gelen ─░sl├óml─▒k, kendinden ├Ânceki tektanr─▒c─▒ dinlerin etkisiyle g├╝lme yasa─č─▒n─▒ daha da peki┼čtirdi. Bu t├╝r yasaklar, yaln─▒z Anadolu’da de─čil, Avrupa ├╝lkelerinde de b├╝t├╝n kat─▒l─▒klar─▒yla Orta ├ža─č boyunca egemen oldu… Ancak bu ac─▒, bu ├╝z├╝nt├╝ toplumun b├╝t├╝n kesimlerini egemenli─či alt─▒na alamam─▒┼č, eski al─▒┼čkanl─▒klar, eski gelenekler i├žin i├žin s├╝rm├╝┼č, kurum niteli─čini yitirmekle birlikte, varl─▒─č─▒n─▒ korumu┼č, ki┼čisel bir yaratma olarak g├╝n├╝m├╝ze de─čin gelmi┼čtir. ─░┼čte Nasrettin Hoca, Bekta┼č├«, Bekri Mustafa, ─░ncilli ├çavu┼č, Karag├Âz. … Bu eski gelene─čin de─či┼čik nitelikte birer ├╝r├╝n├╝ olarak do─čmu┼čtur.”[72]

Ferit ├ľng├Âren bu d├Âneme Antik D├Ânem der ve ┼čunlar─▒ s├Âyler: ÔÇťAntik Anadolu mizah─▒ tan─▒t─▒l─▒rken, Noel Baba’dan s├Âz edilmeli… Noel Baha’n─▒n Antik Anadolu mizah─▒yla ili┼čkisi ┼čimdilik, Anadolu do─čumlu olmas─▒ndand─▒r. Ezop, AnadoluÔÇÖlu oldu─ču halde Bat─▒ mizah─▒na kaynakl─▒k etmi┼čtir… Mizah─▒n Atas─▒ say─▒lan Diyanizos’un bile atas─▒ durumunda olan Sabaz Anadoluludur.ÔÇŁ der. Ferit ├ľng├Âren T├╝rk mizah─▒n─▒ ┼ču b├Âl├╝mlere ay─▒r─▒r: 1. Antik Anadolu Mizah─▒, 2. Sel├žuki Mizah─▒, 3. Osmanl─▒ Mizah─▒, 4. Cumhuriyet ├ľncesi Anadolu Mizah─▒.[73]

G├╝lmece ve Yerginin Geli┼čiminde Halk Ozan─▒n─▒n ve Divan ┼×airinin Yeri:

Genel olarak “yergi ve g├╝lmece”nin k├Âkeninde ele┼čtiri vard─▒r. G├╝lme olgusu ikinci pl├óndad─▒r. G├╝lmece daha ├žok e─člencede ba┼č─▒ ├žeker. Toplulu─ču g├╝ld├╝rmek i├žin yap─▒l─▒r. Orta Oyununda, Karag├Âz ve Hacivat’ta… Kelo─član’da… g├╝lmece vard─▒r. Ama Nasrettin Hoca’da, Dede Kokut Hik├óyeleri’nde g├╝lmekten ├žok “ders” vard─▒r. Bekta┼č├« f─▒kralar─▒nda ise g├╝lmece ├Ândedir. Halk ┼čiirinde g├╝lmece ├Â─česi “├Â─č├╝t” ve “ders” ├Â─česi ile yan yanad─▒r. Onlar─▒ birbirinde ay─▒ramazs─▒n─▒z. Halk ozan─▒ Tanr─▒ ile alay eder, g├╝lersiniz. Ard─▒ndan d├╝┼č├╝n├╝rs├╝n├╝z. Bu iki olgu i├ž i├žedir. Bu nedenle sevilir, y├╝zy─▒llara uzan─▒r. Dil onu g├╝├žlendirir. Uzun ├Âm├╝rl├╝ olu┼ču ondand─▒r. Ders verir insanlara. Toplumsal g├╝c├╝ olu┼čturur. Bu a├ž─▒dan bak─▒l─▒rsa “g├╝lmece” s├Âzc├╝─č├╝nden daha ├žok “mizah” s├Âzc├╝─č├╝ yak─▒┼č─▒r. Bu nedenle “g├╝lmece” her zaman mizah─▒n yerini tutmaz. ─░kisinin de benze┼čen yanlar─▒ vard─▒r. Ama e┼čit de─čildir. Yap─▒tta bazen mizah derim, g├╝lmece derim, hiciv derim, yergi derim; nedeni o anda ├Âyle alg─▒lad─▒─č─▒mdand─▒r.[74]

Halk ozan─▒ halk─▒n sorunlar─▒n─▒ halk─▒n diliyle, ho┼čg├Âr├╝n├╝n g├╝zelli─či i├žinde Tann’y─▒ da i├žine alarak ele┼čtirel bir ├žizgide s├╝rd├╝r├╝r. Dayana─č─▒ halkt─▒r. Onun d─▒┼č─▒na ├ž─▒kamaz. “Yiyece─či bulgur, i├žece─či ayran” ├Ârne─či. G├╝zellik buradad─▒r. K├╝f├╝rs├╝z konu┼čur, edepsizle┼čmez. Sert ├ž─▒ksa bile onu yumu┼čatmas─▒n─▒ bilir. Tanr─▒ sevgisi ├Âzdendir. Yak─▒nmas─▒ candand─▒r. Yergi ├Âyle de─čildir. Yergi ele┼čtirinin yo─črularak incelmi┼č (zarif) bi├žimidir bence. Hiciv yerine yergi s├Âzc├╝─č├╝ de ona ├žok yak─▒┼č─▒r. Neden mi? Hiciv ki┼čisel ya da toplumsal olsun, ├Âz├╝nde ele┼čtiri vard─▒r. Toplumdaki bozukluklar, k├Ât├╝l├╝kler, h─▒rs─▒zl─▒klar, yalanlar, dolanlar yerden yere vurulur. Bunu yaratanlar “dile dolan─▒r”. A─č─▒r ele┼čtiri arac─▒d─▒r. Buna rahatl─▒kla yergi denilir. E─čer k├╝f├╝r de─čilse. Bazen ki┼čisel ele┼čtiri yergiye d├Ân├╝┼č├╝r. Yergi az gelir. K├╝f├╝r ba┼člar, yerginin (hicvin) g├╝zelli─či bozulup gider. Halk ┼čiirinde yergiden ├žok mizah vard─▒r. K├╝fre pek rastlanmaz. Divan ┼čiirinde yergi ├Âne ├ž─▒kar. Hele ki┼čisel yergide ├žo─ču kez k├╝f├╝r ├Ândedir. Yenilir yutulur cinsten de─čildir. Bunda dilin de etkisi vard─▒r. Arap├ža, Fars├ža s├Âzc├╝klerle k├╝f├╝r s├Âylemek hem zordur hem kolayd─▒r. Anla┼č─▒l─▒rsa zor, anla┼č─▒lamazsa kolayd─▒r. ├ç├╝nk├╝ divan ┼čairi yabanc─▒ s├Âzc├╝klerle oynamas─▒n─▒ sever. Onu bir dil ├Â─česi olmaktan ├ž─▒kar─▒r, bilmeceye (sanata demiyorum) d├Ân├╝┼čt├╝r├╝r. Bu da onu mutlu k─▒lar. T─▒pk─▒ ├žocuklar─▒n oyuncaklar─▒yla oynamas─▒ gibi.[75] Yergide olsun, mizahta olsun kaynak, ki┼čidir, y├Ânetimdir ve y├Âneticidir. Ki┼či ve ki┼čiler olmazsa toplum olamaz. Ki┼či ve ki┼čiler k├Ât├╝ olmadan toplum bozulamaz. Ki┼čisel ele┼čtiri ya da yergi toplumsal yerginin ├Âl├že─čidir. Toplumsal ele┼čtiride y├Ânetim ve y├Ânetici ├Ândedir. Yap─▒lan yergide, ki┼čilerin mutlu ya┼čad─▒klar─▒, e─čilmeden d├Âv├╝lmeden, s├Âm├╝r├╝lmeden ├Âzg├╝rce ya┼čad─▒klar─▒ g├╝zel g├╝nlere ├Âzlem gizlidir. Bu ├Âzlem bireysel yergiyi, toplumsal ele┼čtiriyi ├žabukla┼čt─▒r─▒r. Bunlar─▒ yapanlar, topluma y├Ân verenler, g├╝zel g├╝nleri ├Âzleyenler ├žo─ču kez ozanlard─▒r, ┼čairlerdir, yazarlard─▒r, sanat├ž─▒lard─▒r. Ba┼čka bir s├Âylemle toplumun ezilmi┼čleri, hor g├Âr├╝lm├╝┼čleridir.[76]

Ezel Elverdi ve arkada┼člar─▒ÔÇÖn─▒n haz─▒rlad─▒─č─▒ eserde Divan Edebiyat─▒nda mizah ┼ču ┼čekilde de─čerlendirilir: ─░sl├óm dini insanlar─▒ k├╝├ž├╝k d├╝┼č├╝rmeyi, onlarla alay etmeyi hedef alan mizah─▒ yasaklam─▒┼čt─▒r. Bu konuda ├óyetler ve ├žok├ža hadis vard─▒r Yanl─▒z kar┼č─▒daki insan─▒n da ho┼čuna gidecek t├╝rden ┼čakalar─▒n yap─▒labilece─čine dair hadisler bulunmaktad─▒r. Latife ad─▒n─▒ alan bu t├╝rden ┼čakalar Hz. Peygamber taraf─▒ndan da yap─▒lm─▒┼čt─▒r K─▒nal─▒z├óde Ali Efendi Ahl├ók-─▒ ala-i adl─▒ eserinde mizah─▒ ÔÇťdilin ├ófetlerinden biriÔÇŁ olarak g├Âsterir, ifrat─▒ndan ka├ž─▒n─▒lmas─▒ gerekti─čini belirtir. Haddi a┼čan mizah incitici olur, hat─▒r k─▒rar, hatta ┼čeref lekeler. Hiciv yolu insanlar aras─▒nda kin ve haset tohumlar─▒ eker. Bu ├žer├ževeden divan edebiyat─▒na bakt─▒─č─▒m─▒z zaman mizahi unsurlar─▒n pek de zengin olmad─▒─č─▒ g├Âr├╝l├╝r. Mizah esasen ┼čiiri k├╝├ž├╝lt├╝c├╝ bir tav─▒rd─▒r. Hafiflik al├ómeti say─▒l─▒r. Ancak yine de divan ┼čairleri zaman zaman mizaha ba┼čvurmu┼člard─▒r. Birbirlerine kar┼č─▒ hiciv oklar─▒n─▒ atm─▒┼člard─▒r. Bunlar─▒n pek ├žo─ču mevki h─▒rs─▒, hased ve k─▒skan├žl─▒ktan do─čmad─▒r; bir k─▒sm─▒ da ┼čaka, latife b├ób─▒nda has mizah olarak g├Âr├╝lebilir. Agah S─▒rr─▒ Levend divan edebiyat─▒m─▒zda g├Âr├╝len mizahi eserleri ┼č├Âyle s─▒ralar: 1. Hezl├ómiz k─▒talar ve beyitler, 2. Muhtelif ┼čekillerde yaz─▒lm─▒┼č hezlg├╝ne manzumeler, 3. Manzum latifeler, 4. Mensur f─▒kralar, 5. Mektuplar, arz─▒haller, 6. M├╝nazaralar, 7. M├╝latafalar, 8. N├ómeler, 9. Ba┼čkalar─▒n─▒n eserleri ile yap─▒lan hezl├ómiz manzumeler, 10. ┼×erhler, 11. Nazireler, bu yolda yap─▒lan tehziller (Divan edebiyat─▒, 1941). Mizah─▒ hiciv derecesine vard─▒ran ┼čair ve ediblerin pek ├žo─ču s├Âvg├╝, m├╝stehcen ifade, hakaret├ómiz s├Âzlere yer verir. B├Âylece olu┼čan mizah k├╝lliyat─▒ birikim halinde ┼čifahi olarak a─č─▒zdan a─č─▒za yay─▒l─▒r, pek az miktarda yaz─▒ya ge├žer. Divan edebiyat─▒m─▒z─▒n mizahi say─▒labilecek ba┼čl─▒ca eserleri aras─▒nda ┼čunlar vard─▒r: Harn├óme (┼×eyhi XV. a.), D├ófiu’l-gum├╗m ve r├ófiu’l-h├╝m├╗m, Cerrn├óme, Kaplucan├óme (Gazali Deli Birader, XVI. a.), Pire manzumesi (F├╝tuhi, XVI. a ). Sansar Mustafa hik├óyesi (T─▒fl─▒, XVII. a.), Hezliyy├ót (Neviz├óde Atai, XVII. a.). Hezliyy├ót (Osmanz├óde T├óib. XVII. a.), Sekn├óme (Firaki Dede, XVIII. a.), Hirren├óme, Hezliyy├ót, Let├óif (Ebubekir K├óni, XVIII. a.), Mut├óyebat-─▒ T├╝rkiyye (Latin harfli bs. 1943. Abd├╝lhalim Galib Pa┼ča, XIX. a).[77]

G├╝lmece ve Yergide Dil:

T├╝rk edebiyat─▒n─▒n ─░sl├óml─▒ktan ├Ânceki d├Âneminde s├Âzl├╝ olarak bilinen yergi ve g├╝lmece ├╝r├╝nleri T├╝rk dilinin kendi ├Âzelli─či i├žinde geli┼čmi┼čtir. Bunlar─▒ elimize ge├žen ilk yaz─▒l─▒ ├Ârnek olan Divan├╝ L├╝gati’t T├╝rk’ten ├Â─čreniyoruz. ─░sl├óml─▒ktan sonraki d├Ânemde yergi ve g├╝lmece (hiciv ve mizah): a. T├╝rk Halk edebiyat─▒ yergi ve g├╝lmecesi b. Kl├ósik T├╝rk Edebiyat─▒ (Divan edebiyat─▒) yergi ve g├╝lmecesi diye iki koldan geli┼čir. Ba┼člang─▒├žta ├Âzg├╝n bir dille halk─▒n sorunlar─▒n─▒, g├╝ld├╝r├╝c├╝ ├Â─čeler de katarak anlatan yap─▒tlar do─čar. ├ľnceleri an T├╝rk├žeyle ba┼člayan yergi ve g├╝lmece dili, her y├╝zy─▒l biraz daha yozla┼č─▒r. Dil Arap├ža ve Fars-├žan─▒n etkisinde kal─▒r. Bu kez halk ozanlar─▒nda “divan” ┼čairlerinin kulland─▒klar─▒ s├Âzc├╝kleri kullanma ├Âzlemi ba┼člar. Hece ├Âl├ž├╝s├╝n├╝n yan─▒nda aruzla yazma denemeleri de s├╝rer. Ama ba┼čar─▒l─▒ olamaz. Yine de yergi ve g├╝lmece halk─▒n s─▒cakl─▒─č─▒yla serpilir. Bu XIX. Y├╝zy─▒la, yani Tanzimat’a de─čin s├╝r├╝p gider.[78]

