Ana Sayfa Manşet Yüreğimizdeki Derin Sızı: Sarıkamış Harekatı

Yüreğimizdeki Derin Sızı: Sarıkamış Harekatı

Tayfun ÇAVUŞOĞLU

Tayfun ÇAVUŞOĞLU

Gazeteci / Yazar - Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Alman Dili Anabilim Dalı (1985) mezunu. 1983'ten itibaren yerel yayın organlarında muhabir, yazı işleri müdürü ve genel yayın yönetmeni olarak çalıştı. Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Bursa Şubesi eski (1997-2001) başkanlarından. Bursa Ansiklopedisi'ne (Yılmaz Akkılıç, 1. baskı 2002, Burdef Yayınları No:3) madde yazarlığı yaptı. E-Kitap Yayıncılık tarafından (Şubat 2018) yayınlanan “Nutuk“ için editör olarak Atatürk ve Kurtuluş Savaşı kronolojisini hazırladı. Belgeseltarih.com kurucu ortağı ve yazarıdır.
Yayınlanmış Kitapları:
1) “Çanakkale 1915 – İftiralar, Yalanlar, Polemikler“, Şubat-2014, Kastaş Yayınevi-İstanbul
2) "1915 - Çanakkale Savaşında Trakya", Eylül 2018, Haber Ajansı yayınları-İstanbul
Tayfun ÇAVUŞOĞLU

Bursalı bir grup gazeteci, Kars-Ardahan-Iğdır Dernekleri Federasyonu’nun davetlisi olarak Serhat illerinde 3 gün geçirdik. Gezginseniz, Sarıkamış’ı gezi rotanıza mutlaka ilave etmek için önemli bir neden var. Çünkü, Gelibolu’da nasıl ulvi bir hava varsa, sessizce on binlerin ruhunu barındıran Sarıkamış Şehitliği’nde de durum aynı.

1914’te ölçüsüz, tedbirsiz yollara vurulup, düşmana mermi bile atamadan Allahüekber Dağları’nın öldürücü soğuğunda donarak şehit düşen 90 bine yakın askerimizin acısı, bugün dahi yüreklerimizi yakıyor.

Kars – Ardahan – Iğdır 2. Bölüm için BURAYA tıklayınız.

Tayfun ÇAVUŞOĞLU /
Türk bayrağı çekilip, Yavuz ve Midilli adı verilen iki Alman zırhlısı Karadeniz’de Rus limanlarını bombardıman edince, Rusya da buna karşılık olarak karadan Türkiye’ye saldırdı. Osmanlı Devleti’nin hesapsız-kitapsız 1. Dünya Savaşı’na girişinin tesciliydi bu. Önce Sarıkamış’ta müthiş bir felaket yaşadık, savaş Çanakkale (Gelibolu) cephesine de yayıldı, sürüp gitti. Sarıkamış felaketiyle ilgili bölümü kendi yazdığım kitaptan alıntılarla aktarmak istiyorum.
30 Ekim 1914’te Türkiye’ye giren Rus-Kafkas ordusu, Karadeniz’den Ağrı Dağındaki hudut üzerinden yedi kol hâlindeki saldırısıyla Erzurum Pasinler’e kadar ilerledi. Rus taarruzu, ancak Köprüköy’de durdurulabildi. 3. Ordu, 3-9 Kasım 1914 günlerinde yaşanan Köprüköy Meydan Muharebesi’nde Rus ordusunu yendi. Üçüncü Ordu Komutanı Hasan İzzet Paşa, mevsim şartlarını dikkate alıp, ayrıca askerin kaput başta olmak üzere, giyim ve iaşesinin yetersizliğini, top ve süvari atlarının azlığını hesaba katarak, sıcağı sıcağına düşmanı takip etmedi.

