Quantcast
Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Ekrem Hayri PEKER

Sibirya’dan

Öncelikle bu kitabı basıldığı yıllarda görev yapan Milli Eğitim Bakanı Ahmet Özel’i kutlarım. Her türlü iç ve dış baskı Türkçülük damarını yok edemediğini gösteriyor. Ahmet Özel’in, bakanlık görevini 9 Aralık 1955 ile 13 Nisan 1957 tarihleri arasında sürdürdü.

1956 yılında iki ayrı takım halinde basılan kitabı Ahmet Temir tarafından Türkçeye çevirmiş. Eser, Rus Bilim Eserleri dizisi serisinden yayınlanmış.

Radloff, bu eserinde Sibirya’da yaşayan Türkler hakkında olumsuz ifadeler kullanır. Ama benzer ifadeleri de bilhassa Rus tüccarlar hakkında da kullanır. Bu onun araştırmalarının önemini azaltmaz.

Kitabı okuyunca daha önce şamanlar ve kamlar üzerine okuduğum yazıların orijinal kaynağına ulaştım. Çeviride bu konuya 72 sayfa ayrılmış. Kamlarla ilgili her türlü ayrıntıya genişçe yer verilmiş.

Kitap, “Sibirya’daki Eski Eserler” bölümüyle devam ediyor. 76. Sayfadan sonra kuşe kâğıda basılı mezar resimleri yer alıyordu. Mezarlar farklı farklı, Kimisi dikdörtgen kimisi daire şeklinde. Mezarların etrafı dikilitaşlarla çevrili. Kimisi Stonehenge benzeri kimisi daha farklı. Göbeklitepe’de gördüğümüz birbiri çevreleyen daireler gibi. Üzerinde durulmaya değer.

Radloff, bu taş daireler şeklindeki mezarlar Abakan bozkırlarında rastlıyor (s, 80). Radloff, Yenisey Vadisi ve Altaylar’da bulunan taş mezarlar, Kazak kulunda ve Baraba bozkırlarındaki birçok mezarlık höyükler bakır veya tunç çağına aittir diyor.

Radloff, “Bakır devri adamları altını biliyordu” der. “Altay ve Sayan dağları bakır ve altın yönünden zengin olduğunu, burada yaşayanların bakır ve altın işlemeyi bildikleri” yazar. Radloff, bölgede bakır izabe fırınları bulmuştur.

Radloff, “Eski demir devrinden kalma mezarlarda çok miktarda at iskeleti bulunması dikkate şayandır” diye yazar (s,144), Radloff, “Katanda bulunan bazı mezarlarda sırtında eyer bulunan at heykelleri bulunmuştur Bulunan heykellerin nalları altından yapılmıştır. (s.145)

“…Buradaki mezarlarda çok sayıda eşya çıkarılmıştır. Bıçak, orak, oyma bıçağı, iğne, bız, delme aletleri; atlarda kullanılan toka, üzengi, gemler; küpe, toka, bilezik, düğme, ayna ve muhtelif ziynet eşyaları ve kazan, bardak gibi mutfak eşyaları bulunmuştur

Burada buluna altın eşyalar Petersburg’daki Ermitage Müzesinde bulunmaktadır…” Radloff, Kazak bozkırlarında ve Kuznetzk Alatau’(Alatav)da altın yıkama ocakları olduğunu yazar. Yine bölgede bulunan demirin tunç aletlere katılmış olduğunu yaptırdığı analizlerle tesit eder.

Radloff, kazı yaptığı mezarlarda tunç heykeller, tunç levhalar da bulur.

