Ana Sayfa Osmanlı Tarihi Çanakkale Savaşı Mesudiye zırhlısının acı sonu

Mesudiye zırhlısının acı sonu

Tahsin Siret tarafından çizilen "Türk Donanması Manevra Sırasında" isimli tablosu. En önde tasvir edilen zırhlı, Mesudiye zırhlısıdır.
Tayfun ÇAVUŞOĞLU

Tayfun ÇAVUŞOĞLU

Gazeteci / Yazar - Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Alman Dili Anabilim Dalı (1985) mezunu. 1983'ten itibaren yerel yayın organlarında muhabir, yazı işleri müdürü ve genel yayın yönetmeni olarak çalıştı. Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Bursa Şubesi eski (1997-2001) başkanlarından. Bursa Ansiklopedisi'ne (Yılmaz Akkılıç, 1. baskı 2002, Burdef Yayınları No:3) madde yazarlığı yaptı. E-Kitap Yayıncılık tarafından (Şubat 2018) yayınlanan “Nutuk“ için editör olarak Atatürk ve Kurtuluş Savaşı kronolojisini hazırladı. Belgeseltarih.com kurucu ortağı ve yazarıdır.
Yayınlanmış Kitapları:
1) “Çanakkale 1915 – İftiralar, Yalanlar, Polemikler“, Şubat-2014, Kastaş Yayınevi-İstanbul
2) "1915 - Çanakkale Savaşında Trakya", Eylül 2018, Haber Ajansı yayınları-İstanbul
Tayfun ÇAVUŞOĞLU

Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’na katılmasının ardından harp filosundan çıkarılarak Çanakkale Boğazı’nı korumakla görevlendirilen Mesudiye zırhlısı, 6 Eylül 1914 günü Sarısığlar Koyu’nda yüzer tabya olarak demirledi; Nusret ve İntibah mayın gemileriyle desteklendi. Mesudiye zırhlısı; 13 Aralık 1914 günü saat 11.58’de, Kraliyet Donanması’na bağlı Yüzbaşı Norman Holbrook komutasındaki B11 denizaltısı tarafından torpillendi. Denizaltının periskobunu fark etmiş olan mürettebatın top atışı yapmasına rağmen torpilden kurtulamayan Mesudiye, kıç tarafından aldığı isabet nedeniyle 10 dakikada sığ suya gömüldü. Geriye yürek burkan bir savaş öyküsü kaldı.[1]

***

İngiliz Denizaltısı B-11

1874 yapımı olan Mesudiye zırhlısı, İngiltere’den satın alınmıştı. Oldukça eski olan gemi, Osmanlı Donanma Komutanlığına atanan Amiral Souchon tarafından görevden men edildi.  Souchon, geminin yüzer bir kale gibi görev yapmasının ve mayın hatlarını korumasının mümkün olduğunu düşünmüştü. Zırhlı Sarısığlar Koyu’na demirleyerek bu görevi yapmaya başladı. Ancak Mesudiye zırhlısı, demirlediği koyda B-11 denizaltısının hedefi olarak iki torpille batırıldı. Alabora olan gemidekilerden 10 subay ve 25 er şehit oldu. Ters dönen geminin su üstünde kalan karinasına çekiçlerle vurarak, içeride sağ kalan olup olmadığı anlaşılmaya çalışıldı. Bir noktadan cevap geldi. Sağ kalanlar vardı. Bu kısım delinerek dışarıya çıkarılmaları mümkün olabilirdi ama elde gerekli araç-gereç yoktu. Derhal İstanbul’dan oksijen kaynağı ve burgu aletleri gönderilmesi talep edildi.

İstanbul’dan acele gönderilen malzemelerle ertesi gün önce küçük bir delik açıldı, içeridekilerin hava almaları sağlandı. Bu delikten içeridekilerle konuşuldu, süt verildi. 5 subay ve 3 er, geminin makine dairesinde mahsur kalmıştı. Delik genişletildikten sonra da mahsur durumdaki askerler saldırıdan 36 saat sonra gemiden çıkarıldı. Kurtulan Bahriyeliler hemen hastaneye gönderildiyse de, içlerinden biri ertesi gün vefat etti.[2]

Mesudiye zırhlısından ocak ayı sonuna dek uzun uğraşlar sonucu sökülen toplar, Baykuş (Mesudiye) bataryası olarak Boğaz tahkimatının takviyesinde kullanılacaktı. Bir yandan da Çanakkale Boğazı’nın mayınlanmasına ve yeni hatlar döşenmesine devam ediliyordu.