Köprüköy Meydan Muharebesinin raporlarını alan Harbiye Nazırı Enver Bey, Kurmay Başkanı Bronzart von Sellenburg Paşa, Genelkurmay 1. Şube Müdürü Yarbay von Feldman ve maiyetiyle birlikte Erzurum’a vardı. 3. Ordu komuta kademesi, kışın başlamasını da hesaba katarak, Erzurum önünde savunma muharebesini sürdürme kararındaydı…

Enver Bey ise Köprüköy’de birlikleri teftişinin ardından derhal taarruz emreer. Bu taarruz fikri, Genelkurmay 1. Şube Müdürü Yarbay Feldman’ındır. Enver Bey’in kesin tavrı karşısında, aslında sessiz bir kişi olan Üçüncü Ordu Komutanı Hasan İzzet Paşa sesini çıkaramaz. 11. kolordu Komutanı Galip Paşa ise işin ciddiyetine dikkat çekmeye çalışır. Galip Paşa, Rumeli’den, Makedonya’dan ve Hareket Ordusu’ndan bu yana Enver Bey’i tanımaktadır. Onun, itirazlara kulak asıp karar değiştirmeyeceğini aslında en iyi o bilir.

ZORLU KOŞULLARDA HÜCUM EMRİ!
Enver Bey, kurmay okulundan hocası olan Hasan İzzet Paşa’yı görevden alıp İstanbul’a gönderir, 3. Ordu Komutanlığı’nı da üstlenir. Oysa ordu hizmet ve stajlarında –Trablus’taki gerilla tipi savaşları saymazsak- o güne kadar bir taburun komutanlığını bile fiilen yürütmüş değildir. (Kurmay subaydır ama birer ikişer rütbe almış olmasına rağmen, daha mirliva yani tuğgeneral rütbesine de ulaşmamıştır. Bu rütbeye yaklaşık 3 hafta sonra, 1 Ocak 1915’te yükseltilecektir.) Üstelik bölgede çok çetin kış koşulları yaşanmaktadır. 90 bin kişilik mevcudu bulunan 3. Ordu’nun birçok eksiği vardır. Askerlerin çoğu yazlık elbiselidir, ayakkabısızdır, iaşe noksandır. Bunların hiçbirini göz önüne almaz.

Plan yapılır. 11. Kolordu cepheden, 9 ve 10. kolordular da batı kanatta Çıtak, Oltu üzerinden Sarıkamış üzerine harekete geçeceklerdir. Plana göre önce Sarıkamış alınacak sonra da Kars yaylasına çıkılacaktır. Kars Kalesi de zapt olunduktan sonra bütün Güney Kafkas ve daha ilerileri elde edilecektir.

EMİR DEMİRİ KESTİ: İLERİ! DAİMA İLERİ!
Harekât Enver Bey’in ısrarlı tavrıyla 9 Aralık’ta başladı. Enver Bey’in Selanik İhtilal Komitesi’nden beri arkadaşı ve o da Osmanlı hanedanına damat olan Hafız İsmail Hakkı (O bu harekât sırasında paşadır) 40 bin mevcutlu 10. Kolordu ile sol kanattan açılır. Amacı, bu çevirme harekâtı ile Sarıkamış’a girmektir. Enver Paşa ise 20 bin mevcutlu 9. Kolordu ile beraberdir.

Harekât 10-11 Aralık’ta eski hudut hattı üzerindedir. Fakat daha sonra ormanlık alana yürünür. Birlikler birbiriyle bağlantıyı kaybeder Eski sınırla Sarıkamış arasındaki mesafe yalnızca 40 kilometredir. Enver Bey sadece “İleri!” komutu verir, kara tipiye aldırmaz, hiçbir sözü dinlemez. Birlikler dağlara, boğazlara saplanmıştır. Isı sıfırın altında 30 dereceye kadar düşer. Açlık ve yorgunlukla her dakika biraz daha eriyen birliklerin perişanlığına rağmen harekât devam ettirilir.

Enver Bey’in bütün derdi, Sarıkamış’a Hafız İsmail Hakkı Paşa’dan önce girmektir. Zaten bunu her fırsatta tekrar eder durur. Enver’in yürüttüğü 20 bin mevcutlu 9. Kolordu 14 Aralık’ta Sarıkamış önlerine geldiği zaman, bu kolordunun mevcudu ancak bir alay teşkil edecek kadardır.

