Ana Sayfa Balkanlar Kuşçubaşı Hacı Selim Sami Bey (1877-1927)

Kuşçubaşı Hacı Selim Sami Bey (1877-1927)

  • Ekrem Hayri PEKER

Her hikâyenin sonu önemlidir. Eğer yaşam bir hikâye ise önemli olan sonunun nasıl bittiğidir. Sona eriş şekline göre insana ya kahraman ya da hain sıfatını yapıştırılıyor.

Hayatı Mardan Dağ’ında; tesadüfen karşılaştığı Yörüklerle ve jandarmayla çatışmada kaybetmese Atatürk’e yapmayı planladığı suikast girişimi başarıya ulaşabilir miydi, bilinmez? Ama abisi gibi sabırla Yunanistan’da çıkarılacak bir affı bekleseydi belki yerli-yabancı yazarlar tarafından hakkında cilt cilt kitaplar yazılır, yaptıkları filme alınırdı.

Sarayda başlayan hayatı elli yaşında Denizli yakınlarındaki Mardan Dağ’ında sona ermiştir. Ama bu yaşama neler sığmadı ki. Arap çöllerinde başlayan eylemlerine hayatının sonuna kadar devam eder.  Onu Ege’de Çakırcalı Mehmet Efe’yi takip ederken, Libya’da İtalyan’larla savaşırken, Balkan Savaşı’ndan sonra Abisi Kuşçubaşı Eşref Beyle Edirne’yi kurtaranlar arasında görürüz. Batı Trakya Cumhuriyeti kurup, abisiyle beraber görev almıştır. Birinci Dünya savaşı başlarken Enver Paşa Abisine ve ona önemli görevler verir. Bu görev Hintlileri ve Orta Asya’daki Türkleri ayaklandırmaktır. Arkadaşlarıyla beraber Orta Asya’ya geçer. Bence Birinci Dünya savaşı’nın kaderini belirleyen bir eylemi başlatmıştır; Türkistan’ı ayaklandırmıştır. İsyanı bastırmak için Alman cephesinden çekilen kuvvetler isyanı kanla bastırmışlardır.300 bin Türk ölmüş, 300 bini Orta Asya’ya sürülmüş, 400 bin kişi Çin hâkimiyetindeki Doğu Türkistan’a kaçmıştır.

Babası Mustafa Nuri Bey Kafkasya’dan Türkiye’ye göç etmek mecburiyetinde kalmıştı. Babası Çerkez’lerin Ubih kolundandır. Annesi tarafından son Selçuklu Sultanı sultan Sencer’e uzanmaktaydı. Kuşlar konusunda bilgisi ve yeteneği sayesinde Sultan Aziz’in saltanat döneminde Kuşçubaşı olarak ailesiyle saraya yerleşir. Görevini Sultan Abdülhamit zamanında da sürdürür. Çocukları Eşref ve Selim Sami Kuleli’de şehzadelerle beraber okur. İstibdat rejiminin çürümüşlüğünü gören Eşref Bey burada bir örgüt kurmaya çalışır. Faaliyetleri açığa çıkan Eşref Bey Hicaz’a sürülür.

Kuşçubaşı Eşref Batı Trakya’da

1899 yılında Sami Bey abisini yalnız bırakmaz, sürgüne abisiyle gider. Abisiyle Arabistan çöllerinde dillere destan bir mücadele verir. Bedeviler çölün her yanında rastladıklara Eşref Bey’e tayyar/her yerde, her an hazır lakabını takarlar. Hapse atılan babalarını kurtarmak için Sure Alayını basıp Kabe’ye gönderilen örtüyü çalarlar. Birliklerin içtima alanından Mekke Komutanını kaçırırlar.

Sonra afla Ege’ye çiftliklerine dönerler. Burada da boş durmazlar dağlardaki Efeleri örgütlemeye çalışırlar. Meşrutiyet’in ilanından sonra Meşhur eşkıya Çakırcalı’nın peşine düşer, sonrasında Libya’da İtalyanlarla savaşa koşar.

