Sinema işletmecisi Bahri Akkuşoğlu’nun gözünden Bursa’da sinema dünyası

Sponsorlu Bağlantı

Bursa’daki sinemaseverler rahmetli Ali Segban ve Tarık Segban’ı biliyorlar. Ama Bahri Akkuşoğlu’nu kaçımız hatırlar. Segban kardeşler Bursa’ya dışarıdan gelmişlerdi. Segmanlar’ı Kozabirlik Müdürü Sabri Pozen getirdi, Ablaları eşiydi. Ali Segban’ı 1967 yılında 38 yaşında kaybettik. Abisi Tarık Segban, Dilek sinemasını satıp, ABD’de yaşayan kızının yanına gitti. ABD’ye yerleşti, 65 yaşında orada vefat etti.

Bahri Bey, Bursa’nın köklü ailelerinden birisi ve sinemacılığa onlardan çok daha önce başlamış. 1933 Doğumlu Bahri Bey, sinemacılığa 1956 yılında başlamış. Babası Kapalıçarşı esnaflarından olan Bahri Bey’den Bursa sinema tarihini öğrenelim:

“Çocukluğumda Ulucami’nin yanındaki merdivenlerin olduğu yerde İstanbul Sineması bulunuyordu. Eski bir yapıydı. Onun dışında Ünlü Cadde’de Milli Sinema bulunuyordu. Türk Ocakları İpekçilik Caddesi üzerinde bulunan Ermeni Kilisesi’nde film oynatmış. Bursa’da en modern sinema Saray Sinemasıydı. Sonra Tayyare sineması yapıldı.

Baba mesleğimiz tütüncülüktü. Tütün eskisi kadar para getirmeyince tütüncülüğü bıraktım. Daha sonra dokumacılık işine girdim. Dokuduğum astarlıkları, kumaşları Sultanhamam piyasasında satıyordum. Bursa’daki Şar kulübe 1958 yılında üye oldum.

1955-56 yıllarında askerlik yaptım. Komutan postası olarak Malatya ve Diyarbakır’da askeri birliklerde film oynattım. NATO’ya girdikten sonra Amerika’dan hibe olarak yanlarında jeneratörleriyle takım halinde film makineleri geldi.

İnci Sineması 1949 – 50’li yıllarda açıldı. Orada Arabacılar Hanı bulunuyordu. Yugoslavya’dan gelen makinistliği bilen Hakkı Tura burayı açtı.  Ben ondan devraldım. Kapalıçarşı yangınında İnci Sineması hasar gördü, tamir ettirdim. Yan tarafındaki bahçesinde Yorgancılar Çarşısı açıldı.

***

Yolgeçen Sineması’nı Avukat Mümin İğmen açtı.

Ahmetpaşa otoparkının girişinde, Şimkeş mescidi arkasındaki bahçe bir kadına aitti. Burada yazlık Lale Sineması açıldı.

Sümer Sineması, Köylü Pazarı’nın olduğu yerdeydi, yıkıldı ve yerine köylü pazarı yapıldı. Devlet Sineması’nın arkasındaki boş alanda Sümer Sineması tekrar açıldı. Sinemayı açan Çoskun Nomer’di. Belediye ile rüsum yüzünden başı derde girdi. O da tuttu, biletsiz, bedavaya film seyrettirmeye başladı. Daha doğrusu, sinemanın önünde o zamandaki film ücreti olan bir liraya çikolata, nane şekeri satıyordu. Onu gösteren sinemaya giriyordu.

Belediye sonunda bir bahane bulup, sinemayı kapattı. Çoşkun Bey, Muradiye’de Çiçek Sineması’nı açtı, işletemedi. Ben alıp, işlettim. Asabi tipli bir arkadaştı. Genç yaşta kaybettik.

*

İhsan Bey diye bir arkadaş Demirkapı’da yazlık ve kışlık bir sinema açtı. Kışlık sinema fazla çalışmadı ama yazlık Yıldız sineması çalıştı. Yıllar sonra yeri ayakta duruyor.