T├╝rk edebiyat─▒n─▒n ilk mizah ├Ârnekleri ┼č├╝phesiz s├Âzl├╝ gelenekte ortaya ├ž─▒kan unsurlard─▒r. Deyimlerde, atas├Âzlerinde, bilmecelerde, tekerlemelerde, masallarda, has─▒l─▒ anonim ├Ârneklerde s─▒k rastlanan bir olgudur. Divan-─▒ L├╝gatit-T├╝rk, Kutadgu Bilig, Dedem Korkud’un kitab─▒ bu konuda ├Ârnekler ta┼č─▒maktad─▒r. Dede Korkut hik├óyelerinin ba┼č─▒nda yer alan ÔÇťkad─▒nlar─▒n tasnifi ve tasviriÔÇŁ b├Âl├╝m├╝nde ├žizilen kad─▒n tipleri mizah├« a├ž─▒dan ├žok ba┼čar─▒l─▒d─▒r. Masallar (├ľzellikle Kelo─član vb. gibi), f─▒kralar, seyirlik oyunlar (Karag├Âz, Ortaoyunu vb.), ├žocuk oyunlar─▒, k├Ây seyirlik oyunlar─▒ hemen hemen mizah unsuruna dayanmaktad─▒r. Hareketler, s├Âzler, kafiyeli deyi┼čler, yanl─▒┼č anlamalar, mant─▒k ve ger├žek d─▒┼č─▒ durumlar, birbiri ard─▒nca tekrar edilerek dinleyici veya seyircide mizahi yakla┼č─▒m─▒ yarat─▒rlar. Nasreddin Hoca. Bekri MustafaÔÇ× ─░ncili ├çavu┼č, Bekta┼či, T─▒fl├« gibi tiplere yaslanan f─▒kralar yan─▒nda T├╝rk yaz─▒l─▒ ve s├Âzl├╝ edebiyat─▒nda ├žok geli┼čmi┼č bir f─▒kra gelene─či bulunmaktad─▒r Buna zaman i├žinde renkli ki┼čilikleri ile me┼čhur olan, nesilden nesle intikal eden, zek├ólar─▒n─▒n inceli─či ve s├Âzlerinin zerafeti ile tan─▒nan simalar─▒ da ilave etmek gerekir. (Koca Rag─▒b Pa┼ča, Kc├žeciz├óde Fuad Pa┼ča, Ahmed Vefik Pa┼ča, F─▒tnat Han─▒m, ┼×air E┼čref, Neyzen Tevfik… gibi). Meddah‘lar─▒n konak ve kahvelerde anlatt─▒klar─▒ hik├óyeler de b├╝y├╝k ├Âl├ž├╝de taklide ve mizaha yer vermekte, seyircinin ilgisini bu a├ž─▒dan toplamaktad─▒r. Bu g├╝ld├╝rme esas─▒ Meddah ve Ortaoyunu gelene─činden al─▒nan unsurlarla Tuluat tiyatrosuna yans─▒yacakt─▒r. ├é┼č─▒k edebiyat─▒nda ise mizahi unsur daha ziyade at─▒┼čma, deyi┼čme, ta┼člama gibi ├ó┼č─▒klar─▒n kar┼č─▒l─▒kl─▒ olarak s├Âyledikleri ┼čiirlerde g├Âr├╝l├╝r. Bunun yan─▒ s─▒ra baz─▒ destan t├╝rleri do─črudan mizaha yaslanmaktad─▒r (Z├╝─č├╝rtl├╝k, Otlak├ž─▒. Mirasyedi, Esnaf, Uyuz, Tahtakurusu ile pire… vb. destanlar─▒ gibi.[79]

─░sl├óml─▒k ├Âncesi T├╝rk edebiyat─▒nda dil T├╝rk├žedir. ├ľl├ž├╝ hecedir. XI.y├╝zy─▒ldan sonra ─░sl├óml─▒─č─▒n kabul├╝yle Arap ve Fars├žan─▒n etkisiyle her ┼čey de─či┼čir. Aruz ├Âl├ž├╝s├╝ de kullan─▒l─▒r. T├╝rk dili, halk edebiyat─▒, Tekke ve ├é┼č─▒k edebiyat─▒n─▒ s├╝rd├╝renlere kal─▒r. B├Âylece T├╝rk edebiyat─▒nda yol ayr─▒m─▒ ba┼člar. Halk ozan─▒ al─▒r eline saz─▒n─▒, s├Âyler ┼čiirini ezgiyle. Halkla birlikte. XVII. y├╝zy─▒ldan sonra halk ozanlar─▒ yeni bir y├Ântem denediler. Aruz ├Âl├ž├╝s├╝n├╝ de kullanmaya ba┼člad─▒lar. ├é┼č─▒k ├ľmer, Gevheri buna ├Ânc├╝l├╝k ettiler. XIX.y├╝zy─▒la gelinceye de─čin bu bu istek gittik├že artt─▒. Divan ┼čairleri gibi yazmak moda oldu. Erzurumlu Emrah, Dertli, Seyran├«, Bayburtlu Zihni ve Emrah bunlar i├žinde olanlar─▒d─▒r. Divan ┼čairleri de XVII. y├╝zy─▒ldan ba┼člayarak hece ├Âl├ž├╝s├╝n├╝ denediler. ├ľrnekler vermeye ├žal─▒┼čt─▒lar. XVIII. y├╝zy─▒lda Ned├«m, ┼×eyh Galip hece ├Âl├ž├╝s├╝ denemelerini s├╝rd├╝rd├╝ler. Tanzimat’la birlikte bu bir ak─▒m olarak geli┼čti.[80]

G├╝lmece ve Yergide De─či┼čim:

TanzimatÔÇÖla birlikte g├╝lmece bir ak─▒m olarak geli┼čti. Divan edebiyat─▒ ile s├╝regelen yergi ve mizah edebiyat─▒m─▒z Tanzimat edebiyat─▒ ile yeni bir de─či┼čim ├žizgisine girer. ├çevirilerle ba┼člayan yenilikler Leh├žet ├╝l Hak├óy─▒k’la yeni bir y├╝z kazan─▒r. Edebiyat-─▒ Ced├«de ‘de duraklayan yergi ve mizah, 20. y├╝zy─▒l ba┼č─▒ndan ba┼člayarak siyasalla┼č─▒r. Dil, yergi ve g├╝lmecenin ba┼čar─▒s─▒nda bir ├Âl├ž├╝tt├╝r. Dili iyi kullananlar, di─čer bir s├Âyleyi┼čle dilini iyi bilenler bu yar─▒┼čta ├Ândedir. ├ç├╝nk├╝ dil toplumsal yap─▒n─▒n ├žimentosu gibidir. Ki┼čiler ve ki┼čilerin sorunlar─▒ onunla ortaya konulur. Yine onunla ├ž├Âz├╝me ula┼č─▒l─▒r. Halk ozanlar─▒ bunu ba┼čar─▒r. Kendi diliyle yani halk─▒n diliyle konu┼čur. Dedikleri anla┼č─▒l─▒r. Onlar─▒n sorunlar─▒n─▒, dertlerini, ac─▒lar─▒n─▒ dile getirir. Sevin├žlerini onlarla payla┼č─▒r. Bir yanl─▒┼čl─▒k varsa hemen s├Âyler. Sorumlulardan hesap sorar. Ni├žin? der. Sorumlu kim olursa olsun onun yakas─▒na yap─▒┼č─▒r. As─▒k suratla de─čil g├╝lerek, g├╝ld├╝rerek. Bazen su├žlu “┼čah”t─▒r, “padi┼čaht─▒r, bazen “a─ča”d─▒r; bazen de “Tanr─▒”‘d─▒r. Bunu yaparken hi├ž ├ž─▒kar d├╝┼č├╝nmez, kendisini ate┼če atar. Ama hep kazan─▒r. Halk onun dediklerine hem g├╝ler hem inan─▒r. Tanr─▒ bile ondan ho┼član─▒r. Y├╝ks├╝nmez. O, Tanr─▒’ n─▒n da halk─▒n da sevgilisidir. ├ç├╝nk├╝ y├╝zy─▒llar ├Âncesinde ne dediyse hep do─čru ├ž─▒km─▒┼čt─▒r. Yanl─▒┼č─▒ yoktur. ├ç├╝nk├╝ dili bizden, ├Âz├╝ bizden, derdi bizden. Dediklerinde yalan yoktur. Halk ozan─▒ budur. G├╝lmecesiyle, diliyle, yorumuyla bize bakar ve a─člarken bile hep g├╝ler ve de g├╝ld├╝r├╝r. Bu Anadolu insan─▒n ta kendisidir. Cumhuriyet D├Ânemi yergi ve g├╝lmecesinde y├╝zy─▒llarca s├╝ren ayr─▒m yava┼č yava┼č ortadan kalkm─▒┼čt─▒r. Hece-aruz kavgas─▒ yok olmu┼čtur. ─░steyen istedi─či bi├žimi, istedi─či konuyu, ├Âzde ve i├žerikte yapt─▒─č─▒ de─či┼čimleri kendi diliyle sergilemeye ba┼člam─▒┼čt─▒r. Divan ┼čiiri, halk ┼čiiri ayr─▒ bi├žimler i├žinde ayn─▒ dili konu┼čur olmu┼čtur. Cumhuriyet d├Âneminde edebiyat yergi ve g├╝lmecesini kendi yaratm─▒┼čt─▒. ├ľyk├╝nmede, kopyalamadan. Yergi ve g├╝lmece T├╝rk siyasal tarihinin olu┼čum ├žizgisini belirler.[81]

Bat─▒ Tesirinde Geli┼čen T├╝rk Edebiyat─▒nda Mizah:

