Bursa 1914 – Karl Baedeker’in gezi notlarından

Sponsorlu Bağlantı

KONSTANTINOPEL, BALKANSTAATEN, KLEINASIEN, ARCHIPEL, CYPERN
Handbuch für Reisende
von
KARL BAEDEKER
LEIPZIG, Verlag von KARL BAEDEKER,
—————————–
(İSTANBUL, BALKANLAR, KÜÇÜK ASYA, TAKIM ADALAR, KIBRIS)
(Seyahat edenler için el kitabı)
KARL  BAEDEKER
(LEİPZİG, KARL BAEDEKER Yayınevi, 1914)
(S. 251-256)

İSTANBUL`dan BURSA´ya

İstanbul`dan tabiat güzellikleri ve görülmeye değer tarihi yapıları ile ünlü Osmanlıların eski başşehri Bursa`ya yapılan büyük gezi herşeye değer. Gezi Olymp(Uludağ)`e çıkılmazsa 3(veya 4) günde gerçekleşebilir. Geri dönerken aynı yolu kullanmaya gerek duymadan, uzun ama çok ilgi çekici tren yolculuğu ile görülmeye çok değecek eski İznik(Nikaea)`e Anadolu Demiryolu ile ulaşmak mümkün. Ve İstanbul`a 3-4 günde geri dönülebilir; veya Ankara(Angora)`ya ve Konya`ya 5-6 günde devam edilebilir.

İstanbul`dan Bursa`nın limanı Mudanya`ya (74 km.), Türk Mahsusa Şirketi`nin buharlı gemileri haftada üç sefer (Pazar, Salı ve Cuma günleri saat 9.00`da hareket ederek) yapıyor. Mudanya`dan dönüş Pazar, Salı ve Perşembe günleri aynı saatlerde. Yolculuk 4,5- 5 saat sürüyor. I. Sınıf 30 Pi.S.[i], II. Sınıf 20 Pi.S. (Biletler güvertede kontrol edilir.) Yanınıza yiyecek almanız tavsiye edilir. Gerçi gemide restoran var. (Öğle yemeği- şarap dahil- 15 Pi.S.) Bu buharlı gemiler hala Yunanlıların küçük „Destunis Cemiyeti“ buharlılarına tercih edilmekte, ki onların aynı hatta yaz aylarında hemen hemen her gün seferleri var. Ancak, dalgalı denizde sıklıkla hizmetleri kesilmekte.

Mudanya`dan Bursa`ya tren yolculuğu buharlı ile bağlantılı. Tren yolu (42 km) 1870-1875 yıllarında Türk Devleti tarafından döşenmiş ve 1892`den beri Fransız şirketinin eline geçmiş. Yolculuk 1 saat 45 dakika sürüyor. I. Sınıf bilet 26,5 Pi.G., II.Sınıf 19,5 Pi.G., III. Sınıf 9,5 Pi.G.  2 gün geçerli olan gidiş-geliş biletleri I.Sınıf 38 Pi.G., II.Sınıf 28,5 Pi.G. Trenlerin geriye dönüşleri de buharlı ile bağlantılı. (Bursa`dan hareket sabah saat 7.00`de.)

İstanbul`daki seyahat bürolarından Bursa`ya direkt bilet temin etmek mümkün. Tek istikamet için I.Sınıf bilet fiyatı 62,5 Pi.G., II.Sınıf 83 Pi.G.`tur. Gidiş-dönüş biletleri 10 gün geçerli olup I. Sınıf için 106, II. Sınıf için 83 Pi. G.`tur.  Hareket yeni köprünün doğusundaki Quai`den. Sezonda oda siparişi için telgraf ile yer ayırtılması tavsiye edilir.