Balkan Savaşı yenilgisini kabul eden ve Edirne’yi Bulgarlara bırakan Hükümeti deviren Enver Paşa ve arkadaşları İttihat ve Terakki Cemiyetini iktidara getirirler.  Sıra halka verilen sözü yerine getirmeye gelmiştir. Enver Paşa hükümetten habersiz, bazı komutanların desteği ile harekete geçer. Gönüllülerden oluşan fedai grubu dağ yollarından Edirne’ye sızar ve Edirne kurtarılır. Kaçan Bulgar komutan’ın beyaz atı padişah Mehmet Reşat’a gönderildi. Harekât devam eder, Batı Trakya Bulgar işgalinden kurtarılır. 1913 yılında Başkenti Gümülcine olan ilk Türk Cumhuriyet’i kuruldu.

Kurulan geçici hükümet Garbi Trakya Hükümet’i Muvakkataa İslamiyesi adını alır. Hükümet reisi Salih Hoca, genelkurmay başkanı Süleyman Ulvi’ydi. Ömrü 45 gün süren bu devlet Bulgarlar, Yunanlılar ve Fransızlar tarafından tanınır, kendi parasını ve pulunu basar. Ancak Cemal Paşa’nın baskısıyla bu cumhuriyet yıkıldı.

Batı Trakya Bulgarlara teslim edildi.

1.Dünya savaşı yaklaşırken Enver paşa, Kuşçubaşı Eşref ve Selim Sami’ye yeni görevler verdi. Bu ikili küçük bir heyetle tüccar kisvesinde Hindistan’a gittiler. Heyette Bursalı Gürcü İbrahim Bey’de vardı. Eşref Bey yıllar önce temas kurduğu Hint Hilafet komini ve kongre parti’sini örgütleyip isyan çıkaracak, Hacı Sami Bey’de Türkistan’a geçip oradaki Türk’leri ayaklandıracaktı. Heyet İngiliz’lerce gözaltına alındı. Ancak Hintliler onları kurtardılar. Eşref Bey Arabistan’a döndü. Hacı Sami Bey’in başkanlık ettiği heyet Pamir üzerinden Türkistan’a geçti. Burada sınır devriyelerine yakalanan grup Kırgız Türk’lerinin yardımıyla serbest kalır. Sonra Doğu Türkistan’a geçerler.

Hacı Sami Bey ve arkadaşları 1916’da Rus Çarlığı’na karşı Kırgız’ları ayaklandırdılar. Çarlık bu isyanı bastırmak için Alman cephesinden asker çektiler. Bunun sonucunda Alman cephesi çöktü, bu da çarlığın sonu oldu.

Türkistan’daki isyan kanla bastırıldı. Yüz binlerce insan öldürüldü, Sibirya’ya sürüldü. Dört yüz bin insan Çin kontrolündeki Doğu Türkistan’a sığındı. Hacı Sami Bey ve arkadaşları Çin’e sığınırlar. Burada kahraman gibi karşılanırlar. Şanghay’da misafir edilirler. Koreliler ordularını eğitmesi için onu çağırırlar. Savaş bitip arkadaşları Türkiye’ye dönerken o ortadan kaybolur, Sibirya’yı aşar. Enver Paşa’yı bulur. Onu Orta Asya’daki özgürlük mücadelesine devam eder.

Enver Paşa’nın Türkistan’ın İstiklal mücadelesi verirken bugün Tacikistan sınırları içinde bulunan Belcuvan/Bahçevan yakınındaki Cegan köyünde 4 Ağustos 1922 Cuma günü şehit olması üzerine insan, silah ve mühimmat temini için gittiği Afganistan’dan dönüp mücadelenin başına geçer. Hacı Sami Bey Afganlı yetkililerin önerisiyle mücadeleyi Türkistanlılara bırakarak İran’a geçer. Meşhet’teki Konsolosumuz Feridun Kandemir’le görüşür ve Türkiye’ye geçiş için Ankara’dan izin ister. Ancak Hacı Sami bey’e izin çıkmaz. Oda Yunanistan’a geçer, abisinin yanına gider. Ancak kardeşler Ankara’ya karşı izleyecekleri yol için anlaşamazlar, İzmir suikastı davası sonunda idam edilen arkadaşlarının intikamını almak onda saplantı olmuştur. Bugün bile açığa çıkmayan temaslar sonucu para ve silah temin eder.