Tanzimat d├Ânemi, toplumun siyasi ve i├žtimai hayat─▒nda oldu─ču gibi sanat ve fikir hayat─▒nda da ÔÇťbat─▒l─▒la┼čt─▒─č─▒ÔÇŁ bir devredir. Bu d├Ânemde mizah da bat─▒l─▒ bir m├óna kazanmaya ba┼člar. Toplun ve siyaset hayat─▒nda, bilhassa gazete ve dergilerin yay─▒nlanmas─▒ ile birlikte aktif bir rol ├╝stlenir. Ki┼čisel ve toplumsal ele┼čtiri i├žinde kendine d├╝┼čen g├Ârevi yerine getirmeye ba┼člar. Her ne kadar eskiden gelen al─▒┼čkanl─▒k ile ki┼čilere y├Ânelik hiciv yine ├Ân planda g├Âr├╝lse de aksakl─▒klar─▒n giderilmesi, bask─▒lara son verilmesi, ┼ču veya bu siyasetin takip edilmesi i├žin bir ara├ž olarak mizaha ba┼čvurulur. Sadrazam ├éli Pa┼ča’n─▒n 1866 da Girid’deki kar─▒┼č─▒kl─▒klar─▒ bast─▒rmak i├žin yapt─▒─č─▒ icraat─▒ alaya alan Ziya Pa┼ča’n─▒n Zafern├óme’si, Nam─▒k Kemal’in Sadrazam Mahmud Nedim Pa┼ča’y─▒ konu alan Hirren├óme’si, Ethem Pertev Pa┼ča’n─▒n Av’ave’si, E┼črefÔÇÖin Deccal, ┼×ah ve Padi┼čah’─▒, Ali Bey’in Leh├žet├╝’l-hakay─▒k’─▒, Seyyareler’i Tanzimat devrinin ba┼čar─▒l─▒ mizah ├Ârneklerindendir. Siyasi ┼čartlar─▒n elveri┼čsizli─či sebebi ile Servet-i f├╝nun d├Âneminde mizah bir duraklama devri ge├žirir, 1908ÔÇÖden sonra yeniden canlan─▒r. Cenab ┼×ahabeddin ile H├╝seyin Suad bat─▒l─▒ mizah anlay─▒┼č─▒n─▒ yayg─▒nla┼čt─▒r─▒rlar. Cenab, Dahhak-─▒ mazlum imzas─▒ ile yazd─▒─č─▒ bu t├╝r yaz─▒lar─▒n─▒ kitap haline getirmemi┼čtir. G├óve-i z├ólim takma ad─▒n─▒ kullanan H├╝seyin Suad mizah├« ┼čiirlerini G├óve’nin destan─▒ adl─▒ kitab─▒nda toplar. Fecr-i ├éti devrinde mizah yazar─▒ olarak Faz─▒l Ahmed Ayka├ž ├Ândedir. Zarif n├╝kteleri ve bilhassa tan─▒nm─▒┼č yazar ve ┼čairlerin ├╝sl├╗plar─▒n─▒ taklitte g├Âsterdi─či ba┼čar─▒ ile dikkatleri ├žeker. Onun bu t├╝rdeki eserleri, Divan├že-i Faz─▒l fi vasf-─▒ efaz─▒l (manzum), Harman sonu (mensur). K─▒rp─▒nt─▒ (mensur), ┼×eytan diyor ki (mensur) gibi kitaplar─▒d─▒r. Ayr─▒ca Ahmed Rasim, H├╝seyin Rahmi, R─▒za Tevfik de bu yolda eserler verirler.[82] 1908 me┼črutiyeti ile birlikte mizahi ne┼čriyatta bir patlama g├Âr├╝l├╝r. Bir anda etraf─▒ elliye yak─▒n mizah dergisi doldurur. Bunlar─▒n ├žo─ču uzun ├Âm├╝rl├╝, olmaz. II. Abdulhamid devrine, jurnalcilere, sab─▒k devlet adamlar─▒na sald─▒ran, onlarla alay eden pek ├žok yaz─▒, resim ve karikat├╝r ne┼čredilir. ─░ttihat ve Terakki ├Ânceleri padi┼čah aleyhine y├╝r├╝t├╝len mizahi ne┼čriyat─▒ desteklerse de kendisi iktidara gelince bunu engellemeye ├žal─▒┼č─▒r. Milli edebiyat ve Milli M├╝cadele devirlerinde siyasi ve sosyal konularda yap─▒l─▒m mizah iyice yayg─▒nla┼č─▒r. Ankara h├╝k├╝meti ile ─░stanbul’u tutanlar ayr─▒ ayr─▒ dergiler etraf─▒nda mizahtan yararlan─▒rlar. D├Ânemin ba┼čar─▒l─▒ yazar ve ┼čairleri aras─▒nda ┼ču isimler vard─▒r: Neyzen Tevfik (Kolayl─▒) (Hi├ž, Azab-─▒ mukaddes). Halil Nihad (Boztepe) (Siham-─▒ ilham. ├éy─▒n-i devran, Maytab), ─░hsan Hamam─▒ (D─▒van-─▒ ihsan, Hams─▒name), yaz─▒lar─▒n─▒ bir araya toplamayan H├╝seyin R─▒fat (I┼č─▒l), Abd├╝lbaki Fevzi (Uluboy), mizahi yaz─▒lar─▒nda ÔÇťKirpiÔÇŁ ad─▒n─▒ kullanan Refik Halid Karay (Kirpinin dedikleri. Sak─▒t─▒ aldanma inanma kanma. Ago Pa┼ča’n─▒n hat─▒rat─▒. Guguklu saat).[83] ┬áCumhuriyetten sonra ├ž─▒kar─▒lan mizah dergileri etraf─▒nda daha ziyade yeni d├╝zeni tutan, ge├žmi┼či ele┼čtiren, rejimin savunucusu bir mizah anlay─▒┼č─▒ geli┼čtirilir Sedat Simavi, Cemal Nadir, Yusuf Ziya, Orhan Seyfi, Sermet Muhtar. Erc├╝ment Ekrem, Osman Cemal. Namdar Rahmi. Ratip Tahir vb. gibi yazarlar ile bunlara kat─▒lan karikat├╝rc├╝ z├╝mresi mizah ne┼čriyat─▒na katk─▒larda bulunur. Fiske imzas─▒n─▒ kullanan Orhan Seyfi Orhon (Fiskeler, Asr─▒ Kerem, Kulaktan kula─ča), ├çimdik imzas─▒n─▒ kullanan Yusuf Ziya Orta├ž (┼×en kitap, Sar─▒ ├žizmeli Mehmet aga), ÔÇť├çamdeviren ve Deli OzanÔÇŁ imzalar─▒n─▒ kullanan Faruk Nafiz ├çaml─▒bel (Tatl─▒-sert), d├Ânemin mizah─▒ i├žinde ├Ânde gelen isimlerdendir. ├çok partili hayata ge├ži┼č ile birlikte tek parti d├Âneminin donuk, so─čuk ve salona d├Ân├╝k mizah ├žizgisi zenginle┼čir, geni┼čler. Tek parti d├Âneminin son zamanlar─▒nda Aziz Nesin ile Sabahattin Ali’nin ├ž─▒kard─▒klar─▒ Marko Pa┼ča dergisi politik mizah─▒ yayg─▒nla┼čt─▒r─▒r. Sol ele┼čtiri mizaha yans─▒r. R─▒fat Ilgaz, Orhan Kemal, karikat├╝rc├╝ Mustafa (Mim) Uykusuz, Bedii Faik, Selami ─░zzet, B├╝lent Oran, Sel├žuk Kaskan, Oktay Verel gibi imzalar mizah sahas─▒nda parlamaya ba┼člarlar. Karikat├╝r mizah dergilerinde giderek ├Ânemini ve yerini geni┼čletir. Karikat├╝ristler pe┼č pe┼če dergi ├ž─▒karmaya ├žal─▒┼č─▒rlar. Akbaba dergisi 1960 lara kadar bir mektep g├Ârevini ├╝stlenir. 1989 da Karikat├╝rc├╝ler Derne─či kurulur, uluslararas─▒ yar─▒┼čmalar d├╝zenlenir. Haldun Taner, Vedat Saygel, Sulhi D├Âlek, Muzaffer ─░zg├╝, ├çetin Altan, Adnan Veli, ─░lhan Sel├žuk, di─čer ├žal─▒┼čmalar─▒n─▒n yan─▒ s─▒ra mizahi t├╝rde eserler verirler. Ancak, ge├žen zaman i├žinde mizahi hik├óye ve roman iyice geri plana d├╝┼čer S├╝avi S├╝alp’in tesiri ile yeni bir mizah anlay─▒┼č─▒ ortaya ├ž─▒kar. Bu anlay─▒┼č zek├ó inceli─či, ifade k─▒vrakl─▒─č─▒, normal mant─▒k d├╝zeni d─▒┼č─▒na do─čru kayan ├žarp─▒tma esas─▒ ile baya─č─▒l─▒─č─▒n s─▒n─▒r ├žizgisinde, m├╝stehcene d├Ân├╝k bir mizah anlay─▒┼č─▒n─▒ k─▒sa vurucu metinlerle dergilere yayar. G─▒rg─▒r’ (1973) bu ak─▒m─▒n en geni┼č ve etkili uygulama alan─▒ olmu┼čtur. Karikat├╝r, ifade ve mizah anlay─▒┼č─▒ ile hemen hemen b├╝t├╝n bas─▒n organlar─▒ bu ├žer├ževede ne┼čriyat yaparlar. 1970 sonras─▒nda, B. ShawÔÇÖ─▒n ├žok ciddi bir i┼č olarak tarif etti─či mizah, sanatla ilgisini neredeyse kopar─▒r, baya─č─▒l─▒─č─▒n batakl─▒─č─▒na yuvarlan─▒r. Konular─▒n─▒n yar─▒s─▒ televizyona dayal─▒, geri kalan─▒ sansasyon yaratan gazino sanat├ž─▒lar─▒na, futbol vb. ye ay─▒ran mizah dergileri son derece suland─▒r─▒lm─▒┼č, kaba bir mizah anlay─▒┼č─▒n─▒, daha ziyade seks ├žer├ževesinde s├╝rd├╝r├╝rler.[84]

T├ťRK ROMANI ve M─░ZAH

T├╝rk Roman─▒ÔÇÖnda mizah, Tanzimat d├Ânemi yazarlar─▒na kadar uzanmaktad─▒r. Fakat mizah ile ironi aras─▒nda net ayr─▒mlar─▒n yap─▒lmad─▒─č─▒ bu d├Ânem yazarlar─▒ i├žin mizah├« roman yazma niyetiyle roman kaleme alm─▒┼člard─▒r diyemeyiz. ├ľrne─čin: Ahmet Mithat’─▒n ironik ├Â─čeler ta┼č─▒yan bir roman─▒ “M├╝┼čahedat”t─▒r. Bu roman ├╝st kurmaca ├Ârne─či olup, “roman─▒n roman─▒”d─▒r. Her ne kadar Ahmet Mithat Efendi bu roman─▒n─▒, Emil Zola’y─▒ ├Ârnek al─▒p “nat├╝ralist roman” ├Ârne─či olarak nitelendirse de “M├╝┼čahedat”, bir roman─▒n nas─▒l yaz─▒ld─▒─č─▒n─▒ konu almas─▒ y├Ân├╝yle ├╝st kurmacad─▒r. ├ťst kurmaca oldu─ču i├žin de ironiktir. Kendisini de roman kahraman─▒ olarak g├Ârevlendiren Ahmet Mithat, yeni bir roman yazma iste─čini ┼č├Âyle dile getirir: “Be┼č on g├╝nden beri benim kafamda bir roman dola┼č─▒yordu. Ne g├╝zel vakalar tahayy├╝l ediyordum. Ne g├╝zel entrikalar buluyordum.” Roman─▒n bir yerinde de Ahmet Mithat, ni├žin roman okudu─čumuz sorusuna cevap verir: “Roman -hem tabii de denilen surette yaz─▒lan roman okumaktan maksat yaln─▒z bir adam─▒n serg├╝ze┼čtini tetebbu de─čildir. As─▒l ahv├ól-i ├ólemi tetebbudur.” Ahmet Mithat, roman─▒nda kendini de roman kahraman─▒ olarak kurgulad─▒─č─▒n─▒ s├Âyler: “Daha garibi ┼ču ki, g├╝ya ben de roman─▒n e┼čhas-─▒ vakas─▒ndan birisi imi┼čim gibi romana kar─▒┼čt─▒r─▒lmaktay─▒m.” Ahmet Mithat’a g├Âre b├Âyle bir teknikle yaz─▒lan roman, “reh-i narefte”dir. Yani yeni bir tekniktir. Yeni bir teknik denemek, var olan─▒ be─čenmemek anlam─▒na geldi─či i├žin ironiktir. ─░roni genelde “g├╝lme”; bu ba─člamda da hep mizah ve hicivle irtibatland─▒r─▒lm─▒┼č; ├žo─ču zaman da bunlarla kar─▒┼čt─▒r─▒lm─▒┼čt─▒r. Ancak ironinin komik olan ile bir ili┼čkisi vard─▒r. Daha do─črusu ironi, bir g├╝lme bi├žimidir. Ancak ironi komedi gibi kahkahan─▒n de─čil, buruk g├╝l├╝mseyi┼čin pe┼čindedir. ÔÇťEdebiyat─▒m─▒zda roman yeni bir t├╝r olarak g├Âr├╝ld├╝─č├╝ i├žin, romanc─▒lar─▒m─▒z─▒n -birka├ž istisna hari├ž- ironi konusunda bilin├žli bir tav─▒r sergiledikleri s├Âylenemez. Baz─▒ yazarlar bilin├žli olarak de─čil de yenilik aray─▒┼člar─▒n─▒ s├╝rd├╝r├╝rken tesad├╝fen ironik anlat─▒m─▒ yakalam─▒┼člard─▒r. ├ço─ču da yapt─▒─č─▒n─▒n ironi oldu─čunun fark─▒nda de─čildir. Bu yazarlar─▒n ba┼č─▒nda ilk romanc─▒m─▒z Ahmet Mithat Efendi gelir. “─░stanbul’da Bir Don Ki┼čot” roman─▒nda Ahmet Mithat, Hamzanameler, Binbir Gece Masallar─▒, Muhayyelat-─▒ Aziz Efendi gibi kitaplar─▒ okuyan; ilm-i simya ├Â─črenen ve cin ve peri hikayeleri anlatan ┼čeyhleri dinleyen Dani┼č ├çelebi’nin, okuduklar─▒ ve dinlediklerinin tesirinde kal─▒p kendini ba┼čka biri olarak g├Ârmesi ve komik olaylar ya┼čamas─▒ anlat─▒l─▒r. Parodik bir roman olan “─░stanbul’da Bir Don Ki┼čot”, roman─▒n ad─▒ndan da anla┼č─▒laca─č─▒ gibi, Cervantes’in “Don Ki┼čot” adl─▒ roman─▒n─▒n bir parodisidir.

Cumhuriyet D├Ânemi Mizah├« T├╝rk Romanc─▒l─▒─č─▒ hayli zengindir. Fakat birka├ž ├Ârnek vermemiz gerekirse; H├╝seyin Rahmi G├╝rp─▒nar, R─▒fat Ilgaz ve Aziz Nesinden bahsetmeden ge├žmek m├╝mk├╝n de─čildir: H├╝seyin Rahmi G├╝rp─▒nar (1864-1944): Ahmet Hamdi Tanp─▒nar, H├╝seyin Rahminin mizah├« roman─▒ konusunda (Edebiyat ├ťzerine Makaleler, 1969) ┼čunlar─▒ yazar:[85] [86] “H├╝seyin RahmiÔÇÖnin mizah─▒ biraz psikoloji ile birlikte y├╝r├╝seydi insanlar─▒ biraz fert ve talih olarak g├Ârseydi, ne kadar iyi olurdu. O zaman kitaplar─▒n─▒ dolduran ve ├žo─ču ger├žekten lezzetli olan o konu┼čmalar sadece ge├žerken yakalanm─▒┼č k├╝├ž├╝k ├žizgiler ve onlar─▒n bazen abartmaya ka├žan orkestrasyonu halinde kalmazlard─▒. O zaman herkes kendi talihinin hissiyle ya┼čanm─▒┼č bir hayat─▒n tecr├╝besi i├žinden ve onun kendi a─čz─▒nda kalm─▒┼č tad─▒yla konu┼čaca─č─▒ i├žin, kitaplar─▒n─▒n sonuna koydu─ču o felsefi m├╝lahazalar, o soyut d├╝┼č├╝nceler bu eserleri bo┼čuna a─č─▒rla┼čt─▒rmazd─▒. H├╝seyin Rahmi, bu eksi─či hayat sevgisiyle giderir. Birey olarak pek az kimseyi seven, tesad├╝f etti─či her y├╝z, her karakter kar┼č─▒s─▒nda bu kadar so─čuk bir g├Âzlemci olan bu yazar, ya┼čam─▒n kendisi kar┼č─▒s─▒nda ne kadar s─▒cakt─▒r. ┼×─▒psevdi’nin, Bir Muadelet-i Sevda’n─▒n, M├╝rebbiye’nin g├╝zel yanlar─▒, insan─▒n yendi─či yanlard─▒r. O zaman yergisel bir eserden bekleyece─čimiz en y├╝ksek ┼čeye, ya┼čam s─▒tmas─▒na kavu┼čuruz.

