Bu dünyadan Hadi Türkmen geçti

Sponsorlu Bağlantı

Hadi Türkmen’le 2001 yılında Hentbol sporuna kazandırdığı Ahmet Baturkan vasıtasıyla tanıştım. Kendisi Birçok genci spor dünyamıza kazandırmıştı. Sayın Cahit Çataloğlu’yla beraber “Ekonomik Durum” gazetesinde yazıyordu. Çok renkli bir kişiliği olduğunu ziyaretine gittiğimde görüyordum. Misafiri eksik olmaz, arayanlardan telefonu durmazdı.

Kendisinin teşvikiyle 2001 yılında Ekonomik Durum gazetesinde yazmaya başladım. Bana; “Görüşlerimiz farklı, ama ben yazı yazanı severim. Yazı yazan, incelemek ve araştırmak mecburiyetindedir. Sadece konuşanlar; ben onu demedim, sen yanlış anladın diyebilir, ama yazan söylediklerini eğip, bükmez. Aksi takdirde önüne yazdıklarını koyarlar. Gerçi şimdi köşe yazanların çoğu bir gün arayla 180 derece farklı yazıp, söyleyebiliyorlar.”

Hadi Türkmen

Ev Tekstili fuarlarını başlatan, bugün dünyanın ikinci fuarı haline getiren oydu. Tekstilcileri farklılaşmaya, Anadolu Kültüründen, yerel değerlerden farklı ürünler, desenler üretip, uluslararası piyasalara sürmelerini öneriyordu.

2003 yılında Kimya Mühendisleri Odasının Bursa Şubesi’nde ikinci başkanlık görevini yürütüyordum. Bursa fuar alanında TÜYAP tarafından düzenlenen Ev Tekstili Fuarı’na gelmesi için kendine rica ettim. Sağ olsun kırmayıp, yanında can yoldaşı Sündüs Hanımla beraber fuara gelip, “Tekstilin Geleceği” konusunda bir konuşma yaptı.

Konuşmasında ev tekstilinin geleceğini anlattı. Kokulu, leke tutmayan, enerji depolayan perdeler; insan bedenini saran, rahatlatan döşemelikler, stres alan, vücudumuza zindelik ve rahatlık veren vitaminleri aktaran çarşaflar… Daha neler.

Beni en fazla deprem konusundaki söyledikleri etkiledi.1999 depreminin acıları henüz tazeydi. Hadi Bey, Ev tekstilinin bu konuda ulaşabileceği noktaları anlatırken, kumaştan ve depremlerde yıkılmayan duvarlardan bahsetmişti.

Yıllar yılları kovaladı. Bir gün TV’lerde depremlerde duvarların yıkılması önleyen kumaşların reklâmı yapılıyordu. Kulaklarıma inanamadım ve hemen telefona sarıldım. Hadi Bey’e “Abi senin bahsettiğin kumaşlar nihayet yapıldı” dedim.

***

Eski bir futbolcu, boksör İşadamı, köşe yazarı, Fenerbahçe ve Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi, Amatör kulüplerin,  amatör sporcuların destekçisi, Pek bilinmez ama Ankara GATA’da tedavi görürken o zamana kadar kamuoyu önüne çıkmamış Türk Milli Ampute takımına büyük destek vermiştir.

Ampute futbol milli takımı ve lig daha önce kurulmuştu. Ancak Hadi Bey, verdiği destekler ve kurduğu bağlantılarla ampute futbolun bugünkü seviyeye gelmesine büyük katkı sağlamıştır. Ligin profesyonelleşmesini ve Türkiye Futbol Federasyonu’nun maddi ve manevi desteğinin, Bedensel Engelliler Federasyonu bünyesinde bulunan ampute futbola verilmesini sağlamıştır. Düzenlediği organizasyonlar ve ödül törenleriyle, ampute futbola ilgiyi çekmeyi başarmıştır.

Say, say yetmez. Her zaman neşe ve enerji doluydu ve bunları çevresine saçıyordu. Hadi Bey, Fenerbahçeli’ydi ama Bursaspor’dan Beşiktaş’a, Vefa’ya Galatasaray’a, Kasımpaşa’ya kadar ne kadar futbol takımı varsa her yerde sevilen, sayılan bir efsaneydi. Türkiye Futbol Federasyonu eski Başkanvekili ve Fenerbahçe‘de yönetim kurulu üyesi oldu.

Ülkemizin yetiştirdiği ender insanlardandı. Yaşam azmi, etrafına saçtığı pozitif enerji tarif edilemezdi. Yurt dışında gördüğü yenilikleri ilgili sektörlere, kişilere anlatırdı.