İstanbul`dan kalkan buharlı, kayalık Oxia ve Plati ile dört büyük Prens adalarını solunda bırakarak güney batıya devamla Bozburun(eski adı Poseidion)`a varır. Burası yarımadanın batı ucu olup, 900 m.nin üzerinde yükseltiye sahip Samanlı Dağ (eski adı Argonthonios)`ın Mudanya Körfezi`ni batıdan çevreleyen uzantısıdır. Bu karanlık(koyu) dağ silsilesinin arka planında zirvesi ekseriya karla kaplı Bitin`lerin Olymp`i uzanıyor. Aşağı yukarı 3 saat 45 dakika sonra İncir Limanı`na gelindiğinde Mudanya Körfezi önünüze serilir. Bundan sonra, içeriye açılan bir açıyla Gemlik Körfezi görülür. Küçük bir tersanesi olan 8000 nüfuslu Gemlik (eski adı Kios, İznik`in limanı), Adranos ve Karlıyer`in Chrom madenlerinin yüklemesinin yapıldığı körfeze adını verir. Körfezin sağında Kalolimenos adası vardır. Buharlı gemi bazen körfezin kuzey kıyısındaki Armutlu`ya, bazen de güney kıyısında bulunan Tirilye (diğer adı Syki)`ye uğrar. Böylece İstanbul`dan hareket ettikten 5 saat sonra Mudanya`ya gelinebilir.

Mudanya, yeşilin hakim olduğu ve çoğunluğunu Rumların oluşturduğu 6000 cıvarında bir nüfusa sahip. Stamatiati Hoteli çok iyi durumda. Kolophon`un kurduğu Myrleia, daha sonraları Prusias`ın eşi Apameia adını almış.

Buharlı gemi Mudanya`da ağaç iskeleye yanaşır. İskelenin sonunda bilet kontrolu var. (İskele parası kişi başına ½ Pi.S.; büyük bagaj  için 1 Pi.S.`dir.) Ve hemen sağda bulunan tren istasyonunda sadece büyük parçaların bagaj kontrolu yapılır.

Araba ile kişi başına 40-60 Pi.S. ödeyerek Bursa`ya 31 km/lik mesafe, 270 m.çıkılan ve 70 m. inilen bir yolla 3 saatte gidilebilir.

Dar hatlı tren yolu birçok kıvrım, köprü geçişleri ile bağlar, zeytinlikler, dut ağaçları, tahıl zengini tarlaların arasından geçerek Mudanya körfezini gören (11. km.de) Yorgoli`ye ulaşır. Buradan sonra alçalarak ilerleyen tren yolu ile 23. km.ye gelindiğinde Koru`dan kısa bir süre önce Bursa görünür. Tren Nilüfer çayında iki geçiş yaptıktan sonra 37. km.de Acemler(Çekirge için İstasyon), 39. km.de Yahudiler(Hotel Anatolie ve Hotel Bellevue için İstasyon)`den sonra 42. km.de  Bursa son İstasyonu(Gare de Brousse)`na varır.

Hoteller : Hotel Anatolie (Madam Brotte), bahçeli, iyi derecede, konaklama şarapla birlikte 15 Fr. (uzun kalışlar daha ucuz), sezonda telgraf ile yer ayırtınız.

Hotel Nuriye, Setbaşı köprüsündedir. Hotel Bellevue ise Yahudiler durağında. Yerel işletmeci çalıştırıyor. 9-12 Frank. Ayrıca Çekirge`de Hotel Splendide çok beğeniliyor. Karşısında Hotel Europa var.

Araba, duraktan otele (10 dakika) 10. Pi. S., yarım gün 30 Pi. S., tam gün 60 Pi.S., şehirde kısa tur 5 Pi.S., saati 10 Pi. S. cıvarında. At kiralama; yarım gün 25 Pi.S. cıvarında, tam gün 50 Pi.S. Eşek kiralama: yarım gün 10 Pi.S. cıvarında. Fiyatı önceden kararlaştırınız, sezonda fiyatlar biraz yükselir.

Şehir içinden geçerek Çekirge`deki banyolara gidecek olan tramvay yolu yapım aşamasındadır.

Konsolosluklar: İngiliz, Fransız ve Rus Muavin Konsolosluğu, Avusturya-Macaristan Konsolosluk Temsilciliği.