W. Radloff, çok önemli bir buluntuya işaret eder; Kazanlar.

“…Bunların 75 pfunddan fazla gelen (1 pfund: 400 gr) en büyüğünü Mimusisk’in güneyinde buldum. Kazanların şekli, tunç devri adamlarının üç ayak bilmediklerini ve kazanı doğrudan doğruya ateşe koyduklarını göstermektedir. KIRIM’DA Kİ İSKİT MEZARLARINDA BULUNMUŞ BENZERLERİNİ ERMİTAGE’DA GÖRMEK MÜMKÜNDÜR. (s,103)

Radloff, araştırmalarında granitten yapılmış koyun heykelleri görürü (s, 103)

“…Atın onlarca malûm olduğunu, tezyinat ve kaya resimleri ve bundan başka, bulunan kaya resimlerini ve bulunan bakır gemler ispat etmektedir.” (s, 107)

Radloff, çok sayıda heykele rastlar. “…Taş heykeller, erkeklerin kısa ve tam sakallı, sık bıyıklı olduklarını, kadınların saçlarını örgü halinde yüzlerinin iki yanından omuz ve göğüsleri üzerine sarkıttıklarını ispat etmektedir. “(s,109)

“…Altay ahalisinin daha VI. yüzyıl ortalarında bile hala maden işlemekle meşgul olduklarını Çin haberleri ispat etmektedir”. (s,110)

Radloff, kurganlarda az sayıda eşya bulunmasının sebebi olarak Rus göçmenlerim sistematik yağmasına bağlar. Bu yağma olmasaydı belki de daha fazla İskitlere ait eşya bulunabilirdi.

Radloff, Tukyu ve Hakaslara da geniş bir yer ayırır. Hakasların sonradan Türkleştiğini iddia eder.

“…Çin kaynakları Hakaslar hakkında şunları yazmışlardır; ‘Onlar savaşta yay ve ok kullanırlar. Süvarileri el ve ayaklarını küçük ağaç kalkanlar ile örterler. Orduları 80 bin kişiliktir. Üç komutanın emrinde bulunan erkekler yaa ve mızraklarla silahlanmış olarak at üzerinde savaşa giderler’…” (s,142)

W. Radloff, kurgan defin şeklinin zamanla terk edildiğini yazar.

*

Radloff, başta Müslüman Tatarlar olmak üzere Gök Tengri inancındaki Sibirya halklarını nasıl zorla Ortodoks Hristiyan yapıldığını yazar. Ayrıca, Rus göçmenlerin arazilere, otlaklara el koyduğunu, yerli halkların ormanlara, tarım ve hayvancılığa uygun olmayan yerlere çekilmek zorunda kaldıklarını yazar.

Radloff, Rus tüccarların yerli halkları acımasızca nasıl sömürdüklerini ayrıntılı olarak yazar. Mançu hanlarının yönettiği Çin topraklarında yaşayan Türk ve Moğolların daha özgürce yaşadıklarını belirtir.

Friedrich William Radloff

1837’de Berlin’de Radloff, modern Türklük biliminin kuruluşundaki öncülük hizmetlerinden dolayı “Türkolojinin babası” ve”Türk dil biliminin kurucusu” olarak anılır

Berlin’de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Berlin’de tamamladıktan sonra Berlin Üniversitesi filoloji okudu. Türkçe, Moğolca, Mançuca ve Çince öğrendi. Öğreniminin büyük bir kısmını Berlin’de yaptı,

Bu dönemde Moskova, Kazan ve Petersburg, Türkoloji çalışmalarının merkezi konumunda olan şehirlerdi. Petersburg’da 1819 yılında kurulan üniversite Doğulu milletlerin kültürleriyle ilgili araştırmaları yürütmekteydi. Radloff da hocası W. Schott’tan aldığı tavsiye mektubuyla Doğu sefer heyetine katılmak Petersburg’a gitti (1858). Ancak bu heyetin bir türlü yola çıkamaması üzerine geçimini sağlamak için üniversitede sınava girerek lise öğretmenliği hakkını elde etti. Bu sırada kendisine Altay bölgesindeki Barnaul şehrinde öğretmenlik yapması önerildi. Radloff yaz aylarında Türk boyları arasında çalışmak üzere Barnaul’a Almanca ve Latince öğretmeni olarak tayin edildi (1859).

