Quantcast
Türkülerin Talihsiz Yeşil Ördeği – Belgesel Tarih

Dr. Halil ATILGAN
Dr. Halil  ATILGAN
Türkülerin Talihsiz Yeşil Ördeği
  • 05 Ekim 2021 Salı
  • +
  • -
  • Dr. Halil ATILGAN /

Loading

Halk edebiyatımızın temel taşlarından birini meydana getiren halk ozanlarımız, türkü sözlerimizin yapılanmasında da önemli bir unsurdur. Türkülerin varoluşunda, yaygınlaşıp yaşatılmasında bu kıymete paha biçilmez. Ancak onlar yaparlar bizler yaptıklarını, çalıp okuduklarını muhafaza edemeyiz. Muhafaza edemediğimiz gibi bazen ne dediğini de anlayamayız. Anlamadığımızı da araştırmadan yanlış olarak okumaya devam eder, yanlışlıkların günümüze kadar gelmesine vesile oluruz. İşte; bazı kaynak kişilerin türkü sözlerini yanlış aktarması, derleyicilerin düzelteceğim diye sözlerde yaptığı tahribat, halk müziği sanatçılarının halk edebiyatı konusundaki yetersizlikleri, (İstisnalar hariç) türkülerimizde birtakım söz yanlışlıklarını ortaya çıkarmıştır. Yanlışlıklar düzeltilmediği gibi düzeltilmesiyle ilgili gayret de gösterilmemiştir.

Konuyla ilgili; merhum Nejat Birdoğan “Türkülerdeki Söz Sakatlıkları”, Mehmet Gökalp “Halk Edebiyatında Hatalı Söyleyişler”, Nail Tan; “Karacaoğlan’nın Türk Sanat Müziği Türünde Bestelenen şiirleri”, Salih Turhan “Azerbaycan Halk Türküleriyle (Mahnıları) ilgili Tespit Ve Düşünceler” Ahmet Özdemir “Türkülerin Sözleri Doğru Okunmalıdır” yazılarıyla yanlışlıklara dikkat çekmişler. Hatta Salih Turhan’ın (Kendi ifadesine göre) yanlışlıkları bir yazıyla TRT Müzik Dairesi Başkanlığına sunmasına, söz yanlışlıklarının düzeltilmesi için hazırladığım Türkülerin İsyanı adlı kitabımıza rağmen tespit edilen söz yanlışlıkları hâlâ uygulamaya konulmamış, düzeltilmemiştir. Yanlışlıklara dur diyecek bir yetkilinin çıkmayışı, türküyü okuyan bazı sanatçılarımızın duyarsızlığı, bahsedilen yanlışlıkların artarak devam etmesine vesile olmuştur. Ülkemizde kuralları yanlış uygulamanın, yapılan tüm yanlışlıkların muhakkak bir karşılığı, yaptırımcı gücü vardır. Arabanızın boyasını değiştirirsiniz ilgili makama bilgi verirsiniz. Evinizin balkonunu kapatmak için apartman yönetiminden izin alırsınız. Kısaca her yanlış yapmanın muhakkak ki bir bedeli, bir cezası vardır. Yalnız türküleri yanlış okumanın bedeli yoktur. Türküleri tepe tepe kullananlara, yorumladığını zannederek ezgileri değiştirenlere güzel yorumladı diyerek de takdir ve taltif vardır.

İşte tepe tepe kullanılan, sözleri yanlış okunan ünlü bir türkümüz vardır. O ünlü olduğu kadar herkes tarafından bilinen, sevilen, sözleri de çok yanlış okunan talihsiz türkülerimizden biridir. Türkünün yöresi Sivas. Sabahattin Alpaslan’dan Osman Özdenkçi derlemiş, notaya almış. TRT Türk Halk Müziği repertuvar sıra no 2363 olan Yeşil Ördek türküsüdür. Sözleri yanlış okunduğu için ben onu Türkülerimizin Talihsiz Yeşil Ördeği olarak ilân ettim.

Talihsiz Yeşil Ördek türküsünün TRT repertuvarındaki sözleri:

Yeşil ördek gibi daldım göllere
Sen düşürdün beni dilden dillere
Başım alıp gidem gurbet ellere
Ne sen beni unut ne de ben seni

Gel seninle ahd-ü peyman edelim
Bağlanalım bir ikrara varalım
Söylediğin sözde hemen duralım
Ne sen beni unut ne de ben seni

Sevdiğim semanın güneşi mahı[1]
Seni seven âşık çekmez mi ahı
Getir el basayım kelamullahı
Ne sen beni unut ne de ben seni

Ezvah: ezva, incitme, kırılma – Dile Düşmek: Hakkında dedikodu yapılmak – Ahd-ü peyman: Söz verip anlaşma – Cemal: Yüz güzelliği – Mah: Ay (Yüzü güzel) Kelamullah: Allah sözü. Kuranıkerim.