Türkiye’den Yunanistan’a kaçmış veya esir düşmüş insanlardan bir grup oluşturur.17 Ağustos 1927’de Sisam adasından Kuşadası’na çıkar, silah olarak yanlarında mavzer, tabanca ve el bombaları vardır. İki gün sonra İzmir suikastı davası sonunda asılan Sarı Efe Edip Beyin çetesiyle Yunanlılara karşı savaşmış olan kardeşi Ahmet onlara katılır. Hedefleri Uşak yakınlarındaki Nallıhan Boğazı’dır.

Atatürk’ün Ege’ye yapacağı ziyaret için bineceği trene saldırı düzenleyeceklerdi. 26 Ağustos 1927 günü Mardan Dağ’ında tesadüfen karşılaştıkları Yörükler onlardan şüphelenirler, Yörüklerle çatışırlar. Jandarma çatışmaya yetişir, çıkan çatışmada Hacı Sami bey ve kardeşi Ahmet ölürl. Çetesinde buluman Söke’li Mecit, Düzceli Mecit ve Düzce’li Abaza Hakkı yakalanırlar. Sanıklar İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandılar. İstanbul’da yaşayan kardeşleri Mekki’de mahkemede bu yargılanır. Suikastle ilgisi kanıtlanmayan Kuşçubaşı Mekki beraat eder. Diğer sanıklar ve Eşref Bey gıyabında ölüme mahkûm edilir.

Hacı Sami bey’in Türkiye’de kimlerle temas ettiği, silahlar ve harcamaları için gerekli parayı kimin gönderdiği, mektuplaştığı kişiler hala bir sır olarak günümüze gelmiştir. Hacı Sami Bey bombalarıyla trene saldırmayacak kadar tecrübeli bir insandır. Zamanın en büyük gerilla savaşı uzmanıydı. Bu saldırı için makineli tüfek ve dinamit gibi silahları getirecek ve saldırıya katılacak kişilerle ilgili ipucuna ulaşılamamıştır. Bu olayın üstü bugüne kadar örtülü kalmıştır.

O günün siyasi hayatı içinde bu olaylar unutulup gitmiştir. Eğer suikast girişiminde bulunmasaydı adı bugün kahramanlarımız arasında geçecek ve üstüne çok sayıda kitaplar yazılacaktı.

TBMM’nin o günlerde yaşananları inceleyip, siyasi sebeplerden hüküm giyen, hain ilan edilen, asılan insanlarla ilgili kararları ve algıları gözden geçirilmeli ve itibarlarını iade etmesi gerekir. Bu karar bir kısım yaraları saracaktır diye düşünüyorum.

2,024 Toplam Okuma, 13 Bugün

Ekrem Hayri PEKER

Ekrem Hayri PEKER

Kimya mühendisi, araştırmacı, yazar, STK yöneticisi. Bursa Mustafa Kemal Paşa’da (1954) doğdu. Anadolu Üniversitesi Kimya Mühendisliği bölümü mezunu. TUBİTAK veri tabanına kayıtlı “Teknoloji tabanlı Başlangıç Firmalarına Özel İş Geliştirme” mentörü, C Grubu iş Güvenliği uzmanı olarak Nano kimyasalların tekstil materyallerine uygulamalar konusunda üniversitelerde konferanslar verdi. Yayınlanmış kitaplarından bazıları: "Kuşçubaşı Hacı Sami Bey", "Özbek Mektupları", "Yeşim Taşı - Ön Türkler ve Türk Tarihinden Kesitler", "Kafkasya'dan Anadolu'ya - Zekeriya Efendi". Belgeseltarih.com kurucu ortağı, yazarı ve yayın yönetmenidir.

Comments

Comments