Ani Harabeleri: “Geçmiş bir gün gelecek olacak!”

Sponsorlu Bağlantı

Ani Harabeleri, Kars ve çevresinin kaderini değiştirecek, adeta kenarda tutulan bir cevher… Geçmiş bir gün gelecek olacak!

Kars-Ardahan-Iğdır Dernekleri Federasyonunun davetlisi olarak 3 günlük gezi notlarımız arasında Ani Harabeleri önemli bir yer tutuyor. Burası öyle bir yer ki, her ne kadar birkaç bin yıllık bir tarihten söz ediyor olsak da, bu harabeler aslında geleceğin ta kendisi…

Bugünden söyleyelim, gerekli yatırımlar yapılır, otel-restoran eksikleri giderilir, tanıtım konusundaki eksikler tamamlanırsa, Ani Harabeleri en az Efes-Selçuk kadar turist toplayacak mükemmel bir tarih-kültür turizmi merkezi olabilir.

Kars – Ardahan – Iğdır 1. Bölüm için BURAYA tıklayınız.

Tayfun ÇAVUŞOĞLU /

Kars, Ardahan, Iğdır ve çevresinde gezilmesi gereken çok yer var. Biz 3 gün ayırdık bu gezi programı için ama keşke birkaç gün daha zamanımız olsaydı diye çok hayıflandık.

İnternette bu illerdeki tarihi mekanlarla ilgili çok geniş bilgiler yer alıyor. O nedenle fazla detaya girmeden aktaralım. Kars ve Ardahan kaleleri, hakim tepelere kurulmuş yapılar. Kar olsa da olmasa da, güzel manzaralar için kesinlikle ziyaret edilmeli. Ardahan Kalesi’nin daha bakımlı, çevre düzenlemesi bakımından mükemmel olduğunu söylemek gerek.

Eğer Kars’ta iseniz kaz eti yemeden olmaz. Sosu ve sunumuyla mükemmel bir lezzet. Şehirde kaz eti yapan özel restoranlar bulunuyor.

Çıldır Gölü’ne gelince…

Çıldır Gölü, Ardahan ve Kars il sınırları içerisinde kalan göl, 123 km2 alanı ile Doğu Anadolu Bölgesi’nin en büyük tatlı su ve en büyük ikinci gölü. Deniz seviyesinden 1.959 metre yükseklikte bulunan gölün en derin noktası 42 metre ve tektonik oluşumlu bir göl. Birçok dere ve pınarlarla beslenmekte olan gölün tek çıktısı kuzey batısında yer alan Ermenistan sınırında bulunan Arpaçay kolu olan Telek Çayı. Yılın dört mevsiminde yapılabilen balıkçılık yöre halkı için önemli bir ekonomik gelir kaynağı. Kışın buz tutan gölde kalın buz tabakası kırılarak balık avlanıyor. Gölde yakalanan en önemli balık türü (aynalı) Sazan (Cyprinus carpio).

Mart ayının hemen başında Çıldır Gölü üzerinde olmak harika bir duygu… Gölün üzeri halen 50-60 cm’lik bir buz tabakasıyla kaplı. Hem göl üzerinde yürüdük, hem kızakla eğlendik. Balıkçılar avlanırken fotoğrafladık.

Türkiye’de çok sık rastlanan bir olay değil. Yılın 5-6 ayı buz tutmuş bir göl. Birçok turistik aktivite gerçekleştirilebilir. Bu konu Ardahan Belediye Başkanı Faruk Köksoy’u ziyaretimizde de gündeme geldi. Başkan Köksoy daha önce bir buz festivali düzenlenmiş olduğunu anlattı. Benzer organizasyonlar yine düşünülüyor.

Iğdır’dan akıllarda kalan ise Soykırım Anıtı ve Müzesi…

Iğdır Soykırım Anıt ve Müzesi, 1915-1920 tarihleri arasında bölgede yaşayan Ermenilerin Türklere karşı uyguladığı saldırıları ve işledikleri cinayetleri sembolize ediyor. Her ay 4000 civarında ziyaretçi müzeyi ve anıtı gezmektedir. 36 m yüksekliğinde 5 adet kılıç figüründen oluşan anıtın altındaki kapalı alan 350 m2’lik müze salonu. Anıtın yerden yüksekliği 43,5 metredir. Dolayısıyla Türkiye’nin en yüksek anıtıdır. Müzenin giriş kapısı Selçuklu geleneklerine göre yapılmıştır. Anıt, 14 dönümlük üçgen parkın odak noktasında yükselmektedir. Suni bir tepenin ortasında konuşlandırılan 5 kılıcın da eğri uçları yukarıda birleşerek kubbe şeklini almaktadır. Bu haliyle Selçuklu türbelerini andırmaktadır.

Yapımı 1997-1999 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Müzede Ermenilerin Türklere uyguladığı toplu cinayetleri ispatlayan belgeler ve eşyalar vardır.