*

Benim oynattığım filmleri geçen tek film “Avare” filmiydi. 1957–58 yılı olmalı, onun bu kadar tutacağını tahmin edemedim. O yıllarda İnci Sineması’nı işletiyordum. Bende altta kalmadım, Neriman Köksal’ın başrolde oynadığı “Fosforlu Cevriye” filmini oynattım, Neriman Köksal’ın çok tutulduğu yıllardı. Flim çok iyi seyirci çekti, Avare’nin karşısında ezilmedim.

*

Bursa’da 17 film firmasının film dağıtıcısı oldum. Yazlık sinemalardan İnci, Rüya, Park, Zafer, Kışlık sinemalardan Yeni ve Kısmet sinemalarını işlettim. Uluyol’da dokuma fabrikalarının olduğu yerde Yıldız Sineması’nı açtım. Yer sahibi Fatma Hanım’dı. İnci sinemasını 1975 yılında kapattım.

1963 yılında Ali Segban ve Hakkı Tura’yla Sinemacılık Kollektif Şirketini kurduk. Marmara, Yeni, Zafer, İnci, Tan sinemalarını bu şirket işletti.

1972 yılında Sinemacılık Kollektif Şirketindeki hissemi ortağım Hakkı Tura Bey’e devrettim. Türkiye’nin en modern tavukçuluk işletmesini kurdum. Sonraki yıllar bu sektörden de ayrıldım.

*

Rüya Sineması’nı 38 yaşında kaybettiğimiz Ali Segban’la beraber açtık. Açılışa Nesrin Sipahi’yi davet ettik. Para almadan sahneye çıkmadı. Dere kenarına büyük bir pano yaptırmıştım. Oynayan filmlerin afişleri Setbaşı’ndan görünürdü. Rüya Sineması’nda film ücreti bir liraydı. Nesrin Sipahi geldiği akşam 2,5 TL yaptık.

Rüya Sinemasına Elmasbahçeler’den çok sayıda seyirci geliyordu. Kimi Roman vatandaşlar yanlarında getirdikleri yiyecekleri, domatesleri yerlerdi. İçeri kalabalık girerlerdi. Birkaç kişiyi aralarında biletsiz sokarlardı, biz de göz yumardık.

*

Kapalıçarşı yangınından sonra İnci Sinemasını yeniden açtım. Sonbahar mevsimi bitiyordu. Belediyenin belirlediği sezonun sonundaydık. Aysel Tanju’nun da oynadığı bu filmin afişinde Aysel Tanju’nun çıplak göğüsleri yıldızla kapatılmıştı. Yerel gazetelerden birisi (Bursa Hakimiyet’te yazan Enver Ayhan) bu afişi bahane ederek “Seks Filmi Oynatıyorlar” diye haber yaptı ve bu haberi sürdürdü. Bu reklamın etkisiyle seyirci patlaması oldu. Sezon kapanış tarihi bitti. Talep çok, resmen seyirci patlaması oldu. Belediye bir yandan kesilen biletlerden rüsum alıyordu, diğer yandan da her gece 50 lira ceza kesiyordu. Sinema Ekim sonuna kadar açık kaldı.

*

Kültürpark’ta belediye 2500 kişilik bir sinema açmıştı. Burasını Esat Acar 1974 yılında Gazino yaptı, işletemedi. Ben devraldım, Park Sineması adıyla sinemaya çevirdim işletmeye başladım. Uzun yıllar güzel iş yaptım ama televizyon iyice yayılınca seyirci sayısı azaldı, kapatmak durumunda kaldım. Masalı güzel bir sinemaydı.

Televizyon yaygınlaşınca yazlık sinemaların seyircileri yavaş yavaş televizyon dizilerine bağlanmaya başladı. Kaçak dizisi çok tutulmuştu. Dizinin finali oynadığı gece Park Sinemasında tek seyirci yoktu.

Bir gece Emel Sayın ve Müjdat Gezen oynadıkları filmin galası için geldiler. 2500 – 3000 sinemaya 800 kişi geldi.

Park Sinemasının açılışına Ediz Hun’u getirdim. Buraya gelen Avni Dilligil Tiyatrosu iş yapmayınca kendilerinden para almadım. Lale Oraloğlu’nun oynadığı “Kadınlar Iıh Derse” oyunu tıklım tıklım doluydu. Ama oyun esnasında yuhalayanlar oldu. Oyundan sonra o gece kaçtılar

*

Yeni Sinema’nın yeri Gökçenlerindi. Ben kiralayıp, işlettim. Eski bir sinemaydı. Ali Segban ve kurduğum Sinemacılık Kollektif Şirketi burayı işletiyordu. Ali Osman Sönmez burayı alana kadar işlettim. Yeni Sinema’da vurdulu – kırdılı, aksiyon filmlerini oynatırdık. Kısmet Sineması’nda Türk filmleri oynatırdık. Çarşamba günleri kadınlar matinesi yapardık.