Hadi Bey,  bir yazar, fikir adamı, fakülte de ders veren bir fahri akademisyendi. Genç İş Adamları Derneği, Marmara Grubu Vakfı gibi birçok önemli sivil toplum kuruluşunun oluşumunda yer almıştı. Onu ısrarla milletvekili adayı yapmışlar ancak Adana ve Muğla’da iki defa kılpayı kaybetmişti. Ekonomik Durum gazetesindeki yazılarını bir kitap haline getirmiş ve bu eserin tüm gelirini Küçükyalı Muhsine Zeynep Çocuk Yuvası’na bağışlamıştı.                                                                         *

Hadi Bey’in Bursa’nın damadı ve İpekiş Fabrikası’nın Genel Müdürü olduğunu kaçımız biliyoruz? Evet, yanlış okumadınız Hadi Bey Gemliklidir. Eşi Sündüs Hanım, Bursaspor’un ilk başkanlarından Salih Kiracıbaşı’nın kızıdır.

Bursa’nın önde gelen futbol kulüpleri uzun görüşmelerden sonra tek çatı altında birleşmeye karar verdiler. Akınspor,  İdmanyurdu, Çelikspor, İstiklalspor ve Pınarspor birleşerek 1 Haziran 1963 günü, Dönemin Bursa Valisi Bursa Valisi Fahrettin Akkutlu başkanlığında Bursaspor’un kuruluşunu gerçekleştirdiler. 33 kurucu üye başkanlık için Salih Kiracıbaşı’nı seçtiler. Forma rengi olarak Bursa’nın yeşilini, Uludağ’ın beyaz karlarını seçilir. Kurucu takımları anısına, formaya beş yıldız konuldu. Bursaspor’un ilk kurulduğunda merkezi Günaydın Kıraathanesi olmuştu

*

Salih Bey, Çelikspor’un başkanıydı. Sündüs Hanımı da maçlara götürürdü. Kızı Sündüs Türkmen; “Çelikspor’un klüp binası Muradiye’de idi. Şimdi yıkıldı. Babam Bursaspor’un başkanıyken maçlara beraber giderdik. Maçları babamın yanında, saha kenarından izlerdim”.

Fenerbahçe’nin ünlü futbolcularından Halit Deringör’ün yolu 1955 yılında tütün eksperi olarak Bursa’ya Acar İdmanyurdu’nda hem futbol oynar, hem antrenörlük yapar. İdarecilerden birisi bir futbolcuyu kadroya almasını isteyince kulüpten ayrılır. Bir müddet sonra Çelikspor’un başkanı Salih Bey onu çağırır ve takımın başına antrenör olarak geçmesini ister. Para dolu kasayı açar ve istediğin kadar parayı al der. Halit Bey; “Hayatımda futboldan kazandığım tek para buydu. Salih Bey’den on bin lira aldım ve bu parayla ev aldım”. Salih Bey’den sonra başkanlığı Doktor Muzaffer Baştaymaz üstlenir.

*

İpekiş Mensucat Türk A.Ş. Cumhuriyetin ilanından 2 yıl gibi kısa bir süre sonra Bursa yöresinin ipekböcekçiliği ve koza üretiminin değerlendirilmesi amacıyla Atatürk’ün talimatıyla kurulmuştur. 1 Ekim 1925 tarihinde temellerini Atatürk’ün kendi elleriyle attığı İpekiş fabrikası; Türkiye Cumhuriyeti’nin sanayiye öncülük eden ilk fabrikası olarak bilinmektedir. O dönemde anonim şirket yapısıyla kurulan İpekiş; aynı zamanda Cumhuriyet tarihinin ilk ihracat yapan firmalarındandır.

İpekiş; 1991 yılında Tarman Group bünyesine dâhil olarak halen yünlü sanayinde üretim, pazarlama ve satış faaliyetlerine şu an DOSAB’da devam etmektedir.

AÇILMADAN KAPANAN HENTBOL ŞUBESİ

Ahmet Serdar Baturkan, Hadi Bey’in Bursa yıllarını bana şöyle anlatmıştı;

“Ailelerimiz uzun yıllar önce tanışmışlardı. Akraba olmuştuk. Bende Bursa’da hentbol sporuyla ilgileniyordum.

Bursa’da Köy Hizmetleri Müdürlüğü bünyesinde bir hentbol takımı oluşturmuştuk. Bende bu takıma katkıda bulunuyordum. Daha sonra Köy Hizmetleri hentbol bölümünü kapattı. Sporcular kulüpsüz kaldı. İpekiş fabrikasını Tarman Ailesi almıştı. Hadi Bey o sırada İpekiş fabrikasının genel müdürü oldu. Hadi Bey amatör spor dallarını hayatı boyunca desteklemiş bir insaNdı.