Bankalar: İpek Han`da Osmanlı Bankası ve Alman Orient-Bank Temsilcilikleri

Camiler ve Kaplıcalar: Kolayca ulaşılabılir. Gruplar için 5 Pi.S., tek kişiler için daha az bir bahşiş karşılığında gezilebilir. Camilere girerken ayakkabılar çıkartılır.

Rehber: Günlüğü 6-8 Fr., yarım günlüğü 3-4 Fr. (Sezonda daha pahalı), eğer bir araba, bir eşek veya fayton kiralarsanız tamamen gereksiz.

Zaman dağılımı: Bursa`ya trenle vardıktan sonra günün kalan kısmı Hisar ve Pınarbaşı ile, ertesi günü ise öğleden önce Balık Pazarı, Ulu Cami, Setbaşı Köprüsü, Yeşil Cami, Çarşı(Basar) ve Sultan Mezarları ziyaret edilerek geçirilebilir. Bu arada belki ipek iplikhanesi, veya ipek dokuma işletmesi de ziyaret edilebilir; öğleden sonra araba ile İnkaya`ya gidilip gelinir ve sonra Çekirge`de kaplıcalara gidilebilir. Veya eşekle banyolara (Çekirge`ye), İnkaya`ya gidilip Bursa`ya dönülebilir. Daha başka gezilerle çok güzel zaman geçirilebilir ve Uludağ`a çıkılabilir.

Bursa, 29°3` doğu meridyeni ile 40°11`kuzey paralelinde, denizden 150 m.yükseklikte, Bitinya Olymp(Uludağ)`in eteklerinde kuruludur. İstanbul`un fethinin(1453) öncesinde Osmanlıların başşehri olan Bursa, Hüdavendigar Vilayetlerinin başşehridir. Genel Valinin oturduğu şehirde bir Rum, bir Ermeni Başpiskopos, bir Katolik-Ermeni Piskopos ve bir Haham bulunmakta. Büyük bir alana yayılmış şehrin 1453`ten önceki nüfusu 100.000`in üzerinde idi. XIX.yy. ilk yarısında nüfus 70.000`e, hatta 35.000`e düştü. Türk-Rus Harbi(1878) sonundan itibaren Balkan Yarımadasından geri dönen Müslümanlar ile nüfus 90.000`e çıktı. 2/3 ü Türk olan nüfusun geri kalan kısmı Ermeni, Rum ve Yahudi idi. Avrupalı koloniler küçük sayıda idi. Nüfusun önemli bir bölümü Avrupa standartlarında ipekböceği yetiştiriciliği yapıyordu. Ve ipekböceği yetiştiriciliği bunun için açılmış bir meslek okulunda öğretiliyordu. Aynı zamanda ham ipek üretimi de yapılıyordu. Şehirde 50`den fazla iplikhane ve 2000`den fazla iplik tezgahı vardı. Ham ipek çoğunlukla Lyon`a gönderilirdi. Bezlerin, kumaşların ve ince tüllerin üretimi evlerdeki tezgahlarda yapılırdı. Bir zamanlar revaçta olan bu üretim tarzı, Avrupadaki fabrikaların üretimi karşısında ezildi. İpek dışında şarap (eski kalitesini koruyamamış olsa da), zeytinyağı, afyon ve meyveler ihraç ürünleri idi. Ateşli hastalıklardan kurtulabilmek için çeltikçilik yok edildi. Kaplıca tesisleri zaman içerisinde hizmet kalitelerini yeteri kadar geliştiremedikleri için şehire yeterli katkı sağlayamamaktadırlar. Şehirin önemli mineral yatakları (Krom, antimon, gümüş ihtiva eden kurşun, kalay, çinko, boraks, deniz köpüğü, litografik kayrak) var. Ancak, yeterli altyapıdan yoksun olunması, bu kaynaklardan yok denilecek kadar az istifade edilmesine neden oluyor.