Mizah, meslek olmamak ┼čart─▒yla g├╝zeldir. Onu her ┼čeyin yerine koydu─čumuz zaman, evren bir s─▒r─▒tmadan ba┼čka bir ┼čey olmaz. ─░nsan─▒n bug├╝n gibi, d├╝n de yaln─▒zca g├╝lebilmesi i├žin budala olmas─▒ gerekir. H├╝seyin Rahmi, komi─či bir yerde durdurmas─▒n─▒ bildi─či i├žin g├╝zeldir. Bunu bazen nerdeyse fark─▒nda olmaks─▒z─▒n yapar. O zaman bir Meftun Bey in, bir Recai’nin g├╝lmekten daha ba┼čka bir ┼čeye, daha y├╝ksek bir ┼čeye lay─▒k oldu─čunu anlar─▒z. O zaman sevmek ve ac─▒mak dedi─čimiz mucizeli d├╝nyaya gireriz. (…) Onun (Halit ZiyaÔÇÖn─▒n) yan─▒ ba┼č─▒nda ve tam kar┼č─▒t kutupta eserlerini veren H├╝seyin Rahmi G├╝rp─▒nar’da ne bu idealisation ve ne de bu ├╝slup hevesi vard─▒. O, s─▒k─▒ s─▒k─▒ya yerli hayata ba─čl─▒yd─▒. Ama H├╝seyin RahmiÔÇÖnin alaturka-alafranga hadleri aras─▒nda kalan g├Âzlemi yahut mizah─▒ insana yabanc─▒yd─▒. Hemen hi├žbir eserine sevginin s─▒cakl─▒─č─▒n─▒ koymam─▒┼čt─▒. Ki┼či ve karakter repertuar─▒ yukar─▒da s├Âz├╝n├╝ etti─čimiz halk sanatlar─▒na ├žok ba─čl─▒ olan bu yazar─▒n eserlerinde ┼ču ya da bu nedenlerle eskinin i├žinden ├ž─▒kamayanlar g├╝l├╝n├ž ve bi├žare, yeniye do─čru gidenlerse tabiat─▒yla sakat ve yar─▒md─▒rlar. Bu y├╝zden hep toplumun sorunlar─▒yla u─čra┼čmas─▒na ra─čmen hi├žbirine ger├žek bir derinlik koymam─▒┼č, ├žok ├žok sa─člam yap─▒l─▒ romanlar─▒nda bir y─▒─č─▒n kuklay─▒ oynatmaktan ileriye gidememi┼čtir, denebilir. H├╝seyin Rahmi ilk romanlar─▒nda -sonradan do─črudan do─čruya polis ve tefrika roman─▒na d├╝┼čer- belki de memleketteki h├╝rriyetsizlik dolay─▒s─▒yla yaln─▒zca g├╝l├╝n├ž kar┼č─▒tl─▒klar─▒ kar┼č─▒la┼čt─▒rmakla yetiniyordu. Bu y├Ânden bak─▒l─▒rsa onun romanlar─▒nda ├Âzellikle g├Âze ├žarpan ┼čey, i┼čsiz ya da i┼č terbiyesini lay─▒k─▒yla alamam─▒┼č bir toplumun allak bullakl─▒─č─▒d─▒r. Ama itiraf edelim ki, bu tarzda bir g├Âr├╝┼č├╝ daha ├žok ele┼čtirinin bir yorumudur. Herhalde bu tatl─▒ yazar─▒n halk─▒m─▒za okuma zevki a┼č─▒lad─▒─č─▒ ve onun komi─činde var oldu─ču ink├ór edilemez. R─▒fat Ilgaz (1911-1993), Yans─▒maÔÇÖda, (Eyl├╝l 1974) Kendi mizah─▒n─▒ ┼ču ┼čekilde anlat─▒r: Kimi kitaplar─▒m─▒n ├╝st├╝ne ÔÇťg├╝ld├╝r├╝ÔÇŁ diye yazmad─▒m de─čil. Biraz da dil ak─▒m─▒n─▒n d─▒┼č─▒nda kalmamak i├žin. Mizah ├žok anlaml─▒ bir s├Âzc├╝k bence. Mizah├ž─▒ s├Âzc├╝─č├╝ de anlaml─▒. Mizah├ž─▒ olmak isterim de, g├╝ld├╝r├╝c├╝, g├╝lmececi olmak istemem. Ozan olmaktansa ┼čair olmak daha hak edilmi┼č bir ad gibi gelir bana. Yok e─čer okurlar─▒m─▒z bizlere bu adlar─▒ uygun buluyorlarsa, vars─▒n kullans─▒nlar tepe tepe… ┼×unu demek istiyorum: Mizah edebiyat─▒n ba─č─▒ms─▒z bir t├╝r├╝ olmad─▒─č─▒ gibi, ba─č─▒ms─▒z bir edebiyat t├╝r├╝n├╝n i├žinde s├╝s de de─čildir. Herhangi bir yazara b├╝y├╝k bir mizah yazar─▒’d─▒r demekle onu hemen edebiyat─▒n s─▒n─▒rlar─▒ i├žine al─▒vermi┼č olmal─▒y─▒z. (…) Son mizah ├╝r├╝nlerine bakt─▒k├ža da ayn─▒ tutars─▒zl─▒klar─▒ g├Âr├╝yor, mizah─▒ yolundan ├ževirenlere ku┼čkuyla, korkuyla bak─▒yoruz. Mizah, kendilerini halktan yana g├Âsterenlerin elinde halk─▒n zarar─▒na kullan─▒l─▒yor. ├ça─č─▒na yak─▒┼č─▒r devrimlerini hen├╝z yapmam─▒┼č toplumlarda mizah─▒n ‘g─▒rg─▒r ge├žme’, ‘laf salatas─▒ yapma’, ‘┼čunun bunun dalgas─▒na ta┼č atma i┼či’ olarak ele al─▒nmas─▒ mizah─▒n g├╝lmece g├╝ld├╝rmece, dil ├╝st├╝nde kayd─▒rmaca olarak nitelenmesi, tan─▒mlanmas─▒ en azdan halk─▒ uyutma, oyalama, h─▒z─▒n─▒ k─▒rma anlam─▒na gelmez mi? Mizah, ya┼čanm─▒┼č alt─▒n ├ža─člar─▒n ├Âzlemini ├žekmekten ├Ât├╝r├╝ yeni alt─▒n ├ža─člara eri┼čmek i├žin ge├žerli bir silah olmad─▒─č─▒ gibi, halk─▒m─▒z─▒ ho┼čg├Âr├╝lere haz─▒rlayan, pi┼čkin ki┼čiler yapmay─▒ sa─člayan demokratik bir rahatl─▒k hap─▒ bir sinameki de de─čildir. (…) ┼×unu demek istiyorum: Mizah, d├╝zenin la├žka oldu─ču, de─čer yarg─▒lar─▒n─▒n ters y├╝z edildi─či ├ža─člarda ge├žim dengesinin egemen s─▒n─▒f ├ž─▒kar─▒na bozuldu─ču d├Ânemlerde vurucu g├╝c├╝nden ortalama bir ┼čeyler katar, halk─▒ at─▒l─▒mlara haz─▒rlar, y├╝reklendirir, ger├žekleri kendi kurallar─▒na uygun bi├žimde b├╝t├╝n g├╝l├╝n├žl├╝─č├╝yle, zavall─▒l─▒─č─▒yla ortaya ├ž─▒kar─▒p ezilenlerin, haks─▒zl─▒klara u─črayanlar─▒n g├Âz├╝ne sokar.”[87]

Cumhuriyet d├Ânemi T├╝rk Mizah─▒n─▒n ┼č├╝phesiz en tan─▒nm─▒┼č isimlerinden biri de Aziz NesinÔÇÖdir. Aziz Nesin (1915-1995) Kuleli Askeri Lisesi’ni, sonra Harp okulunu bitirmi┼čtir. Bir s├╝re subayl─▒k yapt─▒ktan sonra gazete ve f─▒kra yazarl─▒─č─▒na ge├žmi┼čtir. Sabahattin Ali ile birlikte Marko P├ó┼ča, Merhum Pa┼ča, Alibaba gibi mizah dergileri ├ž─▒karm─▒┼čt─▒r. Yaz─▒lar─▒ndan dolay─▒ hapse girmi┼č, bazen de s├╝r├╝lm├╝┼čt├╝r. Bir ara D├╝┼č├╝n Yay─▒nevi’ni kurmu┼čtur. D├╝nyaca tan─▒nan bir mizah yazar─▒d─▒r. Eserlerinde realizm ve ironi dikkat ├žekicidir. Toplumun aksayan y├Ânlerini ele┼čtirir. Eserleri T├╝rk edebiyat─▒nda en ├žok bas─▒lan kitaplar aras─▒na girmi┼čtir. Romanlar─▒ gev┼ček yap─▒l─▒ olup bol tekrara dayan─▒r. Teknik y├Ân├╝ yetersizdir. Ba┼čl─▒ca eserleri: Geriye Kalan, Fil Hamdi. Biz Adam Olmay─▒z, Vatan Sa─č Olsun, Z├╝b├╝k, Tatl─▒ Bet├╝┼č, Ya┼čar Ne Ya┼čar Ne Ya┼čamaz, ┼×imdiki ├çocuklar Harika, Hoptirinam, Aziz Dededen Masallar, ├çi├žu, D├╝nya Kazan Ben Kep├že’dir.[88]

Neden G├╝lmeliyiz?

Toplumun bir par├žas─▒ olmak, insanlarla bir arada ya┼čamak, sorumluluklar, krizler, ba┼č etmeler ve bu arada varl─▒─č─▒m─▒z─▒ da sa─čl─▒kl─▒ bir ┼čekilde devam ettirmeye ├žal─▒┼čmak… Ya┼čamdaki zorluk belki de budur. Bir├žok insan belki kendini beyninin y├Ânetti─čine inanabilir. Saliha Ko├ž diyor ki ÔÇťBen ┼čuna inan─▒yorum (bilimsel yay─▒nlar da bunu destekliyor); beynim, v├╝cudumdan gelen uyar─▒lar─▒ de─čerlendirerek beni y├Ânetiyor. Yani asl─▒nda bir ┼čey hissetti─čimde onu ├Ânce i├žsel ya┼č─▒yorum, sonra ├ževremdekilerin ya┼čad─▒klar─▒m─▒ anlamalar─▒ i├žin onlar─▒ davran─▒┼ča d├Ân├╝┼čt├╝r├╝yorum ve davran─▒┼ča d├Ân├╝┼čt├╝rd├╝─č├╝m a┼čamada da fizyolojik olarak v├╝cudumdan sal─▒nmas─▒ gereken hormonlar, enzimler sal─▒narak ya┼čad─▒─č─▒m duyguyu h├╝crelerime varana kadar kendime ya┼čat─▒yorum. Duygular─▒m─▒z─▒n bizi eyleme ge├žiren, motive eden, ├ževremizde-kilerle ya┼čayabilmemizi sa─člayan, hayat─▒m─▒za renk katan ve sosyal ili┼čkilerimizi d├╝zenleyen k─▒sacas─▒ ├ževremizden kabul g├Ârmemizi sa─člayan fonksiyonlar─▒ bulunmaktad─▒r. ┼×imdi akl─▒n─▒za ┼č├Âyle bir soru geliyor olabilir; e─čer duygular─▒m─▒z bu kadar ├Ânemliyse biz bunlar─▒ y├Ânetebilir miyiz ve ├Â─črenebilir miyiz? Cevab─▒m kesinlikle EVET… Duygular─▒m─▒z─▒ ├Â─črenebiliriz, fark─▒na varabiliriz, y├Ânetebiliriz hatta de─či┼čtirebiliriz. Duygular─▒m─▒z─▒ de─či┼čtirebilmek belki de en zor olan─▒… Bunu neden yapmal─▒y─▒z? Peki yapmak istiyor muyuz? Hepimizin ya┼čarken k─▒r─▒lganl─▒klar─▒, mutluluklar─▒, ├╝z├╝nt├╝leri, havai k─▒r─▒kl─▒klar─▒ vard─▒r. Maslow’un ihtiya├žlar hiyerar┼čisi teorisinde ├╝├ž├╝nc├╝ basamakta olan ait olma, ba┼čkalar─▒ ile ili┼čki kurma, kabul g├Ârme hatta ikinci basamakta yer alan g├╝venlik ihtiyac─▒m─▒z bile ba┼čkalar─▒ taraf─▒ndan kar┼č─▒lan─▒lan ihtiya├žlar─▒m─▒zdand─▒r. K─▒sacas─▒ ilk basamaktaki temel ihtiya├žlar─▒m─▒zdan sonra kendini ger├žekle┼čtirmeye giden yolda ba┼čkalar─▒ ile y├╝r├╝yoruz. Bu ihtiya├žlar─▒m─▒z─▒n sa─čl─▒kl─▒ olarak kar┼č─▒lanmas─▒ i├žin ba┼čkalar─▒na ihtiya├ž duydu─čumuz kesindir. O nedenle ilkokuldan ba┼člayan formal e─čitimimizde insan─▒n sosyal bir varl─▒k oldu─ču anlat─▒lmaya ├žal─▒┼č─▒l─▒yor. ┼×imdi bunlar─▒n g├╝lme ile ne alakas─▒ var diyebilirsiniz. Kabul g├Ârd├╝─č├╝m├╝z sosyal ├ževrede tercih edilen mi, edilmeyen mi olmak istiyorsunuz? San─▒r─▒m hepimiz tercih edilmek istiyoruz. Ancak herkesin ya┼čad─▒─č─▒ sosyal ├ževre, bizim i├žinde ya┼čad─▒─č─▒m─▒z sosyal ├ževredir. Korkular, kayg─▒lar, krizler, mutluluklar bizim hayat─▒m─▒z─▒n da bir par├žas─▒d─▒r. Peki t├╝m bu duygular i├žinde dengeyi sa─člamak i├žin ne yapabiliriz?ÔÇŁ[89]

G├╝lmeyi Deneyelim

V├╝cudumuz ├╝zerinde kontrol├╝m├╝z yok diye korkmay─▒n, hen├╝z fark etmedi─čimiz, ke┼čfetmedi─čimiz duygu ve d├╝┼č├╝ncelerimizi a├ž─▒─ča ├ž─▒karmak ve ├ž├Âk├╝┼č ya┼čamaktan kurtulmak i├žin yollar─▒n─▒z var. G├╝lmeyi kullanarak d├╝┼č├╝ncelerimizi, duygular─▒m─▒z─▒ ve alg─▒lar─▒m─▒z─▒ de─či┼čtirebiliriz. Bir problem ├╝zerinde yo─čunla┼čm─▒┼čken, bizi rahats─▒z eden duygusal bir tecr├╝bemiz y├╝z├╝nden veya ya┼čad─▒─č─▒m─▒z ├Âz de─čer eksikli─či y├╝z├╝nden kendimizi stres alt─▒nda hissedebiliriz. Olaya bak─▒┼č a├ž─▒m─▒z─▒ de─či┼čtirebilmeyi becerip ona g├╝lebilirsek, fizyolojimizi de olumlu olayla kar┼č─▒la┼čt─▒─č─▒nda g├Âsterdi─či mutluluk reaksiyonunu ya┼čatabiliriz. Daha pozitif bir haf─▒za olu┼čturarak kendimizle ve ba┼čkalar─▒ ile ilgili daha pozitif duygular─▒ tetikleyebiliriz. B├Âylece stresli bir durum kar┼č─▒s─▒ndaki olumlu bir bak─▒┼č a├ž─▒s─▒ ortaya ├ž─▒km─▒┼č olur ve v├╝cudumuz bunu ├Â─črenebilir. ├ľzellikle g├╝lerken v├╝cudumuzda say─▒lar─▒ artan peptitler yani haf─▒za proteinlerimiz her zaman bu durumu hat─▒rlayacakt─▒r.[90]