Nusrat mayın gemisi tarafından Kepez-Havuzlar güney arasına 50 mayın daha döküldü. Bu dökülen mayınlardan 7’si infilak etti. Mayınların arası 45, derinliği ise 4,5 metreydi. Çanakkale Boğazı’na 50 mayınlık 7. ve 8’inci mayın hatları döşendi.[3]

Ne var ki -o günlerde kullanılan teknolojinin gereği- dökülen mayınların kimi infilak ediyor, kimi ya birkaç saat ya da birkaç gün sonra hattan kopuyor ve tam anlamıyla “serseri mayın” olarak başıboş dolaşıyordu. Çanakkale Savaşlarını konu alan kronolojilerde, serseri mayın olayları çok sık yer alır. Nitekim Nusrat’ın 17 Aralık 1914 tarihinde mayın döşemesinin ardından üç mayının su yüzüne çıktığı görülür. Bu mayınlar daha sonra Seddülbahir mevkisinin önünden geçip, Boğazdan dışarı çıkacaktır. Çanakkale Boğazı’nın giriş yerinin ilerisinde bulunan İngiliz Donanması’nın Çanakkale Boğazı’nı geçmeye çalışılacağına kesin gözüyle bakılıyordu. Hattâ müttefiklerin bir deniz saldırısıyla birlikte Boğaz savunmasını karadan yok etmek üzere Saros Körfezi’ne çıkarma yapacağı da tahmin ediliyordu. Bu Saros saplantısı, Liman von Sanders’i derinden etkilemiştir. Liman Paşa, Gelibolu’ya müttefik çıkarması sırasında, asıl kuvvetlerin Saros’a çıkarılacağından çok emin, müttefiklerin o kesimdeki sahte çıkarma manevralarını heyecanla izlerken, yaklaşık 36 saat boyunca ordusuna emir veremeyecek ve Türk birliklerini diğer çıkarma bölgelerinde kendi haline bırakacak hale düşmüştür. Neyse ki Türk ordusunun, üst birimlerden bekledikleri emir gelmese bile, inisiyatif kullanabilen yurtsever subayları vardır.

Osmanlı Genelkurmayı karadan çıkarma, aynı anda da denizden taarruz ihtimalleri çerçevesinde savunmayla ilgili hazırlıklarını sürdürürken, müttefiklerin Boğazdaki mayınları patlatmak için taş yüklü 7 taşıma gemisi ile 30 kadar mayın arama gemisini filoyla beraber bulundurduğu bilgisi de alındığından, her ihtimale karşı teyakkuz halinde bulunulması istendi.

Aralık sonuna doğru Çanakkale Boğazı’ndan geçmesi muhtemel düşman denizaltılarını gözetlemek üzere İstanbul ve Galata yatları da İmralı adası civarında göreve çıkarılacak, bazı savaş gemileri Marmara Denizi’nde denizaltı avına çıkacaktı.

Enver Bey, 1 Ocak 1915’te mirlivalığa (tuğgeneral) yükseltildi.

Müttefik cephesinde ise Çanakkale’yi tek bir seferde, denizden geçmenin mümkün olup olmayacağı tartışması iyice yoğunlaşmıştı. Akdeniz Filosu Komutanlığı’na atanan Amiral Carden’in, çok sayıda gemiyle ve uzun sürmesi muhtemel bir harekât sonucu Boğazın geçilebileceği görüşü genel olarak kabul görüyordu. Rus Çarı II. Nikola, İngiltere’nin derhal bir Osmanlı cephesi açması yolundaki talebini ısrarla tekrarlıyordu. Çünkü böylece Osmanlı Ordusu’nun karada ve denizde meşgul edileceğini ve güç durumda kalacağını düşünüyordu. İngilizlerin Çanakkale’ye bir harekât başlatması durumunda, Osmanlı Ordusu Kafkasya’dan bir kısım kuvvetlerini çekmek zorunda kalacak ve Rusların yükü biraz olsun hafifleyecekti. Amiral Sir Henry Jackson ise hamleyi bir adım daha öne götürüyor, Çanakkale Boğazı’nın geçilmesini mümkün görüyordu. Ancak daha sonrası için karamsar bir tablo çiziyordu:

…Donanma şehre (İstanbul) ağır hasar verdikten sonra hâkim dahi olsa, memleketi işgal etmek için büyük bir kuvvet olmadıkça durum gayet nazik olacaktır. İstanbul’un işgali zayiata katlanılmaya değer ama yalnızca bombardıman, uzaklarda yapılacak askeri bir harekâta fazla etki yapmayacağı gibi, şehir teslim olsa bile asker teslim olmadıkça muhafaza edilemez.[4]

İngiliz Akdeniz Donanma Komutanı Amiral Carden, Çanakkale’ye düzenlenecek seferle ilgili planını Deniz Bakanı Churchill’e sundu. Churchill’in de onayı alan plan, İngiliz Savaş Konseyi’nde görüşülerek kabul edildi. Carden Planı’nın genel hatları şöyleydi:

1-Boğazın girişindeki savunma tesislerini tahrip etmek.

2-Boğazın girişinden Kepez burnuna kadar olan savunma tesislerini baskı altına almak ve susturmak.

3-Çanakkale ve Kilitbahir savunma tesislerini zayıflatmak ve susturmak.

4-Mayın tarlaları arasından geçit açmak, Çanakkale ve Kilitbahir’in üst kısmındaki savunma tesislerini susturmak ve Marmara Denizi’ne girmek.

1’inci ve 2’nci evrelerde zırhlılar Bolayır savunma hattını zorlayıp, Kabatepe’deki bataryayı susturacaklardı.[5]

Amiral, planını daha detaylandırıyor ve şu hususların da altını çiziyordu:

1-Tabyalar endirekt bir şekilde bombalanarak kısa mesafeli bombardımanla tahrip edilecek. Boğazın giriş kısmındaki torpil ve mayın tarlalarını savunan toplar tahrip edilecek, mayınlar temizlenecek.

2-Önlerine mayın tarayıcılı gemileri alacak olan zırhlılar, Çanakkale Boğazı’na girdikten sonra Dardanos Bataryası’nı susturacak.

3-Çanakkale ve Kilitbahir’deki tabyaların denizden bombardımanla tahrip edilecek.

4-Önlerinde mayın tarayıcılar bulunan zırhlılar Kilitbahir’e doğru çıkıp Çanakkale’den sonraki tabyaları Kabatepe’den başlayarak ateş altına alacak. Çanakkale-Kilitbahir arasındaki mayın tarlaları temizlenecek.

Savaş Konseyi, bu sefere Quenn Elizabeth zırhlısının da katılıp, atış denemelerini Çanakkale’de yapmasını kararlaştırdı.

Marmara Denizi’ne girecek olan filo, 2 ağır kruvazör, 4 zırhlı, 3 hafif kruvazör, 1 filo yöneticisi, 12 destroyer, 3 denizaltı, 4 mayın tarayıcı gemi ve bir taşıt gemisinden oluşacaktı.[6]

Osmanlı tarafında da, savunma hazırlıkları giderek artan bir dozda devam etmekteydi. Ocak ayının sonlarında bir Fransız denizaltısı dalış yaparak Çanakkale Boğazı’na girdi. Mürettebatın pusulasının bozuk olduğunu sonradan fark ettiği Yüzbaşı Fournier komutasındaki Saphire denizaltısı, bir süre mayınlar arasında yol aldıktan sonra kumsala saplandı. Uzun uğraşlar sonucunda kurtuldu ve Köseburnu Kalesi’nin 200 metre kadar açığında yüzeye çıktı. Nusrat mayın gemisi ve İsa Reis gambotu derhal denizaltıya ateş açtı. Kendini denize atmayı başaran 14 denizcinin dışındaki Fransız mürettebat, denizaltıyla beraber denizin derinliklerine gömüldü.