*

Yazlık Zafer Sineması Türkün ailesine aitti. Sinemanın altında Siemens bayi Selahattin Tokur’un mağazası bulunuyordu. Kışlık Zafer Sineması açılamadı. İki katlı binanın üst katını sinema yapmak isteyen Hayri Küçük bu sinemayı açamadı. Kışlık Çınar Sineması’nı Mustafa Tekin açtı. 150 kişilik hangar gibi bir yerdi. Sinemalar arasında film dağıtan Özhan Boysan Kiremitçi mahallesinde Konak Sineması’nı açtı.

İş yapacak filmlerin kokusunu çekilirken alırdım. Dağıtım ücretinin üç – dört katını verirdim. O yüzden dağıtımda bana öncelik verirlerdi. Nuri Sesigüzel’in ilk filmi “Fabrika Gülü” filmi İstanbul’da 7 hafta vizyonda kalmıştı. Minibüsle gidip, almıştım.

***

Bursa’da çekilen filmlere yardımım oldu. Kalacak yer, araba tamiri gibi birçok konuda yardımcı olurdum. Evim sinema yıldızlarına açıktı. Murat Soydan Türkiye güzeli… ile evimde gizlice Nikah kıymıştı.

Yılmaz Güney Bursa’da “Alageyik” filmini çevirirken, hapse düştü. Kendisini ziyarete giderdim. Hapishane müdürüyle satranç oynardı. Kendisi 1953 yılında Dar Film’de çalışmaya başlamıştı.

Bursa’da birçok filmin çekildiği, Samanlı Köyü yolu üzerindeki Dikencik çiftliği 10 bin dönüm büyüklüğündeydi. Alkoçlar akrabamızdı. Onların arabalarıyla Rüçhan Adlı ve Türkan Şoray’ı Bursa’ya getirirdik.

1970 yılında Yılmaz Köksal’ın çevirdiği filminde bir figüran teleferikten düşerek öldü. Cenazesini İstanbul’a ben gönderdim. Şükran Özer Harmancık’da film çevirdi?

En çok filmi Türker İnanoğlu’nun sahibi olduğu Erler Film’den alırdım.

YEŞİLÇAM’DAN HİKÂYELER

Ahmet Mekin, Muhterem Nur ve Salih Tozan’ın başrollerini oynadığı “Gurbet Yolcuları” filmi çekilirken araba verdim. Bu filmin bazı sahneleri Misi Köy yolundaki bir değirmende çekilmişti. Salih Tozan, Muhterem Nur’a “Sultanım, benimle evlenir misin?” diye takılıyordu. Muhterem Nur da “Abi, zengin desem değilsin; Genç desem genç değilsin. Ben ne diyeyim” diye cevap verirdi.

*

1967 yılında Samanlı köyünde bulunan Dikencik çiftliğinde Uyanık Film Hülya Koçyiğit ve Nuri Sesigüzel’in başrollerde oynadıkları bir film çekiliyordu. Hülya Koçyiğit, dönemin ünlü futbolcularından Fenerbahçe’de oynayan Selim Soydan’la nişanlıydı. Filmin set amiri arkadaşım Kürt Cemil; Selim Soydan geldi dedi. Hülya Hanım 2 – 3 gün izin istedi. Fazla sahnesi kalmamıştı, izin verdik. Daha sonra yapımcı önce gazetelere “Hülya Koçyiğit setten kaçtı” diye haber uçurdu, sonra yanına aldığı gazetecilerle yaşadıkları evi bastı. Kapı açıldı, patlayan flaşlar, sonra gazetelerde, dergilerde boy boy fotoğraflar. Filmin bu şekilde reklamı oldu. Başka bir reklam usulü de başrollerde oynayan oyuncuların birbirlerine “Âşık” oldukları haberleriydi.