G├╝nl├╝k hayat─▒m─▒zda duygular─▒m─▒z─▒ etkileyecek pek ├žok ┼čey vard─▒r. Bunlar renklerden tutun da toplum, din, aile hayat─▒, elbiseler, medya, m├╝zik ve meditasyona kadar her ┼čey olabilir. Duygular─▒m─▒z─▒ negatif etkilerden korumak i├žin renk terapileri (aura soma) uygulanabilir. ├ľrne─čin ye┼čil renk; hipnotik ve sedatif, n├Ârotik durumlar, anksiyete, t├╝kenme duygusunda yararl─▒d─▒r. Sakinle┼čtirici etkisi oldu─ču i├žin ameliyathanede ve hastane k─▒yafetlerinde kullan─▒l─▒r. Mor; yat─▒┼čt─▒r─▒c─▒l─▒k ├Âzelli─či en y├╝ksek olan renktir. K─▒rm─▒z─▒; tehlike duygusu, negatif duygular ve heyecan uyand─▒r─▒r. Mavi; stabilite, sakinlik, olgunluk, g├╝ven ve gen├žlik hissi verir. Sa─čl─▒kl─▒, iyi fonksiyonlu, olgun bir ki┼čiye d├Ân├╝┼čmek i├žin ├žocuklukta temel ihtiya├žlar─▒m─▒z─▒n kar┼č─▒lanm─▒┼č olmas─▒ gerekir. ─░├žinde bulundu─čumuz ├ževre kim oldu─čumuzu ve ne hissetti─čimizi kabullenmeli ve bunlara de─čer vermelidir. Anne babam─▒z da bizi kabullenmeli, tek ve k─▒ymetli olarak g├Ârmelidir. Bu ihtiya├žlar─▒m─▒z kar┼č─▒land─▒─č─▒nda i├ž kaynaklar─▒m─▒z─▒ kendi ihtiya├žlar─▒m─▒z─▒ kar┼č─▒layacak ┼čekilde geli┼čtirebilir ve di─čer insanlarla olan i┼č ve oyun etkile┼čimlerimizde yap─▒c─▒ yollar olu┼čturabiliriz. Ne kadar fonksiyonel veya disfonksiyonel bir aile i├žinde yeti┼čti─čimiz, kendimiz ve etraf─▒m─▒zdaki d├╝nya konusundaki hislerimizi ┼čekillendirebilir ve alg─▒lar─▒m─▒z─▒, davran─▒┼č─▒m─▒z─▒, sa─čl─▒─č─▒m─▒z─▒ etkilemede ├Ânemli rol oynar.[91]

Duygular─▒m─▒zla ba┼ča ├ž─▒kma, sa─čl─▒─č─▒m─▒z i├žin hayati bir ├Ânem ta┼č─▒r. Bunun i├žin en ├Ânemli ┼čey duygular─▒m─▒z─▒ sevmektir. Duygular─▒n─▒z─▒ sevin… Duygular─▒m─▒zla ba┼ča ├ž─▒kman─▒n yollar─▒ onlarla y├╝zle┼čmek, kabullenmek ve onlar─▒ a┼čmaya ├žal─▒┼čmakt─▒r. Her zaman duygular─▒m─▒z─▒ ya┼čar─▒z; bu nedenle onlarla ba┼ča ├ž─▒kmay─▒ ├Â─črenmemiz gerekir. Duygular─▒m─▒z bask─▒land─▒─č─▒nda depresyon, anksiyete, panik, yeme bozukluklar─▒ gibi say─▒s─▒z yollarla su y├╝z├╝ne ├ž─▒kacakt─▒r. ├ço─čunlukla insanlar hissettiklerini ya┼čamak istemeyebilirler. Duygular─▒ utanmalar─▒na, su├žluluk hissetmelerine neden olabilir. Duygular─▒m─▒z─▒ bask─▒lamaya ve ihmal etmeye ├žal─▒┼čsak bile onlar bizi terk etmezler ayr─▒ca onlar─▒ bask─▒lamaya ├žal─▒┼čt─▒─č─▒m─▒z d├Ânem i├žinde kendimizi ├žok k├Ât├╝ hissederiz; biriken bast─▒r─▒lm─▒┼č duygular─▒m─▒z strese neden olur. Duygular─▒m─▒zla ba┼č etmeyi ├Â─črenmeliyiz; buradaki zorlay─▒c─▒ unsur, ba┼četme sonras─▒ hangi duyguyu hissedece─čimizi asla bilmiyor olmam─▒zd─▒r. Ancak yapabilece─čimiz tek ┼čey duygular─▒m─▒za verdi─čimiz tepki ┼čekli ├╝zerinde kontrol ve hakimiyet kurmakt─▒r. Duygular─▒m─▒za yabanc─▒la┼čmay─▒p daima onlarla temas i├žinde kalmak, duygular─▒m─▒za g├Âsterdi─čimiz davran─▒┼čsal reaksiyonlar─▒m─▒z─▒ kontrol etmemize ├žok yard─▒mc─▒ olacakt─▒r. Aksi halde biz duygular─▒m─▒z─▒ de─čil, duygular─▒m─▒z bizi kontrol edecektir.[92]

Sa─čl─▒k, v├╝cudumuzun do─čal durumu olan fiziksel iyelik hali ve duygusal mutluluk olarak tan─▒mlanabilir. Bu durum, hayat─▒m─▒zda istekler ve bu istekleri kar┼č─▒layacak kapasite ve i├ž kaynaklar─▒m─▒z aras─▒nda v├╝cudumuz denge kurabildi─či s├╝rece olu┼čur. B├Âylece sa─čl─▒kl─▒ ve iyi kalabiliriz. Fiziksel ve ruhsal sa─čl─▒─č─▒m─▒z bir denge durumundad─▒r. Stres bu dengeli durumda tansiyon yarat─▒r ve dengeleri bozar. Bazen bu tansiyon ki┼čisel geli┼čim yolunda kapasitemizi art─▒rarak, potansiyelimizi harekete ge├žirmeye katk─▒da bulunaca─č─▒ i├žin yararl─▒ olabilir. Bazen de stres, ├╝zerimizde i├ž kaynaklar─▒m─▒z─▒n ba┼ča ├ž─▒kabilece─činden daha fazla talep oldu─ču i├žin ┼čiddetli bir dengesizli─če yol a├žarak bize zararl─▒ olacakt─▒r. Bu durumun sonucunda fiziksel ve ruhsal iyelik halimiz de bozulacakt─▒r. Baz─▒ ko┼čullar alt─▒nda g├╝lme negatife d├Ânm├╝┼č olan bu dengeyi d├╝zeltmemize ve daha kolay ba┼ča ├ž─▒kmam─▒za yard─▒mc─▒ olabilir.

Kahkaha atmak ne i┼če yar─▒yor?[93]

Tansiyonu d├╝┼č├╝r├╝yor ve dengeliyor,

Ba─č─▒┼č─▒kl─▒k sistemini g├╝├žlendiriyor,

Pozitif duygular─▒ ├Âne ├ž─▒kar─▒yor,

A─č─▒zda antibakterileri art─▒r─▒yor,

V├╝cutta pozitif kimyasal maddeler art─▒┼č g├Âsteriyor,

Yaralar daha ├žabuk kapan─▒yor.

G├╝l├╝mseyerek g├╝ne ba┼člay─▒n!

Her sabah g├╝l├╝mseyerek kalk─▒n. G├╝n├╝n├╝z daha iyi ge├žecektir.

Sizi mutlu eden olaylar─▒ d├╝┼č├╝nmeye ├žal─▒┼č─▒n.

Kendinizi zay─▒f hissetmeyin. Zay─▒f taraflar─▒n─▒z─▒ yenmeye ├žal─▒┼č─▒n.

Yapmak istediklerinizin bir listesini ├ž─▒kar─▒n ve onlar─▒ yap─▒n.

Kahkaha egzersizini g├╝nde en az be┼č dakika yap─▒n.

G├╝nde en az on dakikay─▒ kahkaha atmaya ay─▒r─▒n.[94]

Mizah g├╝lmeyi yaratmada bir ara├žt─▒r. G├╝lme fizyolojik bir reaksiyondur ve ├Â─črenilebilir. G├╝lme bilin├žli bir davran─▒┼č─▒m─▒z olup, bilin├ž genellikle g├╝lmenin ard─▒ndan olu┼čur. G├╝lmeye kar┼č─▒ beynimizin her noktas─▒nda bir de─či┼čim olur, bu da fizyolojimizi olumlu y├Ânde etkiler. Hele de hastane koridorlar─▒nda bir hastal─▒kla u─čra┼č─▒rken, hayata bak─▒┼č a├ž─▒m─▒z olumsuzken ve kendimizi belirsiz bir durumda hissederken mizah bizim kurtar─▒c─▒m─▒z olabilir. Mizah sadece espri yapmay─▒ de─čil komedi kitaplar─▒ okumak, komedi filmleri seyretmek, f─▒kra okumak gibi bizde g├╝lmeyi yaratacak bir dizi faaliyeti de kapsar. Bunlar─▒ yapmak sorunumuz olmad─▒─č─▒ anlam─▒na gelmez; bunla-sadece bulundu─čumuz durumdan bizi uzakla┼čt─▒rarak aradan ge├žer, zamana ba─čl─▒ olarak olaya bak─▒┼č a├ž─▒m─▒z─▒ de─či┼čtirmektedir. Mizah, duygular─▒m─▒z─▒ anlamak ve zor durumda onlar─▒ elde etmek i├žin kullan─▒labilecek ├žok basit bir y├Ântemdir.[95] Mizah─▒n psikolojik yararlar─▒ inan─▒lmaz boyuttad─▒r. S─▒k─▒nt─▒ i├žindeyken, stres alt─▒ndayken veya herhangi bir yo─čun duygu varl─▒─č─▒nda sadece probleme odaklan─▒rs─▒n─▒z. Hatta probleme o kadar ├žok g├Âm├╝lm├╝┼čs├╝n├╝zd├╝r ki bazen bir ├ž├Âz├╝m bulabilmeniz bile olanaks─▒zla┼čabilir. ┼×├Âyle ki; etraf─▒ ├žok y├╝ksek duvarlarla ├ževrili bir havuz hayal edin, d├╝nyada bu havuzdan ba┼čka bir ┼čey yokmu┼č gibi hissedersiniz. Bu havuzun d├╝nyan─▒n ├žok k├╝├ž├╝k bir par├žas─▒ oldu─čunu alg─▒layabilmeniz i├žin d─▒┼čar─▒ya ├ž─▒kman─▒z ┼čartt─▒r. Bunu yapabilmeniz i├žin bazen k├╝├ž├╝k bir yard─▒ma ihtiyac─▒n─▒z olabilir. Mizah, problem havuzumuzdan sa─člam zemine t─▒rmanabilmemiz i├žin gerekli merdiveni sa─člar, mizah sayesinde d─▒┼č d├╝nyan─▒n daha kapsaml─▒ ve daha ger├žek├ži bak─▒┼č a├ž─▒s─▒na sahip olur ve problemin ├Ânemini daha iyi anlar─▒z. Mizah bulundu─čumuz negatif durumdan bizi uzakla┼čt─▒r─▒c─▒ deneyimdir. Beynimizi ├Ânceki duygulan─▒mlardan temizler ve v├╝cudumuzu yeni eylemler i├žin tazeler.[96]

G├╝lme mutluluk ve ne┼če duygular─▒n─▒ ortaya ├ž─▒kart─▒r. ├ç├Âz├╝ms├╝z kald─▒─č─▒m─▒z zamanlar hayal k─▒r─▒kl─▒─č─▒ i├žindeyken bize yeni i├ž g├Âr├╝ler kazand─▒r─▒r. Mutlu ve ne┼čeli iken bir problem ├╝zerinde ├žal─▒┼čt─▒─č─▒m─▒zda; ├žaresizlik, yetersizlik, de─čersizlik duygular─▒ ile dolu oldu─čumuz zamanlara oranla daha yarat─▒c─▒ oluruz. Bir proje ├╝zerinde birden fazla ├žal─▒┼čan insan varsa bu d├╝┼č├╝nce daha a┼čik├ór olur. Payla┼č─▒lan g├╝lme, grup i├žinde birlik ve beraberlik ruhu do─čmas─▒na yol a├žar. ─░nsanlar g├╝ld├╝kleri zaman y├╝ksek sesle d├╝┼č├╝nmek ve ├Âneriler getirmek konusunda daha ├Âzg├╝r ve rahat davran─▒rlar. ├ç├╝nk├╝ g├╝lme sayesinde a┼ča─č─▒lanma ihtimalinden korkmazlar ve d├╝┼č├╝ncelerini payla┼č─▒m konusunda risk alabilirler. G├╝lme ayr─▒ca daha ger├žek├ži ve daha riskli ileti┼čimlere de kap─▒ a├žar. Bazen insanlar, i├žinde bulunduklar─▒ durumdan ├╝rkm├╝┼č ve kendilerini ifade edemeyecek bir durumda olabilirler. E─čer kayg─▒lar─▒n─▒ abart─▒l─▒ bir ┼čekilde ifade edecek mizahi bir yorum yap─▒l─▒rsa g├╝leceklerdir. Bu onlara daha sonra ├╝zerinde konu┼čmaktan ka├ž─▒nd─▒klar─▒ ve rahats─▒zl─▒k duyduklar─▒ konu ve kayg─▒lar─▒n─▒ a├ž─▒k├ža tart─▒┼čabilme imk├ón─▒ verir.[97]

Hepimiz hayat─▒m─▒zda mizaha ihtiya├ž duyar─▒z. G├╝lmek sadece olumsuz duygulan yok etmekle kalmaz, sa─čl─▒─č─▒m─▒z i├žin de yararl─▒d─▒r. G├╝lme terapisinde insanlara, olaylara, objelere komik olmasa da a├ž─▒k├ža g├╝lmeleri ├Â─čretilir. Bu, mizah─▒n zor durumlarla ba┼ča ├ž─▒kma konusunda yard─▒mc─▒ olarak kullan─▒lmas─▒ amac─▒yla yap─▒l─▒r. Bir problemimiz oldu─čunda ya da zor bir anda g├╝lebilme yetene─či bize g├╝├ž ve ├╝st├╝nl├╝k duygusu verir. Mizah ve g├╝lme ├╝mitli ve pozitif bir yakla┼č─▒m do─čurur. Mizah, problemimize yeni bir perspektifle yakla┼čmam─▒z─▒ sa─člar. G├╝lme, biyokimyasal de─či┼čikliklere yol a├žarak v├╝cudumuzu rahatlat─▒r, birikerek v├╝cudumuza zarar verebilecek olu┼čumlar─▒ engeller. Olumsuz duygular─▒n bo┼čalmas─▒n─▒ sa─člar. G├╝ld├╝─č├╝m├╝zde temel olarak ac─▒m─▒zla oynuyor oluruz. G├╝lme s─▒cak, ba─člay─▒c─▒ ve bula┼č─▒c─▒d─▒r. insanlar─▒n mizahla ilgili zevkleri birbirinden ├žok farkl─▒ olabilir. Bir ki┼činin komik buldu─čunu ba┼čka bir insan itici ya da ├╝z├╝c├╝ bulabilir. Palya├žolar ise pek ├žok insan─▒n favorisidir. Bu nedenle terap├Âtik mizah y├Ântemi olarak palya├žolar se├žilmi┼čtir.

G├╝nl├╝k hayata mizah─▒ daha ├žok katmak i├žin a┼ča─č─▒dakileri yapabilirsiniz.