Barnaul’da on iki yıl kalan Radloff, öğretmenlik yaparken yaz tatillerinde Sibirya ve Türkistan’daki Türk boyları arasında dil, etnografya, folklor, coğrafya ve tarih malzemeleri derlemek amacıyla gezilere çıktı. Bu çalışmaları yapabilmek için 1860’ta Altay şivelerini öğrenmeye başladı. 1860-1863 yılları yaz aylarında Altay, Sayan, Kazak-Kırgız, İli ve Abakan Türkleri arasında derlemeler ve araştırmalar yaptı.

1870 yılına kadar Altaylar, Batı Sibirya, Yedisu, İli, Türkistan ve Çin’de dolaşarak derlemelerini sürdürdü. Türkistan gezisi sırasında Buhara Hanlığı ile Rusya arasındaki sınırı çizmekle görevli komisyonda görev aldı. Barnaul’da bulunduğu yıllarda derlediği malzemelerin yer aldığı Proben der Volkslitteratur der türkischen Stämme adlı külliyatını 1866 yılından itibaren yayımlamaya başladı.

1872 yılında Kazan’a geçti. Radloff, Kazan’da kaldığı 1872-1884 yılları arasında pedagoji, felsefe ve dil bilimiyle de meşgul olarak on civarında eser yazdı. Türk-Tatar çocukları için Kazan Türkçesi ile bir okuma kitabı hazırladı. 1881’de Berlin’de toplanan V. Şarkiyatçılar Kongresi’ne katıldı. 1884 yılında Kutadgu Bilig’in Viyana nüshasının tıpkıbasımını yayımlamak üzere Avusturya’ya gitti. Bu seyahati sırasında Petersburg İlimler Akademisi’nin teklifini kabul etti ve aslî üye olarak bu üniversiteye geçti. Saint Petersburg’a yerleşti. Burada, derlediği malzemeyi tasnif etme ve yayımlama faaliyetlerine hız verdi.

Kırım’a ve Batı Karaylara giderek araştırmalar yaptı. Orhon bölgesine gönderilen ilim heyetinin başkanlığını yaptı (1891). 1899’da Roma’da toplanan XII. Şarkiyatçılar Kongresi’nde Radloff’un teklifi üzerine Saint Petersburg’da, Orta Asya ve Uzakdoğu’nun arkeolojik ve lengüistik yönden araştırılması için milletlerarası bir cemiyetin kurulmasına karar verildi. XIII. Şarkiyatçılar Kongresi’nde (Hamburg 1902) cemiyetin tüzüğü kabul edildi ve başkanlığına Radloff getirildi. Etnografya müzelerini incelemek için Batı Avrupa’yı dolaştı (1907). 12 Mayıs 1918’de Petersburg’da öldü.

Radloff, sayısı 150’yi aşan eseriyle Türkoloji’nin kurulmasında ve gelişmesinde büyük rol oynamış, Türkoloji’de “Radloff devri” diye anılan bir döneme imza atmıştır. Radloff, çalışmalarını belli bir sahada yoğunlaştırmayıp Türkoloji’nin birçok dalıyla uğraşmış, bu durum bazı alanlardaki çalışmalarında eksiklik ve yanlışlıklara sebep olmuş ve bu yönüyle eleştirilmiştir.

W. Radloff’un (Vasili Radlov) Sibirya’dan (Aus Sibirien) adlı eseri, yazarın 1859-1871 yılları arasında Sibirya’da geçirdiği 12 yıllık gözlem, seyahat ve araştırmalarına dayanır. Bu klasik eser, bölgedeki Türk boylarının dilini, dinini, etnografyasını, yaşam tarzını ve coğrafyasını inceleyen temel bir bilimsel seyahatnamedir.

