Ana Sayfa Genel Tarih Antik Çağ Antik Çağda İznik–İzmit Çekişmesi

Antik Çağda İznik–İzmit Çekişmesi

Diocletianus’un Nikomedia’daki sarayı
  • Alper Can

Polis, kanıksanmış karşılığı ile kent devleti tarihin bir dönemine kadar devam edip ortadan kalkmış bir olgudur. Ortaya çıkışı ilk kentlerin kurulduğu döneme yani MÖ 4. bine kadar geri gider. Ortadan kalkması ise Orta Çağ ortalarında olmuştur. Yani yaklaşık 4000 bin yıl boyunca kentler, kontrol edebildikleri çevre bölgeleri ile birlikte müstakil siyasi birimler olmuş, rakipleri ile çeşitli konularda rekabet etmişlerdir.

Polis Yunanistan’da özel bir anlama sahipti. Bireyler kendilerini yaşadıkları polisin adı ile ifade ederlerdi. Mensup olunan kavim ya da dada, ata adı yerine polisin adı geçerdi. İşte o yüzden bir tarihin babası Herodotos’u Halikarnassoslu Herodotos olarak biliyoruz.

Büyük devletlerin olmadığı dönemlerde polisler komşuları ile özellikle ticari alanda kıyasıya rekabet içinde olurlardı. Görkemli bir kentin, yakınlarda başka bir kent kurulup gelişmeye başladıktan sonra düşüşe geçmesi hatta terk edilmesi olmayacak iş değildi. Ancak ortaya büyük bir devlet çıktığında polisler arası rekabet azalır, ticari ve kültürel dengelere devleti idare edenler karar verirdi. Böyle bir durumda ortada rekabet edecek pek bir şey kalmazdı. Roma kentinde kurulup önce cumhuriyete, sonra da imparatorluğa dönüşen devletin Anadolu’da hakim olduğu dönemde de durum aynıydı. Romalılar önce Asia adıyla Batı Anadolu’yu sonrada da diğer bölgeleri ele geçirdiklerinde Anadolu’da bağımsız polisler dönemi kapanmış, rekabet edilecek pek ez konu kalmıştı.

Ancak bahsedeceğimiz konu kıyasıya rekabetin devam ettiği bir alandı. Eyalet yönetiminde polislerden biri anakent (metropolis) kabul edilir, bu kente bazı ayrıcalıklar ve onurlar tanınırdı. Örneğin metropolis eyaletin yargı merkeziydi. Davalar bu kentte görülür, mahkemeye işi düşenler buruya gelmek zorunda kalırlardı. Bu da kentte ekonomik canlılık demekti. Ayrıca Roma İmparatorluk döneminde imparatorlar tanrı kabul edilir ve onlar adına kültler oluşturulurdu. Her kültün bir tapınağı olması da kaçınılmazdır. İmparator kültünün tapınağı da eyaletin metropolisinde yapılırdı. Bu da o kente vergi muafiyeti, arazi tahsisi gibi bazı ayrıcalıkların tanınması demekti. İşte hal böyle oyunca bölgemizin iki kenti, Nikaia (İznik) ile Nikomedia (İzmit) arasında Roma İmparatorluk Döneminde kıyasıya bir rekabet yaşanmıştır.

Her iki kentin de kuruluşu Helenistik Dönemde olmuştur. Nikaia’nın 50 yıl kadar önce kurulmuş olması ona büyük bir avantaj sağlamaz. Ancak Nikaialılar kentlerinin çok daha eski olduğuna, kurucularının da şarap tanrısı Dionysios olduğuna inanırlar.[1] Kuruluşlarından yani MÖ 4. yüzyıldan MS 2. yüzyıla değin Nikaia rakibinden daha önemli bir kenttir.[2]  Zamanla Nikomedia önem kazanır. İmparator Diocletinaus’un başlattığı idari değişiklikler sonucunda Nikomedia imparatorluğunun doğu yarısının başkenti olmuştur (yakl. MS 285).

Rekabetin tam olarak ne zaman başladığını bilmiyoruz. Ancak MS 1. yüzyılda iyice kızışmış bir haldeydi. Nikomedialılar bu dönemde Yunanistan’da Delphoi kentinde bir heykel diktirmişlerdir. Bu heykelde spor müsabakalarında pek çok başarı kazanan bir hemşerilerini onurlandırmaktadırlar. Ancak heykelin kaidesine kentleri hakkında şu ifadeleri yazdırmayı da unutmazlar: “Bithynia-Pontus eyaletinin metropolisi ve birinci kenti; Hadrianus kültünün tapınak merkezi, Romalıların uzun erimli dostu, sığınma hakkı sahibi.[3]

Bu yazı ile rekabet iyice kızışmış olmalı. İmparator kültü tapınağına sahip olma ayrıcalığı Nikaia’ya da verilmişti. Ama MS 1. yüzyılda bu ayrıcalık sonlanmış gibidir. Zira Nikomedialılar bastıkları sikkelerde bu ayrıcalıkla inşa ettikleri tapınağı sikkelerinde sıkça tasvir etmişlerdir. Nikaia sikkeleri ise bu unvandan bahsetmezler artık. Bunun yerine, incinen gururlarını bir nebze onarmak için “eyaletin ilk kenti” ibaresini kullanırlar.