şeklinde kayıtlara geçmiş, bilinmeyen sözcükler de dipnot olarak verilmiştir. Üçüncü dörtlük yukarıdaki gibi TRT’nin Türk Halk Müziği Sözlü Eserler Antolojisine geçmişse de notadaki söz değişikliği yapılmadığı için dörtlüğün ilk iki dizesini TRT ve piyasa sanatçıları yanlış okumaktadır. Bu dörtlüğün ilk iki dizesini bir grup sanatçı aşağıdaki gibi okumaktadırlar

Sevdiğim cemalin güneşim ayım
Seni seven âşık çeker ezvahı

Dizelerdeki “ayımla ezvah” sözcükleri kafiye bakımdan uyumsuzdur. “Ezvah” Osmanlıca Türkçe ve Türk Dil Kurumunun Türkçe Sözlüğünde yok. Derleme sözlüğünde ezva: İlaç, ecza olarak açıklanmış. TRT’nin Türk Halk Müziği Sözlü Eserler Antolojisinde türkünün sözlerinde kullanılmadığı halde “ezvah bilinmeyen sözcüklere dâhil edilerek incitme, kırılma olarak açıklanmış. Hâlbuki Osmanlıca Türkçe sözlükte “eza” incinme kırılmadır. Biz şimdi: Sevdiğim cemalin güneşim ayım / Seni seven âşık çeker ezvahı dizelerini, hem de “ezvah”ı incinme kırılma olarak kabul ederek açıklamasına yapalım. “Sevdiğim yüzün hem güneşim hem de ayım / Seni seven âşık çeker incinir kırılır” şeklinde bir anlam ifade eder. Bu da dizelerin ifade ettiği anlama, söyleyişe, şiirin işlenişine terstir.

Aynı dörtlüğün ilk dizesini de diğer bir grup: “Sevdiğim cemalin güneşim ayım / Seni seven âşık çeker ervahı” şeklinde okumaktadır. Bu iki dizede de kafiye bozukluğu olduğu gibi, anlam bütünlüğü de yoktur. Bu söyleniş biçimiyle dizeler: “Sevdiğim yüzün hem güneşim hem de ayım / Seni seven âşık çeker ruhları” şeklinde bir anlam ifade eder. “Ervah” ruhlar demektir. Cin ve Şeytanlar kutsal ruhlar, hoş ruhlar. Ervahiye ise: Tabiatın ruhlarla idare olunduğuna inanma. Organik hayatın olduğu gibi, moral hayatının da ruh olduğunu kabul eden mezhep. Ervak ise: Çadırlar, perdeler anlamındadır. “Ayım” ile “ervah” arasında anlam bütünlüğü olmadığı gibi kafiyede uyumsuzdur. Her iki okuyuşta yanlıştır.

Üçüncü grupta ise: Sözlerin aslı tam olarak bilinmediği için dörtlüğün yapısına uygun sözler yerleştirerek okuyanlar karşımıza çıkmaktadır. Ülkenin en ünlü sanatçıları bu gruptadır. İşte bunlardan birkaç örnek:

Müslüm Gürses[2]
Sevdiğim cemalim güneşim ayım
Seni seven âşık neylesin malı
Getir el basayım kelam Allah’ı
Ne sen beni unut ne de ben seni

Muazzez Ersoy[3]
Sevdiğim cemalim güneşim ayım
Seni seven âşık çeker bu kahrı[4]
Getir el basayım kelamullahı
Ne sen beni unut ne de ben seni

Müzeyyen Senar
Sevgili cemalem güneşim ayım
Seni seven âşık çeker ezharı
Getir el basayım kelamullahın
Ne sen beni unut ne de ben seni

Zeki Müren
Sevdiğim cemalim günüm mehtabım
Seni seven âşık çeker efganı
Getir el basayım kelam Allah’ı
Ne sen beni unut ne de ben seni

Gel seninle ahtı iman edelim
Bağlanalım bir karara varalım
Verdiğimiz sözde hemen duralım
Ne sen beni unut ne de ben seni

Orhan Hakalmaz ise
Sevdiğim cemalim güneşim mahım
Seni seven âşık çeker ezvahım
Getir el basayım kelamullahım
Ne sen beni unut ne de ben seni

Şeklinde okumuş. Hiçbiri aslına uygun değildir. Kaynaktan verdiğimiz sözlerle ünlülerden sunduğumuz örnekler karşılaştırılırsa hangi sözcüklerin yanlış olduğu, hangi dizelerin yanlış okunduğu görülecektir. Yeşil ördek türküsünün sözleri İbrahim Aslanoğlu’nun Pir Sultan Abdallar kitabında Pir Sultan adına kayıtlı. Kaynakta o dörtlük:

Yarimin cemali güneşle mahı
Sana âşık olan çekmez mi ahı
Getir and içelim kelamullahı
Ne sen beni unut ne de ben seni

Şeklindedir.