Eser genel olarak yedi ana bölümden ve seyahat notlarından oluşur: Coğrafi ve İstatistiki Bakış, Batı Sibirya’nın genel coğrafi yapısı, iklimi, idari durumu ve güney sınırındaki bölgelerin genel durumu ele alınır. Radloff’un Altay dağlarına ve Kırgız bozkırlarına yaptığı seyahatlerin detaylı notları, bölge halkının misafirperverliği ve günlük yaşamı anlatılır. Batı Sibirya’nın doğusunda yaşayan, İslamiyet öncesi geleneklerini ve inançlarını büyük ölçüde koruyan yerli Türk boylarının sosyal yapıları incelenir. Göçebe Türk topluluklarının (Kazak/Kırgız grupları vb.) çadır hayatı, hayvancılık faaliyetleri, gelenekleri ve bozkır düzeni aktarılır.

Bölgedeki Türk boylarının inanç dünyası, geleneksel ritüelleri ve Şamanizm uygulamaları yazarın birinci elden gözlemleriyle detaylandırılır. İli Vadisinin tarihi, ticari ve etnik yapısı üzerine yapılan incelemelere yer verilir.

Radloff, bölge halklarının avcılıktan çobanlığa ve tarıma geçiş süreçlerini kendi gözlemleriyle harmanlamıştır. Türkoloji İçin Değeri: Türk boylarının lehçeleri, folkloru ve maddi kültürleri hakkında bugüne ışık tutan en zengin arşiv niteliğindedir.

Ahmet Temir

Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü'nün üç kurucu üyesinden ...

14 Kasım 1912’de Tataristan Özerk Cumhuriyeti Samara vilâyetinde doğdu. Temir Volga, Hazar ve Kafkasya üzerinden uzun ve tehlikeli bir yolculuktan sonra 8 Temmuz 1929’da Batum’dan Türkiye’ye iltica etti. Daha sonra Trabzon Erkek Muallim Mektebi’ne kaydoldu. İstanbul Haydarpaşa Lisesi’ne geçti ve 1935 yılında burayı bitirdi. Aynı yıl Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’ne girdi. Bir süre M. Fuat Köprülü’nün tarih derslerine devam etti, Macarca öğrenmeye başladı. İkinci yarıyılda kazandığı dört aylık bursla Berlin Üniversitesi’ne gitti (1936). Burada öğrenimi sürdürürken Tatarca okutmanlığına tayin edildi.

1943 Ekim ayında Türkiye’ye döndü. Millî Eğitim Bakanlığı Müzeler Genel Müdürlüğü’nde çalıştı (1947-1951). Hamburg Üniversitesi’nden aldığı bir teklifle tekrar Almanya’ya gitti; iki yıl Türkçe okutmanlığı yaptı (1952-1954). Bu sırada Moğolca, Mançuca ve Çince dersleri alarak akademik araştırmalarını Eski Türkçe ve Moğolca alanında yoğunlaştırdı. 1953 yılında doçent oldu. 1955’te Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Türkoloji Bölümü’nde göreve başladı. 1962’de “Türkçe ve Moğolca Arasındaki İlgiler” adlı çalışmasıyla) profesörlüğe yükseldi.

1961 yılında Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü’nün tüzüğünü hazırlayarak kuruluşunda görev aldı. 1962-1975 yıllarında başkanlığını yaptı. Emekliliğinden sonra Mainz Johannes Gutenberg Üniversitesi’nde (1981-1983) ve Marmara Üniversitesi’nde (1984-1985) ders verdi.

Tatarca, Moğolca, Macarca, Çince, Rusça, Almanca, İngilizce ve Fransızca bilen Temir 18 Nisan 2003’te Ankara’da öldü.

Türkiye’de Mongolistik çalışmalarını başlatan ilk bilim adamı olan Ahmet Temir, Türk ve Moğol dilleri üzerindeki eserleri, makale ve bildirileriyle uluslararası önemli bir Türkolog olarak tanınmıştır.

Yazar Hakkında

YAZARLAR
TÜMÜ
SON YAZILAR