Karikat├╝r ve ┼čaka sike├žleri biriktirin,

Kendinize komik dosyas─▒ haz─▒rlay─▒n,

En ├žok stres hissetti─činiz yere koyun,

─░nternetteki ┼čakalardan yararlan─▒n,

G├╝nl├╝k tutun, komik olaylar─▒ yaz─▒n,

G├╝nde bir kere hakikaten g├╝l├╝n,

G├╝lmeyi yay─▒n,

Esprili s├Âzleri kullan─▒n, iyice abart─▒n,

Hayat─▒n─▒zdaki ironik durumlar─▒ tespit edin ve ├žaba sarf edin,

Y├╝ksek sesle g├╝lmeyi unutmay─▒n.[98]

Bu konularda bir ┼čeyler okumaya ba┼člad─▒─č─▒mda asl─▒nda g├╝lmeliyim, g├╝lmeliyim diye kendimi hipnotik bir dille kand─▒rarak ya┼čam─▒yordum. Herhalde ben ┼čansl─▒ insanlardan─▒m, g├╝lmeyi belki de ├žocuklu─čumdan beri biliyordum. Hay─▒rlar─▒n bile ileti┼čim kurdu─čumuz ki┼čilere g├╝lerek s├Âylenece─čine inananlardan─▒m. Bunun yaratt─▒─č─▒ etki de hi├ž fena olmuyor. Bunu ┼čuradan anl─▒yorum; hen├╝z g├╝lerken ba┼č─▒ma f─▒rlat─▒lan bir nesne olmad─▒. Bunlar─▒ yazarken uygulaman─▒n hi├ž de kolay olmad─▒─č─▒n─▒ biliyorum. Ancak size kendi hayat─▒mla ilgili birka├ž ├Ârnek vermek istiyorum. Sabah─▒n alt─▒s─▒nda bir arkada┼č─▒mla bo─čaz k├Âpr├╝s├╝n├╝n ├╝zerinden ge├žerken bana anlatt─▒─č─▒ iki f─▒kra araba kullanmam─▒ bile engelleyecek ┼čekilde beni g├╝ld├╝rm├╝┼čt├╝. ┼×imdi f─▒kralar─▒ hat─▒rlamamama ra─čmen bo─čaz k├Âpr├╝s├╝n├╝n ├╝zerinden her ge├ži┼čimde ne kadar g├╝ld├╝─č├╝m├╝ hat─▒rl─▒yorum ve y├╝z├╝mde tebess├╝m olu┼čuyor; birden ruh halimin de─či┼čti─čini fark ediyorum. Sizler de ┼čimdi yazaca─č─▒m─▒ mutlaka deneyin. Sizi g├╝ld├╝ren bir f─▒kra ezberleyin ve bunu d├╝┼č├╝n├╝n… v├╝cudunuzdaki etkiyi takip edin. Bir arkada┼č─▒n─▒z─▒n yan─▒na gitti─činizde ‘Bug├╝n ├žok iyi g├Âr├╝n├╝yorsun, ne kadar mutlusun’ c├╝mlesi ile kar┼č─▒la┼č─▒yorsan─▒z ba┼čarm─▒┼čs─▒n─▒z demektir.[99]

Kahkahayla G├╝lmenin Baz─▒ Faydalar─▒

├ľfke ve kin duygusu ba─č─▒┼č─▒kl─▒k sistemini zay─▒flat─▒yor. Ne┼čeli ve bol kahkaha atan ki┼čilerin ise ba─č─▒┼č─▒kl─▒k sistemi daha kuvvetli.

G├╝ld├╝─č├╝m├╝zde y├╝z├╝m├╝zde 15 kas birlikte ├žal─▒┼č─▒yor. Bu da y├╝z├╝m├╝z├╝n gen├ž kalmas─▒n─▒ sa─čl─▒yor.

G├╝ld├╝─č├╝m├╝z zaman t├╝m├Âr ve vir├╝slerle sava┼čan h├╝crelerimizin say─▒s─▒ da art─▒yor.

├ľzellikle ruhsal baz─▒ hastal─▒klar─▒n tedavisinde g├╝lme terapisi kullan─▒l─▒yor. Hastalar ├╝zerinde olumlu etkileri oldu─ču g├Âzleniyor.

Alman Dr. Heiner Uber G├╝lme Prensibi adl─▒ kitab─▒nda, g├╝lmenin 11 yarar─▒n─▒ ┼č├Âyle s─▒ralan─▒yor:

Cinsel ya┼čam─▒n daha iyi olmas─▒n─▒ sa─člar.

So─čuk alg─▒nl─▒─č─▒ndan korur.

┼×eker hastal─▒─č─▒na kar┼č─▒ korur.

Tansiyonun dengede kalmas─▒n─▒ sa─člar.

V├╝cuttaki a─čr─▒lar─▒n azalmas─▒na neden olur.

Stresi yok eder.

Mutlu hissettirir.

Sald─▒rgan ve sinirli olmay─▒ engeller.

Fiziksel olarak iyi hissetmenizi sa─člar.

Sindirime yard─▒mc─▒ olur.

K├Ât├╝ huylu t├╝m├Ârlerle m├╝cadele eder.[100]

Olumlu Mizah, G├╝lme ve G├╝lmenin Fiziksel Etkileri

G├╝lme, do─ču┼čtan gelen terap├Âtik (iyile┼čtirici) ├Âzelli─či olan bir mekanizmad─▒r, mizah entelekt├╝el d├╝┼č├╝nce ile ilgili bir s├╝re├žtir ve sonradan ├Â─črenilir. Bir insan─▒n mizah duygusunun olmas─▒, ├žok g├╝lmesi anlam─▒na germez. Ancak mizah, g├╝lmeyi yaratmada bir ara├ž olarak kullan─▒labilir. Son 25 y─▒ld─▒r ara┼čt─▒rmac─▒lar, duygular─▒n sa─čl─▒k ├╝zerindeki etkisini ├Âl├žmekte, duygusal durumumuzla ba─č─▒┼č─▒kl─▒k sistemimizin ├žal─▒┼čmas─▒ aras─▒ndaki ili┼čkileri anlamaya ve daha fazla bilgi edinmeye ├žal─▒┼čmaktad─▒rlar. Bu ara┼čt─▒rmalar─▒n bir k─▒sm─▒, mizah ve g├╝lmenin sa─čl─▒k ├╝zerindeki yararlar─▒n─▒ ortaya ├ž─▒karm─▒┼čt─▒r. ABD, Avrupa, Avustralya, Japonya ve G├╝ney Amerika’daki hastaneler; hastalar, hasta aileleri ve personel i├žin bu y├Ânde programlar haz─▒rlamaya ba┼člam─▒┼člard─▒r. Bu programlar─▒n baz─▒lar─▒ palya├žo ziyaretleri, baz─▒lar─▒ komedi, video ve TV g├Âsterileri, baz─▒lar─▒ da ‘mizah terapistlerinin hastalar─▒ ziyaret etmesi ├╝zerinde odaklanmaktad─▒r.

Bilimsel ara┼čt─▒rmalar mizah ve g├╝lmenin, stresi azalt─▒p ba─č─▒┼č─▒kl─▒k sistemini g├╝├žlendirdi─čini, insanlar─▒n de─či┼čimle ba┼ča ├ž─▒kmalar─▒na yard─▒mc─▒ oldu─čunu g├Âstermi┼čtir. Sa─čl─▒k ve sa─čl─▒─č─▒n s├╝rd├╝r├╝lmesinin ├Ânemi yads─▒namayaca─č─▒ i├žin g├╝lmenin sa─člayaca─č─▒ duygusal rahatl─▒─ča her zaman ihtiya├ž olacakt─▒r.[101]

Mizah─▒n ve g├╝lmenin yararlar─▒ ├žok boyutlu olarak ele al─▒nmakta ve fizyolojik, sosyal, psikolojik ve bili┼čsel yarar─▒ tan─▒mlanmaktad─▒r. Fizyolojik yararlar─▒, solunum sistemi, kardiyovask├╝ler sistem, kas iskelet sistemi, gastrointestinal sistem, endokrin sistem, merkezi sinir sistemi ve ba─č─▒┼č─▒kl─▒k sistemi ├╝zerindeki olumlu etkileri bulunmaktad─▒r. Sosyal etkileri; ileti┼čimin, olumlu tutum, g├╝ven duygusu ve esnekli─čin, yarat─▒c─▒l─▒─č─▒n artmas─▒ olarak g├Âr├╝lmektedir. ├«┼č yerindeki etkileri; ekip ruhunun kazan─▒lmas─▒, ├žat─▒┼čmalar─▒n ortadan kalkmas─▒, stresin azalmas─▒, i┼č tatmininin artmas─▒, ├Â─črenme s├╝recinin h─▒zlanmas─▒, ├╝retkenli─čin artmas─▒, maliyetlerin d├╝┼čmesi ve k├órl─▒l─▒─č─▒n artmas─▒d─▒r. Mizah─▒n bir insan─▒n davran─▒┼čsal ve duygusal sa─čl─▒─č─▒ ├╝zerinde olduk├ža belirleyici bir etki yapt─▒─č─▒ bilinmektedir. ─░nsan─▒n kendisine y├Ânelik olumsuz ya da karamsar yakla┼č─▒m─▒n─▒n, bedeni ├╝zerinde olumsuz etki yapt─▒─č─▒, olumsuz ve ele┼čtirel duygular─▒n v├╝cutta bir zincirleme reaksiyon ba┼člatarak ba─č─▒┼č─▒kl─▒k, hormon ve sinir sistemi aras─▒ndaki karma┼č─▒k ileti┼čim a─č─▒n─▒ etkiledi─či, olumlu veya iyimser yakla┼č─▒mlar─▒n ise ileti┼čim ak─▒┼č─▒n─▒n artmas─▒na yol a├žt─▒─č─▒ yap─▒lan ├žal─▒┼čmalarla ortaya konmu┼čtur.[102]

G├╝l├╝mseme bebeklerin ve ├žocuklar─▒n kulland─▒─č─▒ ilk dildir. G├╝l├╝mseme ayn─▒ zamanda bebek ile ileti┼čimde kar┼č─▒l─▒kl─▒ dikkat ve etkile┼čimi getirir. Kahkaha ise v├╝cudu harekete ge├žiren t├╝rde bir g├╝l├╝msemedir. Ne yaz─▒k ki her yerde kahkaha atamay─▒z. Ba┼čkalar─▒n─▒n bu davran─▒┼č─▒m─▒z─▒ nas─▒l kar┼č─▒layacaklar─▒ konusunda endi┼čeliysek, sayg─▒n bir imaj─▒ korumak konusunda duyarl─▒ysak, g├╝r├╝lt├╝m├╝zle ba┼čkalar─▒n─▒n rahats─▒z olaca─č─▒n─▒ hissediyorsak ya da k├╝lt├╝r├╝m├╝zde g├╝lmeye ili┼čkin g├╝├žl├╝ tabular varsa kendimize h├ókim olmak i├žin ├žaba g├Âsteririz. V├╝cudumuzun olumlu mizaha ve g├╝lmeye kar┼č─▒ cevab─▒ iki a┼čamal─▒d─▒r. Uyar─▒lma d├Âneminde fizyolojik belirtilerde art─▒┼č g├Âzlenir, bunun ard─▒ndan ise t├╝m organlar─▒m─▒z dinlenme d├Ânemindekinden daha az bir enerji ile ├žal─▒┼čmalar─▒n─▒ s├╝rd├╝r├╝rler. Mizah ve g├╝lmenin sistemlerimizde yaratt─▒─č─▒ etki ve de─či┼čiklikler a┼ča─č─▒daki gibidir.[103]

Solunum Sistemi: Solunum h─▒z─▒ ve derinli─či artar. Akci─čerlerin i├žinde s├╝rekli olan hava miktar─▒ azal─▒r. Bu da nefes al─▒p verme s─▒ras─▒nda akci─čerlerin daha fazla havalanmas─▒na ve akci─čerlerin bir at─▒k ├╝r├╝n├╝ olan balgam─▒n kolay ├ž─▒kmas─▒na neden olur.

Kalp-Damar Sistemi: G├╝lmenin ba┼člang─▒c─▒nda kalp h─▒z─▒ ve kan bas─▒nc─▒ artar, izleyen d├Ânemde ise her ikisi de d├╝┼čer. Art─▒k ki┼činin kan bas─▒nc─▒ normal d├╝zeyin alt─▒ndad─▒r ve el, kol, bacak gibi u├ž organlara kan ak─▒m─▒ artm─▒┼čt─▒r.

Kas ve iskelet Sistemi: G├╝lme eyleminin ba┼člamas─▒yla, nefes al─▒┼č─▒m─▒z de─či┼čir. Bu de─či┼čiklik, a─č─▒zdan akci─čerin en u├ž noktalar─▒na kadar solunum kaslar─▒n─▒n etkilenmesine sebep olur. Y├╝z kaslar─▒, kol ve bacak kaslar─▒ ├Ânce kas─▒l─▒r, sonra gev┼čer ve bu devam eder. Kaslar─▒n kas─▒l─▒p gev┼čemesi dokular─▒n ihtiyac─▒ olan kanlanmay─▒ sa─člar.

Sindirim Sistemi: Salg─▒lar artar, sindirim kolayla┼č─▒r, barsak hareketleri kar─▒n kaslar─▒n─▒n hareketlenmesi ile h─▒zlan─▒r. Bu da sindirim sisteminin, sindirimde ger├žekle┼čen kendi kendine hareketlerin d├╝zenli olmas─▒n─▒ sa─člar.

Merkezi Sinir Sistemi: A─čr─▒ya tolerans artar, stres alg─▒s─▒, ├Âfke ve anksiyete azal─▒r. Kontrol hissi, olumlu ve iyimser ruh hali ortaya ├ž─▒kar. Bireyin ├Âzg├╝ven ve ├Âzsayg─▒s─▒ artar.

Hormon Sistem: G├╝lme, endorfin ve steroid hormonlar─▒n─▒n sal─▒n─▒m─▒na neden olarak h├╝cre d├╝zeyinde direncimizi art─▒r─▒r. Direnci artan h├╝crenin dayan─▒kl─▒l─▒─č─▒, v├╝cudun savunma sistemine katk─▒da bulunur.

Ba─č─▒┼č─▒kl─▒k Sistemi: G├╝lmeyle beraber ba─č─▒┼č─▒kl─▒k sistemimizde yer alan ve bizim hastalanmam─▒z─▒ engelleyen v├╝cut savunucular─▒m─▒z─▒n say─▒s─▒ artar. Ayr─▒ca IgA, IgM ve IgG konsantrasyonlar─▒ y├╝kselir, B-lenfosit say─▒s─▒ artar. Kompleman 3 miktar─▒ ├žo─čal─▒r. Bunlar─▒n kanda artmas─▒ ve y├╝ksek seviyede ya┼čam─▒m─▒zda yer almas─▒, kanser gibi tedavisi zor hastal─▒klar─▒n olu┼čumunu engeller ve enfeksiyonlara kar┼č─▒ v├╝cudumuzun direncini art─▒r─▒r.[104]

Olumlu Mizah ve G├╝lmenin, D├╝┼č├╝ncelerimize ve Alg─▒lar─▒m─▒za Etkileri

Mizah ve g├╝lmenin sosyal etkilerine bakarsak; g├╝lme, ileti┼čimde iki y├Ânl├╝ etkile┼čimi destekler, insanlar─▒ birbirlerine yak─▒nla┼čt─▒r─▒r, olumlu tutumu te┼čvik eder, destekleyici bir ili┼čkinin devaml─▒l─▒─č─▒n─▒ ÔÇó sa─člar, g├╝ven duygusunu peki┼čtirir, esnekli─či ve yarat─▒c─▒l─▒─č─▒ geli┼čtirmenin yan─▒nda olaylara farkl─▒ bir bak─▒┼č a├ž─▒s─▒ ile yakla┼čmam─▒z─▒ sa─člar.