İki kent arasındaki rekabeti MS 2. yüzyıl başından itibaren Prusalı (Bursa) hatip Dion Khrysostomos’un söylevlerinden takip edebiliyoruz. Onun 38. söylevi tam da bu konu üzerinedir. Nikomedialılara yaptığı konuşmasına “Nikaialılarla uyum içinde yaşamalısınız. Bana bağırıp çağırmadan önce söylediklerimi dinleyin” diyerek başlaması iki kent halkı arasında mevcut gerilimi açıkça ortaya koyar. Daha sonra iki komşu kentin uyum içinde yaşamasının önemine vurgu yapar, Romalı yöneticilerin birbiriyle geçinemeyen kentlere karşı daha cüretkar olduklarını söyleyerek dinleyenleri ikna etmeye çalışır. “Tiyatro sahnesindeki oyuncuların da birçok unvanı vardır; kral olurlar, prens olurlar, emirnameler yayınlarlar. Ama bu sadece görünüştedir, oyun bittiğinde unvanları da biter. Bu iki kentten biri metropolis unvanını kaybetse gerçekte neyi kaybetmiş olur ki? Deniz kıyılarınızdan mı çekilir, arazileriniz ya da gelirleriniz mi azalır?”[4]. Dion’un çabaları pek az şeyi değiştirmiş gibidir. Nikaia eyaletin metropolisi olarak Nikomedia’yı değil Roma’yı tanıdığını beyan eder.[5]

Dion iki kentin barıştığını göremeden MS 112’de ölür. Yaklaşık MS 123’te Nikaialılar kent kapılarından birinin üzerine bir yazıt koydururlar. Bu yazıtta kentte yaklaşan yabancılara gururla Nikaia’nın imparator kültü tapınağına sahip olan, Dionysios ve Herakles tarafından kurulmuş, eyaletin metropolisi bir kent olduğu söylenir. Bu yazıt yaklaşık 70 yıl yerinde kalır. MS 193-194’teki kargaşa döneminde kazınarak silinir.

Charles Texier’in Nikaia kapılarından kopyaladığı bir yazıt (Asia Minore)

Bahsettiğimiz kargaşa dönemi Roma imparatorluk tahtı için yapılan savaşlar dönemidir. Tahtın adaylarından Septimus Severus ile Pescennius Niger’in orduları MS 194’te İznik ile Gemlik arasındaki dar boğazda karşılaşmışlar, zaferi kazanan Septimus Severus diğer rakiplerini de alt ettikten sonra tahta çıkmıştır. Bu olayları anlatan tarihçi Herodianus’un eserinde Nikaia ile Nikomedia arasındaki rekabetin izlerini bulmak olasıdır. Herodianus “Yunan kentleri arasındaki geçimsizlikler onları Makedonyalıların ve Romalıların kölesi yapmıştır” dedikten sonra Nikaia ile Nikomedia’yı örnek olarak verir. Nikomedialıların Septimus Severus’a dstek verdiklerini öğrenen Nikaialılar, komşu olan bu kentin halkından nefret ettikleri için Pescennius Niger’in ordusunu kentin kapılarını açmışlardır.[6]

DİPNOTLAR:

[1] Her iki kent hakkında daha fazla bilgi için bkz: Eski Çağ Rehberi, Alper Can, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, İstanbul, 2011

[2] MS 1. yüzyılda yazan Strabon Nikaia’yı Bithynia’nın metropolisi olarak anar: Geographika, XII.4.7

[3] Antik Çağda bazı tapınaklar sığınma merkezleri olarak iş görmüşlerdir. Buralardan içeri giren her türlü suçlunun dokunulmazlığı olur, tapınaktan dışarı çıkana kadar ona kimse dokunamazdı.

[4] Dion Khrysostomos, Söylev 38.39-40

[5] Urban life and local politics in Roman Bithynia: The small world of Dion Chrysostomos, Tonnes Bekker-Nielsen, Aarhus University Press 2008, s.48

[6] Herodianus, Tes Meta Markon Basileias Historiai (Marcus’tan Sonra İmparatorluk Tarihi), III.2.7-9

433 total views, 1 views today

Alper CAN

Alper CAN

1971 yılında Erzurum’da doğdu. 42 yıldır Bursa’da yaşıyor. 1996’da Hacettepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nden mezun oldu, serbest diş hekimi olarak çalışıyor. 2009’da Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Arkeoloji Bölümü yüksek lisans programından mezun oldu. Aynı yıl Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih bölümünde başladığı doktora eğitimini yarıda bıraktı. 2003’te Nilüfer Kent Konseyi gönüllüsü oldu. Bu kurumda tarih, felsefe, edebiyat alanındaki çalışmaları grupla birlikte sürdürüyor. Bursa’nın kültür sanat alanlarını kapsayan internet sitesinin (www.bursadakultur.org) 12 senedir yayıncısı. “Antik Çağ Sözlüğü” ve “Kadim Bursa” adında iki kitap yayınladı.

Comments

Comments