1804 yangınında ve 1855 depreminde büyük hasar gören şehrin sırtını dayadığı Olymp(Uludağ)`in kuzeybatı uzantısından kuzeye doğru bir yayla uzanır. Yayla batı, kuzey ve doğuda dik bir şekilde, bazı yerlerde dikey, sadece güneyde suyu bol olan bir su kaynağı ile dağlarla bağlantılı. Bu yaylanın(210 m.) sert tabii zemini üzerinde antik bir şehir kurulu. Türklerin fethinden sonra kuzeybatı ve doğuya genişlemiş olan şehir derin yataklarında akan iki akarsu doğuda Gökdere, batıda Cilimboz tarafindan 3`e bölünür. Şehrin önünde büyük bölümü dut ağaçlarıyla kaplı verimli bir ova uzanır. Kuzey ve kuzeydoğusundan Katırlı Dağ(1090 m.)´ın çevrelediği ovada Nilüfer (eski adı Odryses) Çayı ve Ryndakos`un yan kolu akarlar.

Hisar`a çıkış yolu, Cilimboz`un yukarısından dağın batı tarafı boyunca uzanır. Hotel Brotte`den ortalama 8 dakika mesafede sola kıvrılır ve bir zamanlar Kaplıca Kapı`nın olduğu noktada bulunan 2,5 km. uzunluğunda Hisar`ı çevreleyen surlara ulaşır. Büyük ölçüde antik temeller üzerinde kurulu olan surların ayakta kalan Theodor Laskaris`in yaptırdığı bölümü, daha sonraları özellikle III.Mehmet (1595-1603) zamanında onarıldı. En güçlü kısmı, doğal olarak güney kısmı düzlüğünde olan bölümüdür. Ancak, şimdi çok harap durumdalar. Yol Hisar`ı geçerek devam eder ve 3 dakika gidildiğinde sola doğru bir sur yıkıntısından geçmek ve burada manzaranın zevkine varmak mümkün. Sağda küçük bir cami, solda bir Türk Hastanesi; devamla, arka kısımda taş ve kiremit katlardan oluşan Bizanstan kalma büyükçe bir duvar parçası ve ardında kemerli yapılar. Sur yıkıntısından devam edilerek 7 dakika sonra sağda, eski Bizans kilisesinin olduğu yerde bulunan Davut Manastırı(şimdiki Şehadet Camii)`na ulaşılır. Solda, kaybolmuş olan Sultan sarayının (şimdi depo olarak kullanılmakta) yeri  ve birkaç adım ilerde bir bahçe içinde Sultan Osman ve Orhan´ın türbeleri. Bu iki türbe (solda altı köşeli olan Osman´ın , sağdaki Orhan´ın) 1855´deki depremden sonra Sultan Abdulaziz (1861-76) tarafından onarıldılar. Çok ta bir özellikleri yok. Osman`ın tabutu üzerindeki ülkenin kurucusunun adı verilmiş olan Osmanlı nişanı, yeşil bant Abdulaziz tarafından bağışlanmış. Bahçenin kuzey sınırında, ova ve Uludağ`a hakim çok güzel bir şehir  manzarası var. Dışarı çıktıktan sonra güneye doğru gitmeli, daha önemlisi ilk Doğu–Batı Caddesine kadar; burada birkaç adım yürüdükten sonra solda (doğuda) 1905´e kadar iyi durumda olan Hisar kapısı bulunmaktadır. Bunun içinde antik eserler  ve yazılar sıvanmış. Sağda ve solda çevre duvar kalıntıları var. Kapının önündeki caddeyi devam edip, soldaki ilk dar merdivenli sokağı güneydoğuya  doğru takip ederek Yahudilerin oturduğu Balık Pazarına inebilirsiniz.

Kapıdan geriye gelerek  ilk sokaktan sola dönüp, güneye doğru ilerlerseniz, 5 dakika içinde güney surlara ve çok sevilen dinlenme yeri Pınarbaşı`na ulaşabilirsiniz.

Büyük ağaçların gölgelediği çimenlik, üzerleri yeşilliklerle sarılmış duvar kalıntıları (bunların hemen yanında mevlevilerin küçük bir tekkesi ve danseden dervişler) ve mezarlık.