Denizaltının Nara burnu açıklarında akıntılı sulara gömüldüğü tarih, kimi kaynaklarda 15 Ocak, kimi kaynaklarda ise 28 Ocak 1915 olarak geçiyor. Arada sadece 13 gün olması, Hicri-Miladi takvim farkından kaynaklanıyor. Osmanlı’nın o dönemde kullandığı Hicri takvim uyarınca 15 Ocak 1330 olarak kayıtlara geçen bu olayın Miladi tarihi 28 Ocak 1915’tir. Yapımcı Savaş Karakaş, belgesel film projesi “Çanakkale Geçildi mi?” için hazırladığı web sitesinde, Çanakkale Savaşı sırasında batmış gemi ve denizaltılarla ilgili hem batık fotoğraflarını paylaşıyor hem de detaylı bilgi aktarıyor:

…İleri sonar teknolojisinin kullanıldığı belgesel çekimlerinde yoğun tanker ve yük gemisi trafiğine karşın, Çanakkale Boğazı yatağı tarandı. Boğazda batmış iki İngiliz, E7 ve E15 ve üç Fransız denizaltısı, Saphire, Joule ve Mariotte’nun yerleri belirlendi.

Müttefiklerin ilk denemesinde 15 Ocak 1915 tarihinde Çanakkale Boğazı’nı sualtından geçmeye çalışan Yzb. Henri Fournier komutasındaki Fransız Saphire denizaltısı Nara’da batırılmıştır. Saphire kısmen sökülmüş olarak 55 metre derinlikte akıntılı suların koynunda yatmaktadır.

44 metre derinlikte içerisinde 29 mürettebatıyla yatan Fransız Joule denizaltısı bulundu ve ilk dalış yapıldı.

7 Temmuz 1915’te Çimenlik kalesinden açılan ateş ile vurulan ve tüm mürettebatı esir alınan Fransız Mariotte denizaltısı yıllar sonra sökülmüş ve bir parçası da Nara’da askeri bölge içerisindeki bir iskelenin altına temel olmuştur. Marmara Denizi’ndeki çekimlerde İngiliz denizaltısı E11 tarafından Gelibolu’ya asker ve malzeme taşırken batırılan Şirket-i Hayriye vapuru Rehber ile E14 tarafından batırılan Nur-ül Bahir gambotuna dalışlar yapıldı.

1898 yılı MacLaren & Wilson, Cenova – İtalyan yapımı Nur-ül Bahir gambotu. Fas Sultanı tarafından sipariş edilen ve asıl adı Siri-ül Türk olan 450 ton ağırlığında, 52 metre boyundaki gemi yapım aşamasındayken Osmanlı hükümetine devredildi. 1906 yılında Bahriye emrine verilen gemi 1913 yılında yedeğe çıktı. 1 Mayıs 1915’te E14 tarafından torpillendi, sadece 29 denizci sağ kaldı. 36 asker şehit oldu.

Almanya’nın da bu savaşta kullandığı denizaltıları vardı. U21; iki günde Çanakkale’de iki İngiliz savaş gemisini, Majestic ve Triumph’ı batırdı. Belgesel; Alman U-Botlarının Çanakkale savaşındaki rollerini ve eşitliğin nasıl sağlandığını anlatıyor.

Belgeselin en çarpıcı yanı Çanakkale Boğazı’ndaki zorlu yolculuğunun izleri adım adım sürülen ve savaşta Boğazı geçmeyi ilk başaran Avustralya denizaltısı AE2’ye Marmara’nın 75 m. derinliğinde ulaşmak oldu. Ali Rıza Bey komutasındaki Sultanhisar torpidobotu tarafından batırılan AE2’ye yapılan dalışın görüntüleri de belgeselde.[7]

Çanakkale Boğazı’na filoyla girişilecek büyük saldırı planlanırken, müttefik cephesinde sürekli olarak karadan harekât planları da yapılıyordu. Çünkü kurmaylar, filo Marmara’ya geçse bile, orada tutunmak için mutlaka karadan desteğe ihtiyaç olduğu kanısındaydı. Bu nedenle, Gelibolu yarımadası tümüyle ele geçirilmeliydi. Ama İngiliz Savaş Konseyi’nin aldığı kararlar çerçevesinde, Yunanistan’ın kullanılmasına izin verdiği Limni adasına İngiliz tümenleri sevk ediliyordu. Yunanistan, Anadolu’dan toprak isteklerini müttefiklere bildirmiş, harekâta destek için adım atmakta da çok istekli davranıyordu. İngiltere bir yandan Mısır’daki birliklerin bölgeye sevki için de gereken önlemleri alıyordu. Ancak gözden kaçan küçük bir detay vardı. İngiltere Deniz Bakanı Winston Churchill başarıya çoktan inanmış, bir an önce harekete geçmek için acele ediyordu. Fransızların, Çanakkale’de karaya çıkarılmak üzere gönderilecek birliklerinin sayısının artırılabilmesi için harekâtın biraz geciktirilmesi yolundaki talebini duymazdan gelmeyi tercih etti. Müttefikler harekete geçiyordu.