Mizah ve g├╝lme bireyin, d├╝nyay─▒ daha geni┼č bir a├ž─▒dan g├Ârmesine yard─▒mc─▒ olarak stres d├╝zeyini azalt─▒r. Mizah stres yaratan olaylar kar┼č─▒s─▒nda bireylere, olaylar─▒n o kadar da g├╝├žl├╝ ve korkutucu olmad─▒─č─▒n─▒ g├Âstererek strese kar┼č─▒ koruyucu etki yaratabilir. Shakespeare “Hi├žbir ┼čey iyi ya da k├Ât├╝ de─čildir, onu iyi ya da k├Ât├╝ yapan ┼čey d├╝┼č├╝ncelerdir” s├Âz├╝n├╝n ne kadar hakl─▒ oldu─čunu, yakla┼č─▒m─▒m─▒z─▒n olaylar─▒n etkilerini de─či┼čtirdi─čini daima akl─▒m─▒zda tutmal─▒y─▒z. Olumsuz stres alt─▒nda iken probleme odakland─▒─č─▒m─▒zda; ├ž├Âz├╝m g├Âz├╝m├╝z├╝n ├Ân├╝nde bile olsa g├Âremeyiz. Yo─čunla┼čt─▒─č─▒m─▒z olumsuz durum bak─▒┼č a├ž─▒m─▒z─▒ daralt─▒r, etraf─▒m─▒zdaki olaylara kar┼č─▒ dikkatimizi azalt─▒r ve olumlu duygular─▒m─▒z─▒ ya┼čamam─▒z─▒ engeller. Mizah, k─▒sa bir s├╝re de olsa i├žinde bulundu─čumuz bu durumun d─▒┼č─▒na ├ž─▒kmam─▒z─▒ sa─člar ve bak─▒┼č a├ž─▒m─▒z─▒ de─či┼čtirebilir.[105]

Duygular─▒m─▒z─▒n Sa─čl─▒─č─▒m─▒z ├ťzerindeki Etkileri

Bir insan─▒n tutum ve duygular─▒ sa─čl─▒─č─▒ ├╝zerinde ├žok belirli bir etki yapar. Bu konu psikolojik durumun imm├╝n sistem ├╝zerine etkisini inceleyen bilim dal─▒ olan psiko n├Âro imm├╝nolojinin ├žal─▒┼čma alan─▒na girmektedir. Olumsuz ve ele┼čtirel duygular v├╝cutta zincirleme bir reaksiyon ba┼člatarak ba─č─▒┼č─▒kl─▒k sistemi, hormon sistemi ve sinir sistemi aras─▒ndaki karma┼č─▒k ileti┼čim a─č─▒n─▒ olumsuz etkiler. Olumlu veya iyimser yakla┼č─▒mlar ise bunlar aras─▒ndaki ileti┼čim ak─▒┼č─▒n─▒n artmas─▒na yol a├žarak sistemi olumlu etkiler. Psikolojik durumumuzun dayan─▒kl─▒l─▒k sistemimiz ├╝zerinde etkisini inceleyen ├žal─▒┼čmalarda, bilim adamlar─▒, olumlu ve olumsuz hissetti─čimizde molek├╝ler d├╝zeyde ne oldu─čunu ara┼čt─▒rmaktad─▒rlar. Bu alanda ├žal─▒┼čan ara┼čt─▒rmac─▒lardan ├Ânde gelen bir tanesi molek├╝ler biyolog olan Candace Perd’dir. Emosyon Molek├╝lleri (Emotion Mollecules) adl─▒ kitab─▒nda do─črudan bu konu ile ilgilenmektedir. Duygulara ba─čl─▒ olu┼čan de─či┼čikliklere ├Ârneklerden bir tanesi, olumlu hissetti─čimizde kanda ve ba─č─▒┼č─▒kl─▒k sistemimizde endorfin d├╝zeyinin y├╝kselmesidir. Endorfinler sa─čl─▒─č─▒m─▒z─▒ ve b├╝t├╝nl├╝─č├╝m├╝z├╝ olumlu etkileyen hormonlard─▒r.[106]

SONUÇ

G├╝lmenin ve mizah─▒n insan sa─čl─▒─č─▒ i├žin ne kadar ├Ânemli oldu─ču unutulmamal─▒d─▒r. Ayn─▒ zamanda insan karakterinin ┼čekillenmesinde de─čerlendirilecek ├Ânemli bir terbiye y├Ântemidir. E─čer bir toplumda mizah bask─▒lanmaya ├žal─▒┼č─▒l─▒rsa mutlaka o toplum psikolojik y├Ân├╝yle sa─čl─▒ks─▒z olmaya ba┼člayacakt─▒r. ├ťstelik tarih boyunca b├╝y├╝k mizah ustalar─▒ ad─▒ konulmam─▒┼č b├╝y├╝k ahl├ók├ž─▒lard─▒r. Ahl├ók ├Â─čretilerini mizah├« bir ├╝slupla toplumun ├Â─črenebilece─či ve anlayabilece─či bir konuma getirirler. Somut bir ┼čekilde ├Âzetlersek; mizah tarladan toplanan sebzenin mutfakta lezzetli bir k─▒vamla pi┼čirilmesidir. G├╝lmek ise o mizah a┼č├ž─▒lar─▒n─▒n sundu─ču yemeklerinin zihinlerde olu┼čturdu─ču ayd─▒nlanma ile insanlar─▒n n├Âro- hormonal sistemdeki sa─čl─▒kl─▒ denge haline kavu┼čmas─▒d─▒r. G├╝lmenin unutuldu─ču veya unutturuldu─ču toplumlar sadece psikolojik de─čil ayn─▒ zamanda bedenlerindeki rahats─▒zl─▒klara a├ž─▒k hale gelirler.

KAYNAKLAR

Ahmet Hamdi Tanp─▒nar, Edebiyat ├ťzerine Makaleler, ├ça─člayan yay─▒nlar─▒, ─░stanbul, 1969.

Ahmet Mithat Efendi, ─░stanbulÔÇÖda Bir Don Ki┼čot (─░ktibas), T├╝rk edebiyat─▒, say─▒: 385.

Aziz Nesin, Cumhuriyet D├Ânemi T├╝rk Mizah─▒, (Yay─▒na Haz─▒rlayan: Turgut ├çeviker), Adam Yay─▒nlar─▒, ─░stanbul, 2001.

Barry sandres, Kahkahanın Zaferi, (Çeviren: Kemal Atakay), Ayrıntı yayınları, İstanbul, 2001.

Ezel Elverdi ve arkada┼člar─▒ (Haz─▒rlayanlar)T├╝rk Dili ve Edebiyat─▒ Ansiklopedisi, 6.cilt, Dergah yay─▒nlar─▒, ─░stanbul, 1986, s.384.

Henri Bergson, G├╝lme: Komi─čin Anlam─▒ ├ťst├╝ne Deneme, Ayr─▒nt─▒ Yay─▒nlar─▒, (├žev. Ya┼čar Avun├ž), ─░stanbul, 1996.

Levent Bayraktar ve Zeynep Tek, BergsonÔÇÖdan Mustafa ┼×ekipÔÇÖe G├╝lme, Aktif D├╝┼č├╝nme, Ankara, 2015.

├ľmer ├ľzcan, Ba┼člang─▒├žtan G├╝n├╝m├╝ze T├╝rk Edebiyat─▒nda Hiciv ve Mizah (Yergi ve G├╝lmece), ─░nk─▒lap Yay─▒nevi, ─░stanbul, 2002,

Rabelais, Gargantua, ├çevirenler: Sabahattin Ey├╝po─člu ve arkada┼člar─▒), T├╝rkiye ─░┼č Bankas─▒ yay─▒nlar─▒, ─░stanbul, 2000.

Saliha ko├ž, ─░yile┼čme ve ─░yile┼čtirmede G├╝l├╝msemenin G├╝c├╝, Sistem yay─▒nc─▒l─▒k, ─░stanbul, 2009.

Seyit Kemal Karaalio─člu, Edebiyat Ak─▒mlar─▒, ─░nkilap ve Aka, ─░stanbul, 1980.

┼×aban Sa─čl─▒k, T├╝rk Roman─▒ ve ─░roni, Hece Dergisi, Say─▒, 124, 2007.

 

 

 

 

[1] Barry sandres, Kahkahanın Zaferi, (Çeviren: Kemal Atakay), Ayrıntı yayınları, İstanbul, 2001, s.17.

[2] Barry sandres, a. g. e., s.18.

[3] Barry sandres, a. g. e., s.19.

[4] Barry sandres, a. g. e., s.19.

[5] Barry sandres, a. g. e., s.20.

[6] Barry sandres, a. g. e., s.22.

[7] Barry sandres, a. g. e., s.23.

[8] Barry sandres, a. g. e., s.23-24.

[9] Barry sandres, a. g. e., s. 24-25.

[10] Barry sandres, a. g. e., s. 25. Henri Bergson, G├╝lme: Komi─čin Anlam─▒ ├ťst├╝ne Deneme, Ayr─▒nt─▒ Yay─▒nlar─▒, (├žev. Ya┼čar Avun├ž), ─░stanbul, 1996.

[11] Aziz Nesin, Cumhuriyet D├Ânemi T├╝rk Mizah─▒, (Yay─▒na Haz─▒rlayan: Turgut ├çeviker), Adam Yay─▒nlar─▒, ─░stanbul, 2001, s.24.

[12] Aziz Nesin, a. g. e., s.25.

[13] Aziz Nesin, a. g. e., s.26.

[14] Barry sandres, a. g. e., s.54.

[15] Barry sandres, a. g. e., s.55. Leonardo da Vinci, sanat├ž─▒lar i├žin insanlar─▒n duygular─▒/heyecanlar─▒ ├╝zerine bir kitap yazm─▒┼čt─▒r: ─░lk kez 1551 y─▒l─▒nda Paris’te yay─▒mlanan Resim Kitab─▒. Leonardo ┼ču g├Âzlemde bulunur: “g├╝len ki┼či ile a─člayan ki┼či aras─▒nda g├Âzler, a─č─▒z ya da yanaklarda herhangi bir farkl─▒l─▒k yoktur; tek fark, ka┼člar─▒n ├žat─▒l─▒┼č─▒nda g├Âr├╝l├╝r, a─člayan ki┼čide ka┼člar a┼ča─č─▒ ├žekilir, g├╝len ki┼čide yukar─▒ kald─▒r─▒l─▒r.”

 

[16] Barry sandres, a. g. e., s. 116.

[17] Barry sandres, a. g. e., s. 116-117.

[18] Barry sandres, a. g. e., s. 117.

[19] Barry sandres, a. g. e., s. 117-118.

[20] Barry sandres, a. g. e., s. 118.

[21] Barry sandres, a. g. e., s. 119.

[22] Barry sandres, a. g. e., s. 119.

[23] Aziz Nesin, a.g.e., s.21.

[24] Aziz Nesin, a.g.e., s.22.

[25] Aziz Nesin, a.g.e., s.22-23.

[26] Aziz Nesin, a.g.e., s.23.

[27] Aziz Nesin, a.g.e., s.23-24.

[28] Aziz Nesin, a.g.e., s.25.

[29] Aziz Nesin, a. g. e., s.27.

[30] Aziz Nesin, a. g. e., s.27.

[31] Aziz Nesin, a. g. e., s.27.

[32] Aziz Nesin, a. g. e., s.27-28.

[33] Aziz Nesin, a. g. e., s.28.

[34] Aziz Nesin, a. g. e., s.28.

[35] Aziz Nesin, a. g. e., s.29.

[36] Aziz Nesin, a. g. e., s.32-33.

[37] Aziz Nesin, a. g. e., s.32.

[38] Aziz Nesin, a. g. e., s.33.

[39] Levent Bayraktar ve Zeynep Tek,┬á BergsonÔÇÖdan Mustafa ┼×ekipÔÇÖe G├╝lme, Aktif D├╝┼č├╝nme, Ankara, 2015, s. 49.

[40] Aziz Nesin, a. g. e., s.33.

[41] Aziz Nesin, a. g. e., s. 34.

[42] Aziz Nesin, a. g. e., s.34.

[43] Aziz Nesin, a. g. e., s.34-35.

[44] Aziz Nesin, a. g. e., s.35.

[45] Levent Bayraktar ve Zeynep Tek,  a. g. e.,  s. 50.

[46] Saliha ko├ž, ─░yile┼čme ve ─░yile┼čtirmede G├╝l├╝msemenin G├╝c├╝, sistem yay─▒nc─▒l─▒k, ─░stanbul, 2009, s.20.

[47] Saliha Ko├ž, a. g.e., s.20-21.

[48] Saliha Ko├ž, a. g.e., s. 21.

[49] Saliha Ko├ž, a. g.e., s.22.

[50] Saliha Ko├ž, a. g.e., s.22-23.

[51] Saliha Ko├ž, a. g.e., s.23.

[52] Saliha Ko├ž, a. g.e., s.23.

[53] Saliha Ko├ž, a. g.e., s.24.

[54] Saliha Ko├ž, a. g.e., s.23-24.

[55] Saliha Ko├ž, a. g.e., s.25.

[56] Saliha Ko├ž, a. g.e., s.32.

[57] Saliha Ko├ž, a. g.e., s.32-33.

[58] Saliha Ko├ž, a. g.e., s.33.

[59] Saliha Ko├ž, a. g.e., s.34.

[60] Saliha Ko├ž, a. g.e., s.35.

[61] Ezel Elverdi ve arkada┼člar─▒ (Haz─▒rlayanlar)T├╝rk Dili ve Edebiyat─▒ Ansiklopedisi, 6.cilt, derg├óh yay─▒nlar─▒, ─░stanbul, 1986, s.384.

[62] Aziz Nesin, a. g. e., s.19.

[63] Aziz Nesin, a. g. e., s.19-20.

[64] Aziz Nesin, a. g. e., s.20.

[65] Aziz Nesin, a. g. e., s.20-21.