15 Aralık’ta Hafız İsmail Hakkı Paşa da Sarıkamış önünde Enver Paşa’ya yaklaşır. Bir hafta önce emrine verilen 40.000 mevcutlu 10. Kolordu’dan elinde ancak 1.800 kadar bitkin, perişan asker kalmıştır. Fakat Enver Bey’in emri yine şöyle olur: “Derhal taarruza geçiniz!”
Enver Bey’in hiç durmayan ve bazen kurşuna dizmelerle yürütülen sürükleyişi altında, Sarıkamış önünde bocalama devam eder. Bu kez de Rusların çevirmesi başlamıştır. Enver Bey ve beraberindekiler çemberden zorlukla kurtulurlar. Daha bir hafta önce elinde 40.000 mevcutlu bir kolordu bulunan Hafız İsmail Hakkı Paşa etrafında sadece 80 kişi kaldığını görünce kar-tipi altında bir ağacın altına çöker, hıçkırarak ağlar.

9.Kolordu Komutanı İhsan Paşa, 19 Aralık’ta son raporunu yazar. 20, 21 ve 22 Aralık’ta ise söz düşmanındır. 9. Kolordu’nun son kalıntılarını esir eder. Daha on gün önce 20 bin mevcudu bulunan 9. Kolordu’dan düşman eline geçen kalıntı şöyledir: 106 subay, 80 er, 8 at, 1 kırık top kundağı.

Bu savaş iyi yönetilmemişti… Arazinin yapısına, doğa koşullarına ve askerliğin gereklerine uygun davranılmamıştı. Mehmetçik ve subaylar, düşmanın karşı ateşiyle ya da soğuktan donarak karlara gömülüyordu. Birliklerin birbiriyle bağlantısı yoktu. Bu harekât tam anlamıyla bir bozgundu. Hayatında bir tabura bile komuta etmemiş 34 yaşındaki Başkumandan Vekili ve Harbiye Nazırı Enver Bey’in hesapsız ihtirasının yol açtığı felaket yüzünden, Sarıkamış bile elde edilememişti. Zaten elde edilebilseydi de, bir önemi kalmamıştı. Çünkü elde kalan 1000’den daha sayıdaki askerle, üstelik kar-kış-kıyamet koşullarında Kars yaylasına çıkmak, Kars Kalesi’ni kuşatmak söz konusu bile olamazdı. İleri harekâtla Güney Kafkasya’yı elde etmek ise ham hayalden öteye gidemezdi…

Bu büyük facianın ardından İstanbul’a dönen Enver Bey’in, Sarıkamış harekâtı hakkında İstanbul’da açıkladığı tek cümle şudur: “Düşmana ağır bir darbe indirdik.” Bunun dışındaki bütün yayınlar engellenir. Enver Bey’in fiili diktatörlüğü, asıl bu bozgundan sonra başlar. Sarıkamış’tan sonra Enver Paşa, artık o eski Hürriyet kahramanı Enver Bey değildir…
09-03-2016 / Bursa Haber Gazetesi

Sarıkamış Harekatı ile ilgili Kaynak:
-Tayfun Çavuşoğlu, “Çanakkale 1915, İftiralar, Yalanlar, Polemikler”, Kastaş Yayınevi, 2014, sayfa 84 vd

SERHAT DİYARINDA 3 GÜN

Gezi yazısının ilkinde, Sarıkamış Şehitliği ve Sarıkamış Kayak merkezini ele alacağız. Kars-Ardahan-Iğdır illerinde 3 gün süren gezi notlarını kaleme alırken fark ettim ki, Sarıkamış kendiliğinden önceliği elde etmiş. Bunun iki nedeni var. Birinci neden elbette yakın tarihimizde çok önemli bir yere sahip olan Sarıkamış Harekatı ve 90 bin şehidimiz…

İkinci neden ise günümüze ait. Sarıkamış her ne kadar unutulmaya yüz tutmuş, terk edilmiş bir vatan köşesi görüntüsü verse de, kendi kaderini yeniden yazıyor. Bin yılların soğuğu, ayazı, kar ve buzunu, ekmek teknesine ve fırsata dönüştürme konusunda azimli adımlar atıyor. Türkiye’nin en büyük, en güzel kayak merkezini markalaştırmaya çalışıyor.