Müze girişinin sağ tarafındaki odada katliamlara ait fotoğraflar, sol tarafındaki odada ise soykırım araştırmaları için bir kütüphane bulunmaktadır. Müzede 570 adet kitap, 260 adet resim (cinayet resimleri), 1973-1985 yılları arasında, bazı ülkelerin terör örgütleri listesinde yer alan, silahlı Ermeni ASALA örgütü tarafından öldürülen diplomatların fotoğrafları korunmaktadır.

Ermenilere soykırım uygulandığı iddialarının yalan olduğunu dünyaya haykıran bu müze, aynı zamanda kurbanları Türklerden oluşan ve dünyanın görmezden geldiği bir Ermeni mezaliminin de tanıklığını yapıyor.

Ve biraz da Ani Harabeleri ile ilgili bilgi…

Ani, Kars’ın Merkez ilçesinde, il merkezine 48 km. uzaklıkta, Arpaçay boyunda bulunan ören yeri. 961-1045 yılları arasında Pakraduni Hanedanlığından Ermeni hükümdarlarının başkenti olmuştur. 11. ila 12. yüzyıla ait bazı İslam mimarisi eserlerini de barındırır.

Kentin adı en erken 6. yüzyılda Gamsaragan sülalesinden Ermeni beylerine ait bir müstahkem yer olarak geçer.

Kral 3. Aşot tarafından (953-977) başkent yapılan Ani, en parlak devrini 2. Smpat (977-989) ve oğlu Gagik (989-1020) döneminde yaşamıştır. Bu devirde kent nüfusunun 100.000’i aştığı rivayet edilmektedir. 1045’te Bizanslılar Ani’yi zaptedip Bagratlı devletine son verince savunmasız ve huzursuz kalan bölge, 1064’te Selçuklu sultanı Alparslan’a teslim olmuştur. Ancak kentte Selçuklu idaresinin kurulmuş olduğuna dair bir belirti yoktur. Ani’deki en önemli İslam eseri olan Menuçihr Camii, 1072 yılında Şeddadî emiri Menuçihr tarafından yaptırılmıştır. Menuçihr Camii, Türk fethinden sonra Türkiye topraklarında inşa edilen en eski cami olmasıyla dikkati çeker. Muhtemelen daha eski bir sivil yapıdan dönüştürülmüş ve 14. yüzyılda ikinci kez tadilata uğramıştır. Bölge daha sonra Gürcü egemenliğinde Hıristiyan kültürüyle yoğrulur. Ani 1319’daki depremde ağır hasar görmüş, daha sonra Timur tarafından ele geçirilerek tahrip edilmiştir. Buna rağmen 1535 Osmanlı-İran savaşında tamamen terk edilinceye dek, kentte bir nüfusun barındığı anlaşılmaktadır.

1001 kilise şehri veya 40 kapılı şehir diye de adlandırılan Ani’nin ilk keşfi 1880’lere uzanan bir yeraltı şehri de vardır. Bu yeraltı şehrinde 823 yapı ve mağara bulunmaktadır. Şehir suru, 8 kadar kilise ve bir cami, Ani’de halen ayakta duran eserlerin en önemlileridir.

İki yanı Arpaçay Kanyonu ile çevrili olan kentin plato tarafındaki üçüncü cephesi, 10. yüzyıla ait güçlü surlarla korunmuştur. Aslanlı Kapı kentin ana girişini oluşturur. Ani Katedral adı verilen Meryemana Kilisesi, 989 yılında, İstanbul’daki Ayasofya’nın kubbesini onaran mimar Trdat tarafından inşa edilmiştir. Düşey hatları kuvvetli bir şekilde vurgulayan yapı, etkileyici bir yükseklik duygusu elde eder.

1878-1918 döneminde Çarlık Rusyası’nın yönetiminde kalan Ani’de ilk kazılar 1892 yılında Rus Dil Bilimler Akademisi’nde görevli Nicholas Marr tarafından yapılmıştır ve bir müze kurulmuştur. Bu arkeoloji çalışmaları halen Marmara Üniversitesi’nce sürdürülmektedir.

Kısacası… Kars ve çevresi mimarisiyle, tarihi mekanlarıyala, ziyareti hak ediyor….
Gezi programınıza mutlaka almanızı, mümkünse karlı ayları tercih etmenizi önerebiliriz…

Başka bir kültür, başka bir zenginlik

Necati KARTAL/

Kars, Ardahan ve Iğdır Dernekleri Federasyonu ile 2023 Prodüksiyon’un davetlisi ve tv yorumcusu olarak katıldığım Kars, Ardahan ve Iğdır çekimlerinde dikkatimi çeken en önemli şey, batı ile doğunun kentsel kalkınmışlık düzeyindeki boyut farkı.

Dikkat ederseniz, aradaki farkı bir mesafe olarak tanımlamadım, boyut farkı dedim. Çünkü belediyelerin ve devletin alt yapı yatırımlarını görmek neredeyse imkansız. Tabii bölgede OSB’ler, küçük sanayi ve ticaret merkezleri de olmayınca, belediyelerin gelirleri hayli düşük oluyor. Keza 6 ay boyunca yerde duran karın etkisini de ekleyince, caddelerin, sokakların çamur deryası olmasını normal karşılamak gerekir.