Amiral Carden’in verdiği hareket emrinde Suffren, Kumkale istihkâmlarına ateş açacak, Bouvet bu geminin ateşini kontrol edecek, Gaulois Beşige’de gözetleme yapacak, Inflexible Seddülbahir bataryalarını ateş altına alacak ve aynı zamanda Orhaniye’ye ateş edecek Triumph’un atışını kontrol edecekti. Albion zırhlısı ve Amethyst kruvazörü, Kabatepe sahillerinde Quenn Elizabeth dretnotu için temiz bir alan sağlayacak olan mayın tarayıcılarını koruyacak, tesadüf edecekleri mevzi ve bataryalara ateş etmek de vardı.[8]

DİPNOTLAR

[1] Mesudiye’nin öyküsünün özetlendiği kaynak: Tayfun Çavuşoğlu, “Çanakkale 1915 – Yalanlar, İftiralar, Polemikler”, Kastaş Yayınevi, 1. Baskı İstanbul 2014

[2]  M. Albayrak – T. Yılmazer, “Sorularla Çanakkale Muharebeleri-1”, s.25

[3]  Kemal Arı, “Birinci Dünya Savaşı Kronolojisi”, s.86

[4]  C.F. Aspinall-Oglander, “Büyük Harbin Tarihi -Çanakkale- Gelibolu Askeri Harekatı”, Cilt 1, s.83

[5]  Albay Thomazi, Çanakkale Deniz Savaşı, s.18 (Çanakkale Savaşı Günlüğü, s.94)

[6]  Albay Thomazi, Çanakkale Deniz Savaşı, s.18

[7]  www.savaskarakas.com

[8]  O. Akay, “Hedef Gelibolu”, s.153 (İ. Bilgin, “Çanakkale Savaşı Günlüğü”, s.111)

Kaynaklar:
Albay Thomazi, “Çanakkale Deniz Savaşı”, ATASE Yayınları, Genelkurmay Basımevi, 1997
General C.F. Aspinall-Oglander, “Büyük Harbin Tarihi -Çanakkale- Gelibolu Askeri Harekatı”, Cilt 1-2, Arma Yayınları, 2. Baskı, 2005
Kemal Arı, “1. Dünya Savaşı Kronolojisi”, 1997, ATASE Yayınları
M. Albayrak – T. Yılmazer, “Sorularla Çanakkale Muharebeleri-1, Yeditepe Yayınları, 2007
Oğuz Akay, “Hedef Gelibolu”, Truva Yayınları, 2006
Tayfun Çavuşoğlu, “Çanakkale 1915 – Yalanlar, İftiralar, Polemikler”, Kastaş Yayınevi, 1. Baskı İstanbul 2014

738 total views, 1 views today

Tayfun ÇAVUŞOĞLU

Tayfun ÇAVUŞOĞLU

Gazeteci / Yazar - Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Alman Dili Anabilim Dalı (1985) mezunu. 1983'ten itibaren yerel yayın organlarında muhabir, yazı işleri müdürü ve genel yayın yönetmeni olarak çalıştı. Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Bursa Şubesi eski (1997-2001) başkanlarından. Bursa Ansiklopedisi'ne (Yılmaz Akkılıç, 1. baskı 2002, Burdef Yayınları No:3) madde yazarlığı yaptı. E-Kitap Yayıncılık tarafından (Şubat 2018) yayınlanan “Nutuk“ için editör olarak Atatürk ve Kurtuluş Savaşı kronolojisini hazırladı. Belgeseltarih.com kurucu ortağı ve yazarıdır. Yayınlanmış Kitapları: 1) “Çanakkale 1915 – İftiralar, Yalanlar, Polemikler“, Şubat-2014, Kastaş Yayınevi-İstanbul 2) "1915 - Çanakkale Savaşında Trakya", Eylül 2018, Haber Ajansı yayınları-İstanbul

Comments

Comments