KARS-SARIKAMIŞ 60 KM
Kars-Sarıkamış arasındaki mesafe sadece 60 km. Neredeyse Görükle ile İnegöl arasındaki mesafe gibi…

Selim ilçesi üzerinden Sarıkamış’a 45 dakikada ulaşılabiliyor. Sarıkamış Şehitliği de yol üzerinde ve hemen ilçenin girişinde. Sarıkamış Kayak Merkezi ilçeye karayoluyla 10 dakika mesafede… Sarıkamış ilçesi, kayak merkezinin eteklerinde yer alıyor dersek yanlış olmaz. Vadilerde bulunan duvar resimlerindn hareketle en azından 6.000 yıllık bir geçmişe sahip olduğu düşünülen ve Türkiye’deki en zengin ve en iyi korunmuş Sarıçam (Pinus sylvestris) ormanlarından birisine sahip Sarıkamış’ta 40 yıllık Rus işgali döneminden kalma (1877-1918 arası) Rus yapısı Baltık mimari özelliği taşıyan binalar, farklı kültürlerin zengin karışımı.
Sarıkamış’ta Katerina’nın Av Köşkü veya Katerina’nın yazlık sarayı olarak bilinen binayı görmeniz gerek. Burası Sarıkamış’ı 200 m. kadar yukarıdan gören, önü açık arka tarafı ağaçlık olan bir alanda yer alıyor. Rus işgali döneminde, Baltık mimarisi çizgilerini taşıyacak şekilde yazlık köşk olarak yapılmış çok güzel bir bina. Köşkün yapım tarihi 1880’ler olarak biliniyor.

Kayak merkezine (Bayraktepe-Cibiltepe) telesiyej ile çıkılıyor. Sarıkamış kayak merkezinin muhteşem pistlerini ve tesisleri görmek ve 2.634 m.lik zirvesiyle Bayraktepe’den manzarayı izlemek insanı etkiliyor. Sarıkamış’ta kayak için 2 gün ayırmanız tavsiye ediliyor. Bu nokta çok önemli. Sarıkamış’ta ‘kristal kar’ yağıyor. Kristal Kar, kayakçılar ve snowboardcuların en çok tercih ettiği kaliteli kar türü. Özelliği, nem oranı düşük olduğu için toz halinde olması ve yağdığı zamanki gibi durması, sulanmaması. Kristal Kar, dünyada iki kayak merkezinde bulunuyor. İsviçre Alpleri ve Kars Sarıkamış kayak merkezi…

Sarıkamış kayak merkezinde 8 adet pist var. Pistlerin kullanılabilir toplam uzunluğu 25 km. Sarıkamış kayak merkezinde kolay, orta, zor türlerindeki bu pistlere çıkışlar için Türkiye’nin en iyi, dünyada 3. büyük telesiyej sistemi bulunmakta. Kar–kayak sezonu kasım ayı ortalarında başlıyor, mayıs başına kadar devam ediyor. Bölge illerinde olduğu gibi, Sarıkamış’ta da kaz dolması, kaz eti haşlaması, kaz etli pilav, evelik çorbası, hörre çorbası, kuru ısırgan çorbası, hengel (mantı), haşıl, bozbaş (etli yemek), piti (çorba) ve daha pek çok yemekten tadabilirsiniz. Halı–kilim, el işi ahşap oymaları, gümüş kemer, gravyer peynir, çeçil peyniri, Kars kaşar peyniri, tereyağı, kara kovan balı, çiçek balı, deri tulum peyniri alabilirsiniz.
09-03-2016 / Bursa Haber Gazetesi

 

 

529 total views, 10 views today

Tayfun ÇAVUŞOĞLU

Tayfun ÇAVUŞOĞLU

Gazeteci / Yazar - Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Alman Dili Anabilim Dalı (1985) mezunu. 1983'ten itibaren yerel yayın organlarında muhabir, yazı işleri müdürü ve genel yayın yönetmeni olarak çalıştı. Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Bursa Şubesi eski (1997-2001) başkanlarından. Bursa Ansiklopedisi'ne (Yılmaz Akkılıç, 1. baskı 2002, Burdef Yayınları No:3) madde yazarlığı yaptı. E-Kitap Yayıncılık tarafından (Şubat 2018) yayınlanan “Nutuk“ için editör olarak Atatürk ve Kurtuluş Savaşı kronolojisini hazırladı. Belgeseltarih.com kurucu ortağı ve yazarıdır. Yayınlanmış Kitapları: 1) “Çanakkale 1915 – İftiralar, Yalanlar, Polemikler“, Şubat-2014, Kastaş Yayınevi-İstanbul 2) "1915 - Çanakkale Savaşında Trakya", Eylül 2018, Haber Ajansı yayınları-İstanbul

Comments

Comments