Gitmeden önce Kars deyince; Ruslardan kalan Baltık mimari özelliğiyle yapılmış taş binaları, kalesi, ucube denilerek kaldırılan o muhteşem heykeli, Ani harabeleri ve üzeri 6 ay buzla kaplı Çıldır gölünü düşünüyor insan.

Bir de Orhan Pamuk’un “Kar” romanındaki o eski caddelerin büyülü havasını. Ama tam düşündüğün gibi bir durumla karşılaşmayacağın kesin. Ancak hepsinden bir iz var. Biz de gezimize Kars’ta Haydar Aliyev parkının hemen yanındaki bir otele yerleşerek başladık. Kente, yani çarşıya geceleri yayan gidiyorduk. Kars Kalesi, 12 Havariler Kilisesi ve merkezde kalmış olan taş binaların oluşturduğu çarşısı gezilecek yerlerindendi. Bir de aşıklar atışmasıyla süslenen kaz gecesi. Malumunuz kaz etini bizim buraya göre nefis yapıyorlar. Çarşıda bolca bulabileceğiniz kaşar peyniri ve bal üreticisi dükkanlar var. Tabii dağ taş kar.

Tarım için 4-5 ay boş olan toprağa ancak kendi hayvanlarına yem için ekim yapabilirsin. Çıldır gölü ise dünya harikası. Bizim buralarda pek alışkın olmadığımız donmuş göl ve buz üstünde yürüme, insanda ilginç bir duygu yaratıyor. Buradan bakınca o donan göl burada olsa, dünyanın en büyük buz olimpiyatları düzenlenir herhalde. Ama oralarda devlet, sanırım sadece güvenlik için var.

Ani harabeleri ise Efes hatta Pompei ile yarışacak düzeyde. Ama Turizm Bakanlığı’nın acilen müdahale etmesi ve yatırım yapması gerekiyor. Ani harabelerinden Ermenistan’a yaya olarak geçebilirsiniz. Sarıkamış’a gelince; Çanakkale şehitliği ile Sarıkamış şehitliği arasındaki fark turizm açısından Paris’le Kars kıyaslaması gibi. Çanakkale Şehitliği Sarıkamış’a göre mükemmel. Ama Sarıkamış kayak parkuruna gelince iş değişiyor. Parkur 11 km. yatırım art arda, ulaşımı kolaylaştıracak bir model bulunursa, buraları siler geçer.

Ardahan ise Kars’ın bir kopyası gibi. Ama Iğdır öyle değil. Iğdır daha kentli, daha ılıman bir iklime sahip. Iğdır Kars’ın kazına karşılık, İran kültüründen aktarılan bozbaş yemeği ile meşhur. Giderseniz yemeden geçmeyin. Bir de doğal tuz mağaralarını ziyaret edip, doğal tuz alın.

Yine modern mimari biraz daha fazla ve Ermeni zulmüne ithafen 5 kılıçtan oluşan bir “Soykırım Anıtı” yapmışlar. Ağrı Dağı’nın o muhteşem silueti insanı oldukça etkiliyor. Ama gelin görün ki, anıtın tam arkasına 6 katlı yurt binaları yaparak silueti kapatmışlar. Kim bu sivri zeka diyeceğim ama bir tane değil ki. Binaların mülk sahibi kurumlar, binayı çizen mimarlar, yapan mühendisler, ruhsat veren belediye görevlileri, oturma iznini verenler, kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurulu üyeleri ve açılışı yapan zevat. Hangi birini saymalı?

Son söz;
özellikle Bursalıların Kars, Ardahan ve Iğdır’ı ziyaret etmelerini, Çıldır Gölü’nün buzunda yürümelerini, kaz ve bozbaş yemelerini, Ani harabelerini mutlaka görmelerini dilerim.
Başka bir kültür, başka bir zenginlik…

10-3-2016 / Bursa Haber Gazetesi

3,011 Toplam, 10 okuma bugün

Tayfun ÇAVUŞOĞLU: Gazeteci / Yazar - Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Alman Dili Anabilim Dalı (1985) mezunu. 1983'ten itibaren yerel yayın organlarında muhabir, yazı işleri müdürü ve genel yayın yönetmeni olarak çalıştı. Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Bursa Şubesi eski (1997-2001) başkanlarından. Bursa Ansiklopedisi'ne (Yılmaz Akkılıç, 1. baskı 2002, Burdef Yayınları No:3) madde yazarlığı yaptı. E-Kitap Yayıncılık tarafından (Şubat 2018) yayınlanan “Nutuk“ için editör olarak Atatürk ve Kurtuluş Savaşı kronolojisini hazırladı. Belgeseltarih.com kurucu ortağı ve yazarıdır. Yayınlanmış Kitapları: 1) “Çanakkale 1915 – İftiralar, Yalanlar, Polemikler“, Şubat-2014, Kastaş Yayınevi-İstanbul 2) "1915 - Çanakkale Savaşında Trakya", Eylül 2018, Haber Ajansı yayınları-İstanbul E-Posta: tayfunc@gmail.com