Ben Köy Hizmetlerinin hentboldan vazgeçtiğini kendisine anlatmıştım. O da fabrikada amatör spor şubesi kurmak istiyordu. Sporcular, takımı son çalıştıran antrenör ve bu spora gönül vermiş, Bulgaristan Milli takımında hentbol oynamış, başka bir antrenörle fabrikaya gittik.

Hadi Bey sporcularla tanıştı. Sonra fabrika idare heyetini topladı. Fabrika bünyesinde bir hentbol takımı kurulması için karar alındı, yöneticiler karar defterini imzaladılar. Yönetim kurulu üyeleri odadan çıktılar, biz içeride konuşmaya devam ettik.

Derken kulübün son antrenörü hiç konuşmadığımız, gündemde olmayan bazı isteklerde bulunmaya başladı. Hadi Abi cevap vermeden dinliyor, ben renkten renge giriyordum, içimden ‘Eyvah, şimdi yandık’ diyordum.

Hadi Abi sürekli elindeki kalemle oynamaya devam etti. Eski antrenör konuşmasını bitirince elinde tuttuğu kurşun kalemi kırdı. Zile bastı, gelen odacıya müdürleri çağırmasını söyledi.

Müdürler geldiğinde; ‘Beyler hentbol şubesini kapatıyoruz’ dedi. Kapatma kararı imzalandı. Şaşkınlık içinde izledik. İşlemler bitince bize dönüp, “Çıkabilirsiniz” dedi. Ağzımı bıçak açmıyordu. Hep beraber fabrikanın kapısından çıkıyorduk, kapıdaki bekçi seslendi, ‘Ahmet Batur kim’ dedi. Benim deyince, ‘Hadi Bey sizi istiyor’ dedi.

Odasına çekinerek gittim. Bana ‘Otur’ dedi, sonra sakin bir sesle bana, ‘Bu tür insanlarla yola çıkma’ dedi.

Lojmanı fabrika girişindeydi. Lojmanın alt katında bilardo masası vardı. İkimizde bilardonun acemisiydik. Elimizde İstakalarla toplara vurmaya çalışırdık.

Üniversiteyi bitirince bana ‘üç şey yap’

-Otostop
-Bir oyunu, iyice öğren
-Diskoya git..

‘Bunları yap, iki yıl sonra yanıma gel’ demişti.

İki yıl sonra yanına gittim. Bana ‘Dediklerimi yaptın mı?’ diye sordu. Kendisine ‘Yaptım’ diye cevap verdim. Sonra bana ‘Bunları senden ne için istedim, biliyor musun?’ diye sordu ve açıkladı. “Otostop yaparak farklı kültürlerle tanıştın, farklı kültürden insanlarla ilişki kurdun. Bir oyunu iyi öğren dedim, sen de tavla öğrenmişsin. Birisiyle oynarken onu alt etmek, oyunu kazanmak için taktik geliştireceksin. Strateji kabiliyetin gelişecek.

Diskoya gittin insanların nasıl bioritimlerini bozduklarını, eğlenelim diye sağlıklarından olduklarını gözlemledin. Bu deneyimlerinden iş hayatında, özel hayatında da yararlan” dedi.

*

İTO’nun kurduğu Üniversite’de dersler verdi. GATA’da tedavi olurken, orada tedavi gören gazilere yardımcı oldu. Ampute Milli Takım’ın kurulmasını sağladı. Kısacası herkese ABİ OLDU.

Çok az insana nasip olacak bir cenaze töreninden sonra defnedildi. Ulucami’nin avlusu yurdun dört bir tarafından gelen sevenleriyle dolup, taşmıştı. Kendisini rahmetle anıyorum.

  • Ekrem Hayri PEKER

785 Toplam, 9 okuma bugün

Ekrem Hayri PEKER: Kimya mühendisi, araştırmacı, yazar, STK yöneticisi. Bursa Mustafa Kemal Paşa’da (1954) doğdu. Anadolu Üniversitesi Kimya Mühendisliği bölümü mezunu. TUBİTAK veri tabanına kayıtlı “Teknoloji tabanlı Başlangıç Firmalarına Özel İş Geliştirme” mentörü, C Grubu iş Güvenliği uzmanı olarak Nano kimyasalların tekstil materyallerine uygulamalar konusunda üniversitelerde konferanslar verdi. Yayınlanmış kitaplarından bazıları: "Kuşçubaşı Hacı Sami Bey", "Özbek Mektupları", "Yeşim Taşı - Ön Türkler ve Türk Tarihinden Kesitler", "Kafkasya'dan Anadolu'ya - Zekeriya Efendi". Belgeseltarih.com kurucu ortağı ve yazarıdır. E-Posta: ekrempeker@gmail.com