Bu dinlenme yerinin güney-batı köşesinde güçlü bir su kaynağı ve yanında küçük bir Kahvehane var. Pınarbaşından güneydoğu istikametine doğru gidilerek Maksem köprüsüne ulaşılabiliyor.

Yahudilerin oturduğu Balık Pazarı`ndan geçen eski ana caddenin doğuya doğru uzantısından biri yakın zamanlarda eski yapılarla bölünmüş olan Hamidiye Caddesi, diğeri eski bir sokak. Bunların arasında İstanbul`dakini gördükten sonra pek görülmeye değer olmayan „Basar“ var. I. Mehmet tarafından XV. yy. başlarında ipek ticareti için inşa edilmiş daha sonra büyütülmüş İpek Han ticaretin merkezi durumunda. İpek Han`ın bahçesinde 8 köşeli ve açık zemin katında su kuyusu bulunan bir pavyon var. Yakın çevrede Pirinç Han, Tuz Hanı aynı mimariye sahip, daha yeni ama çoğunlukla harabe şeklinde başka hanlar da bulunmakta. İpek Han`ın doğusunda eski şekline sadık kalınarak tamamen yenilenmiş olan Orhan Camii var. Batıya doğru birkaç adım ötede de, eski caddenin üzerinde I.Murat`ın 1379`da inşaatını başlattığı I.Mehmet`in ancak 1414`te tamamladığı Ulu Cami bulunuyor.

Caminin kuzey cephesi köşesinde bulunan eski minaresi çiniler ile kaplı idi. 1855 depreminden sonra yerini yeni kaba minareye bıraktı.

Yine aynı caddenin üstünde solda büyük „Munizipalität bahçesi“, kahvesi ve sağda konak bulunmakta. Konağın üst kısmında bir okul ve onun bahçesinde (girişte solda) müze bulunmakta. Müze Azmi Bey tarafindan kuruldu ve 1904´de açıldı ; özellikle Arkeologlar için ilgi çekici bir müze.(Giriş 2 Pi.) Müzede Yunan-Roma, Bizans ve bir de Türk bölümü bulunmakta. Eşyaların büyük bir kısmı bahçede sergilenmekte.

Konaktan kuzeybatıya dümdüz giden yol Gemlik Caddesidir. Bu yolla tren İstasyonunun son durağına (Gare de Brousse) varılır.

[i] Pi. Fransız para birimi Frank`ın küçüğü  Piece`in kısaltılmışıdır. S de Silber=Gümüş`ün kısaltılmışıdır. Bazı yerlerde geçen Pi.G. para birimi de Piece Gold`un kısaltılmışıdır.

1,443 Toplam, 6 okuma bugün

Şaban YALAZI: Karacabey’de doğdu. Bursa Eğitim Enstitüsü mezunudur. A.Ü. Eğitim Fakültesinde Eğitim İdaresi ve Planlaması dalında Lisans Üstü çalışması, A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme İktisadı Enstitüsü’nde Marketing dalında Yüksek Lisans yaptı. Bir sure öğretmenliğin ardından Dışişleri Bakanlığı’na geçen Yalazı, Mainz Başkonsolosluğu’nda 33 yıl görev yaptıktan sonra emekliye ayrıldı. “Karacabey”, “Nüfus ve Temettuat Defterlerine Göre Karacabey’in Ekonomik ve Toplumsal Yapısı” kitaplarını yazan Yalazı, “Başbakanlık Osmanlı Arşivlerinde Mihaliç İle İlgili Belgeler”i 6 cilt halinde derledi. Son olarak “Hüdavendigar Vilayeti Salnamelerinde Mihaliç” kitabını yayınlayan Yalazı’nın Bursa Araştırmaları Dergisi başta olmak üzere çok sayıda dergi ve gazetede Karacabey’i konu alan yazıları yayınlanmıştır. Halen Bursa Araştırmaları Dergisi yayın kurulu üyesidir. Evli ve 3 çocukludur. E-Posta: saban.yalazi@hotmail.com