[66] ├ľmer ├ľzcan, Ba┼člang─▒┼čtan G├╝n├╝m├╝ze T├╝rk Edebiyat─▒nda Hiciv ve Mizah (Yergi ve G├╝lmece), ─░nk─▒lap Yay─▒nevi, ─░stanbul, 2002, s. 19.

[67] Ezel Elverdi ve ark., a. g. e., s. 384.

[68] Rabelais, Gargantua, ├çevirenler: Sabahattin Ey├╝po─člu ve arkada┼člar─▒), T├╝rkiye i┼č Bankas─▒ yay─▒nlar─▒, ─░stanbul, 2000.

[69] Aziz Nesin, a. g. e., s. 29.

[70] ┼×aban Sa─čl─▒k, T├╝rk Roman─▒ ve ─░roni, Hece Dergisi, Say─▒, 124, 2007, s. 96.

[71] Seyit Kemal Karaalio─člu, Edebiyat Ak─▒mlar─▒, ─░nkilap ve Aka, ─░stanbul, 1980, s. 27.

[72] ├ľmer ├ľzcan, a. g. e., s.20.

[73] ├ľmer ├ľzcan, a. g. e., s.21.

[74] ├ľmer ├ľzcan, a. g. e., s.21.

[75] ├ľmer ├ľzcan, a. g. e., s.22.

[76] ├ľmer ├ľzcan, a. g. e., s.22.

[77] Ezel Elverdi ve ark., a. g. e., s. 385.

[78] ├ľmer ├ľzcan, a. g. e., s. 24.

[79] Ezel Elverdi ve ark., a.g.e., s.385.

[80] ├ľmer ├ľzcan, a. g. e., s.24.

[81] ├ľmer ├ľzcan, a. g. e., s.25.

[82] Ezel Elverdi ve ark., a.g.e., s.385.

[83] Ezel Elverdi ve ark., a.g.e., s.385-386.

[84] Ezel Elverdi ve ark., a.g.e., s.386.

[85] Aziz Nesin, a. g. e., s.70-71.

[86] Ahmet Hamdi Tanp─▒nar, Edebiyat ├ťzerine Makaleler, ├ça─člayan yay─▒nlar─▒, ─░stanbul, 1969.

[87] Aziz Nesin, a. g. e., s. 315.

[88] Aziz Nesin, a. g. e., s. 340.

[89] Saliha Ko├ž, a. g. e., s. 5.

[90] Saliha Ko├ž, a. g. e., s. 6.

[91] Saliha Ko├ž, a. g. e., s. 6-7.

[92] Saliha Ko├ž, a. g. e., s. 7-8.

[93] Saliha Ko├ž, a. g. e., s. 8.

[94] Saliha Ko├ž, a. g. e., s. 9.

[95] Saliha Ko├ž, a. g. e., s. 9.

[96] Saliha Ko├ž, a. g. e., s. 9-10.

[97] Saliha Ko├ž, a. g. e., s. 10.

[98] Saliha Ko├ž, a. g. e., s. 11.

[99] Saliha Ko├ž, a. g. e., s. 11-12.

[100] Saliha Ko├ž, a. g. e., s. 12.

[101] Saliha Ko├ž, a. g. e., s. 39.

[102] Saliha Ko├ž, a. g. e., s. 39-40.

[103] Saliha Ko├ž, a. g. e., s. 40.

[104] Saliha Ko├ž, a. g. e., s. 41.

[105] Saliha Ko├ž, a. g. e., s. 42.

[106] Saliha Ko├ž, a. g. e., s. 42-43.

Toplam Okuma: 794 , Bug├╝n: 7 

Prof. Dr. Hilmi ├ľZDEN

Hilmi ├ľzden, 1959 y─▒l─▒nda d├╝nyaya geldi. Konya ve Eski┼čehirÔÇÖde ─░lk ve Orta ├Â─črenime devam etti. Y├╝ksek ├ľ─črenimini Ankara ├ťniversitesi T─▒p Fak├╝ltesinde tamamlad─▒ktan sonra, iki y─▒l mecburi hizmet ve on alt─▒ ay askerlik g├Ârevlerini takiben Sa─čl─▒k Ocaklar─▒nda, K├Ây Hizmetleri 14. B├Âlge M├╝d├╝rl├╝─č├╝nde tabip olarak ├žal─▒┼čt─▒. 1995 y─▒l─▒nda Eski┼čehir Osmangazi ├ťniversitesi T─▒p Fak├╝ltesi Anatomi Anabilim Dal─▒nda Prof. Dr. G├╝rsel ORTU─× ve Prof. Dr. Nedim ├ťNAL dan─▒┼čmanl─▒klar─▒ndaÔÇťOmurgan─▒n Torakal B├Âl├╝m├╝ÔÇÖnde Medulla Spinalis ├çaplar─▒n─▒n Manyetik Rezonans Tekni─či ─░le ├ľl├ž├╝m├╝ ve De─čerlendirilmesiÔÇŁisimli tezi tamamlayarak Anatomi doktoru ├╝nvan─▒ ald─▒. 2005 y─▒l─▒nda ESOG├ť taraf─▒ndan Nottingham ├ťniversitesine g├Ânderildi ve Dr. Lopa LeachÔÇÖin yan─▒nda angiogenesis ├╝zerine ├žal─▒┼čt─▒. Yurt i├žinde s─▒├žan ve farelerde transplantasyon, embriyonik k├Âk h├╝cre ve mikrocerrahi ├╝zerine ├žal─▒┼čmalar yapan ekiplerde g├Ârev ald─▒. 2013 y─▒l─▒nda, Eski┼čehir T├╝rk D├╝nyas─▒ Ba┼čkenti Ajans─▒ Dan─▒┼čma Kurulunda ESOG├ť temsilcisi oldu. ┼×u anda EST├ťDAM (ESOG├ť T├╝rk D├╝nyas─▒ Uygulama ve Ara┼čt─▒rma Merkezi) m├╝d├╝r├╝ olarak da g├Ârev yapmaktad─▒r. Anatomi sahas─▒nda yurt i├ži ve yurt d─▒┼č─▒ ├žal─▒┼čmalar─▒ bulunan yazar ESOG├ť T─▒p Fak├╝ltesi Anatomi Anabilim dal─▒nda ├Â─čretim ├╝yesidir. Evli ve iki ├žocuk babas─▒d─▒r. E-Posta: [email protected]
Sosyal Medyada Payla┼č─▒n:
Etiketler:
hilmi ├Âzden
  • YEN─░
├ça─čda┼č Kaynaklardaki Kronolojik Verilere G├Âre Sultan OrhanÔÇÖ─▒n ─░znik Ku┼čatmas─▒ ve Fethi

├ça─čda┼č Kaynaklardaki Kronolojik Verilere G├Âre Sultan OrhanÔÇÖ─▒n ─░znik Ku┼čatmas─▒ ve Fethi

4 A─čustos 2021, ├ça─čda┼č Kaynaklardaki Kronolojik Verilere G├Âre Sultan OrhanÔÇÖ─▒n ─░znik Ku┼čatmas─▒ ve Fethi i├žin yorumlar kapal─▒
Osmanl─▒ÔÇÖy─▒ Padi┼čahlar m─▒ ─░dare Etti?

Osmanl─▒ÔÇÖy─▒ Padi┼čahlar m─▒ ─░dare Etti?

4 A─čustos 2021, Osmanl─▒ÔÇÖy─▒ Padi┼čahlar m─▒ ─░dare Etti? i├žin yorumlar kapal─▒
TBMM Tutanaklar─▒nda M├╝badele ve M├╝badiller

TBMM Tutanaklar─▒nda M├╝badele ve M├╝badiller

4 A─čustos 2021, TBMM Tutanaklar─▒nda M├╝badele ve M├╝badiller i├žin yorumlar kapal─▒
Ba─člamam Var 3 Telli

Ba─člamam Var 3 Telli

27 Haziran 2021, Ba─člamam Var 3 Telli i├žin yorumlar kapal─▒
1925 Y─▒l─▒nda Bursa’da Bir Haffaf D├╝kk├ón─▒

1925 Y─▒l─▒nda Bursa’da Bir Haffaf D├╝kk├ón─▒

27 Haziran 2021, 1925 Y─▒l─▒nda Bursa’da Bir Haffaf D├╝kk├ón─▒ i├žin yorumlar kapal─▒
AzerbaycanÔÇÖda Hambeles Yemek

AzerbaycanÔÇÖda Hambeles Yemek

27 Haziran 2021, AzerbaycanÔÇÖda Hambeles Yemek i├žin yorumlar kapal─▒
Abla, Afiyet Olsun, Ana, Anadolu S├Âzc├╝klerinin K├Âkeni

Abla, Afiyet Olsun, Ana, Anadolu S├Âzc├╝klerinin K├Âkeni

27 Haziran 2021, Abla, Afiyet Olsun, Ana, Anadolu S├Âzc├╝klerinin K├Âkeni i├žin yorumlar kapal─▒
K├Ây Enstit├╝leri

K├Ây Enstit├╝leri

27 Haziran 2021, K├Ây Enstit├╝leri i├žin yorumlar kapal─▒
T├╝rk Kim ve T├╝rkl├╝k Ne?

T├╝rk Kim ve T├╝rkl├╝k Ne?

21 Haziran 2021, T├╝rk Kim ve T├╝rkl├╝k Ne? i├žin yorumlar kapal─▒
Hac─▒bekta┼č Derg├óh─▒ndan Mahlas Alan A┼č─▒klarda Hac─▒bekta┼č Sevgisi

Hac─▒bekta┼č Derg├óh─▒ndan Mahlas Alan A┼č─▒klarda Hac─▒bekta┼č Sevgisi

21 Haziran 2021, Hac─▒bekta┼č Derg├óh─▒ndan Mahlas Alan A┼č─▒klarda Hac─▒bekta┼č Sevgisi i├žin yorumlar kapal─▒
Herodot’la Duru S├Âylenceden Kanl─▒ Ger├že─če

Herodot’la Duru S├Âylenceden Kanl─▒ Ger├že─če

21 Haziran 2021, Herodot’la Duru S├Âylenceden Kanl─▒ Ger├že─če i├žin yorumlar kapal─▒
Kore Gazisi Amcam Zeki Y├Âr├╝ko─člu ve Esarette 3 Y─▒l

Kore Gazisi Amcam Zeki Y├Âr├╝ko─člu ve Esarette 3 Y─▒l

31 May─▒s 2021, Kore Gazisi Amcam Zeki Y├Âr├╝ko─člu ve Esarette 3 Y─▒l i├žin yorumlar kapal─▒
Nazilli S├╝merbank Basma Sanayii M├╝essesesi

Nazilli S├╝merbank Basma Sanayii M├╝essesesi

30 May─▒s 2021, Nazilli S├╝merbank Basma Sanayii M├╝essesesi i├žin yorumlar kapal─▒
Z├╝ht├╝ Sivritepe: ÔÇśMermi boynumun sol taraf─▒n─▒ s─▒y─▒rd─▒ ge├žtiÔÇÖ

Z├╝ht├╝ Sivritepe: ÔÇśMermi boynumun sol taraf─▒n─▒ s─▒y─▒rd─▒ ge├žtiÔÇÖ

30 May─▒s 2021, Z├╝ht├╝ Sivritepe: ÔÇśMermi boynumun sol taraf─▒n─▒ s─▒y─▒rd─▒ ge├žtiÔÇÖ i├žin yorumlar kapal─▒
┼×efket G├╝nayd─▒n: ÔÇśD├╝kk├ón─▒m─▒ Kore Sava┼č─▒ an─▒lar─▒m─▒ toplad─▒─č─▒m m├╝zeye d├Ân├╝┼čt├╝rd├╝mÔÇÖ

┼×efket G├╝nayd─▒n: ÔÇśD├╝kk├ón─▒m─▒ Kore Sava┼č─▒ an─▒lar─▒m─▒ toplad─▒─č─▒m m├╝zeye d├Ân├╝┼čt├╝rd├╝mÔÇÖ

30 May─▒s 2021, ┼×efket G├╝nayd─▒n: ÔÇśD├╝kk├ón─▒m─▒ Kore Sava┼č─▒ an─▒lar─▒m─▒ toplad─▒─č─▒m m├╝zeye d├Ân├╝┼čt├╝rd├╝mÔÇÖ i├žin yorumlar kapal─▒
Mehmet Emin ├çall─▒: ÔÇśKomutan─▒m─▒z Nuri Pamir ┼čehit oldu─čunda biz oradayd─▒kÔÇÖ

Mehmet Emin ├çall─▒: ÔÇśKomutan─▒m─▒z Nuri Pamir ┼čehit oldu─čunda biz oradayd─▒kÔÇÖ

30 May─▒s 2021, Mehmet Emin ├çall─▒: ÔÇśKomutan─▒m─▒z Nuri Pamir ┼čehit oldu─čunda biz oradayd─▒kÔÇÖ i├žin yorumlar kapal─▒
Beytullah Efe: ÔÇśKore Sava┼č─▒ tarihe unutulan sava┼č diye ge├žmi┼č, ke┼čke biz de unutabilsek.ÔÇÖ

Beytullah Efe: ÔÇśKore Sava┼č─▒ tarihe unutulan sava┼č diye ge├žmi┼č, ke┼čke biz de unutabilsek.ÔÇÖ

30 May─▒s 2021, Beytullah Efe: ÔÇśKore Sava┼č─▒ tarihe unutulan sava┼č diye ge├žmi┼č, ke┼čke biz de unutabilsek.ÔÇÖ i├žin yorumlar kapal─▒
Ali Kulcu: ÔÇśSeulÔÇÖden KunuriÔÇÖye kadar harita olmaks─▒z─▒n gittimÔÇÖ

Ali Kulcu: ÔÇśSeulÔÇÖden KunuriÔÇÖye kadar harita olmaks─▒z─▒n gittimÔÇÖ

30 May─▒s 2021, Ali Kulcu: ÔÇśSeulÔÇÖden KunuriÔÇÖye kadar harita olmaks─▒z─▒n gittimÔÇÖ i├žin yorumlar kapal─▒
G├╝re┼čin Payitaht─▒ Yeni┼čehirÔÇÖde Bir Koca Pehlivan: Yeni┼čehirli R├╝stem

G├╝re┼čin Payitaht─▒ Yeni┼čehirÔÇÖde Bir Koca Pehlivan: Yeni┼čehirli R├╝stem

29 May─▒s 2021, G├╝re┼čin Payitaht─▒ Yeni┼čehirÔÇÖde Bir Koca Pehlivan: Yeni┼čehirli R├╝stem i├žin yorumlar kapal─▒
Anadolu’dan Semerkant’a, Semerkant’tan Anadolu’ya

Anadolu’dan Semerkant’a, Semerkant’tan Anadolu’ya

29 May─▒s 2021, Anadolu’dan Semerkant’a, Semerkant’tan Anadolu’ya i├žin yorumlar kapal─▒