Bekir Karadeniz’in Ela GözlümTürküler adlı kitabında ise dizeler Deli Derviş Feryadi adına kayıtlı olup dörtlük adı geçen kaynakta:

Sevdiğim semanın güneşi mahı[5]
Seni seven âşık çekmez mi ahı
Getir el basayım Kelamullahı
Ne sen beni unut ne de ben seni

Şeklindedir. Deli Derviş Feryadi’ye ait dörtlüğü, sanatçıların okuduğu dörtlüklerle karşılaştırırsak uyakların tutmadığı, dörtlüğün bütünlük arz etmediği görülecektir. Örnek olarak verdiğimiz dörtlük incelendiğinde: Ne “ezvah”, ne ervah ne de üçüncü grupta okuyan ünlülerin yerleştirdikleri sözler vardır. Uyak, estetik, bütünlük bakımından da mükemmeldir. Mükemmel olanı arayıp bulmak ve de türkünün hakkını vermek gerekir. Söz konusu dörtlük yaşayan bir şairin dizeleri olsa idi, şiir sahibi yanlış okuyanı mahkemeye verir gereğini yapardı. Ama benim türkülerim sahipsiz. Yetim çocuklar gibi. Kimi kimsesi yok. Üstelik hakkını arayacak bir kurum da yok.

Onların hakkını sanatçılar korumalı, yanlış okuyanlara dur demeli. Yoksa: “Irmak akar bizler de bakarız”. Onun için dizelerin ifade ettiği anlamı bilmek, hassasiyetle üzerinde durmak, türküleri tanımak, anlamak gerek. Sanatçı olmak için sadece ses güzelliği yetmez. Sanatçı: Sazıyla, sözüyle, bilgi birikimiyle bir bütündür. Sanatçı: araştırmalı, bulmalı, okuduğu dörtlükleri çok iyi analiz etmelidir. Eğer yapmıyor, bilmediklerini araştırıp incelemiyorsa daha çokkkk “Talihsiz yeşil ördek”ler çıkacaktır.

Ne demiş atalar: “Bin bilsen de bir bilene danış”…

 

DİPNOTLAR

[1]TRT repertuvarındaki bu dört Sevdiğim cemalin güneşim ayım / Seni seven âşık çeker ezvahı şeklindeyken şahsi girişimlerimiz sonunda yukarıdaki gibi düzeltilmiş, ancak notadaki sözlere dokunulmadığı için yanlış okuma devam etmiştir.

[2] http://sarki.alternatifim.com

[3] http://sarki.alternatifim.com

[4]Aynı sanatçı türküyü bir başka okuyuşunda: Seni seven âşık çeker ehvalım şeklinde okumakta.

[5]Bekir Karadeniz, Ela Gözlüm Türküler, Özgür Yayınları, Ekim 2000.