*

Sinema dünyasında Cingöz Recai olarak tanınan Turan Seyfioğlu alkolden hayatını yitirdi.

*

İstanbul’dan sinema yıldızları kayak yapmaya geliyorlardı. Onları Uludağ’a götürürdüm. Müzeyyen Senar, sadece kendi içki şişesinden içerdi. Babası Kapalıçarşı’da şıra satardı.

Sinemacılar arasında “Bahri Bey’in masasında hesap ödenmez” sözü yaygındı. Ediz Hun’u bir gala için Bursa’ya getirtmiştik. Beraber yazıhaneme döndük. Yazıhanem Kafkas’ın biraz üstünde Nalbantoğlu girişinde Çıksalın İş hanının olduğu yerdeydi. Otopark yapılırken yıkıldı, arşivimi de koruyamadım. Yazıhaneye girdim, Sevim Çağlayan oradaydı. “Şahane Kadın” diye nam salmıştı. Oynadığı filmler, program yaptığı yerler İstanbul’da uçakla tanıtılırdı. Pırpır tabir ettiğimiz uçakların uçlarına bez afiş bağlanırdı. Şimdiki Beşiktaş Stadyumunun üzerinde uçardı. Kadın Ediz Hun’u bırakmadı. Ona da mecburen Çelikpalas’ta yer ayırttık. Sonra ikisini de otele bıraktık.

*

Hadi Bey Gemlik’liydi. “Babamın mezarı Gemlik’te, benim ki Mudanya. Karşılıklı bakışırız” diyecek kadar nüktedandı.

Yazları Mudanya Arnavut Köy’de Esmer Necdet’in işlettiği plaj ve barın hemen bitişiğinde iki katlı tarihi bir yaşıyorlardı. Yaz aylarında görüşürdük.

*

Eğlenceyi seviyordum. Sinema dünyasına girdikçe onların mekânlarına giderdim. Onlarla beraber çeşitli kumarhanelere gittim. Adnan Menderes’in koruma müdürü Bumin Yaman’ın bahçeli evinde kumar oynanıyordu.

Beyoğlu’nda Galatasaray’da Arap Hasan’ın kumarhanesine kumar polis baskın yaptı. Basan Sadettin Tantan’dı, güya Dündar Kılıç erketeydi. Yılmaz Güney’in üzerinde çift tabanca vardı. Masa altındaki gözlere sakladı ama bulundu, o da inkâr etmedi.  “Setten buraya geldim, üzerimde kalmış” dedi ama silahların şarjörlerinde gerçek mermiler bulunduğu için karakola götürüldü. Film şirketlerinin sahiplerinin haberi oldu. Devreye girdiler, yapımcı Ümit Utku’nun kardeşi savcıydı. Sonunda Ümit Utku’ya bedava bir film çevirme sözü verildi. Yılmaz Güney kısa bir süre sonra bırakıldı. Dündar Kılıç 5 -6 ay sonra tahliye edildi.

Ben bakara oynardım. Dündar Kılıç barbut oynardı. Sıraselviler’deki Kenedy otelde, Suadiye’de bazı mekânlarda kumar oynanıyordu.

Murat Soydan’ın Güler Sabancı’yla nikâhı Setbaşı’ndaki evinde kıyıldı. SES dergisinde haber oldu.

1,015 Toplam, 11 okuma bugün

Ekrem Hayri PEKER: Kimya mühendisi, araştırmacı, yazar, STK yöneticisi. Bursa Mustafa Kemal Paşa’da (1954) doğdu. Anadolu Üniversitesi Kimya Mühendisliği bölümü mezunu. TUBİTAK veri tabanına kayıtlı “Teknoloji tabanlı Başlangıç Firmalarına Özel İş Geliştirme” mentörü, C Grubu iş Güvenliği uzmanı olarak Nano kimyasalların tekstil materyallerine uygulamalar konusunda üniversitelerde konferanslar verdi. Yayınlanmış kitaplarından bazıları: "Kuşçubaşı Hacı Sami Bey", "Özbek Mektupları", "Yeşim Taşı - Ön Türkler ve Türk Tarihinden Kesitler", "Kafkasya'dan Anadolu'ya - Zekeriya Efendi". Belgeseltarih.com kurucu ortağı ve yazarıdır. E-Posta: ekrempeker@gmail.com