Dr. Halil ATILGAN

Dr. HALİL ATILGAN 1946 yılında Adana'nın Karaisalı ilçesinin İncirgediği köyünde doğdu. (İncirgediği 1993 yılında Mersin ilinin Tarsus ilçesine bağlandı.) İlkokulu köyünde bitirdikten sonra Düziçi İlköğretmen Okuluna girdi. 1964–1965 öğretim yılında Düziçi İlköğretmen Okulundan mezun oldu. Çeşitli illerde öğretmenlik, Halk Eğitimi Merkezi Müdür, Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulundu. 1973–1975 yıllarında Çukurova Radyosunun açmış olduğu saz sanatçılığı sınavlarını kazandı. 1984 de Çukurova Üniversitesine Müzik Uzmanı olarak atandı. Çukurova Üniversitesi Güzel Sanatlar Bölümünde Halk Müziği ve Bağlama Dersleri Öğretim Görevlisi, Kültür Sanat Merkezi Müdürlüğü yaptı. 1990 yılında Kültür Bakanlığı Şanlı Urfa Devlet Türk Halk Müziği Korosuna Kurucu Şef olarak atandı. 1993 yılında Ankara'ya alınan Dr. Atılgan koro şefliğinin yanında Kültür Bakanlığı Halk Kültürlerini Araştırma ve Geliştirme Genel Müdürlüğünde (HAGEM) müzik danışmanlığı, repertuvar kurulu başkanlığı görevlerinde bulundu. Zaman içinde Anadolu Üniversitesi AÖF’nin İktisat Bölümünü bitirdi. Adana Valiliği adına yaptığı Geçmişten Günümüze Çukurova Türküleri kaset setinde yörenin özellikli türkülerini beş kasette toplayarak Türk kültür tarihinde bir ilki gerçekleştirdi. Değişik illerde çeşitli görevlerde bulunan Dr. Atılgan; İçel, Yozgat, Adana, Gaziantep, Kıbrıs, Hatay, Muğla, Niğde, Tarsus, Şanlıurfa, Osmaniye, Mersin illerinde folklor derlemeleri yaptı. Derlediği türküleri TRT, TV programlarında kitaplarında yayımladı. Folklorla ilgili araştırmalarını ise; Sivas Folkloru, Türk Folkloru, Anadolu Folkloru, Erciyes, Karaisalı, Güneyde Kültür, İçel Kültürü, Ozan, Türkiye İş Bankası Kültür Sanat, Tarla, Güney Su, Folklor Edebiyat, Ana Yurttan Ata Yurda Türk Dünyası, Ceyhan, Çağrı, Maki, Harran, Türksoy, Çukurova Lobisi, Size, Yörtürk, Turunç, Ardıç Kuşu, Türksözü, Folklar, Türk Yurdu, Düziçi, Işınsu, Türküg, Şehir, Alkış dergilerinde, Karaisalı, Sonsöz, Yeniçağ, Adana Ekspres gazetelerinde Aralık 2021 itibariyle 205 makalesi yayımladı. TRT Çukurova Radyosunda yapımı gerçekleşen Dilde Telde Çukurova, Dadaloğlu Karacaoğlan Yurdundan, Yöremiz Folklorundan programlarının yapılmasında çeşitli katkılar sağlayarak, folklor ve halk müziği konularında konuşmalar yaptı. Üniversitelerde müzikle ilgili konferanslar verdi. TRT, özel televizyon ve radyolara Dilde Telde Anadolu, Ezgi Kervanı, Sanatçı Politikacılar, Kültür Kürsüsü, Anadolu’nun Dili, Türkü Deryasında Bir Damla programlarını hazırlayıp sundu. Yaklaşık 300'e yakın Türk halk ezgisini derleyen, notaya alan Atılgan, bu ezgileri TRT, TV'nin çeşitli programlarında çaldı okudu. Çoğunluğunu Çukurova türkülerinin oluşturduğu yaklaşık 100'e yakın halk ezgisini de TRT repertuvarına kazandırdı. Şefliğini yaptığı halk müziği korolarıyla yurdun çeşitli bölgelerinde konserler veren Halil Atılgan millî ve milletler arası folklor, müzik, halk edebiyatı ve halk oyunları dalında kongre, bilgi şöleni ve seminerlere katılarak Aralık 2020 itibariyle 54 tebliğ sundu. Türk kültürüne hizmetlerinden ötürü 3 Ocak 2004 tarihinde Azerbaycan Vektör İlimler Merkezinden doktora aldı. MESAM- İLESAM-Türk Folklor Araştırmaları Kurumu üyesi olan Dr. Halil Atılgan şiirlerden ve türkülerden hareket ederek sahneye koyduğu Kurtuluş Savaşı Destanı, Türkülerin Dili, Türkülerde Ana, Sevelim Sevilelim, Urfa Kurtuluş Savaşı Destanı müzikal programlarıyla halk müziğine değişik bir sunum kazandırdı. Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğünden 01 Ocak 2010 tarihinde Devlet Türk Halk Müziği Korosu Şefi olarak emekliye ayrıldı. Dr. Atılgan Türk kültürüne hizmetlerinden dolayı çeşitli kurum ve kuruluşlarca Aralık 2021 itibariyle 17 kez ödüle layık görüldü, geçmişten günümüze 35 kitabı yayımlandı. 2015 yılının Mayıs ayında Tarsus’un İndirgediği köyü – Kaşoba mezrasında Halil Atılgan Toroslar Kültür ve Sanat Evinin (Halil Atılgan Toroslar Yörük Müzesi) açılışını yaparak toplumun hizmetine sunan Atılgan, halen TRT Türkü’de Toprak Kokan Türküler ve Dilde Telde Anadolu programlarını hazırlayıp sunmaktadır. E-Posta: [email protected]

FACEBOOK - YORUM YAZ

Sosyal Medyada Paylaşın:
Etiketler:
Dr Halil Atılgan

BU MAKALELER İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR!

  • YENİ